{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1402 <br>KARAR NO: 2025/909<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/04/2022<br>NUMARASI: 2020/354 Esas - 2022/291 Karar<br>DAVA: Alacak <br>Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA:Davacı vekili; taraflar  arasındaki sözleşme gereğince  uzun zamandır süre gelen alım satım ilişkisi söz konusu olduğunu, müvekkili şirketin davalı şirketten 01/12/2011 tarihine kadarki olan toplam alacağının 177.015,62-TL olduğunu, iş bu alacakların hepsinin faturalarının bulunduğunu ve kayıt altına alındığını, müvekkili şirketin davalı şirketten defterlerinin incelenmesi sonucunda alacaklı olduğunun ortaya çıkacağını belirterek şimdilik 50.000-TL alacağın ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; müvekkili şirketin davacı şirkete bir borcu bulunmadığı hususunun ticari defter ve belgeleriyle sabit olduğunu, taraflar arasında 16/03/2010 tarihine satım sözleşmesi akdedilmiş olup iş bu sözleşme uyarınca cari hesap ilişkisi kapsamında ilişkinin yürütüldüğünü, davacı tarafından tanzim edilip tebliğ edilen tüm faturaların ödendiğini, farkın bir kısmının müvekkili tarafından tanzim edilerek davacı tarafa tebliğ edilen fatura bedellerinin davacı tarafından ödenmemesinden kaynaklandığını, sözleşmenin 12. maddesi uyarınca delil sözleşmesi gereği sadece müvekkili şirketin ticari defter belge ve kayıtlarının dikkate alınabileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemenin 24/04/2017 tarih 2014/367 E. 2017/379 K. sayılı ilamı ile \"Davanın kısmen kabulü ile 938,45-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı tarafın istinaf yoluna başvurması neticesinde, İstanbul BAM 16. HDnin 10/06/2020 tarih ve 2017/4554 esas 2020/1041 karar sayılı kararıyla özetle; \"Mahkemece 3 kez bilirkişi raporu alınmış ise de ; bilirkişilerin sözleşme incelemeden ve davalının sözleşmeye göre düzenlediği faturaların düzenlenme şartlarının oluşup oluşmadığını incelemeden sadece ticari defterlerde görünen muhasebesel duruma göre sonuca vardıkları, ihtilaflı faturaların dayanaklarının ve yan kayıtlarının incelenmediği ve raporların uyuşmazlığı çözmede yetersiz kaldığı görülmekle; ihtilafın davalı kayıtlarında olup davacı kayıtlarında olmayan faturalardan kaynaklandığı ve bu faturaların sözleşmeye göre dayanaklarının denetlenmesi gerekmekte olmakla, yetersiz rapora göre hüküm verildiğinden davacının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına\"  karar verilmiştir. Devam eden yargılamada; taraflar arasındaki ticari ilişki uyarınca davacının iddia ettiği alacağa ilişkin olarak taraflar arasındaki ihtilafın davalı tarafından davacı tarafa düzenlenen ancak davacı kayıtlarında yer almayan toplam 107.203,94-TL'bedelli faturadan kaynaklandığı, davalı tarafça bu faturanın düzenlenmesi ve davacı tarafa tebliğinin ispat için yeterli olmayıp, fatura içeriğinin gerçeğe uygun olduğunun davalı tarafça ispatlanması gerektiği, faturada açıklama kısmında \"ciro primi, insert ve iade faturası\" açıklamasının yer aldığı, davalı tarafça faturada yer alan insert ve iade hususunda defter kayıtlarını doğrulayan bir delil sunulmadığı, ancak taraflar arasındaki yazılı sözleşmenin 5.maddesinde davacı tarafça davalıya aktivite primi ödeneceğine ilişkin açık hükümler bulunduğu, sözleşmenin bu maddesine göre satıcının (davacının) aktivitenin yapılmadığını ispat etmekle yükümlü olduğu, alıcının (davalının) bu hususu ispat etme, belgeleme gibi bir yükümlülüğü bulunmadığı, bu hüküm ve yine sözleşmede davalı ticari defter kayıtlarının delil olarak hasredilmiş olması ve davacı tarafça aktivitenin \"yapılmadığına\" ilişkin bir delil sunulmadığı karşısında, ihtilaf konusu 107.203,94-TLbedelli faturaya ilişkin olarak davalı tarafın davacı taraftan ciro aktivite primine hak kazanacağı ve ciro aktivite primlerini davacı alacağından mahsup edebileceği, ancak davalı defter kayıtlarında yer alan ciro aktivite primlerinin