{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1924 <br>KARAR NO: 2025/1111<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/06/2023<br>NUMARASI: 2020/113 Esas 2023/535 Karar <br>DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 14/02/2020<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/07/2025<br>Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili ; müvekkili şirketin ... Plakalı ... marka 6.40 D 2012 model aracı 20/11/2017 tarihinde 360.000-TL bedelle ...'den satın aldığını,  müvekkili şirkete ait aracın sürücüsüyle 16/02/2019 tarihinde Şanlıurfa istikametinden Osmaniye istikametine doğru seyir halindeyken yanmaya başladığını ve aracın sürücüsü ...'ın araçtan atlayarak kurtulduğunu, yanan aracın itfaiye ekiplerinin müdahalesi ile söndürüldüğünü, aracın yangından dolayı kullanılamaz durumda olduğunu, aracın 2012 model olmakla 2. el olduğunu, kullanım süresi boyunca yapılan bakımlarda yangına neden olabilecek bir arıza bulunmamakla birlikte aracın kullanım süresi boyunca herhangi bir arıza uyarısı vermediğini, olay tarihinde aracın ... yetkili servisine çekildiğini ve halihazırda serviste bulunduğunu, yaptıkları araştırmalarda davaya konu aracın üreticisi olan ... şirketinin, daha önce 2010-2017 yılları arasında üretilen 1 milyondan fazla aracı yangın riskinden dolayı geri çağırdığına ilişkin bir haber bilgisi bulunduğunu, habere göre, ...'nin, bu yıllar arasında ürettiği 4 ve 6 silindirli farklı dizel modellerini, egzos sisteminin yangın çıkarma riski olduğunu yayınladığı haberde de belirttiğini, aracın yanmasının bir üretim hatasından kaynaklandığı her ne kadar aşikar olsa da yangının sebebinin sadece teknik bilgiyle yapılacak bir incelemeden sonra anlaşılabileceğinden Tarsus 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/33 D. İş sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını, ancak bu dosyadan gelen raporun teknik olarak yetersiz olduğundan dosya için taraflarınca başkaca bir tespit raporu alınarak dosyaya sunulduğunu, yapılan tespitte, dava konusu aracın kullanılamaz hale geldiğinin (pert-total) belirtildiğini,bu marka araçta en ufak bir arıza ihtimali bulunursa, aracın sürücüyü ikaz etmesi gerektiğini, ne yazık ki aracın seyir halindeyken yandığını ve öncesinde herhangi bir arıza bildirimi vermediğini, davalı şirkete yaptıkları ihbar sonucu, yetkili serviste (...) tespit konusu aracın daha öncesine ait bir aksiyon kaydının olduğunun ortaya çıktığını, ancak ilgili mektubun daha önce taraflarına ulaşmamakla birlikte, karşı tarafta da tebliğe ilişkin herhangi bir belge bulunmadığını, ilgili aksiyon mektubunda; \"Kayıtlarımıza göre sahip olduğunuz ... plakalı, ... şasi numaralı ... aracınızda; üstün kalite ve yüksek teknik standartlarının devamlılığını sağlamak için Üretici Teknik Departmanı'nın önerileri ile bazı kontrollerin yapılması gereklidir.\" ibaresi bulunduğunu, davalı şirketle yapılan arabuluculuk toplantısında, davalı şirketin tespit yapılmadığını bu sebeple talepleri kabul etmediğini bildirdiğini, araç üzerinde kendileri tarafından da inceleme yapıldığını,  anlaşma sağlanamadığını, davaya konu araçta ve davalı ...’nin üreticisi olduğu 2010-2017 model ... marka araçların çoğunda, farklı sürücü, farklı iklim ve yol şartlarında kullanılmasına rağmen, aracın tamamen yanması, motor yanması gibi sonradan kendiliğinden ortaya çıkan bu ayıpların, üretim hatasından kaynaklı olup gizli ayıp niteliğinde olduğunu, belirterek, davanın kabulü ile, ayıplı araç bedeli 360.000-TL'nin 16/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>ISLAH: Davacı taraf 28/12/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile, talebini öncelikle ayıplı aracın misli ile değiştirilmesine, olmadığı takdirde aracın dava tarihindeki rayiç değeri 