{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/479 <br>KARAR NO: 2025/1253<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/10/2024<br>NUMARASI: 2024/126 E. -  2024/760 K. <br>DAVA: Tazminat <br>BİRLEŞEN KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN<br>2024/100 ESAS SAYILI DOSYASI<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat  <br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle mahkemenin görevsizliğine dair verilen karara karşı, birleşen davada davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında 01.02.2022 tanzim tarihli 31.01.2022 – 31.01.2023 süreli ... numaralı nakliyat emtea ve 02.02.2022 tanzim tarihli 31.01.2022 – 31.01.2023 süreli ... numaralı kasko poliçeleri düzenlendiğini, Rusyadaki alıcılara teslim edilecek olan ve  14/18/19.02.2022 tarihlerinde yola çıkan, 20 adet araçtan 9 adedine el konulduğunu, bunlardan 6 adedinin yük taşıyıcısı olarak, diğer 3 adet aracın ise bu araçlar üzerinde yük şeklinde taşındığını, ilaveten 1 araçtan hiç bilgi alınamadığını, bu araçların şasi numaralarının mevcut olduğunu, davacıya ait araçlardan 9 adedine Ukrayna Devleti tarafından el konulduğunu, bunlardan 7 adedi için Odesa Valiliği tarafından düzenlenmiş el koyma belgesinin davacıya  ulaştığını,  ancak iki  herhangi bir belge ulamadığını,  9 adet aracın  toplam bedelinin8.935,26-EURO olduğunu, Odessa Valiliği'nin 26/04/2022 tarih ve 4109/01-25/3125/2-22 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Odessa Başkonsolosluğu Ticaret Ataşeliğine hitaben düzenlenen yazısında Odessa Bölgesel Askeri İdaresi tarafından edinilen bilgiye göre ... Limanında bulunan...San ve Tic. A.Ş.’ye ait araçlar arasında ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., win kodu römorkörün ... sayılı semi-trailer, ve ... win kodu olan römorkörün ... sayılı Askeri Birimin Komutanının 17/04/2022 tarihli 357, 358, 360 ve 361 sayılı emirlerine dayanarak Ukrayna Askeri Kuvvetlerinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere zorunlu yabancılaştırıldığını,   diğer araçlar (tanklar, römorkörler ve bunlara ait parçalar) ile ilgili olarak, zorunlu yabancılaştırılması kararı alınmadığını,  bahse konu araçların öngörülen gümrük rejimi kapsamında limanın terminalinde saklandığı bilgisi geldiğini, davaya konu olay gerçekleştiğinde aynı gün (24/02/2022), davacının, davalının acente  yetkilisi ... hitaben e-posta gönderilmiş ve poliçelerin ‘’Savaş durumunu kapsayıp kapsamadığını  sorduğunu, acente tarafından aynı gün içerisinde cevabi e-postada  ''Ekli not ile dahildir. 1- Fiyat 0,05 harp grev dahildir.'' denildiğini,  davalının ''Sigorta konusu yükün zorla tutma (zapt), el koyma, tutuklama, engelleme veya alıkoyma ve bunların sonuçları veya bunlar teşebbüs nedeniyle uğradığı ziya, hasar ve masraflar, ... nolu nakliyat emtea poliçesine taşıma sırasında ‘’Harp/Savaş/Teminat (1/1/82 Enstitü Savaş Klozları (Yük)’’ kapsamında dahil edilmiştir. Ancak ‘’el koyma’’ riskinin yüklerin gemiden tahliyesi sonrasında gerçekleştiği, her ne kadar ‘’Harp/Savaş teminatı’’ kapsamında bu zararın değerlendirilmesi gerektiği belirtmiş ise de sigorta konusunun emtiaların gemiden boşaltılması ile sona ermektedir.'' şeklindeki beyan ile ödeme talebini reddettiğini, taraflar arasındaki ... numaralı nakliyat emtea poliçesi kapsamındaki zarar taleplerinin kaynağının Ukrayna'dan geri gelen araçlara ilişkin navlun tutarları, bu süreçte harcanan ardiye, yükleme ve Rusya'daki aynı müşteriye gönderilmesi gibi masraflar olduğunu, söz konusu risklerin teminat kapsamında olması karşısında zarar taleplerinin yalnızca harp klozu dikkate alınarak değerlendirilmesi ALL RİSK teminatı özel şartlı taşıma sigortasında, sigorta poliçesinde teminat dışı bırakılan harp halinin yorum yolu ile sigorta ettiren aleyhine genişletilmesi anlamına geleceğini ve ALL RİSK sigortanın amacına ters düşeceğini,   davalının  ALL RİSK sigorta taahhüdünü yok saydığını, davacının sigortasının kapsamının deniz taşıması ile sınırlı  olmadığını, ALL RİSK sigortasının varlığı dikkate alındığında devam eden taşıma sürecinde gerçekleşen riske karşılık teminat dışı sebebe dayanarak tazmin yükümlülüğünden imtina edilmesinin TMK m.2 anlamında hakkın kötüye kullanılması olacağını, savaş teminatının poliçeler kapsamında olduğunu, tazminat talbinin reddinin  haksız olduğunu, akdedilen  poliçenin1/02/2022 tarihli olduğunu, ilk krizin 2022 Ocak ayında