{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/86 Esas<br>KARAR NO: 2025/1149 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 11/07/2024 <br>NUMARASI: 2024/503 Esas - 2024/707 Karar <br>DAVA: Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) <br>KARAR TARİHİ: 03/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerin ortağı olduğu ... San. ve Tic. A.Ş. mobilya satışı ile uğraşmakta olup, müvekkiller ve davalılar % 25 hisseye sahip olduklarını, davalılardan ... şirket yönetim kurulu başkanı diğer davalı ise müvekkil ... ile yönetim kurulu üyesi olup, müvekkil ...’ın yetkisi bulunmamakta, ... ise diğer davalı ile birlikte münferiden temsile yetkili olduklarını, tarafların babaları ...'ün 12.03.2020 tarihinde vefat ettiğini, bu tarihten sonra yapılan şirket genel kurulunda davalıların bu görevlere atandıklarını, müvekkilin murislerinin vefatı olan 12.03.2020 tarihi itibari ile mirasçılar arasında ... ve ortakları Adi Ortaklık Sözleşmesi imzalanmış ve mirasçılar payları oranında şirkete ortak olduklarını, ortaklığın yönetiminin ise ...’e ait olduğunu, ancak adi ortaklığın üretim yapmamakta ... mobilya adi ortaklıktan pay alıp toptan ve perakende satış yaptığını, davalı ... muris ...’ın bankadan para çekme dahil tüm vekaletnamesini almış, bu vekaletnameyi davalı iki kardeş iki şirketin gayri resmi satışlardan elde ettiği satış bedellerini kendileri ve çocukları eşleri üzerine aktarmışlar, kendi üzerlerine ve akrabalarının üzerlerine daireler almışlar, hatta ...’ün biriktirdiği ve banka kasasına koyduğu altın ve dövizi de akrabaları ... vasıtası ile kendi üzerlerine aktardıklarını, davalılar müvekkillere ne kar payı dağıtmakta ne de Şirket müvekkillerin maliki olduğu yine mirasçıların ortak olduğu ... Mah. ... Mah. ... Caddesi No:... adresinde bulunan binayı kiralamasına rağmen bir kira bedeli ödememekte, şirketin mal varlığını satıp, kendi hesaplarına aktarmakta, şirket kardan yoksun kalmakta, davalılar şirket yönetimini fiilen ele geçirdikleri için şirkette kendilerine ödeme yapmakta, şirket ana sözleşmesinde hüküm olmamasına rağmen kendilerine yapılan bu ödeme dışında müvekkillere bir ödeme de yapmadıklarını beyanla davalılar halen ... San. ve Tic. A.Ş.nin Yönetim Kurulu Başkanı ve Başkan Yardımcısı olduğundan, bu şirketin malvarlığı üzerinde işlem yapma yetkileri de mevcut olduğundan, yukarda belirtildiği üzere kayıt dışı mal satışı yapıldığından şirket kayıtlarının incelenerek denetim kayyumu atanmasını, müvekkillerin ortağı olduğu ... San. ve Tic. A.Ş.nin satışlarını gizleyerek şirketi ve müvekkilleri zarara uğratmaları nedeni şimdilik 50.000 TLnin davalılardan ticari faizi tahsili ile bu bedelin şirkete ve müvekkillere ödenmesine karar verilmesi şirket mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; aynı davanın daha önceden açılmış ve huzurdaki davanın açıldığı tarihte ve halihazırda henüz kesinleşmemiş olduğunu, derdestlik sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,  davalı müvekkiller ve davacı ..., ... Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi olduklarını, dava dilekçesinde her ne kadar davacı ...'ın yönetim kurulunda yetkisinin bulunmadığı iddia edilmiş ise de; Anonim Şirketin yönetimi ve dışarıya karşı temsili, yönetim kurulu tarafından yerine getirildiğini, bu kapsamda, şirket, yönetim kurulu tarafından yönetilmekte ve temsil ettiğini,  davacı ...'ün yönetim kurulu üyeliğinin sonlandırılması 06.04.2022 tarihinde yapılan şirket genel kurulunda anılan davacının da oyu ile tüm ortakların oy birliği ile yapılmış ve yönetim kurulu üyeliğine oy birliği ile ... seçildiğini,  Murisin ölüm tarihinde murisin ... Ticaret A.