{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/188 <br>KARAR NO: 2025/815<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 24/11/2022<br>NUMARASI: 2021/97 E. - 2022/240 K.<br>DAVANIN KONUSU: Markanın Hükümsüzlüğü, Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Tazminat <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/05/2025<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; TPMK nezdinde ... sayı ile tescilli \"...\" ibareli markanın müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkili şirketin \"...\" adı altında uzun yıllardır pvc, pencere ve kapı sistemlerine ilişkin ürünler ile birçok alanda ve modelde üretim yaptığını, ancak hal böyle iken davalının, TPMK nezdinde ... sayı ile tescilli \"...\" ibareli markası altında, müvekkili şirket ile aynı kullanım alanlarında faaliyet gösterdiğini, bu durum üzerine müvekkili tarafından davalıya ihlal teşkil eden eylemlerin sonlandırılması amacıyla noter aracılığıyla ihtarname keşide edildiğini, ancak davalının söz konusu eylemlerini sürdürdüğünü, söz konusu hususların tespit edilebilmesi amacıyla Çatalca Sulh Ceza Hakimliği'nin 2020/588 Değişik İş sayılı dosyasında delil tespiti ikame edildiğini ve davalının son bulmaz eylemlerinin müvekkilinin markadan doğan haklarına zarar verdiğini iddia ederek, müvekkilinin markasına yönelik tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, davalı adına ... sayı ile tescilli \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğünü, tecavüz teşkil eden ürünlere el konularak imhasını, şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile verilecek hüküm özetinin ilanını  talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 26/09/2022 tarihli dilekçesi ile, 1.000,00 TL olan maddi tazminat talebini 250.000,00 TL tutarında artırarak, harcını yatırmıştır.<br>CEVAP DİLEKÇESİ  Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin TPMK nezdinde ... sayı ile tescilli \"...\" ibareli markası ile serbest bölgede üretim yaptığını ve bu ürünlerin tamamını Libya'ya ihraç ettiğini, müvekkilinin davacı şirketin markasını  ve ürünlerini taklit etmediğini, tüm PVC profil üreticilerinin kullandığı ve herkesin malumu olan halka mal olmuş ürünler ürettiğini ve söz konusu ürünleri kendi adına tescilli olan \"...\" ibareli markası ile ihraç ettiğini, davacı markasının esaslı unsuru \"...\" ve yan unsurunun \"..\" olduğunu, Türkçe karşılığının \"Plastik Pencere\" anlamına geldiğini, müvekkili şirkete ait olan \"...\" ibareli markanın esaslı unsurunun ise \"...\" ibaresi olup, bunun Türkçe'de kutsal/mübarek anlamına geldiğini, markanın genel itibarıyla Türkçe  karşılığının \"...\"  anlamına geldiğini,  markalar arasında benzerlik olmadığı gibi karıştırılma ihtimalinin de bulunmadığını ve davacı iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesin kararıyla; \" Davacının marka haklarına tecavüze yönelik talebin yönünden yapılan değerlendirmede; yukarıda değinildiği üzere taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, dava konusu ve taraf markaların tescili olduğu emtia sınıfının daha çok profesyonel kişiler (inşaat firmaları) olması karşısında karıştırılma tehlikesinin de bulunmadığı anlaşılmakla, davacının marka haklarına tecavüze dair talebi yönünden de SMK 29 maddesinde aranan koşullar oluşmadığından reddi gerekmiştir. Davacının haksız rekabete ilişkin talebi yönünden de, yukarıda değinildiği üzere tescilli markalar arasında karıştırılma ihtimalinin dahi bulunmadığı değerlendirilmekle, keza davacının tescilsiz kullanımının da marka başvurusunun reddedilmiş olması karşısında (başkası adına kayıtlı marka) davacıya herhangi bir hak bahşetmeyeceğinden TTK 54 ve devamı maddeleri anlamında haksız rekabet de söz konusu değildir. Marka haklarına tecavüz ve haksız rekabete bağlı olarak, \" şeklindeki gerekçeleri ile, \"Davacının davasının REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket \"TRPolywin\" markasını Türkiye Cumhuriyeti Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... - Ticaret Marka No ile. 07.05.2018 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle tescil ettirdiğini, müvekkili \"...