Rusya’nın Ukrayna sınırına asker yığmasının ardından Ukrayna’ya 2022 Şubat ayı itibariyle geniş çaplı bir askeri harekat başlatmasıyla ortaya çıktığını, savaşın resmi olarak 24 Şubat 2022 tarihinde ilan edildiğini, sigortacı sefer yapılacak bölgedeki riskleri kendisi değerlendireceğini,  buna göre poliçe yapıp yapmamaya karar vereceğini,  fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla,  Türkiye’ye geri getirilen ve yeniden taşıması gerçekleştirilen taşımalara ilişkin masraf bedeli olan 65.820,00-USD ve 8.496,00-TL'nin 26.07.2022 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı mülkiyetinden çıkartılan 9 araca ilişkin  araç bedeli 448.935,26 -EURO'nun  26.07.2022 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili, savunmasında özetle; dava şartı olan arabuluculuk başvurusunun usulüne uygun olarak yapılmadığını, dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, söz konusu rizikonun mezkur poliçeler dahilinde teminat kapsamında olmadığını, \"Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları\"  5.maddesine göre savaş sebebiyle meydana gelen her türlü zararın teminat dışında kaldığını, davacının kanundan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkilinin ise tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı acente   aracılığı ile   asıl davalı sigorta şirketi ile arasında 01/02/2022 tanzim tarihli 31/01/2022-31/01/2023 süreli  ... numaralı nakliyat emtea ve 02.02.2022 tanzim tarihli 31.01.2022 – 31.01.2023 süreli ... numaralı kasko poliçeleri akdedildiğini, poliçe akdedildikten sonra davacının acenteye poliçelerin savaş halini kapsayıp kapsamadığının yeniden sorulduğunu, davalı acentenin kapsadığı şeklinde bilgi vermesine rağmen dava dışı sigortacı tarafından davacı zararının tazmin edilmediğini,   bu durumd nedeniyle  poliçe tanzimi sırasında  davacının yeterince aydnlatılmadığı,  devamında da yanlış bilgilendirildiği, davacının poliçeyi akdetme iradesinin sakatlandığı anlaşıldığından zararın tazmini için davalı  acenteye de başvurulduğunu,  dava dışı sigortacının ret sebebine bakıldığında sözleşmenin akdedilmesi sırasında, müvekkili tarafından satın alınan ek teminatın kapsamı hakkında da müvekkiline  gerekli bilgilendirmenin yapılmamış olduğunun açık olduğunu,  favacının davalı acenteden  uzun yıllardır  hizmet aldığını,  davalı acentenin poliçenin kapsamı, poliçeyle verilen ek teminatlar ile bunların kapsamı konularında 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu gereği çıkartılan Bilgilendirme Yönetmeliği hükümlerince, müvekkili davacıyı sigortalıyı bilgilendirmediğinden söz konusu zarardan aydınlatma ve bilgilendirme yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmeyen davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla,  davacının uğradığı zararlar nedeniyle, şimdilik 500.000,00 TRY'nin 26.07.2022 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Birleşen davada davalı  vekili, savunmasında özetle; acente sıfatına haiz müvekkilinin bahse konu zararlardan sorumlu tutulabilmesinin mümkün olmaması sebebiyle usulden reddedilmesi gerektiğini,  davalının aydınlatma sorumluluğunu gerek sözleşme akdedilmeden önce gerekse sözleşmenin akdedilmesinden sonra  yerine getirdiğini,  sözleme ve poliçeler harp klozu içermekte ise de sözleşme ve poliçeler taşımanın tamamlanması ve yükün tahliyesi ile son buldugundan ve her halükarda gerçeklesen zarar terör faaliyeti neticesinde vuku bulmadıgından zararın sözleşme kapsamında gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini isteiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava, deniz emtia sigorta poliçesi ve kasko poliçesi kapsamında riziko bedelinin tahsili istemine ilişkindir.Uyuşmazlık, davacının deniz yoluyla taşıdığı yük ve araçlarına Rusya -Ukrayna arasındaki savaş nedeniyle Ukrayna Devleti tarafından el konulması sebebi ile davacının uğradığı zararın Kasko Poliçesi ve Nakliyat Emtia poliçeleri teminatı kapsamında kalıp kalmadığı, davalı sigorta şirketinin ödemekle yükümlü olduğu zarar miktarı bulunup bulunmadığı, talep edilen zararın kadri maruf olup olmadığı, birleştirilen dosya davalısı sigorta acentesinin aydınlatma yükümlülüğünü ihlal edip etmediği ve zarardan sorumlu olup olmadığı, bu davalıya husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği, asıl ve birleştirilen dosyada dava konusu edilen zararın Deniz Emtia Sigortaları Uzatma Klozu kapsamında kalıp