sözleşme hükümlerine uygun olarak hesaplanıp hesaplanmadığı hususunun denetlenmesi gerektiği, bu kapsamda alınan bilirkişi raporlarına göre sözleşmenin 2010 yılına ait olması nedeni ile davalının davacıya 2009 yılı için aktivite primi yansıtmasının mümkün olmadığı, 2010 yılı açısından ise alınan bilirkişi raporlarından da anlaşıldığı üzere, 28.215,99-TL'nın davalı tarafından davacı hesaplarından düşülmesinin uygun olduğu, ancak 2010 yılı için tespiti istenen fatura edilmiş aktivite primi ve ciro primi bedelleri toplamı 2.262,10-TL'nin davalı tarafından davacı hesaplarından düşülmesinin uygun olmadığı, neticeden davalının ihtilaf konusu 107.203,94-TL'lik faturasının sadece 28.215,99 TL'lik kısmını ispat ettiği ve sadece bu kısmı davacı alacağından mahsup etmesinde haklı olduğu, 2010 yılı için düşülmesi uygun bulunduğu tespit edilen miktar ve davacı tarafın 50.000-TL olarak talep ettiği alacağını ıslah etmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 50.000-TL alacağın dava tarihinden itibaren  avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; gerek ek raporda gerekse kök raporda müvekkili tarafından düzenlenen ihtilaf konusu faturaların sözleşmeye uygun bir şekilde düzenlendiğinin belirtildiğini, bu faturaların davacıya teslim edildiğini, ancak davacının bu faturalara süresinde itiraz etmeyerek içeriğini kabul etmiş sayıldığını, hal böyle olmasına rağmen mahkemece bilirkişi raporunun tespitinin aksine olacak şekilde haksız olarak davanın kabulüne karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, ticari satıma dayalı cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.  Davacı satıcı ile davalı alıcı arasında 2009 yılında başlayan mal alımına dayalı ticari ilişkide davacı 77.015,61-TL bakiye alacağı bulunduğunu iddia ederek eldeki davayı açmıştır. Bilirkişi incelemesinde 31/12/2011 tarihi itibariyle davacı ticari defterleri uyarınca davacının davalıdan 177.015,61-TL alacaklı olduğu, davalı ticari defterleri uyarınca ise davalının davacıya 938,46-TL borçlu olduğu, tarafların ticari defterleri arasında farklılığın 2009 ila 2011 yıllarında davacının davalıya düzenlediği toplam 69.811,15-TL tutarlı faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olmamasından, davalının davacıya düzenlediği \"iade/miktar farkı\", \"Ciro primi\", \"açılış primi\" açıklamalı toplam 107.203,94-TL tutarlı faturaların davacının kayıtlarında yer almamasından kaynaklandığı tespit edilmiştir.Mahkemece, davacı tarafından düzenlenen 69.811,15-TL tutarlı faturalar yönünden haklılığını ispat edemediği kabul edilmek suretiyle davalı tarafından düzenlenen 107.203,94-TL tutarlı faturalar yönünden inceleme yapılmış, davalının davacı adına düzenlediği bu faturalardan haklı olan kısım davacının alacağından düşülerek davacının talebi dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükme karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf incelemesi davalının istinaf dilekçesinde gösterdiği nedenlerle sınırlı olarak yapılmıştır. Davalı tarafından düzenlenen 107.203,94-TL tutarlı faturalar değerlendirildiğinde;  faturaların davacı çalışanlarına teslim edilmiştir.Bu faturaların 43.712,97-TL tutarlı kısmı prim faturası olup, bunlar dışında faturalar iade/miktar farkı, fiyat farkı açıklaması ile düzenlenmiştir. Ancak bahsi geçen faturalar davacı tarafa tebliğ edilip süresinde itiraz edilmemiş ise de iade/ miktar farkı ve fiyat farkı faturaların hangi faturaya dayalı olarak düzenlendiği anlaşılamadığından iade açıklamalı faturalara davacı tarafından itiraz edilmemesi bu faturaların davacı yönünden kesinleştiği sonucuna varılması mümkün görülmemiştir. Davalı tarafça iade fatura konusu malların teslimine ilişkin bir delil de sunmadığı anlaşılmakla davalının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacının kayıtlarında yer almayan 43.712,97-TL prim faturalarından 13.234,88-TL tutarlı faturalar açılış primi, diğerleri ise aktivite primine