{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/457 <br>KARAR NO: 2025/881<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 20.03.2024<br>NUMARASI: 2023/833 Esas - 2024/256 Karar <br>DAVA: Şirketin İhyası<br>Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ihyası talep edilen şirket ile müvekkili  kurum arasında Kahramanmaraş 1. İş Mahkemesinin 2023/61 Esas sayılı dosyasında görülmekte olan rücuen tazminat davasında, davalının 09.10.2015 tarihli işlemi ile şirketin sicil kaydının res'en terkin edildiğinin ilan edildiğini, tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiğini, tasfiyesi gereken hususların eksik bırakılması halinde şirketin ihyası gerektiğini, TTK'nın 547/1. maddesi gereği tasfiyenin kapatılmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde ihya kararı verilebileceğini, şirketin terkin öncesi muamele merkezinin Beykoz ilçesinde olması nedeniyle mahkemenin yetkili olduğunu, müvekkilinin alacağının hüküm altına alınabilmesi için şirketin ihyası gerektiğini ileri sürerek,... limited Şirketinin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin TTK'nın 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 34. maddesi çerçevesinde işlem yaptığını, müvekkilinin re'sen terkin işleminin TTK'nın geçici 7. maddesi ile ikincil mevzuata uygun şekilde işlem yapıldığını, ihya karar verilmesi halinde tasfiye memuru atanması gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağını, re'sen terkin işleminin eksik veya usulsüz olduğuna dair bir iddia ileri sürülmediğini savunarak, davanın reddi ile giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... Somut olayda  ihyası talep edilen şirketin adresinin tespit edilememesi  nedeniyle TTK Geçici 7.maddesi kapsamına alınarak  sicilden resen terkin edildiği anlaşılmıştır.5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar Ve Borsalar Kanunun 10/3. maddesi; Oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla ticaret sicil kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna ihbarda bulunulur. İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda kaydı silinmiş sayılır. Bu süre içerisinde durumunu bildiren üyelerin aidat tahakkukları başlatılır. Ancak bu durumda olanlar tüm aidat borçlarını ödemedikçe seçmen listelerine tekrar kaydedilemeyeceği, hükmünü içermektedir. Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin  Tebliğ'in 1. maddesinin d bendinde; '5174 sayılı kanunun 10 ve 32. maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler..' ifadesi ile geçici 7.madde kapsamında  olmayan bir hali tebliğ ile düzenlemiştir. Bu nedenle kanunda öngörülen haller dışındaki durumlarda geçici 7. Maddeye göre değil TTK veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uygun tasfiye yapılacaktır. Maddenin geçici ve istisnai oluşu göz önüne alındığında  anılan maddedeki sayılan hallerin sınırlı sayıldığı ve genişletici yorumda bulunulamayacağı açıktır. İkincil düzenlemeler dayandıkları kanun maddelerine aykırı olamaz ve çelişen hallerde ikincil düzenleme hükümlerinin dikkate alınmaz ve kanun hükümleri uygulanır.  İhyası istenilen şirket hakkında başkaca münfesihlik sebebinin ileri sürülmediği, terkin sebebinin adreste tesbit edilmeme olduğu, kanunda öngörülmeyen bir sebeple terkin yapıldığı, şirketin terkin işleminin hukuka uygun  olmadığı, bunun yanı sıra davalı Ticaret Sicil Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin temsil ve ilzama yetkilendirilmiş yetkilisinin ticaret sicilindeki adresine ihtarın  tebliğ edilmediği de belirlenmiştir. Bu durumda davalı Ticaret Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde ve 559 sayılı KHK'da öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden usulsüz olarak  terkin ettiği  şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı anlaşılmıştır. Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, ihyası istenen şirketin adresinin tespit edilememesi sebebi ile sicilden terkin edilmesinin  kanunda sınırlı olarak sayılan hallerden olmadığı, terkin işleminin usulsüz olduğu, şirketin tam ihyasının gerektiği ancak  davacının talebinin  sınırlı ihyaya yönelik olduğu gözetilerek ... Sanayi Limited Şirketi'nin Kahramanmaraş 1. İş Mahkemesi'nin 2023/61 esas sayılı dosyasında devam eden yargılama ile sınırlı olmak üzere ihyasına, şirket aleyhine açılan dava ve devamı işlemler yönünden tasfiye işlemleri için de şirkete tasfiye memuru atanması gerekmekle (Emsal mahiyette Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/10/2022 tarih ve 2022/5850  esas 2022/6837 karar sayılı emsal içtihatı) şirketin terkin öncesi temsilcisi ...'