kalmadığı, mahkememizin görevli olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Talep edilen  tazminat ile ilgili uyuşmazlığın çözümünde uygulanacak mevzuat  hükümlerinin TTK’nın “Deniz Ticareti” başlıklı beşinci kitabında düzenlendiği,dava konusu edilen zararın Deniz Emtia Sigortaları Uzatma Klozu kapsamında kalıp kalmadığı hususundaki ihtilafı çözmekle görevli mahkemenin de aynı kanunun 5/2.maddesi kapsamında  İstanbul ilindeki deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilen İstanbul 17. Asliye Ticaret mahkemesine (Denizcilik İhtisas Mahkemesi) ait olduğu, davaya ihtisas mahkemesi tarafından bakılması gerektiği anlaşılmakla HMK 114/1-c ve HMK 115/2 maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği yönünde aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. \" gerekçesiyle  mahlemenin görevsizliğine karar verilmiştir. Bu karara karşı,  birleşen davada davalı vekilince  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Birleşen davada davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; nakliyat sözleşmesinde bulunan süre klozunun, sözleşme süresinin ne şekilde tamamlanacağını kararlaştırdığını, buna göre sigorta edilen şeyin ve onun herhangi bir parçasının, en son varma limanına veya boşaltma yerinde deniz aşan gemiden boşaltıldığı an ya da geminin varma limanı veya boşaltma yerine vardığı günün gece yarısını izleyen 15 günün sona ermesiyle bunlardan hangisi daha önce olduğuna bakılarak ona göre sona erer, şeklind olduğunu, davacının gerçekleştiğini iddia ettiği zararın yükün limana boşaltılmasından sonra gerçekleştiğini,  nakliye taşıması sırasında gerçekleşmediğini, mevcut durumun yükün limana boşaltılmasından sonra meydana geldiğini, yükün limana boşaltılmasından sonraki sürecin nakliyat sigortası sözleşmesi kapsamında bulunmadığını,  bu nedenle kararın hatalı olduğunu, sözleşmenin yükün limana boşaltıldığı tarih itibariyle sonlandığını, dolayısıyla, sonlanan sözleşme kapsamında sigorta şirketinin zararın tazminine ilişkin sorumluluğunun da bulunmadığı gibi sözleşmenin kapsamının deniz ihtisas mahkemelerinin görev alanına da girmediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Asıl dava, nakliyat emtia  blok abonman sigorta sözleşmesi ve genişletilmiş kasko poliçesi kapsamındaki  emtianın ve araçların deniz yoluyla taşınması sırasında varma limanında bunlara el konulması sebebiyle sigorta tazminatı istemine; birleşen dava,  sigorta acentesinin bilgilendirme  ve aydınlatma yükümlülüğüne aykırılık iddasına dayalı  zararın tazmini istemine ilişkindir.   İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; bu karara karşı, birleşen davada davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 5/2. maddesiyle, bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar  Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebileceği hükme bağlanmıştır. HSK tarafından, bu tür davalara bakmak üzere, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi görevlendirilmiş olup bu mahkeme ile İstanbul il sınırları içindeki diğer Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisidir. Mahkemenin görevli olması HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca dava şartı olup aynı Kanun'un 115/1. maddesi uyarınca, mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden gözetir.  Somut olayda uyuşmazlığın, asıl ve birleşen davada  davacı sigortalının, taşımaya konu emtiasının deniz yoluyla Rusya'ya taşındığı, emtialara varma limanında  el konuması sebebiyle sigorta tazminatının ödenmesinin  talep edildiği, taraflar arasındaki nakliyat emtia  blok abonman sigorta sözleşmesinin konusunun emtianın deniz yoluyla taşınmasına ilişkin olduğu, uygulanacak mevzuatın Türk Ticaret Kanunu'nda öngörülen deniz ticaretine ilişkin hükümler kapsamında tespit edilmesi gerektiği,  bu tespiti yapma görevinin de  ihtisas mahkemesine ait bulunduğu anlaşıldığından mahkemece verilen  görevsizlik kararı yerindedir.  Bu nedenle, birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup birleşen davada davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- Birleşen davada davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 187,80 TL istinaf nispi karar harcının birleşen davada davalıdan tahsiline,3-Birleşen davada davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.10.07.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4e2db9c4f0be8e09","SID":"bb64fe6255e8b689"}}