700.000-TL'nin 16/02/2019 tarihinden itibaren avans faizi  işletilerek  davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; dava konusu aracın, davacı şirkete müvekkili şirket veya onun Türkiye’deki yetkili distribütörü tarafından satılmayıp, paralel ithalat ürünü olduğunu, ... marketten ithal edilen bir aracın kanunen üretici/imalatçı garantisi bulunmadığını, davacı tarafın, dava dilekçesinde tespit dosyasına sunulan rapora dayanmışsa da, Tarsus 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2019/33 D. İş sayılı dosyasında ne tespit kararı ne de alınan tespit raporunun müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, müvekkili bakımından bağlayıcı olmadığını, kaldı ki, davacının dayandığı 08/11/2019 tarihli raporun özel rapor olduğunu, huzurdaki davada zamanaşımı sürelerinin ve ihbar süreleri geçtiğinden davanın usulden reddi gerektiğini, dava konusu araçta üretimden kaynaklanan hiçbir gizli ayıp ve üretim hatası bulunmadığını, 13/05/2019 tarihli tespit raporunda “egzoz gazı devir daimini sağlayan modül, aracın motor kaputu altında motor aksamının arka tarafi alt kısmında yer alan bir modüldür” denilen parçanın ...-soğutucu modülü olduğunu, ancak, ...-soğutucu modülünün motorun arka tarafında, alt kısımda yer aldığı iddiasının doğru olmadığını, itfaiye raporuna, kaza tutanağına ve davacının ifadesine göre yangının çıkış noktasının ön sağ tekerlek olduğunun ileri sürüldüğünü, araçta ...-soğutucu sorunu var olsa, sürücü bunu kokpitte görüntülenen uyarı işaretlerinde ve aracın kullanımında fark edeceğini, kaldı ki, yine bir an için ...-soğutucuda sorun olduğu düşünülse dahi bunun aracın ön sağ tarafını değil, ön sol tarafını etkileyeceğini, davacı tarafından dava dilekçesinde bahsedilen ve star.com.tr internet sitesinde 23 Ekim 2018 tarihinde yayımlanan haber içeriğinde; “..., 2010 ile 2017 yılları arasında üretilen 4 ve 6 silindirli farklı modellerdeki 1 milyondan fazla otomobili \"egzoz sisteminde yangın çıkarabilecek bir riskten\" dolayı geri çağırıyor.” iddiasında bulunulmuş ve şirketin, araçların egzoz gazının devir daimini sağlayan modülünü kontrol edecek ve herhangi bir arıza varsa parçaları ücretsiz olarak değiştireceği ileri sürüldüğünü, haber içeriğinin, ...-soğutucu sorunu hakkında standart bir bilgi olduğunu, ancak, dava konusu yangının, yangın raporu, kaza tespit tutanağı ve tespit raporunun da gösterdiği üzere ...-soğutucusundan kaynaklanmadığını, kaldı ki, haber içeriğinde bu araçların egzoz gazının devir daimini sağlayan modülünün kontrol edileceği ve herhangi bir arıza varsa sorunun giderileceğinin belirtildiğini, haber içeriğinin dava konusu araç ile bağdaşmadığının, 13/05/2019 tarihli raporun sonuç kısmında; \"Davacının dava dilekçesinde belirttiği habere konu olan egzoz gazı devir daimini sağlayan modül, aracın motor kaputu altında motor aksamının arka tarafi alt kısmında yer alan bir modüldür. Yangının bu modülde ortaya çıkması durumunda aracın hareket yönü ileri olması nedeniyle yangının aracın orta kısmından başlayarak arka tarafa doğru ilerlemesi gerekirdi. Dosya içerisinde yer alan sürücünün beyanı, kaza tespit tutanağı, itfaiye raporu ve keşif tarihinde yapılan incelemede aracın yangın hasarının aracın sağ ön tekerlek kısmından başlayarak orta kısmına doğru ilerlemiş olması gerçeği araçtaki hasarın egzoz sistemindeki arızadan kaynaklı olmadığını ortaya koymaktadır.” denilmek suretiyle tespit olunduğunu, dava konusu araçta üretimden kaynaklanan hiçbir ayıp veya üretim hatası bulunmadığını, nitekim, dava konusu araç ve aracın tüm parçalarının, Motorlu Araçlar Tip Onayı Yönetmeliği ve bu yönetmeliklerin atıf yaptığı teknik standartlara ve yönetmeliklere uygun olarak üretildiğini, yine, dava konusu aracın, Avrupa Birliği standartlarına ve