ın (TCKN: ...) tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiş, ayrıca davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu kılınmak suretiyle...\" gerekçesiyle davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı iken TTK geçici 7. maddesi uyarınca re'sen terkin edilen ...  Sanayi Limited Şirketi'nin Kahramanmaraş 1. İş Mahkemesinin 2023/61 Esas sayılı dosyasında devam eden yargılama ile sınırlı olmak üzere ihyasına, şirketin Ticaret Siciline tesciline, terkin öncesi yetkilisi olan ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına, kararın Ticaret Sicilinde tescil ve ilanına, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, 29.05.2024 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7511 sayılı Kanun'un 16. maddesine göre, müvekkilinin yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin terkine ilişkin işlemlerinin usulüne uygun olduğunu, re'sen terkin işleminde eksiklik bulunmadığını, ilgili mevzuat kapsamında yapılan araştırmada şirketin adresinin tespit edilememesi üzerine TTK'nın geçici 7. maddesi ile ... Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğin 5. maddesi gereğince re'sen terkin kapsamına alındığı, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 09.10.2015 tarihinde sicil kaydının re'sen terkin edildiğini, tebligat eksikliği bulunmadığını, müvekkilinin haksız işlemi ile ihya davasının açılmasına neden olmadığını, adresin tespit edilememesinin tek başına sicil kaydının terkini sebebi olmayacağına ilişkin kanaatin yersiz olduğunu,  Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın açılmasına neden olmayan müvekkilinin yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasına karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın geçici 7. maddesi gereğince şirketin sicil kaydının ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı sicil müdürlüğü vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, müvekkili ile davalı tarafından TTK'nın geçici 7.maddesi uyarınca re'sen terkin edilen ... Limited Şirketi arasında Kahramanmaraş 1. İş Mahkemesinin 2023/61 Esas sayılı dosyasında rücuan tazminat davası bulunduğunu, davalı şirketin re'sen terkin edildiğinin yapılan yargılamada öğrenildiğini,  iş mahkemesinde açılan davada taraf teşkilinin sağlanması için mahkeme tarafından kendilerine kesin süre verildiğini ileri sürerek, adı geçen şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı ve kayıtlarına göre; ihyası istenilen ... Limited Şirketinin 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın  geçici 7.maddesi ile 30.12.2012 tarih 28513 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Münfesih olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine ilişkin Tebliğin 5.maddesi (1-b) bendi uyarınca 09.10.2015 tarihinde sicil kaydının re'sen silindiği anlaşılmaktadır.  Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK'nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması veya devam eden bir dava bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür. TTK'nın geçici 7. maddesine bakıldığında, şirketlerin hangi şartlarda ve usullerle sicilden re'sen terkin edileceği düzenlenmiştir. Aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi ile Ticaret Sicili Müdürlüklerince; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret  sicilindeki  kayıtlı  son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği,  4/c bendine göre terkin sebepleri bulunan şirketlerin faaliyetlerini devam ettirme isteğinde bulunmaları halinde, münfesih olma nedenini verilen süre içinde ortadan kaldırıp ticaret siciline bildirmelerinin ihtar edileceği, aynı maddenin 11. bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan  şirketin unvanının ticaret sicilden re'sen silineceği düzenlemeleri yer almaktadır.  