{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1879 <br>KARAR NO: 2025/1138<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/04/2022<br>NUMARASI: 2019/513 Esas - 2022/425 Karar<br>DAVA: Tazminat <br>DAVA TARİHİ: 21/08/2019<br>Davanın kısmen kabulüne-reddine  ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirketin dava dışı şirkete sattığı mal karşılığında davalı bankaya ait ... seri nolu, 30.11.2015 tarihli ve 60.000-TL bedelli çeki aldığını, çekin karşılıksız çıkması üzerine, İstanbul ...İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, ancak takibin semeresiz kaldığını, borçlu şirkete ait hiçbir mal bulunamadığını, 5941 sayılı Çek Kanunu'nda bankalara çek konusunda önemli bazı mükellefiyetler getirildiğini, çekin hesap sahibi ile ilgili yeterli araştırma yapılmaksızın verildiğini, keşideci firmanın yeterli maddi varlığının bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, bilançoların ve vergi borçlarının tahkik edilmediğini, şirketin merkez adresinin kaç kere değiştiğinin tespit edilmediğini ve yerinde olmayan şirketin merkezinde tahkikat yapılarak tutanak tutulmadığını, bu nedenle semeresiz kalan takip borcunun davalı banka tarafından karşılanması gerektiğini belirterek şimdilik 5.000-TL maddi tazminatın takip tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>TALEP ARTIRIM: Davacı vekili 20/03/2022 tarihli bedel artırım dilekçesi ile dava değerini 65.042,47-TL'ye yükseltmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili; dava konusu çeke ilişkin hesabın 23.06.2015 tarihinde açıldığını, çek karnesinin müşteriye 01.07.2015 tarihinde teslim edildiğini, çek karnesi verildiği tarihte müşterinin risk oluşturacak veya sakıncalı hiçbir durumunun olmadığını, bu hususta gerekli sorgulamaların yapıldığını, çek hesabı açılması konusunda uyulması gereken kurallara uygun hareket edildiğini, kaldı ki TBB Risk Merkezi raporundan da açıkça anlaşılacağı üzere çek keşidecesine ait ibraz edilen ilk çekin 28.04.2014 tarihini taşıdığını, ayrıca çek keşidecesinin sadece müvekkili bankada değil 6 farklı bankada çek hesabı bulunduğunu, bunun yanı sıra çek keşidecesinin müvekkil bankadan çek karnesi aldığı 01.07.2015 tarihinde herhangi bir karşılıksız çekinin mevcut olmadığını,müvekkili bankanın çek karnesi verilmesi aşamasında  ihmali bulunmadığını, davacının firmadan çek almadan önce tahsil kabiliyetinin olup olmadığını araştırıp ondan sonra çeki kabul etmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; dava dışı ...'ın, davalı bankada çek hesabını açarken yerleşim yeri belgesi ile ticaret sicili kaydı ve ekonomik sosyal durum belgesini almadığı, TBB Risk Merkezinden sorgulama yapmadığı, davalı bankanın çek hesabı açtığı sırada göstermesi gereken dikkat ve özeni göstermediği, kanundan kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal ettiği, davalı bankanın olayda ağır kusurunun bulunduğu, davacının çeki davalı bankaya ibraz ettiğinde yasal karşılığı olan 1.200-TL'yi tahsil etmesinden sonra kalan 58.800-TL ile 5.880-TL çek tazminatı, 178,40-TL komisyon ve 186,07-TL işlemiş faizden oluşan toplam 65.042,47-TL tutarındaki alacağını tahsil edemediği, davacının dava dışı keşideci ..., ... İnşaat Ltd. Şti ve ... Yapı A.Ş. aleyhine başlattığı İstanbul ...İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında haczi kabil mal bulunamadığından takibin semeresiz kaldığı, davacının 65.042,47-TL zarara uğradığı, ancak davacının tacir olması nedeniyle dava konusu çeki kabul ederken basiretli tacir gibi keşidecinin ödeme gücü olup olmadığı konusunda bir araştırma yapmadığı, bu suretle yaygın içtihatlar doğrultusunda dava konusu olayda tarafların takdiren % 50'şer oranda kusurlu olduğu gerekçesiyle davalının kusuruna tekabül eden 32.521,23-TL tazminatın dava tarihi olan 21/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Davacı vekili; davalı bankanın kanunda belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmediğinin bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiğini, mahkemece davalı bankanın ağır kusurlu olduğunun kabul edildiğini, müvekkiline % 50 kusur atfının hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2-Davalı vekili; davanın kısmi dava olarak açılmasına rağmen mahkemece belirsiz alacak davası olarak karar verilmesinin doğru olmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, kabule göre de buna bağlı olarak sonradan artırılan kısım için faize ıslah tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiğini, davacının sadece çek bedeli kadar tazminat talep etmesine rağmen taleple bağlılık ilkesine aykırı bir şekilde çek tazminatı, komisyon ve işlemiş faize de hükmedilmesinin doğru olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, sorumluluğun haksız fiilden kaynaklandığını, 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğunu, müvekkili bankanın yürürlükte olan düzenlemelere uygun hareket ederek çek hesabını açtığını, çek hesabının açıldığı tarihte keşidecinin herhangi bir karşılıksız çekinin bulunmadığını, müvekkili gibi davacının da tacir olduğunu, davacının ağır kusurlu olması nedeniyle nedenselliğin kesildiğini, bilirkişi raporları arasında çelişki bulunmakta iken mahkemenin son bilirkişi raporunu esas alarak karar vermesinin hatalı olduğunu, takibin semeresiz kalmadığını, alacağın aciz vesikasına bağlanmadığını, üç borçlu bakımından da aciz vesikası alınması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı, davalı bankanın keşideci hakkında çek hesabının açılışı sırasında 5941 sayılı Kanun’un ve ilgili mevzuatın öngördüğü yeterli araştırmayı yapmadan keşideciye çek karnesi verdiğini, çekin karşılığının bulunmaması üzerine başlatılan takibin semeresiz kalması nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek zararın tazmini davalı bankadan talep etmiş, davalı banka ise tüm yükümlülüklerin yerine getirildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.  