mevzuatına da uygun olarak üretildiğini, davacının, araçtaki yangının üretim hatasından kaynaklandığı iddiasını ispat edemediğini, yangının çıkış nedeninin şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edilebilmesi için, araç üzerinde ve tam donanımlı laboratuvar ortamında, Teknik Üniversitelerin otomotiv bölümünden seçilecek alanında uzman öğretim üyelerince yapılacak inceleme sonucunda hazırlanacak bilirkişi raporu alınmasını talep ettiklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; meydana gelen yangın sonucu yanarak kullanılamaz hale gelen ... Plakalı ... marka 6.40 D 2012 model aracın davalı tarafça üretildiği, üretici olan davalı şirket, aracın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat edemediği sürece araçta meydana gelecek zararlardan üretici sıfatıyla sorumlu olacağını üretici olan davalı, araçtaki yangının üretim hatasından kaynaklı olması halinde, meydana gelen zarardan sorumlu olacağını,aracın paralel ithalat(grey market) sonucu Türkiye'ye getirilmiş olması, aracın 2. el olması hususları bu durumu değiştirmeyeceğini,araçtaki yangın üretim hatasından kaynaklı olarak meydana gelmiş ise, 6098 Sayılı TBK'nın 231/2. maddesi gereğince zamanaşımı da söz konusu olmayacağını, araçtaki yangının sebebi, yangının kullanım hatası sonucu mu meydana geldiği yoksa üretim hatasından mı kaynaklandığı hususlarında İTÜ Maslak Kampüsü Motorlar ve Taşıtlar Laboratuvarı'nda araç üzerinde inceleme de yapılmak suretiyle İTÜ öğretim üyesi bilirkişi heyetinden rapor ve ek rapor alındığı, bilirkişi rapor ve ek raporda, aracın hem yüksek basınç yakıt sisteminde hem de düşük basınç yakıt sisteminde (borular, pompalar vb.), özellikle egzoz ve katalizör sisteminin bulunduğu sağ tarafta bir kopukluk veya kaçak izi tespit edilemediğini, motorun sağındaki alçak basınçlı besleme pompasının giriş ve çıkışındaki yakıt borularının(plastik) ise yangın sırasında tamamen eridiği, gerek motor gerekse motor iç bölmesi karoseri aksamı üzerinde yakıta bağlı bir yanma odağı izi tespit edilemediğini, özellikle yakıt püskürtme borularında ve egzoz borusu ile katalizörün bulunduğu motorun sağ yanında böyle bir yanma odağına işaret edebilecek harabiyet bulunmadığını, bu tespitlerin, yangının çıkış kaynağının yakıt kaçağı olmadığını gösterdiğini, araç (başlıca elektrik dinamosu, marş motoru vb.)üzerinde yapılan inceleme sonucu elektrik kablolarının kopuk uçlarında şiddetli bir kısa devreye delalet edecek bir erime (topaklanma) tespit edilememiş olması nedeniyle yangının elektriksel bir kısa devre ile başladığı kanaatinde olmadıklarını, aracın motor civarı yangın sonucu tamamen yandığı için elektrik tesisatından kaynaklı yangın konusunda kesin bir bulgu elde etmenin mümkün olmadığını, dosyada bulunan aracın yanma anı fotoğrafında şiddetli bir yakıt ve magnezyum yanması şekli (çok parlak ve geniş alev bölgesi) görülmekte olduğunu, motorun yardımcı sistemlerinde ve motor bölmesinde alüminyum ve magnezyum alaşımları kullanılmış olup bu sistemlerin (motor kaputu, motor traversi, mator askı kulakları vb.) yüksek sıcaklık nedeniyle eriyerek motorun altına akmış ve burada biriktiği, bu yüksek sıcaklığın yangının motor sağ ön kısmında başladıktan sonra motorun sağ/sol tarafındaki plastik yakıt sevk borularının yanması ile akan yakıtın da yanması sonucu sıcaklıkların çok yükseldiğini ve eriyerek aşağı akan yakıtın, plastik karışımının ön jantları da erittiği hususunu akla getirdiğini, nitekim motor ve elektrik aksamı üzerinde akan erimiş alüminyum kalıntıları tespit edildiğini, ilaveten jantlardaki hasarlara, disk ve balata durumlarına göre de yangının sağ ön teker kaynaklı olmadığı kanaatinde olduklarını, jantların motor kompartımanına bakan iç taraflarının eridiği, dış taraflarının sıcaklıktan daha