TTK'nın geçici 7. maddesindeki sebeplerle re'sen terkin edilen şirketin ihyası davasında. husumetin sadece ilgili Ticaret Sicil Memurluğuna yöneltilmesi gerekmekte olup  eldeki davada da dava doğru şekilde Ticaret Sicil Müdürlüğüne yöneltilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun  28.09.2021 tarihli ve  2017/11-3184  Esas,  2021/1107 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bu yöndeki kararları sonrası TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında ihyasına karar verilen şirketlere de tasfiye memuru atanması gerektiği kabul edilmiş ve mahkemece önceki yönetici tasfiye memuru olarak atanmıştır. İlk derece mahkemesince, davalı kurumca gönderilen belgeler arasında, ihyası istenilen şirket ve yetkililerine ihtarın usulüne uygun gönderilmediği, adrese ulaşmamanını başlı başına terkin nedeni olmadığı ve nedenlerle terkin işleminin usulsüz olduğu gerekçesiyle yasal hasım olan davalı yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmuştur. Dava dilekçesinde terkin işleminin usulsüz olduğu davacı tarafından ileri sürülmemiştir. Davalı bu davada yasal hasımdır. TTK'nın geçici 7. maddesi ile belirli koşullarda ticari şirketlerin sicilden terkin edilmesi için gerekli işlemlerin yapılması hususunda davalıya görev verilmiştir. Davacının, sadece şirketin ihyasını talep ettiği, herhangi bir Yasa hükmüne dayanmadığı dikkate alındığında ve geçici 7. maddede gösterilen şartlar gerçekleşmeden şirketin terkin edildiğini ileri sürmediğine göre, mahkemece davalının tesis ettiği işlemin hatalı olduğu kabul edilerek yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır. Şirketin ihyasın eksik bırakılan bir tasfiye işleminin tamamlanması için TTK'nın 547. maddesine kıyasen yapılması nedeniyle yasal hasım olan davalının yargılama giderlerinden sorumlu olmaması nedeniyle, davalı vekilinini istinaf başvurusu yerinde görülmüştür (Yargıtay 11. HD'nın 2020/2299 E- 2020/4113 K sayılı, 14.10.2020 Tarihli kararı).  Diğer taraftan, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/2866 Esas, 2024/4419 Karar ve 29.03.2024 tarihli ilamında; Temyiz konusu kararda hüküm tarihi itibarıyla bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte 29.05.2024 tarihli 32560 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7511 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16. maddesi ile 6102 sayılı Kanunun geçici 7'nci maddesinin on beşinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir. Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz.” düzenlemesine yer verilmiş olup anılan Kanun'un 23 üncü maddesinde bu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.. Bu durumda anılan hüküm uyarınca dava konusu terkin işlemi nedeniyle davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir ifadelerine yer verilmiştir. Bu nedenlerle davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine karar verilmiş olması isabetli görülmemiştir. Ancak söz konusu hata yeniden yargılama yapılması gerektirmediğinden hükmün yargılama giderleri yönünden düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi uygun görülmüştür. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerindren yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yargılama giderleri yönünden düzeltilmek üzere ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun  kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının yargılama giderleri yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı iken TTK geçici 7. maddesi uyarınca re'sen terkin edilen ... Sanayi Limited Şirketi'nin,Kahramanmaraş 1. İş Mahkemesi'nin 2023/61 Esas sayılı dosyasında devam eden yargılama ve kararın infazı ile sınırlı olmak üzere ihyasına, şirketin Ticaret Siciline tesciline,2-Şirketin terkin öncesi yetkilisi olan ...'ın (TCKN: ...) tasfiye memuru olarak atanmasına, kararın Ticaret Sicilinde tescil ve ilanına,3-Davacı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansları bakiyelerinin, karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan sonra, yatıran taraflara iadesine,6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, b-Davalı tarafından harcanan 1.169,40 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 65,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.234,40 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,7-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 22.05.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f8108f1f63d1350e","SID":"f5dc1a9025889046"}}