{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/167 <br>KARAR NO: 2025/826<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 15/11/2022<br>NUMARASI: 2021/332 E. - 2022/170 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/05/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle: davacının  uzun yıllardan beri gıda sektöründe hizmet ettiğini, ...  başvuru numaralı \"...\" markasının sahibi olduğunu, müvekkili  markasının Ortadoğu coğrafyasında ve özellikle Suriye'de tanınmasının yanında, bu markanın, Suriye'de uzun yıllardır devam eden iç savaş sebebiyle ülkemize sığınmak zorunda kalan Suriye vatandaşları arasındaki talep görmesi nedeniyle, artık Türkiye'de de bilinen ve aranılan markalardan biri haline geldiğini,  Davalının, herhangi bir lisans anlaşması olmaması ve  müvekkilinin herhangi bir izni olmaksızın tüketicileri yanıltmak suretiyle açıkça müvekkili şirketin markasını birebir taklit etmek ve müvekkili şirketin markasının bilinirliğinden faydalanmak suretiyle, haksız kazanç elde etmek amacıyla markasal kullanımlar gerçekleştirdiğini, Davalının Türk Patent nezdinde ..., ... ve ... başvuru numaraları ile marka tescil başvurusunda bulunduğunu, Davalının ... başvuru numaralı \"...\" markasının Kurum tarafından reddedildiğini,  Davalının ... başvuru numaralı \"... (ŞEKİL)” başvurusunun YİDK tarafından reddedilmesi üzerine davalı tarafından işlemsiz bırakılması nedeniyle işlemden kaldırıldığını, Davalının ... başvuru numaralı \"...\" başvurusunun yayım kararına itiraz edildiğini,  İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2021/88 D. İş dosyası ile tespit davası açıldığını, Davalının işyeri adresinde bulunan tabelalarda ve görsellerde müvekkiline ait başvuru no'su ... olan \"...\" markasının bulunduğunun tespit edildiğini, bu dosyada yer alan bilirkişi raporunda   karıştırılmaya sebebiyet verdiğinin belirlendiğini,  Davalının, davacı markasını kötü niyetli olarak kullanmaya devam ettiğini,  Davalı tarafından kullanılan  https://www facebook.com/.../ adlı sosyal medya adresinde müvekkil markasının kullanıldığını, davalı  adreslerindeki iş yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasını, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yaratan fiilinin  tespitini, durdurulmasını,önlenmesini,Davalı tarafından kullanılan https://www.facebook.com/.../ adlı Sosyal medya adresine erişimin engellenmesine, ayrıca ihtiyati tedbir kararı verilerek davalı eylemlerinin tedbiren önlenmesine  karar verilmesini, karşı davanın ise reddine karar verilmesini  talep etmiştir. Davalı/karşı davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 09.01.2018 tarihinde İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne kaydını gerçekleştirdiğini,  tüketici kitlesine sosyal medyadan da ulaşabilmek amacı ile https://m.facebook.com/.../ linki ile de ulaşılabileceğini ve ...  ŞEKİL kullanımını 10 Mart 2018 tarihinde profil resminde kullanmış ve yine sattığı ürünlerin ambalajlarında ve dükkan tabelasında ve tanıtımında kullandığını, Davacının  ise 01.03.2019 tarihinde İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne kaydını gerçekleştirdiğini,  Davacının, Davalı şirketin kuruluşundan yaklaşık 14 (ondört) ay sonra kuruluşunu gerçekleştirdiğini,  Davalı şirketin en geç 06.03.2018 tarihinde bastırmış  bulunduğu  fatura ciltlerinde/koçanlarında/faturalarında sol üst köşede yer alan ve 10.03.2018 tarihinde yüklenen facebook profil resminde, dükkan tabelasında, ürünlerinin ambalajlarında Arapça ve  Latince karakterlerden oluşan yazım ve şekli kullanmasından yaklaşık 12 (oniki) ay sonra karşı tarafın tüzel kişilik kuruluşunu gerçekleştirmiş bulunduğu, Davacı tüzel kişiliğin ... başvuru numaralı markasının tescil başvuru tarihinin 05.04.2019 işbu markanın tescil tarihi ise 10.06.2020 tarihi olduğunu,  Davacı tarafından da Istanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/88 D.