Ş.'de hiç payının ve ortaklığının bulunmaması sebebiyle terekeye dahil olmadığını, şirkette kar payı dağıtımına genel kurul yetkili olup davacıların da katıldığı ve olumlu oy kullandığı 2022 yılı genel kurulunda kar payı dağıtılmamasına oy birliği ile karar verildiğini, davacı ... ve davalılar adına ... Bankasında açılan müşterek hesap hareketlerinin şirketle hiç bir ilgisi bulunmamakta olup anılan hesap hareketlerinin adi ortaklık ile ilgili olduğunu, kayyım atanması şartlarının oluşmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 11/07/2024 tarih ve 2024/503 Esas - 2024/707 Karar sayılı kararı ile; \" Dava ;  davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin davalı ortaklar tarafından zarara uğratıldığı iddiası nedeni ile kayyım atanması istemlidir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin kayıt dışı mal satışı yapıldığı iddiası ile diğer davalılar tarafından zarara uğratılıp uğratılmadığı, tedbiren denetim kayyım atanması koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarından kaynaklandığı mahkememizce tespit edilmiştir. Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/18 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; tarafların aynı olduğu, talebin işbu dava ile aynı nitelikte  olduğu,  davanın arabuluculuk özel dava şartı noksanlığından dolayı usulden reddine karar verildiği, dosyanın henüz kesinleşmediği anlaşıldı. Taraflar arasında aynı talebe ilişkin ve kesinleşmemiş davası olduğu açıktır.HMK 114/h maddesinde “Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması”, 114/ı maddesinde ise “Aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması”  dava şartı olarak düzenlenmiştir.HMK 115/1. Maddesi uyarınca mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracaktır. HMK 115/2. maddesi uyarınca dava şartı noksanlığı tespit edilmesi halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir.Yapılan değerlendirmede, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/18 Esas sayılı dosyasının kesinleşmediği, açılmış dava hala kesinleşmemiş iken davacının mahkememizde açmış olduğu işbu davasında 6100 sayılı Kanun'un 114/1-h ve ı bentleri uyarınca, aynı konuda kesinleşmemiş bir dava olduğu ve dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, dolayısıyla da dava şartı noksanlığının bulunduğu değerlendirilmiş ayrıca yönetici sorumluluğu hususunda ortaklar dışında şirketin hasım olarak gösterilmesi mümkün olmadığından işbu davanın şirkete yönetilmesi mümkün olmamakla beraber davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi bakımından açılan davanın usulden reddine aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \" gerekçeleri ile; \" 1-Davalılar ... ve ... yönünden açılan DAVANIN DERDESTLİK NEDENİYLE REDDİNE, 2-Davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi bakımından açılan DAVANIN USULDEN REDDİNE, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kendileri tarafından 05/01/2024 tarihinde tarafları ve konusu ilk derece mahkemesinde görülen işbu dosya ile aynı olan Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2024/18 E. sayılı dosyasının açılmış olup, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2024/18 E. 2024/498 K. sayılı 08/05/2024 tarihli kararıyla ''Davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan tazminata ilişkin davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan dava dışı şirkete denetim kayyımı atanmasına ilişkin davanın ise PASİF HUSUMET NEDENİYLE REDDİNE'' karar verdiğini, bunun üzerine 09/05/2024 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu ve arabuluculuk sürecinin 17/05/2024 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığını, Daha sonra açılan davada ise Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 11/07/2024 tarihli 2024/503 E. 2024/707 K. numaralı kararında ''Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/18 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; tarafların aynı olduğu, talebin işbu dava ile aynı nitelikteolduğu,davanın arabuluculuk özel dava şartı noksanlığından dolayı usulden reddine karar verildiği, dosyanın henüz kesinleşmediği anlaşıldı.Yapılan değerlendirmede, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/18 Esas sayılı dosyasının kesinleşmediği, açılmış dava hala kesinleşmemiş iken davacının mahkememizde açmış olduğu işbu