5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2/1 fıkrası  \"Bankalar, çek hesabı açılması ile ilgili olarak bu Kanunla kendilerine verilen görev ve yükümlülükleri yerine getirirken, çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklı olup olmadığını bu Kanun hükümlerine göre araştırırlar; ayrıca ilgili kişinin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni gösterirler.\" hükmünü haizdir. Bir bankanın, çek hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti v.s konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan çek karnesi vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise çek hesabının açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5941 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile mülga 6102 sayılı TTK'nın 18. maddelerinde öngörülen basiret ve itinayı göstermemek suretiyle kusurlu olduğunun ve bu davranışının sonuçlarına katlanması gerektiğinin kabulü icap eder. Çekin hamili de ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini  araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır. Ayrıca, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre, karşılıksız çek için davacının evvela kendi akidinden alacağını tahsil yoluna gitmesi, tahsil edememesi halinde davalı bankaya müracaat etmesi gerekmektedir. Somut olayda, davacı tarafından dava dışı çek keşidecisi ile müracaat borçluları hakkında 11/12/2015 tarihinde başlatılan icra takibinde keşideci hakkında yapılan haciz işlemlerinde haczi kabil mal bulunamadığına dair tutanak tutulmuş olup, diğer borçlular bakımından ise yapılan icra takip işlemleri ve geçen süre dikkate alındığında bir sonuç elde edilemediği incelenen icra dosyası içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının keşideci ve çekteki müracaat borçluları hakkında başlattığı takibin semeresiz kaldığının, davacının davalı bankaya müracaat hakkının bulunduğunun kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı bankanın çek hesabını açarken ve çek karnesi verirken alınması gereken belgelerden yerleşim yeri belgesi, ticaret sicili kaydı ve ekonomik sosyal durum belgesini almadığı, çek hesabı açtığı kişinin malvarlığını yeterince araştırmadığı, TBB Risk Merkezi'nden sorgulama yapmadığı anlaşılmaktadır. Ancak davalı bankanın çekle işleyecek hesap açarken ve yasanın, mevzuatın öngördüğü görev ve yükümlülükleri yerine getirirken bu işin gerektirdiği basiret ve özeni göstermesi gerekir, müşterisi ile yeterli ve zorunlu bir süre çalışmadan, işlem profilini ve kapasitesini öğrenip ticari faaliyetini izlemeden, ayrıca malvarlığını araştırmadan, şirketin bulunduğu mahalde istihbarat çalışması yapmadan çek karnesi vermekte kusurlu sayılmalıdır. Öte yandan  davacı da, bahse konu çeki alıp karşılığında mal/hizmet verirken basiretli bir tacir gibi gerekli araştırmayı yapmadan çekleri kabul ettiğinden kusurlu hareket etmiştir. Bu durumda tarafların yarı yarıya kusurlu olduklarının kabulü de yerindedir. Davacı ile davalı banka arasında sözleşme ilişkisi bulunmamakta dava konusu alacak tazminat kabilinden olduğundan, belirsiz alacak için dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gibi davacının zararının, takibin semeresiz kaldığı tarihte meydana geldiğinden davada zamanaşımı da oluşmamıştır. Bununla birlikte çekin karşılığının bulunması halinde davacının sadece çek bedelini alabileceği dikkate alındığında davalı bankanın çek tazminatı, komisyonu ve diğer kalemlerden sorumlu tutulması doğru olmamıştır. Ödenen çek sorumluluk tutarı da dikkate alındığında 58.800-TL çek bedelinin % 50 kusur indirimi yapılmış hali ile 29.400-TL üzerinden davanın kabulü gerekirken, davalının sorumlu olmadığı kalemler de alacağa ilave edilerek karar verilmesi doğru olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına,yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından 29.400-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; istanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  25/04/2022 Tarih 2019/513 Esas - 2022/425 Karar sayılı kararının HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; \"Davanın kısmen kabulüne; 29.400-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine\"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; \"Alınması gereken 2.008,31-TL karar harcından 85,39-TL peşin harç ve 1.110-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.195,39‬-TL harcın mahsubu ile kalan ‬812,92‬-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine, Davacı tarafından yatırılan 1.239,79‬-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 4.600-TL bilirkişi ücreti ve 58,90-TL posta masrafı olmak üzere toplam 4.658,90-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 2.110-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,  Davalı tarafından yapılan 45-TL posta masrafından ibaret yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 25-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,  Davacı lehine taktir olunan 5.100-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davanın reddolunan kısmı üzerinden davalı lehine taktir olunan  5.100-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve ret oranı gözönünde bulundurularak 725-TL'sinin davacıdan, ‬595-TL'sinin davalıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine\" Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 555,39-TL harcın mahsubu ile kalan 60,01‬-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yatırılan 555,39-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Davacı tarafından yapılan 102-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 50-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 1,50-TL istinaf yargı giderinin üzerinde  bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f7c9322fae53e5ff","SID":"ce18fa819695453d"}}