İş sayılı delil tespiti dosyasında yer alan talep dilekçesi ekinde sunulan Davalıya ait bulunan 07.12.2020 tanzim A Seri ve ... sıra numaralı irsaliyeli fatura anlaşmalı matbaaya Davalı şirket tarafından bastırılmak sureti ile 06.03.2018 tarihinde teslim alındığını, bu fatura Davacı şirket kuruluşundan, marka ve tasarım tescil başvurularından en az 12 (oniki) ay önce (resmen) düzenlendiğini,  Davalı şirketin 2018 yılı ocak ayında tescil edilen ticaret ünvanında (kılavuz sözcük olarak kullandığı) ve (en geç) 2018 yılı mart ayında bastırmış bulunduğu faturalarında yer alan ve aktif olarak kullandığı, faaliyetlerini istikrarlı ve kesintisiz olarak sürdürdüğünü ve faaliyet gösterdiği ticari sektörde tüketicilere tanıttığı, piyasada maruf hale getirdiği unvansal ve markasal olarak kullandığı \"...\" ibaresinin/kelimesinin Latince ve Arapça yazım halleri ile şekli\" Davacının 2019 yılında Davalının potansiyelinden yararlanmak amacıyla kötüniyetli olarak başvuruda bulunduklarını ve bu başvuru neticesinde de 2020 yılında tescil ettirdiklerini ve Davalı şirket ile haksız rekabete giriştikleri, bu kelime/ibare   şekil üzerindeki gerçek hak sahibinin Davalı şirket olduğunu,  Davalı şirketin, ... kelimesini ticari ünvanına kılavuz/çekirdek kelime olarak seçtiği ve ... kelimesinin Latince ve Arapça yazımlarını bir şekle de bağlamak sureti ile hem markasal ve de unvansal kullanımını en geç 2018 yılı Mart ayından bu yana  gerçekleştirdiğini,  Davalı şirketin, iş yerinde bulunan (davacı tüzel kişiliğin kuruluşundan önce oraya asılmış bulunulan) tabelasının üzerindeki ibarenin kapatıldığı Istanbul 2. FSHHM’nin  2021/88 D. İş sayılı dosyasından alınılan bilirkişi heyet raporunun 29 uncu sayfasının ilk paragrafında aktarılmış olmakla, anılan kapatmanın sebebi \"Arapça tabelalara” yasak konulması nedeni ile Davalı şirketin anılan yasağa uyma iradesinden kaynaklandığını  beyan ile asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; \"-ASIL DAVANIN KABULÜNE; A-Davalının davacıya ait tescilli marka hakkına  tecavüzün ve haksiz rekebetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, B- Davacı adına tescilli ... Tescil nolu marka ile iltibas yaratan davalı kullanımlarının HMK 389 maddeleri gereğince tedbiren önlenmesine, marka ile iltibasa neden olan ve halen 3.kişiler elinde bulananlar ile ticari fatura ve belgelerdekiler hariç olmak üzere ihlal teşkil eden etiket, reklam, basılı yayın, ambalaj gibi her türlü tanıtım metaryali üzerinde kullanımın önlenmesine, karar kesinleştiği takdirde halen davalı elinde ihlal teşkil eden materyal var ise el konularak muhafaza altına alınmasına, sosyal medya hesaplarından tanıtımların çıkartılmasına, - KARŞI DAVANIN REDDİNE,\" karar verilmiştir.