\" adı altında uzun yıllardır pvc, pencere ve kapı sistemlerine ilişkin ürünler ile birçok alanda ve modelde üretim yaptığını, müvekkiline ait marka ile davalı şirket ... San ve Tic. Ltd. Şti. tarafından \"..\" ibaresi adı altında  aynı kullanım alanlarında faaliyet gösteren pvc, pencere ve kapı sistemleri yapım ve üretiminde kullanıldığını, davalı şirket tarafından müvekkili şirkete ait ürünlerin birebir taklitleri müvekkilinin tescilli markasının \"...\" şeklinde değiştirilmesi suretiyle davalıya ait \"www...com\" isimli internet sitesinde ve müvekkil şirketin  pvc, pencere ve kapı sistemlerinin satışında öncüsü olduğu Libya'da satıldığını, davalı müvekkili markasını ve ürünlerini haksız olarak taklit ederek müvekkili markasına zarar verdiğinden müvekkili kazanç kaybına uğradığını, mahkemece müvekkili şirket ile davalının tescilli markaları arasında hitap ettikleri tüketici kitlesi dikkate alınarak görsel, işitsel ve anlamsal olarak karıştırma ihtimali dahil benzerlik bulunmadığı, müvekkili şirketin kullanımında olan \"...\" markasının öncelik/üstün hak iddiasının dinlenmesinin mümkün olmadığı yönünde verilen  davanın reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,Davalıya ait \"...\" ibaresi 26.08.2019 tarihli ... ticaret marka numarası ile tescilli iken, müvekkili şirkete ait \"...\" markası 07.05.2018 tarihinde ... - Ticaret Marka numarası ile 10 yıl süreyle tescil edildiğini,  müvekkili şirket \"...\" markasını 21.02.2012 tarihinden bu yana şirkete ait internet sitesi ve pvc, pencere ürünlerinde markasal olarak kullandığını, gerçek hak sahipliği müvekkilinde olduğunu, davalının tescil tarihinin müvekkilinden yaklaşık 1 sene sonra olduğunu, davalının müvekkiline ait markayı yalnızca tek bir harfini değiştirilerek taklit ettiği aşikar olan marka ile müvekkili şirkete ait marka arasında benzerlik bulunmadığı ve müvekkili şirketin 2012 yılından beri ürünlerinde kullandığı \"...\" markasının öncelik/üstün hak iddiasının dinlenmeyeceği yönünde kararın açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile de davalının tecavüzünün sabit olduğu dikkate alınmaksızın hukuki dayanağı bulunmayan subjektif görüşlerle davanın reddine karar verildiğini, müvekkili şirketin marka haklarına tecavüze dair talebin SMK 29 maddesinde aranan koşullar oluşmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı taklit ve kalitesiz ürünleri hem Libya pazarında satışa çıkardığını, hem Türkiye de satışa sunduğunu, bu sayede müvekkilinin marka değeri düştüğünü, davalı müvekkili şirketin ürünlerini birebir taklit etmekle yetinmemiş, şirketin ürün kataloğundan da çizimleri taklit ettiğini, Çatalca Cumhiriyet Başsavcılığının 2020/2083 sor.nolu dosyasında alınan bilirkişi raporu ile de davalının eylemlerinin tespit edildiğini, tüm bunlara rağmen mahkeme tarafından müvekkili şirket ile davalının tescilli markaları arasında hitap ettikleri tüketici kitlesi dikkate alındığında görsel, işitsel ve anlamsal olarak karıştırma ihtimali dahil benzerlik bulunmadığı, müvekkili şirketin kullanımında olan \"...\" markasının öncelik/üstün hak iddiasının dinlenmesinin mümkün olmadığı,  bilirkişi raporundaki markalar arasında karıştırılma ihtimali olunduğuna dair hukuki değerlendirmeye iştirak edilmediği, markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığı ve taraf markaların tescili olduğu emtia sınıfının daha çok profesyonel kişiler (inşaat firmaları) olması karşısında karıştırılma tehlikesi bulunmadığı bu sebeple SMK 29 maddesi koşulları gerçekleşmediği gerekçesi ile müvekkili şirketin marka haklarına tecavüze dair talebin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını davanın kabulünü talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının itirazlarının asılsız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyanla davacının istinaf isteminin reddini mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, davacının \"...\" ibareli markasına yönelik tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, tecavüz teşkil eden ürünlerin toplatılarak imhası, davalı adına ... sayı ile tescilli markanın hükümsüzlüğü ile maddi ve manevi tazminatın tahsili ile hüküm özetinin ilanı taleplidir. Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan,... tescil numaralı \"...\" ibareli markanın, 07/05/2018 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle davacı adına, hükümsüzlüğü talep edilen ... tescil numaralı \"...\" ibareli markanın 12/02/2019 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.  6769 Sayılı SMK'nın 29/1-b ve c maddeleri ile, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde, tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmanın marka hakkına tecavüz oluşturduğu belirtilmiştir. 6102 Sayılı TTKnın 54 vd maddelerinde haksız rekabete ilişkin hükümler düzenlenmiştir. 6769 Sayılı SMK'nın 25. Maddesinde hükümsüzlük koşulları belirtilmiş olup, belirtilen madde ile, 5. veya 6. maddede sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 08/03/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;\" davacı adına tescilli ... sayılı marka ile benzer olduğu değerlendirilen ve aynı (19.) sınıf - aynı/benzer alt sınıflarda tescile konu edilen 2019/13582 sayılı markanın nihai tüketici nezdinde markalar arasında bağlantı kurmaya sebebiyet  vereceği, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin doğacağı ve bu nedenle davalı  adına tescilli ... sayılı markanın tescilli olduğu 19. sınıf bakımından tümden hükümsüz kılınabileceği,  davacı yanın 21 Şubat 2012 tarihinde alınan arşiv kaydından bu yana ... ibaresine şeklinde internet sitesinde yer verdiği ve pvc, pencere ürünlerinde markasal olarak kullandığı, bununla birlikte Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yapmış oldukları  araştırmada davacı yanın ... başvuru numarası ile ... ibaresi için marka tescil başvurusunda bulunduğu, başvurunun reddedildiğinin anlaşıldığı,  Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından reddedilen ... başvuru numarası ile başvuruya konu edilen marka ile 21.02.2012 den bu yana kullanımda bulunduğu anlaşılmakla uzun süredir yapılan pvc, pencere ürünleri üzerinde yapılan kullanımın davacı yana tescilsiz kullanım - gerçek hak sahipliği bakımından hak kazandırıp kazandırmayacağı mahkemeye ait olduğu, davacı tarafından tescilsiz kullanılan  ibareli marka ile davalı yan adına tescilli  ibareli markaların gerek markasal gerekse sınıfsal olarak benzer olduğu, hal böyle iken Mahkeme tarafından ... ibaresi bakımından davacı yanın gerçek hak sahibi olduğu kanaatine varılması halinde, davalı adına tescilli ... sayılı markanın SMK’nun 6/3 maddesi gereğince hükümsüz kılınabileceği,davalı tarafça http://www...com uzantılı internet sayfasında ... ibaresini davacı markaları ile aynı ve/veya benzer olarak, aynı/benzer ürün sınıflarında kullanıma konu edildiği, ... ibareli markalı ürünlerin davalı tarafından ihraç edildiği bilgileri dikkate alındığında, davalı yanın söz konusu eylemlerinin SMK’nun  29. Maddesinin atfıyla 7. Maddesi uyarınca davacı yanın ... sayılı marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil edeceği, davalı yanın kullanımlarının davacı yan ile haksız rekabet teşkil ettiği, davacıya ve davalıya ait yapılan resmi defter ve belge incelemesinde dava konusu  markalardan ... ve ... faturalarında kullanıldığına dair rastlanmadığı, davacı üretimini yaptığı ürünlerin üzerinde uygulamak için ... yüzeyler ve beyaz yüzeyler için kullanılan bu malzemeyi ... San.Tic.A.Ş firmasından aldığına dair 2019 ve 2020 yıllarına ait alış faturalarını ibraz etmiş olup, LİBYA ülkesine yaptığı satışlardan PVC profillerine üzerine yapıştırmak kaydı ile uygulanması durumunda dava konusu markayı kullandığı, davacının tarafımıza sunmuş olduğu Proforma faturalarda TRPolywin görsel logosunu kullandığı bu faturaların resmi faturalar ile adet, kilo ve tutar gibi bilgelerin birbirini doğruladığı, proforma faturaların resmi fatura olmadığından her zaman üzerinde oynama ihtimalinin olduğu, davacının markasına davalı tecavüz etmeseydi,  davalının satış hasılatı olan 7.397.501 USD üzerinden davacının ortalama kar marjı olan % 4.81 üzerinden 355.820,-USD olduğu, davacının tecavüzün olmadığı yılda elde etmiş olduğu hasılatın 6.790.178 USD olduğu, tecavüzün olduğu yılda 3.149.579 USD olduğu, davacının hasılatında 3.640.599 USD azalma olduğu buna göre 3.640.599*%4,81 = 175.112 USD olduğu, davalının kullandığı markanın davacının ciro ve kar kaybında etkisinin tam  olarak tespit imkanının olmadığı, davalının 2019 yılına ait ek tasdik yapılan resmi defterlerden yevmiye ve defteri kebir defterlerinin delil niteliği taşımadığı\" belirtilmiştir.  