davasında 6100 sayılı Kanun'un 114/1-h ve ı bentleri uyarınca, aynı konuda kesinleşmemiş bir dava olduğu ve dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, dolayısıyla da dava şartı noksanlığının bulunduğu değerlendirilmiş ayrıca yönetici sorumluluğu hususunda ortaklar dışında şirketin hasım olarak gösterilmesi mümkün olmadığından işbu davanın şirkete yönetilmesi mümkün olmamakla beraber davalı ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi bakımından açılan davanın usulden reddine aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçeleriyle ''1-Davalılar ... ve ... yönünden açılan DAVANIN DERDESTLİK NEDENİYLE REDDİNE, 2-Davalı ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi bakımından açılan DAVANIN USULDEN REDDİNE...'' şeklinde hüküm kurulduğunu, eksik inceleme neticesinde verilen bu kararın usul ve yasaya aykırı olup kabulünün mümkün olmadığını, İşbu dosyada 2024/707 K. numaralı kararın 11/07/2024 tarihinde verilmiş olup kendilerine 18/11/2024 tarihinde e- tebliğ ile tebliğ edildiğini, daha önce açtıkları 05/01/2024 tarihinde tarafları ve konusu ilk derece mahkemesinde görülen işbu dosya ile aynı olan Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2024/18 E. sayılı dosyasının 13/11/2024 tarihli kesinleşme şerhinde ''Mahkememizden verilen işbu 08/05/2024 tarihli hüküm, davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...' a 27/05/2024 tarihinde tebliğ olunmuş, Tarafların Kararı İstinaf Etmemesi Üzerine Kararın 11/06/2024 tarihinde kesinleştiği tasdik olunur.'' şeklinde hüküm kurulduğunu, (EK-1 Kesinleşme Şerhi), buraka da görüleceği üzere ilk derece mahkemesi uhdesinde görülen işbu dosyada kararın 11/07/2024 tarihinde verildiğini, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2024/18 E. sayılı dosyasında ise kararın 11/06/2024 tarihinde kesinleştiğini, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin derdestlik nedeni ile reddettiği davanın aslında derdest olmadığını, ilk derece mahkemesinin 11/07/2024 tarihinde Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2024/18 E. sayılı dosyasının kesinleşmemesini gerekçe göstererek davanın reddine karar verdiğini, ancak kesinleşme şerhinde de görüleceği üzere ilk derece mahkemesinin derdestliğine dayanak gösterdiği davanın 11/06/2024 tarihinde yani ilk derece mahkemesi kararından bir ay önce kesinleştiğini, işbu sebeplerle ilk derece mahkemesinin derdestlik nedeni ile davanın reddine karar vermesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/2973 E. 2023/962 K. numaralı kararında; ''Açıklanan nedenlerle dava sarti eksikligi bulunup bulunmadığı belirlenirken dava tarihi degil, incelemenin yapıldiğı tarihitibariyla bir eksiklik bulunup bulunmadigina bakilmalidir.Kaldi ki HMK 114/1-1 madde hükmüne göre derdestlik için aynı davanın daha önceden açılmış olması yeterli olmayıp bunun yanında diğer davanın halen görülmekte olması gerekmektedir. Görülmekte olan önceki dava kesin hüküm oluşturmayacak biçimde sona ermiş ise halen görülmekte olma koşulu ortadan kalkmış olduğu için sonradan açılan davada derdestlik nedeniyle dava şartı eksikliği bulunduğundan söz edilemeyecektir. Somut olayda; davacı  tarafca ilk olarak açılan ve İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/211 Esas sayılı dosyası ile görülmüş olan, çekişmeli alacak davasına dayanak izmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1100 Esas sayılı konkordato tasdik hükmǚ, yapılan istinaf başvuruları neticesinde, bölge adliye mahkemesince kaldırılmış ve buna dayalı olarak ilk davanin konusuz kaldiğı kabul edilerek karar verilmiştir. Konusuz kalma nedeniyle kurulan hükmün, işbu temyiz incelemesine konu bölge adliye mahkemesi karari tarihinden önce kesinleşmiş olduğu anlaşılmaktadır. Açılan ikinci dava ise yine aynı mahkemece kaldırma kararı sonrası  2021/42 Esas sayılı dosya üzerinden verilen tasdik hükmü olup,bu davanın İİK'nın 308/b maddesindeki usule uygun sekilde açıldığında tartışma bulunmamaktadır. Bu durumda aynı alacakla