<br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı/karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; huzurdaki dava dosyasının eki niteliğinde bulunan İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/88 Değişik İş sayılı dosyasında yer alan ambalaj resimleri incelendiğinde, davalı/karşı davacı müvekkil hükmi şahsiyetin kuruluşan bu yana bu ambalajlar üzerinde davaya konu markayı kullanmak suretiyle maruf hale getirdiğinin yerel mahkemece dikkate alınılmadığını, tabela ve ambalajlar üzerindeki anılan yoğun kullanımın bilirkişi raporlarında tartışılmadığını, mahkemenin davayı reddederken gerekçeli kararında yer verilmediğini, dava konusu markanın tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler bakımındna markasal kullanımını göstermeye ve markanın maruf hale getirilmiş olma şartını sağlamaya yeterli bulunduğu sabit bulunmaktayken objektif ve bilimsel ve tüm dosya kapsamına uygun bulunmayan bilirkişi raporlarına ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı bulunan yerel mahkeme ilamının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ... kelimesinin bahar, baharın bahçeleri anlamları çerçevesinde geniş olarak yorumlanması gerekirken bu yön gözetilmeksizin ... ibaresinin de davalı/karşı davacı müvekkilinin ticaret unvanında yer alan esaslı bir unsur olduğuna işaret edilerek ana esaslı unsur ... ibaresine tek başına hukuki bir sonuç bağlanmadığını, dava konusu markanın ticaret unvanındaki ana esaslı unsurdan uzaklaşmadığını, mahkeme kararının bu yönden de usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, davacı/karşı davalının dava konusu markadan haksız olarak yararlanmak amacıyla hareket ettiği yönünde bir delil bulunmadığı yönündeki değerlendirmesinin yanılgılı bir değerlendirme olduğunu, aynı yabancı ülkeden Türkiye'ye gelen aynı gıda halinde ticari faaliyet gösteren aynı ürünlerin satışını gerçekleştiren davacı/karşı davalının, davalı/karşı davacı şirketin tescilinden 14 ay sonra tescilini gerçekleştirmesi nazara alındığında davacı/karşı davalının dava konusu markadan haksız olarak yararlanmak amacıyla hareket ettiğinin sabit olduğunu, mahkemenin bu yöndeki değerlendirmesinin de hukuki nitelikte bulunmadığını, marka üzerinde gerçek hak sahibi bulunan ve önceye dayalı kullanımı bulunan davalı/karşı davacının davacı/karşı davalının tüzel kişilik kazanmasından önceye de dayalı bu kullanımlarının marka hakkını ihlal ve haksız rekabete neden olduğu yönündeki yerel mahkemenin değerlendirmesinin yanılgılı bir değerlendirmeye dayandığını, Yerel mahkemenin kararının bu yönden de usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı/karşı davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı/karşı davacının sunduğu delillerin müvekkili davacının tescilli markası hakkında gerçek hak sahipliği ileri sürebilmesi açısından yetersiz nitelikte olduğunu, davalı/karşı davacının tüzel kişiliğin kuruluşundan davaya konu markanın kullanılmak suretiyle maruf hale getirdiğinin yerel mahkemece dikkate alınmadığı iddiasının haksız ve dayanaktan yoksun olduğunu, hükümsüzlüğü talep edilen markanın hükümsüzlük koşulları oluşmadığını, kötü niyetin tespitinde önceki markadan haberdar olma veya bilebilecek durumda olmanın ciddi bir belirleyici iken tek başına belirleyici olmadığını, davalı/karşı davacının öne sürdüğü kötü niyetli tescil iddiasının dayanaktan yoksun olduğunu, somut herhangi bir delil ve olguya dayanmaksızın ileri sürülen kötüniyet iddiasının mahkemece dikkate alınmaması gerektiğini, kötüniyete dayalı hükümsüzlük reddinin hukuka uygun olduğunu, davalının müvekkiline ait \"...\" markasını kullanmakta olduğunu, müvekkili markasına haksız ve hukuka aykırı olarak tecavüz edildiği, haksız rekabet yaratmak suretiyle maddi menfaat elde edildiğinin İstanbul 2. FSHHM 2021/88 D.