{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/470 <br>KARAR NO: 2025/970<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/05/2024<br>NUMARASI: 2024/413 E.  -  2024/501 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız işgalden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Ticaret A.Ş. (... A.Ş.), İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 26. maddesinde verilen yetkiye dayanılarak TTK Hükümleri kapsamında kurulmuş bir sermaye şirketi olduğunu, müvekkil ... AŞ'nin, sermayesinin %99.87 hisse oranına sahip olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) iştirak şirketi olduğunu,  30.11.2007 tarihli 2860 sayılı İBB meclis kararı ile mülkiyeti İBB'ye ait olan çiçek satış büfelerinin işletme ve tasarruf yetkisinin elde edilecek gelirinin %50'sinin İBB'ye ödenmesi kaydıyla 10 yıl süre ile müvekkili ... A.Ş.'ye verildiğini, müvekkili şirketin İBB meclis kararı ile verilen işbu tasarruf yetkisi kapsamında çiçek büfelerini işletmeye başladığını, bu kapsamda davalı borçlu ile 01.12.2016 tarihinde ... Büfesi İşletme Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 5. maddesine göre 30.06.2017 tarihinde sözleşme süresinin sona erdiğini, sözleşmenin süre sonunda devam edeceğine ilişkin hiç bir hüküm  bulunmamasına rağmen davalı borçlunun büfeyi tahliye etmeksizin haksız işgal suretiyle kullanmaya devam ettiğini, alacağın tahsili amacı ile başlatılan icra takibine karşı davalının itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu iddia ederek,  itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına  karar verilmesini dava ve talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... davacı şirketin İBB'nin iştiraki olduğu, davacı tarafından dava konusu olarak süre bitimi nedeniyle haksız işgale dayanılmışsa da taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunduğu, süre sonunda sözleşmenin yenilenip yenilmediğinin ve tarafların alacak borç durumunun kira uyuşmazlıklarına bakmakla görevli Sulh Hukuk Mahkemesince değerlendirilmesinin gerektiği, taraflar arasında çiçek satış büfesinin kullanımı dışında ücret ödemeyi gerektirir başka bir unsurun sözleşmede yer almadığı (benzer nitelikte İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 14.12.2023 tarih, 2023/2068 Esas, 2023/3325 Karar sayılı ilamından), davalı tarafından borca itiraz dilekçesinde de kira ilişkisinin kabul edildiği, İBB meclisi tarafından davacı şirkete yetki verilmediği için ödemelerin yapılamadığı ve şuan talep edilen miktarın da fahiş olduğunun belirtildiği anlaşılmakla görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi olduğundan, mahkememizin görevsizliğine karar verilerek...\" gerekçesiyle davanın, HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine, görevli Mahkemenin Bakırköy Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna, HMK'nın 20. Maddesindeki usul uyarınca ve talep hâlinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında imzalanan 01.12.2016 tarihli 06  nolu çiçek büfesi işletme sözleşmesinin süresinin 30.11.2017 tarihinde sona ermesine rağmen davalının 6 nolu çiçek büfesini hukuki bir ilişkiye dayanmayarak işletmeye devam ettiğini, tahliye etmemesi ve söz konusu yerin haksız işgalle işletilmesinden kaynaklı kullanım bedelini de ödemediğinden 25.08.2022 tarihli fatura düzenlenerek tebliğ edildiğini ancak ödenmediğini, 01.09.2022 tarihli ihtarname ile haksız kullanım bedeli olan 89.920,53 TL'nin ödenmesinden kaynaklı başlatılan icra takibine karşı davalının kısmi ödeme yapmasına rağmen itirazı nedeniyle itirazın iptali davasının açıldığını, ilk derece mahkemesi tarafından davanın çiçek büfesi kiralama sözleşmesinden kaynaklandığı gerekçesiyle sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek davanın usulden reddine karar verildiğini, taraflar arasındaki hukuki ilişki ve dava konusu hakkında hatalı niteleme yapıldığını, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinin 2024/5038 Esas, 2024/2666 Karar sayılı kesin nitelikteki kararında, müvekkili şirket ile yine çiçek büfe işletmecisi arasındaki davada hukuki ilişkinin