iki ayrı dava açılmasındaki temel Saikin ilk tasdik karari ortadan kalkmis oldugu icin önceki davanın konusuz kaldığının kabul edilmesidir.ilk tasdik kararının  ortadan kalkmasıyla önceki davanın konusuz kalıp kalmadığı  tartışılabilir ise de bunun tartışma yeri bu dosya olmayıp önceki dosyadır. Kaldi ki konusuz kalma kararı sonraki süreçte kesinleşmistir. Bu davanın açıldığı tarihte konusuz kaldığı kabul edilen dosyadaki karar kesinleşmemiş ise de bölge adliye mahkemesinin karar verdiği tarihten önce kesinleşmiş olup istinaf incelemesinin yapıldiğı tarihte önceki dava nedeniyle görülmekte olan derdest bir dava bulunmamaktadır. Bölge adliye mahkemesince ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi yapılırken, derdestliğe ilişkin dava şartı  eksikliği bulunup bulunmadığının dava tarihine göre değil dava şartı incelemesini de kapsayan istinaf incelemesinin yapıldığı karar tarihine göre belirlenmesi gerekir.Bu durumda dava tarihi esas alınarak derdestliğe ilişkin dava sartı eksikliği bulunduğu kabul edilerek istinaf başvurusunun esastan redine karar verilmesi yerine dava şartı  eksikliğinin ortadan kalktığı gözetilerek bir karar verilmelidir. Bu durumda mahkemece; süreç icerisinde gelişen durum da dikkate alınarak, işbu davanın esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı gerekçelerle davanın derdestlik nedeniyle usulden reddi doğru olmamış, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak, ilk derece mahkemesi kararının bozulması uygun görülmüştür.'' şeklinde hüküm olduğunu, Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere davanın derdest olmadığını, mahkemenin eksik inceleme sonucunda haksız ve hukuka aykırı karar verdiğini, Diğer yandan ilk derece mahkemesi kararında ''ayrıca yönetici sorumluluğu hususunda ortaklar dışında şirketin hasım olarak gösterilmesi mümkün olmadığından işbu davanın şirkete yönetilmesi mümkün olmamakla beraber davalı ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi bakımından açılan davanın usulden reddine aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' şeklinde hüküm kurarak Davalı ...Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi bakımından açılan DAVANIN USULDEN REDDİNE karar verdiğini, bu kararın da hatalı olduğunu, söz konusu kararda mahkemenin taraflar arasındaki uyuşmazlığın 'davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin kayıt dışı mal satışı yapıldığı iddiası ile diğer davalılar tarafından zarara uğratılıp uğratılmadığı, tedbiren denetim kayyım atanması koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarından kaynaklandığı'' tespitini yaptığını, mahkemenin taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ile alakalı olduğu tespitini yaptığını, ancak uyuşmazlık konusu olan şirketin hasım olarak  gösterilmesinin mümkün olmadığını gerekçe göstererek davayı davalı şirket yönünden usulden reddettiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın söz konusu şirket ile ilgili olmasından ve yine mahkemenin kararına göre şirket üzerinde bir hukuki işlem yapılacağından dolayı şirketin davalı olarak gösterilmesinin hukuka, usule ve yasalara uygun olup mahkemenin davalı şirket yönünden davanın usulden reddine karar vermesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Açıklanan nedenlerle mahkemenin eksik inceleme sonucunda bir hüküm kurarak davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğu için  istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu beyanla; Açıklanan nedenlerle; -İstinaf başvurularının kabulüne, -Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 11/07/2024 tarih ve 2024/503 E - 2024/707 K numaralı kararının kaldırılarak istinaf incelemesi yapılarak ve yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmesini, -Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, 6102 sayılı TTK'nın 553 ve devamı maddeleri uyarınca uyarınca şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı tazminat ve şirkete denetim kayyımı atanması istemine