az etkilendiği, buna göre yangın motorun iç kısmından ve önden başlayarak yayıldığını, nitekim dava dosyasındaki yangın fotoğrafı, internette bu marka tip araçların yangın sırasında çekilmiş fotoğraf ve videoları da izlendiğinde, hepsinde de yangının motor ön kısmından başladığının görüldüğünü, ayrıca tip, model yılı ve üretim tarihi itibariyle (2012 model, ..., ... şasi ve ... motor numaralı) dava konusu aracın da içinde olabileceği bazı ... araçlarla ilgili yangın riski açısından geri çağırmalar olduğunun anlaşıldığını,  ... (...) tarafından yapılan açıklamada geri çağırmaya konu yangının ana sebebinin ... Soğutucu Modülündeki sızıntı nedeniyle oluşan bir yüksek sıcaklık noktasından kaynaklandığının belirtildiğini, dosya özelindeki tespitlere ve araç üzerindeki incelemelere göre ... Soğutucu sisteminin motorun ön tarafında, ... valfinin ise motorun ön sağ tarafında yer aldığını, yangının motor kompartımanında ve önden başladığı tespitine göre ve açıklanan geri çağırmalara göre de davaya konu araçta ... Soğutucusu kaynaklı bir yangın ihtimalinin birbiri ile uyumlu olduğunu, dolayısıyla heyetlerinde yangının ayıplı üretim veya ayıplı hizmet sonucu meydan geldiği yönünde güçlü bir kanaat oluştuğunu, sağ ön teker fren diskleri üzerinde gerek kendi yaptıkları gerekse bilirkişi ... tarafından yapılan incelemelerde sağ ön teker balata ve diskinde bir anormallik (yanma izi, menevişleşme, aşınma vb.) görülmediği, eğer yangının balata yanması sonucu ortaya çıksaydı jant göbeğinin tamamen erimesi gerekeceğini, ancak jantın göbek kısmının yangından çok etkilenmediği, bu nedenle yangının başlama noktası fren aksamı olmadığını, aracın sağında görülen parlak alevin, bu taraftaki alüminyum ve magnezyum yanmasından kaynaklandığını, çelik olan ... soğutucusunun bilinen anlamda yanmayacağını, ancak ilgili videoda da belirtildiği şekilde ... valfinin acıkması ile soğutucuya akan gazın içindeki is partiküllerinin (motorun çalışma şartlarına bağlı olarak yüksek miktarlarda olabilir) soğutucu girişinde birikmesi ve bir ara sıcaklıkların yükselmesi ile yanmaya başlaması (İs partikülleri belli bir sıcaklıkta ve hava miktarı halinde yanarlar. Partikül filtreleri de bu imkana dayanarak kendiliğinden temizlenirler-rejenerasyon-) ve ... kanalının sızdırır hale gelerek veya koparak alevin motor bölmesine girmesi ve yanmanın burada daha bol hava ile buluşarak yangının kuvvetlenmesi şeklinde olduğunu, davalı tarafın teknik elemanı olan ...'in, aracın bakımlarının yapılmasında eksiklik bulunduğunun ve bunun da yangının bu eksiklikten kaynaklanmış olmasını ihtimal dahiline soktuğu şeklindeki iddiasının yangının çıkış şekli ile ilişkili görülmediğini, yangının ister ... sisteminden, isterse ön fren sisteminden kaynaklansın böyle bir arızayı bakım sırasında önceden görmenin çok ihtimal dahilinde olmadığını, bu nedenle yangını bakım eksikliğine bağlamanın doğru bir yaklaşım olmadığını, aracın motor bölmesinin, elemanlar üzerinde detaylı ve kesin inceleme yapılamayacak şekilde komple yandığını, bu nedenle mevcut veriler ve inceleme sonuçları ile daha kesin kanaat beyan edilemediğini, ancak diğer yangın kaynakları somut verilerle elimine edildiği için heyetlerinde yangının ayıplı üretim sonucu meydana geldiği yönünde güçlü bir kanaat oluştuğunu belirttiklerini ,bilirkişi heyetince yapılan tespitler ve varılan sonuç dikkate alındığında, araçta meydana gelen yangının, kullanım(hatası)dan kaynaklanmadığı, yangının ayıplı üretimden kaynaklandığı anlaşıldığı,bu durumda, aracın üreticisi olan davalı şirketin meydana gelen zarardan sorumlu olacağı, kendisine husumet yöneltilebileceği .araçtaki yangının ayıplı üretim(gizli ayıp) sonucu meydana gelmesi nedeniyle, 6098 Sayılı TBK'nun 231/2. maddesi gereğince zamanaşımına tabi