İş dosyasında alınan bilirkişi raporuyla da ortaya konduğunu, davalı/karşı davacının iddialarına ve istinaf dilekçesine tümden itiraz ettiklerini, ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava marka hakkına tecavüzün ve haksız  tespiti, önlenmesi, meni ,  karşı dava  ise marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davacı taraf, 2019/35117 başvuru numaralı \"...\" markasının sahibi olduğunu, davalının,  bu markayı birebir taklit ederek, ambalajlarında, tabelasında ve sosyal medya hesaplarında kullandığını, bu şekilde marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığını beyanla  marka hakkına tecavüzün durdurulması, önlenmesini , karşı davanın ise  reddini talep etmiştir. Davalı/karşı davacı vekili, müvekkilinin şirketin  kuruluş tarihinin 09.01.2018 olduğunu, .. ibaresinin 2018 yılı başlarından beri ticaret unvanında, ambalajlarda, faturalarında, sosyal medya hesaplarında ve tabela gibi fiziki tanıtım araçlarında kullanıldığını, davacı şirketin ise 01.03.2019 tarihinde kurulduğunu ve marka başvurusunun 05.04.2019 tarihinde yapıldığını, tescilin ise 10.06.2020 tarihinde gerçekleştiğini, davacının gerçek hak sahibi olduğu markanın  kötü niyetli  tescil edildiğini beyanla  davacı karşı davalı adına  tescilli ... numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep etmiştir. 16/03/2022  tarihli bilirkişi raporunda ; Davalı karşı davacının, Davacı/Karşı Davalı yana ait ...  kod numaralı marka ile benzer mahiyette olacak şekilde gerçekleştirdiği eylemlerin  nihai tüketici nezdinde iltibas yaratma ihtimalinin bulunduğunu ve bu gerekçeler  ile  haksız  rekabetin  varlığından bahsedilebileceğini,  Davacı/Karşı Davacı yan ait dava konusu ... kod numaralı markanın SMK 6/3, SMK 6/6, SMK 6/9 hükümleri çerçevesinde hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığını bildirmişlerdir. 12/08/2022  tarihli bilirkişi raporunda ; Davacı/karşı davalı tarafın tescilli markası incelendiğinde, ... ibareli marka adının “...” olduğunu, 6769 sayılı SMK hükümleri dikkate alındığında; Asıl dava bakımından ; Davalı karşı davacı tarafından gerçekleştirildiği tespit edilen  kullanımların davacının tescilli markasına tecavüz teşkil ettiğini, Davalı karşı davacı tarafından gerçekleştirilen bu kullanımın aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu, Karşı dava yönünden ;  Davacı karşı davalı tarafa ait tescilli ... numaralı ” ibareli markanın  hükümsüzlük koşullarının bulunmadığını bildirmişlerdir. Karşı dava konusu marka hükümsüzlüğü talebi yönünden; davacı adına ...  başvuru numaralı \"...\" şekil markasının 29,30, 35.sınıf için 5.4.2019 tarihinde tescil edildiği, davacının markayı önceki sahibinden devren iktisap ettiği,    davacı  şirketin ticari sicile 1.3.2019 tarihinde kayıt olduğu, davalı şirketin ise 9.1.2018 tarihinde sicile  kayıt olduğu ,her iki firmanın da toptan gıda ve temizlik meslek grubunda ticari faaliyet yürüttüğü, davalı karşı davacının , davacı/ karşı davalı yana ait ... numaralı ... ibareli markanın gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürmüş olup,karşı davacı şirketin karşı davalı şirketten önce kurulduğu  , bunun dışında  bir adet boş fatura, iki adet Facebook sosyal medya hesabına ait görselin delil olarak sunulduğu anlaşılmış ise de , Türk Marka Hukukunda “tescilde öncelik ve teklik ilkesi” geçerlidir. Bunun istisnası ise gerçek hak sahipliği  ilkesi olarak benimsenmiştir. Buna göre ,bir markayı, ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişi, marka üzerinde gerçek hak sahibidir. Somut olayda karşı davacının  tescilsiz markayı ihdas edip , yoğun  kullanımı yoluyla ibareye ayırt edicilik kazandırdığı, piyasada maruf hale getirdiği iddiasının ispatlanamadığı , karşı davacının ticaret ünvanının çekirdek unsurunun  \"...