ilişkindir.Mahkemece,1-Davalılar ... ve ... yönünden açılan davanın derdestlik nedeniyle reddine, 2-Davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi bakımından açılan davanın usulden reddine,  karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacılar vekili dava dilekçesi ile;Taraflarınca 05/01/2024 tarihinde tarafları ve konusu sayın mahkemenizde görülen işbu dosya ile aynı olan Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/18 E. sayılı dosyası ile dava açılmış olup, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/18 E. 2024/498 K. sayılı 08/05/2024 tarihli kararıyla; ''Davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan tazminata ilişkin davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan dava dışı şirkete denetim kayyımı atanmasına ilişkin davanın ise pasif husumet nedeniyle reddine'' karar verildiğini, bunun üzerine 09/05/2024 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu ve arabuluculuk süreci 17/05/2024 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığını, bu sebeplerle aynı konuda  işbu davanın açıldığını belirtmiştir.Dairemizce derdestlik davasına konu Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/18 E. 2024/498 K. sayılı 08/05/2024 tarihli kararının kesinleşme şerhli sureti getirtilip incelendiğinde; Davacılar ... ve ... tarafından davalılar ... ve ... hakkında  05/01/2024 tarihinde  Şirket Yöneticisinin  Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat ve Denetim Kayyımı Atanması istemi ile dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda 08/05/2024 tarih ve 2024/18 Esas - 2024/498 Karar sayılı kararı ile;''....Davacılar tarafından dava dışı şirket yöneticileri aleyhine yönetici sorumluluğundan kaynaklı TTK 553.md gereğince tazminat davası açtığı, tazminat davasının zorunlu arabuluculuk şartına bağlı olduğu, davacılar tarafından davadan önce arabuluculuğa başvurulmadığından iş bu talep yönünden davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine; dava dışı şirkete denetim kayyımı atanmasına yönelik davanın şirket tüzel kişiliğine karşı açılması gerektiği, ancak davacılar tarafından şirketin davalı olarak gösterilmediği, şirkete denetim kayyımı atanması davasının şirket yöneticilerine karşı açılamayacağından iş bu talebin de pasif husumet nedeniyle reddine karar vermek gerektiği,'' gerekçesi ile; 1-Davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan tazminata ilişkin davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, 2-Davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan dava dışı şirkete denetim kayyımı atanmasına ilişkin davanın ise pasif husumet nedeniyle reddine, karar verildiği, verilen kararı tarafların  İstinaf Etmemesi Üzerine Kararın  11/06/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Bakırköy 5 ATM. de açılan davanın eldeki davadan önce açıldığı ve  bu dosyanın tarafları, dava sebebi, konusu (talep sonucu) ile eldeki davanın tarafları, dava sebebi ve konusunun ( talep sonucu ) aynı olduğu ve derdestliğin söz konusu olduğu  tesbit edilmiştir.Dava şartları davanın açıldığı tarihe göre belirlenecek olup işbu dava açıldığı tarihte derdest bir dava bulunduğundan o dava hakkında verilen kararın eldeki davanın karar tarihinden önce kesinleşmiş olması, dava tarihine göre yapılacak dava şartları incelenmesini etkilemeyecek olup ilk derece mahkemesince davanın derdestlik sebebiyle reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu itibarla  davacılar vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik aksi yöndeki istinaf sebepleri  yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 19/02/2023 Tarih ve 2021/4936 Esas - 2023/740 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.) Sonuç itibariyle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacılardan  tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacılar üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 03/07/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6dd766066b2bcff5","SID":"99ea5625f6c3ecfb"}}