ilişkindir. Taraflar arasındaki yazılı sözleşmenin 5.maddesinde, davacı tarafça davalıya aktivite primi ödeneceğine ilişkin açık hükümler bulunmakta olup, yine sözleşmenin bu maddesinde, satıcının (davacının) aktivitenin yapılmadığını ispat etmekle yükümlü olduğu kararlaştırılmıştır. Alıcının (davalının) bu hususu ispat etme, belgeleme gibi bir yükümlülüğünün bulunmadığı açıkça belirtilmiştir. Yine sözleşmede davalı ticari defter kayıtlarının delil olarak hasredilmesi ve davacı tarafça aktivitenin \"yapılmadığına\" ilişkin bir delil ve iddiada bulunulmadığından, davalı tarafın davacı taraftan ciro aktivite primine hak kazanacağı ve ciro aktivite primlerini davacı alacağından mahsubu gerekir. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda 2.262,10-TL dışında kalan toplam 28.215,99-TL aktivite ve ciro priminin sözleşmeye uygun olarak tahakkuk ettirildiği tespit edilmiş, mahkemece de bu tutar davacının alacağından düşülerek sonuca gidilmiştir. Ancak bunun dışında kalan 13.234,88-TL tutarlı faturalar açılış primine ilişkin olup bu hususta değerlendirme yapılmamıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesinde satıcının alıcıya yeni açılan her hipermarket için 1.000-Euro tutarında ödeme yapılacağı kararlaştırılmış olup davalı tarafından davacıya bunun karşılığı olan 23/10/2009, 27/12/2010, 27/04/2011, 11/08/2011, 27/12/2012 tarihli faturaları fatura tarihlerindeki kur karşılığı (+KDV) olarak düzenlediği görülmektedir. Bahsi geçen faturaların sözleşmede karşılığı bulunduğu ve davacı tarafa teslim edildiği halde davacı tarafça faturalara süresinde itiraz edilmediğinden içeriğinin kesinleştiğini kabul etmek gerekir. Bu durumda davacının toplamda 28.215,99-TL aktivite ve ciro primi ve 13.234,88-TL açılış primi olmak üzere toplamda 41.450,87-TL tutarlı prim faturaları yönünden haklılığını ispat ettiği, bu tutarın davacının alacağından mahsubu gerektiği sonucuna varılmıştır.Buna göre değerlendirme yapıldığında; davalının davacıya düzenleyip de davacının kayıtlarında yer almayan toplam 107.203,94-TL tutarlı faturadan  (107.203,94-TL - 41.150,87-TL=) 65.753,07-TL kısım bakımından haklılığını ispat edememiştir. Dolayısıyla davacının 41.150,87-TL'yi mahsupta haklı olduğu halde açılış primi açıklaması ile düzenlenen faturalar dikkate alınmadan karar verilmesi doğru olmamıştır.  Davacının davadaki talep miktarı 50.000-TL olup kararın gerekçesi itibariyle hatalı olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusu haklı görülmüştür. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusu haklı görüldüğünden, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından, davacının davadaki talep miktarı da dikkate alınarak davanın kabulüne, 50.000-TL alacağın dava tarihi olan olan 18/02/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.  <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/354 Esas - 2022/291 Karar sayılı 04/04/2022 tarihli kararının, HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; \"Davanın kabulü ile; 50.000-TL alacağın dava tarihi olan olan 18/02/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine\" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; \"Alınması gereken 3.415,50-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 853,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 2.561,60-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafça yatırılan 878,2‬0-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından sarf edilen 2.782,20-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davacı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 7.300-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine\" Davalı tarafından yatırılan 853,87-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde  istek halinde kendisine iadesine, Davalı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 04/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9245056415263e78","SID":"de349508adcf2597"}}