olmadan, davalı taraftan, seçimlik haklar gereğince talepte bulunulabileceği, zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı,davalı tarafça, araçtaki teknik incelemelere ve yangının çıkış nedenine ilişkin olarak uzman görüşü sunulmuş ise de, söz konusu uzman görüşlerini düzenleyen ...'in, davalı şirket çalışanı(ürün analiz mühendisi) olduğu anlaşılmakla, bu uzman görüşlerinin 6100 Sayılı HMK'nun 293. maddesi anlamında bir uzman görüşü olmadığı değerlendirilerek, davalı taraf beyanı olarak dikkate alınmış, bu anlamda uzman görüşü olarak sunulan belgeledik görüşler ile bilirkişi heyetince düzenlenen rapor arasında teknik anlamda bir çelişki olmadığı kabul edilerek değerlendirme yapıldığı, davalı tarafın, aracın üreticisi olarak, üretimden kaynaklı ayıp nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu olduğu ,araç, yangın sonucu tamamen kullanılamaz hale gelmiş olup, hurda olarak da bir değeri bulunmadığı,bilirkişiler tarafından aracın dava tarihi itibariyle rayiç değeri 700.000-TL olarak belirlendiği ,tespit edilen bu rayiç değer dikkate alınmak suretiyle, 700.000-TL nin 16/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEBLERİ: Davalı vekili; 31/01/2022 tarihinde, araç üzerinde bilirkişilerce laboratuvar ortamında inceleme yapıldığını, ancak müvekkile bu incelemeye katılma imkanı tanınmadığını, yapılan bu inceleme sonucunda, İTÜ'nde öğretim üyesi bilirkişiler tarafından hazırlanan kök ve ek rapor dosyaya sunulduğunu, ek bilirkişi raporunda özetle; dava konusu aracın yangınının elektrik kontağından kaynaklanmadığı, davalı tarafın üretim ayıbından kaynaklandığı yönünde kuvvetli deliller olduğu, imalatçı ve distribütör firmanın bu aracın şasi numarasına göre yangın ile ilgili geri çağırma kapsamında olup olmadığını sunması gerektiği, yangının çıkma nedeninin geri çağrılmadan bağımsız olarak ... sistemindeki bir hata olabileceği belirtildiğini, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulması talebinin reddedildiğini, taraflarınca sunulan 20/12/2022 tarihli, ... imzalı teknik görüş raporunda yer alan kayda göre; aracın bakım için yetkili teknik servise götürüldüğü tarihlerin 2013, 2015 ve 2018 senelerinde muhtelif tarihlere denk geldiğini, her 30.000 kilometrede bir servise götürülmesi gereken aracın; Kasım 2013 ve Aralık 2015 tarihlerindeki bakımlar arasında aracın 68.000 kilometre yaptığını, Aralık 2015'ten Eylül 2018'deki son bakıma kadar da 85.000 kilometre yaptığıını, aracın, söz konusu tarih aralıklarında yaptığı toplam 150.000 kilometreden fazla mesafe karşılığında, en az 5 defa daha yetkili servise götürülmesi gerektiğini, kaza tarihinde yaklaşık 220.000 km'de olan bir aracın, üretim kaynaklı bir ayıptan dolayı arızalanması akla ve mantığa aykırı olduğunu, ... soğutucusunun motorun ön tarafında bulunması ve yanmaya elverişli olmayan çelik levhadan oluşması sebebiyle, yangının ... soğutucusundan kaynaklanmasının, teknik açıdan mümkün olmadığını, 05/05/2023 tarihli ek bilirkişi raporunda, \"Yangın ister ... sisteminden, isterse ön fren sisteminden kaynaklansın, böyle bir arızayı bakım sırasında önceden görmenin çok ihtimal dahilinde olmadığının belirtildiğini, yangını bakım eksikliğine bağlamak doğru bir yaklaşım değildir.