değerlendirildiğini ve bu kapsamda davacının kira sözleşmesine dayanmadığı, isteğin 4721 sayılı Kanun hükümlerinden kaynaklandığı ve uyuşmazlığın çözümünün HMK 2/1.maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesinin görevinde bulunduğunun kabul edildiğini, gerekçede YHGK 2023/1-235  Esas, 2024/195 Karar sayılı karara atıf yapıldığını, hukuki ilişkinin kira sözleşmesi çerçevesinde değil ticari işletme ilişkisinin dayandığı ve bu şekilde değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiğini, aynı kararda şirketin tacir olmamasından ötürü davanın mutlak ticari davalardan olmayacağı belirtilmiş ise de müvekkili şirketin İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 5216 sayılı Kanun kapsamında kurulan TTK hükümlerine tabi bir sermaye şirketi olduğunu, büfenin çiçek satış büfesi olarak işletildiğini, taraflar arasındaki ilişkinin kira ilişkisi olmayıp ticari bir iş olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davaya konu alacağın bir yerin kiralanmasından değil mülkiyeti İstanbul Büyükşehir Belediyesine, tasarruf yetkisi ise müvekkili şirkete ait olan büfenin işletilmesinden doğduğunu, görevsizlik kararının hukukun yeknasaklığı ilkesine aykırı olduğunu, icra takibine konu alacağın haksız işgalden kaynaklı doğduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunun tespitini talep etmiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, haksız işgal bedeline dair fatura alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, ... Numaralı Çiçek Büfesi İşletme Sözleşmesinin varlığı ve sözleşme süresinin dolduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, takibe konu edilen kullanım bedeline dair fatura alacağından dolayı taraflar arasındaki ilişkinin kira sözleşmesinden kaynaklı olduğunun kabulü ile sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğuna dair verilen mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında imzalanan ve 01.12.2016 tarihinde 30.06.2017 tarihine  kadar geçerli olacağı kabul edilen \"... Numaralı Çiçek Büfesi İşletme Sözleşmesi\"nin süresinden sonra davalı tarafça işletilmeye devam edilmesi üzerine,  davacı şirket tarafından davalıya İstanbul ... Noterliğinde düzenlenen 01.09.2022 tarihli ihtarname ile 30.11.2017 tarihi itibariyle taraflar arasında çiçek büfesi işletilmesine ilişkin herhangi bir hukuki ilişkinin kurulmadığı, işgalci durumuna düşülmüş olduğu belirtilerek birikmiş kullanım bedellerinin tahsil edilmesi yükümlülüğünün meclis kararı ile şirketlerine verildiği bu doğrultuda ihale öncesi ve sonrasında söz konusu çiçek büfelerinden birinin işletilmesi/işgali kapsamında 31.08.2022 tarihi itibariyle şirket kayıtlarında vergiler dâhil olmak üzere toplam 89.881,75 TL borcun bulunduğu, söz konusu borcun 15 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği, ihtarnameye 25.08.2022 tarihli hizmet bedeli adı altında 01.12.2017 - 31.12.2021 ve 01.01.2022 - 31.08.2022 tarih aralığı kullanım bedeli adı altında toplam 89.881,75 TL tutarında e-arşiv faturanın eklendiği, ödemenin gerçekleşmemesi üzerine davacı şirke tarafından davalı hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 89.881,75 TL asıl alacak ve işlemiş faiz olmak üzere 89.920,53 TL alacağın tahsili amacıyla 07.10.2022 tarihli ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının takibe itirazı üzerine iş bu itirazın iptali davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, dosya üzerinde tensip tutanağı ile birlikte sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında, gerçekleştirilen ... Numaralı Çiçek Büfesi İşletme Sözleşmesinin 3. maddesinde sözleşmenin konusu, mülkiyeti İBB'ye ait olan ve davacı şirket tasarrufunda bulunan Bakırköy adresindeki ... nolu çiçek satış büfesinin sözleşme süresince işletmeci tarafından işletilmesine dair olduğu belirtilmiştir. 