29/06/2022 bilirkişi heyetine ait  ek raporda özetle;\" esas mahiyette kök raporda yer alan görüşlerini değiştirmeyi gerektirir herhangi bir durumun mevcut olmadığı, davacının markasına davalı tecavüz etmeseydi, davalının satış hasılatı olan 87.442.469 TL üzerinden davacının ortalama kar marjı olan %4.82 üzerinden 4.214.727 TL olduğu,  davalı, davacının markasına tecavüz etmeseydi, 2018 yılındaki %78,77 artışı 2019 ve 2020  yılında yaptığı varsayımı ile 5.526,244,TL olduğu, davalının kullandığı markanın davacının ciro ve kar kaybında etkisinin tam olarak tespit imkanının olmadığı\" belirtilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporundaki markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğuna dair hukuki değerlendirmeye iştirak edilmemiştir.  Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, önceki tarihli 07/05/2018 tarih ve ... tescil nolu \"...\" - ibareli  marka 19. Sınıfta davacı adına, sonraki tarihli 12/02/2019 tarih ve ... tescil nolu \"...\" ibareli marka ise davalı adına aynı sınıfta tescilli olduğu, Davacı markasında büyük harfle yazılan \"TR\" Türkiye'nin kısaltması olup, yine \"...\" ibaresi ingilizce polimer ifadesinin kısaltması, markada yazılı \"...\" ibaresi ise, ingilizce \"...\" kelimesinin kısaltması olduğu,bu haliyle marka, tescilli olduğu emtia sınıfları bakımından zayıf marka statüsünde olduğu anlaşılmıştır. Türk Patent ve Marka Kurumundan gelen yazı cevabına göre de, davacının dayandığı fiili kullanımındaki \"...\" ibaresi için olan 21/11/2003 tarih ve ... sayı ile yaptığı tescil  başvurusunun da Kurum tarafından reddedildiği ve reddin kesinleştiği , bunun üzerine davacının bu kez davaya dayanak markayı \"TR\" ibaresini eklemek suretiyle tescilini sağladığı anlaşılmıştır. Davalı markası ise, \"...\" ibareli olup, yukarıda değinildiği üzere markada yer alan \"...\" ibaresi pencerenin ingilizce kısaltması olup, ayırt ediciliği düşüktür. \"...\" ibaresi ise ingilizce olup, Türkçe karşılığı kutsal anlamındadır.  Bu haliyle tescilli markalar  arasında hitap ettikleri tüketici kitlesi de dikkate alındığında,  görsel, işitsel ve anlamsal olarak karıştırma ihtimali dahil benzerlik bulunmadığı davacı kendi tescilinden farklı olarak kullandığı, \"...\" ibaresine dayanmış ise de, bu ibare için yaptığı marka tescil  başvurusunun kurum tarafından reddedilmesi sebebi ile tescili reddedilen bir ibareye dayalı olarak öncelik/üstün hak iddiasının da dinlenmesinin mümkün olmadığı ve   davacı markasının  tanınmış marka statüsünde olmadığı anlaşılmıştır. Davacının marka haklarına tecavüze yönelik talebin yönünden yapılan değerlendirmede; taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, dava konusu ve taraf markaların tescili olduğu emtia sınıfının daha çok profesyonel kişiler (inşaat firmaları) olması karşısında karıştırılma tehlikesinin de bulunmadığı anlaşılmakla, davacının marka haklarına tecavüze dair talebi yönünden de SMK 29 maddesinde aranan koşullar oluşmadığından ve  davacının haksız rekabete ilişkin talebi yönünden de, yukarıda değinildiği üzere tescilli markalar arasında karıştırılma ihtimalinin dahi bulunmadığı değerlendirilmekle, keza davacının tescilsiz kullanımının da marka başvurusunun reddedilmiş olması karşısında (başkası adına kayıtlı marka) davacıya herhangi bir hak bahşetmeyeceğinden TTK 54 ve devamı maddeleri anlamında haksız rekabet de oluşmadığından mahkemece davanın reddine dair verilen karar hukuken yerindedir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 24/11/2022 tarih ve 2021/97 E., 2022/240 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,5‬0 TL harcın davacı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,  3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 29/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c3be376577984104","SID":"2799b6a636f39224"}}