\" denildiğini, yangının sebebi ... soğutucusu olamayacağına göre; bu parçayla ilgili olduğu iddia edilen geri çağırmanın, dava konusu yangının sebebiyle bağlantılı olmadığını, ...'in  kök ve ek bilirkişi raporlarındaki iddiaları çürüten açıklamalarını dikkate almadığını, kararın, adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğini, aracın 2. el olarak, 20/11/2017 tarihinde, 360.000-TL bedelle davacı tarafından satın alındığı, davacının dönme hakkını kullandığını, hükmedilen 700.000-TL tazminata kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesinin mümkün olmadığını, ıslahla artırılan miktar bakımından, ıslah tarihinden faiz işletilebileceğini, öngörülen aralıklarda yetkili serviste bakım yaptırma yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve yetkili olmayan servislerde hizmet almış olması ihtimal dahilinde olan davacının bu bakım eksikliğinden veya yetkili olmayan servislerde yapılan yanlış müdahaleler ve/veya yanlış parçaların kullanılması yoluyla aracın zarar görmüş olması, yangının sebebinin de bu eksiklik ve zarardan kaynaklanmasının ihtimal dahilinde olduğunu, eğer ayıplı hizmet bulunduğu tespiti varsa; buna ilişkin sorumluluk, hizmeti veren dava dışı üçüncü kişide olacağını,ek raporda yangının sebebi olabileceği iddia edilen, ... valfinin acıkması ile soğutucuya akan gazın içindeki is partiküllerinin soğutucu girişinde birikmesi hususuyla bağlantılı olarak bir geri çağırmanın bulunmadığını bilirkişi heyetinin 25/11/2022 tarihli kök raporunda yer verdiğini, araca ilişkin fotoğrafların, hem nitelik hem nicelik itibariyle, araçta çıkan yangının sebebine ilişkin bir bilgi vermediğini, fotoğrafların çözünürlüğü, rengi gibi hususlarda, herhangi bir çıkarımda bulunulmasını zorlaştırdığını, bilirkişi raporunun tanzim edilmeden önce bilirkişi heyetinin araç üzerindeki inceleme sırasında çektiği tüm fotoğrafların, dijital ortamda dosyaya sunulması gerektiğini, dava konusu araç, motoru ve vites kutusu sökülmüş olarak, 31/01/2022 tarihinde, İTÜ Makina Fakültesi Motorlar ve Taşıtlar Laboratuvarı'na getirtilerek incelendiğini,bilirkişi raporunda  hasarı gösteren beş (5) adet fotoğraf  eklendiğini, ancak bu fotoğrafların yeterli olmadığını, sovtaj bedelinin tazminat miktarından düşürülmesi gerekliliğinden bahsedilmediğini , ıslahla artırılan miktara ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini kararın  kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, davalı taraf üretimi olan aracın seyir halinde iken  yanması nedeniyle üretici sorumluluğuna dayalı açılan tazminat davasıdır.Öncelikle üreticinin sorumluluğunun üzerinde durulmalıdır. Somut olayda  taraflar arasında akdi ilişki yoktur.Bu nedenle ;istinaf incelemesi üreticinin sorumluluğu hükümleri çerçevesinde incelenecektir.Türk hukukunda ürün sorumluluğunun hukuki niteliği konusunda hâkim olan görüş, ürün sorumluluğunun bir olağan sebep sorumluluğu olduğu yönündedir. Nitekim ürün sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için, öncelikle, ürünün güvenli olmaması gerekmektedir. Bu sebeple ürünün güvenli olmamasına neden olan kişiler, kendilerine düşen davranış yükümünü ihlal ettikleri gerekçesiyle sorumlu tutulmalıdır. Doktrinde bu davranış yükümlülüğünü ihlalin kusur oluşturmayacağı savunulmaktadır. Davalı aracın satıcısı olmayıp üreticisi olduğu; elde ki dava da davacı tarafça dönme hakkı olmadığından  tazminata hüküm verildiği ve karar davacı tarafça istinaf edilmediği,üreticinin sorumluluğuna yönelik davada TBK'nın satım sözleşmesi hükümleri uygulanamayacağından davanın ıslah edilemeyeceği, sözleşmeden dönme hakkı olmadığına ilişkin  istinaf nedeni yerinde değildir. Davalı vekili ...'in düzenlediği raporun uzman görüşü olarak kabulünü talep etmekte ise de; uzman raporunu düzenleyenin davalı üretici şirkette çalışan mühendis olduğu ancak raporun taraf beyanı olarak kabul edilebileceği, HMK'nın 293 maddesi kapsamında uzman görüşü olarak kabul edilemeyeceğine ilişkin kabulde isabetsizlik bulunmamıştır. Elde ki dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 7223 sayılı kanunun \"ürün sorumluluğu tazminatı\" başlıklı 6 maddesinde \"(1)Ürünün bir kişiye veya bir mala zarar vermesi halinde, bu ürünün imalatçısı veya ithalatçısı zararı gidermekle yükümlüdür. (2) İmalatçı veya ithalatçının sorumlu tutulabilmesi için, zarar gören tarafın uğradığı zararı ve uygunsuzluk ile zarar arasında ki nedensellik bağını ispat etmesi zorunludur.