\" ibaresi olduğu, unvanın   markasal olarak kullanıldığı hususunun ispatlanamadığı bu hali ile SMK 6/3 ve 6/6 maddesine dayalı hükümsüzlük şartlarının bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca  her ne kadar davacı davalı marka tescilinin  kötüniyetli olduğunu ileri sürmüş ise de, markanın tescilinin  tek başına kötü niyetli marka başvurusu olarak nitelendirilemeyeceği,  kötü niyetle marka tescilinden bahsedebilmek için marka başvurusunda bulunan kişinin, markaya konu mal ve hizmeti üretip pazarlamaktan daha ziyade başkalarının ticaretine engel olmak, marka tescili yoluyla başkalarından haksız para koparmaya çalışmak veya vekâlet, bayilik, dağıtıcılık, acentelik vb. ilişki nedeniyle kendisine duyulan güvene ve ticari dürüstlük kuralına aykırı davranış içerisinde bulunması gerektiği, somut olayda karşı davalının tescilde kötüniyetli olduğuna ilişkin somut delil bulunmadığı, SMK 6/9 maddesi gereği hükümsüzlük şartlarının mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet davası  yönünden; asıl davacının  adına ...  başvuru numaralı \"...\" şekil markasının 29,30, 35.sınıf için 5.4.2019 tarihinde tescil edildiği, markanın hükümsüzlük koşullarının bulunmadığı, tescilli markanın sahibi lehine koruma kapsamında olduğu,  davalının tespit edilen  kullanımlarının davaya mesnet  ...  numaralı marka ile benzer olduğu her iki markadaki kelime unsurunun arapça bahar ve bahar bahçeleri anlamına geldiği, markaların benzer şekilde arapça ve latince harfler ve benzer şekil unsuru ile tertip edildiği, işaretler arasında görsel işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu , markalardaki tali unsurlarında benzerlik teşkil ettiği   ve aynı sınıflarda kullanıldığı bu nedenle    ortalama  nihai tüketici nezdinde  işletmeler arasında bağlantı, aynı markanın başka versiyonu şeklinde algılanma suretiyle karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davalının kullanımlarının iltibas teşkil etmesi sebebi ile SMK 7 ve 29 maddeleri kapsamında marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, tarafların aynı sektörde aynı tüketici grubuna hitap ettikleri , davalının iltibas teşkil eden kullanımlarının Türk Ticaret Kanunu'nun 55/(1)-a-4 maddesi gereğince \"Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,\" hükmü gereğince  haksız rekabet  teşkil ettiği  anlaşılmıştır. Mahkemece dosya kapsamındaki deliller çerçevesinde varılan sonucun ve  kurulan hükümlerin hukuka uygun olduğu istinaf talebinin reddi gerektiği anlaşılmıştır. Davalı - karşı davacı   vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine temyiz yasa yolu açık olmak üzere karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 15/11/2022 tarih ve 2021/332 E., 2022/170 K. sayılı kararına karşı davalı-karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken asıl dava yönünden 615,40 TL, karşı dava yönünden 615,40 TL olmak üzere toplam 1.230,80 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 359,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 871,00 TL harcın davalı-karşı davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,  3-Davalı-karşı davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 29/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d7982a85fafdd608","SID":"9b41dfe7b34ffa0a"}}