4.1. maddesinde ise; çiçek satış büfelerinin yalnızca çiçek satmak üzere kiralandığı, başka amaçla kullanılamayacağı vb. hususlara yer verilmiştir. Sözleşme süresi  01.12.2016 tarihinden 30.06.2017 tarihine kadar belirlenmiştir. Sözleşmenin bitiş tarihinden sonra davacının davalı tarafa göndermiş olduğu 01.09.2022 tarihli ihtarname içeriğinden, çiçek büfelerinin işgal edilmeye devam edildiği ve buna yönelik olarak kullanım bedelinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık konusu sözleşme süresi dolduktan sonra sözleşme harici kullanımdan (haksız işgal iddiasından) kaynaklanmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme kira sözleşmesi değildir. Ancak bir an için kira sözleşmesi olarak kabulü mümkün olsa dahi yukarıda belirtildiği üzere uyuşmazlık, sözleşmeden kaynaklanmamaktadır. Sözleşmenin bitim tarihinden sonraki kullanım iddiasından kaynaklanmaktadır. Emsal Yargıtay HGK 2020/242 Esas, 2020/712  Karar ve 06.10.2020 tarihli kararında, davacı vekilinin çekişme konusu müvekkili üniversiteye ait hastanenin 3 numaralı girişinde bulunan 297.60 m2 yüz ölçümlü kantin/kafetaryanın 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre üç yıl süre ile davalıya kiraya verildiğini, kira süresi dolmasına rağmen davalının taşınmazı tahliye etmediğini, fuzuli şagil durumunda olduğunu ileri sürerek haksız işgal nedeniyle ecrimisil alacağının tahsili talebinde bulunulduğu, açıklanan maddi vakıalar, taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesi ve davacının açıkça ecrimisil istediği, kira sözleşmesine dayanmadığı, bu isteğin 4721 sayılı TMK hükümlerinden kaynaklandığı ve uyuşmazlığın çözümünün HMK'nın 2/1 maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesinin görevinde bulunduğu belirtilmiştir. Söz konusu YHGK ilamına, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinin 2024/5038 Esas, 2024/2666 Karar ve 18.12.2024 tarihli kararında da atıf yapılarak, ilk derece mahkemesince asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine dair verilen karara yönelik istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Söz konusu kararda, davacı iş bu dava dosyasındaki davacı ile aynı olup, davalı ise yine çiçek büfesi sözleşmesi imzalayan dava dışı gerçek kişidir. Uyuşmazlık konusu ise haksız işgalden doğan kullanım bedeline dairdir. Bu durumda taraflar arasında HMK'nın 4. maddede düzenlenen şekilde sulh hukuk mahkemesinin görev alanına giren kira ilişkisinden doğan herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Diğer taraftan davacı tacir olmakla birlikte davalının tacir olduğuna dair dosya içerisinde herhangi bir delil veya iddia mevcut değildir. Mahkemenin görevli olup olmadığının yani asliye hukuk mahkemesinin görevli olup olmadığının belirlenmesi için davalının tacir olup olmadığının araştırılıp incelenmesi gerekecektir.  Şöyle ki, TTK'nın 12. maddesinde \"Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur.\" hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde \"Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.” Yine TTK’nın 15. maddesinde  de \"İster  gezici  olsun  ister  bir dükkânda veya bir  sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Dairemizin yerleşik uygulamaları gereğince, bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.  Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. Bu itibarla, mahkemece öncelikle davalının tacir olup olmadığının tespiti amacıyla  Ticaret Sicil Müdürlüğü, ilgili vergi dairesi ve esnaf odalarına müzekkere yazılarak yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davalının faaliyetinin esnaf faaliyeti olup olmadığı, işin hacmi itibariyle ticari muhasebeyi gerektirip gerektirmediği, ticari işletme boyutuna erişip erişmediği değerlendirilip davalının tacir olduğu kanaatine varıldığı taktirde yargılamaya devam edilmesi ve  bir karar verilmesi, tacir olmadığının tespit edilmesi halinde ise davanın asliye hukuk mahkemesinin görevli olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekir iken hatalı değerlendirme ve eksik inceleme sonucunda verilen karar usul ve yasaya uygun görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,  2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,  3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 03.06.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a0d64c9737b0404d","SID":"1af220394ebf26fb"}}