\" Şeklinde düzenlenmiştir. Esasen 7223 sayılı kanunun yürürlüğünden evvel de yargı kararlarıyla üreticinin sorumluluğu kabul edilmiştir. Örneğin Yargıtay 11 HD emsal güncel bir kararında üreticinin sorumluluğunun değerlendirmiştir.\"Yargıtay HGK 27.11.1996 gün 1996/4-588 esas ve 1996/831 karar, 13.02.2002 gün 2002/4-114 esas ve 2002/84 karar, 15.04.2011 gün 2011/4-58 esas ve 2011/176 karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, üretici ile alıcı arasında bir sözleşme ilişkisi yoktur. Ancak öğretide ve uygulamada üretici ile zarar gören arasında böyle bir bağ olmasa bile üreticinin sözleşme dışı sorumlu tutulabileceği, Türk Hukukunda üreticinin sorumluluğuna ilişkin özel bir sorumluluk düzenlenmemişse de (Yasa koyucu bu konudaki yasa boşluğunu görerek 12.03.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu ile üreticinin sorumluluğu hüküm altına alınmış ve bu konudaki yasa boşluğu giderilmiştir.) bu konuda Borçlar Kanunu’nun 41. (6098 sayılı TBK’nın 49.) maddesinin 1. fıkrasındaki hükmün uygulanabileceği kabul edilmiştir. Bu madde hükmü uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Üreticinin buradaki sorumluluğu kusur sorumluluğudur. Üretici bulunduğu faaliyet gereği hukuk düzenince gerekli olan ve kendisinden beklenebilen tüm özeni göstermesi, önleyici tedbirler alması gerekir.Üreticinin sorumlu tutulabilmesi için taraflar arasında akdi ilişki bulunması da zorunlu değildir. Üretici BK’nun 41. madde hükmü uyarınca meydana gelen haksız fiilden sorumludur. Ürün ile üretici (Üreticinin fiili ile üründeki ayıp nedeniyle meydana gelen zarar.) arasında uygun illiyet bağı bulunduğu takdirde üretici meydana gelen zararı tazminle yükümlüdür.Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 16.04.2015 gün, 2014/8733 esas ve 2015/5518 karar, 16.03.2011 gün 2010/9917 esas ve 2011/3356 karar, 11.10.2016 gün 2016/4075 esas ve 2016/13270 karar, 11. Hukuk Dairesi’nin 05.03.2014 gün 2014/1814 esas ve 2014/2165 karar, 23.10.2014 gün 2013/14654 esas ve 2014/16363 karar, 4 Hukuk Dairesi’nin 11.04.2000 gün, 2000/517 esas ve 2000/3348 karar, 27.03.1995 gün 6256 esas 2596 karar sayılı kararlarında da üreticinin ayıplı maldan dolayı meydana gelen zarardan sorumlu olduğu belirtilmiştir. Tüm bu açıklanan nedenlerle davalı ... firmasının üretici firma olması, diğer davalı ...’nin ise ürünü yurtdışından üretici ... firmasından alarak ürünün bulunduğu ambalajlara kendi ismini yazarak analiz raporlarını sunmak suretiyle ürünün tasarımını ve imalatını yaptırıp kendi isim ve ticari markası ile piyasaya arz etmesi nedeniyle üretici sıfatı ile meydana gelen zararlardan müteselsilen sorumlu oldukları gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken dosya kapsamındaki delillerin ve tarafların hukuki durum ve sorumluluklarının yanılgılı değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.(Yargıtay 11 HD nin 2020/5083 esas , 2021/5398 karar sayılı ilamı ) Davalı vekilinin istinaf sebepleri yoğun olarak araçta üretim hatası olmadığı,üretimin  teknik kurallara uygun yapıldığına ,çıkan yangının ... valfinden kaynaklanmasının imkansız olduğuna ilişkindir. Araçta bakım yetersizliği olmasının yangına sebebiyet vereceği ileri sürülmüş ise de; mahkemece bu konuda ülkenin en yetkin kurumu olan İstanbul Teknik Üniversitesi Otomotiv Kürsüsü öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi kurulundan Laboratuvarda yapılan inceleme sonunda rapor, ek rapor alınmış, seyir halinde ki aracın yanmasının sebebinin bakım eksikliği olamayacağı kanaatine varılmıştır. Bilirkişi raporunda aracın tamamen yanmış resimlerine yer verilmiş olup, davalı vekilinin daha fazla resimlerin dijital ortamda dosyaya sunulması gerektiği ileri sürülmüş ise de bilirkişiler elde ki tüm verileri inceleyerek bir kanaate varmışlardır. Sonuç itibariyle araç seyir halinde iken yangın başlamıştır.Davacının zararı ile davalı tarafından üretilen araçta ki ayıp arasında illiyet bağı kurulmuştur. Davalı vekili tarafından İTÜ Laboratuvar incelemesinde hazır bulunmalarının sağlanmadığı ileri sürülmüş ise de bu talebin yapılan incelemeler sırasında ilk derece mahkemesine yöneltilmesi gerektiğinden dikkate alınmamıştır. Teknik bilirkişilerin laboratuvar ortamında yaptıkları inceleme neticesinde motorun tamamının yanmış olması nedeniyle parçaları üzerinde ayrıca detaylı inceleme teknik analiz yapılma imkanı olmadığı belirtilse de yangının çıkmasına  emsal yangın olayları, yapılan bilimsel araştırmalar da incelenerek yangının özellikle motor kısmının tamamen yanması  olması sebebinin  araçtaki üretim hatası olabileceği, bakım eksikliğinin bu sonuca yol açmayacağı belirtildiğinden davalı vekilinin teknik hususlara  ilişkin istinaf nedenleri yerinde bulunmamıştır.7223 sayılı kanunda açıkça belirtildiği üzere davalı üreticinin sorumluluğu tazmin sorumluluğu olup, davacının zararı dava tarihi itibariyle yanan aracın bedelidir. Dava dilekçesinde talep olunan bedel dava ıslah edilerek dava tarihindeki rayiç değerine yükseltilmiştir. Davalının haksız fiil bir başka deyişle yangın tarihinde ki zararını talep edip, bu tarihten itibaren faiz talep edebilecek ise de  ıslah ile dava tarihinde ki bilirkişi kurulu tarafından değerini talep ettiğinden faizin de dava tarihinden itibaren işletilmesine karar verilmesi gerekirken geriye dönülerek dava tarihinde ki zarara hükmedildiği halde yangın tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru olmamıştır.Davacının zararı  yangın tarihinde doğduğundan, bir başka deyişle dava tarihinde davalı mütemerrit olduğundan ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğine ilişkin istinaf nedeni de yerinde bulunmamıştır. Ayrıca araç tümüyle yandığından sovtaj değeri olmadığı halde sovtaj indirimi yapılmadığına ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin faiz başlangıcına ilişkin istinaf nedeni yerinde görüldüğünden istinaf başvurusunun kabulüne kararın kaldırılmasına ,yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç olmadığından yeniden karar verilerek  aracın dava tarihinde ki rayiç değerinin dava tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/06/2023 Tarih 2020/113 Esas 2023/535 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; \"Davanın kabulü ile; 700.000-TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine\" İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; \"Alınması gereken 47.817-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 6.147,90-TL peşin harç ve 1.245-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 7.392,90-TL'nin mahsubu ile, kalan 40.424,1‬0-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 7.392,90-TL harcın, davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye ödenmesine, Davacı tarafından yapılan 54,40-TL başvurma harcı, 7,80-TL vekalet harcı, 90-TL yurt dışı tebligat harcı, 4.500-TL bilirkişi ücreti ve 250-TL posta ve müzekkere masrafı olmak üzere toplam 4.902,2‬0‬-TL yargı giderinin, davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davacı vekili için takdir olunan  95.000-TL vekâlet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine\" Davalı tarafından yatırılan 11.955-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine iadesine, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 20-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 04/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9134976974bcfdf1","SID":"b06d2305782397a3"}}