{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1503 <br>KARAR NO: 2025/1195<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/11/2021<br>NUMARASI: 2014/255 Esas - 2021/837 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ: 08/07/2014<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; davalıların batık ... tarafından kullandırılan kredi nedeniyle 27/06/2000 tarihi itibariyle 13.343,24-TL borçlu olduklarını, borçlular hakkında İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takibinin başlatılmasına rağmen davalıların takibe itiraz ettiklerini, banka tarafından alacağın TMSF'ye devredildiğini, müvekkilinin TMSFnin %100 iştiraki olduğunu, alacağın müvekkiline temlik edildiğini, fon alacaklarında zamanaşımının 20 yıl olduğunu, müvekkilinin adresi itibariyle İstanbul Mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğunu belirterek davalıların haksız itirazın iptaline, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı ...; alacağın zamanaşımına uğradığını, yetkili mahkemenin ve icra dairesinin Fethiye olduğunu, faize faiz yürütülmesinin haksız olduğunu, temerrüte düşürülmediğinden faiz istenemeyeceğini, faiz oranının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddine, alacağın %20'sinden az olmamak kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...; ... mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğunu, ayrıca daha önceden takip başlatıldığını ve takipsiz bırakıldığını, dava konusu takibin mükerrer olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... tarafından davaya cevap verilmemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; Yaşarbank ile davalı borçlu ... arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiği, diğer davalıların ise belli limitler dahilinde kefil oldukları, davacının ikametgahı itibariyle İstanbul mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğu, Fon alacaklarında  zamanaşımı süresinın 20 yıl olduğunu, ilk iki rapor ile hüküm verilemediğinden üçüncü bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporun  hükme esas alındığını, hesabın 27/06/2000 tarihinde kat edildiği, temerrütün 01/07/2000 tarihinde gerçekleştiği, asıl borçlu ...'nın 13.343,24-TL asıl alacak ve 127.965-TL temerrüt faizi borcu bulunduğu, müteselsil kefillerin ise 4.500-TL kefalet limitleri bulunduğu, bilirkişi ... in yaptığı hesaba göre takip tarihi itibarıyla kefillerin 4.500-TL asıl alacak dışında 43.160-TL temerrüt faizi borçlarının bulunduğu, dava tarihinden sonra 28/08/2018 tarihinde yapılan 17.498,26-TL'lik tahsilatın icra dosyasının infazı sırasında nazara alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile tahsilde tekerrür etmemek üzere davalı borçlu ...'nın itirazının 13.343,24-TL asıl alacak, 127.794,52-TL işlemiş temerrüt faizi olmak üzere toplam 141.137,76-TL, davalılar ... ve ...'ın itirazının 4.500-TL asıl alacak, 43.160-TL işlemiş temerrüt faizi olmak üzere toplam 47.660-TL üzerinden iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 22 oranında faiz işletilmesine, kabul edilen kısımlar için %20 oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, dava tarihinden sonra 28/08/2018 tarihinde yapılan 17.498,26-TL'lik tahsilatın icra müdürlüğünce dosyanın infazı aşamasında dikkate alınmasına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Davacı vekili; hem asıl borlunun hem de kefilin temerrüte düşürüldüğünü, hesabın 13.343,24-TL üzerinden kat edilmesi nedeniyle asıl alacak tutarının da bu olduğunu, kefillerin de asıl alacağın tamamından sorumlu olduklarını, kefillerinin kendi temerrütlerinin hukuki sonuçlarına katlanmak zorunda olduğunu, bu nedenle davanın tümüyle kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2-Davalı ... vekili; mahkemece zamanaşımının değerlendirilmediğini, taraflar arasında icap kabul şeklinde kabul edilen borç ödeme planına göre kredilerden doğan borcun ödeme planında kararlaştırıldığı gibi gününden önce ödenerek tamamen tasfiye edildiğini,davanın konusu kalmadığını, bu hususun bilirkişi raporunda da belirtildiği, usulüne uygun bir kefalet sözleşmesi olmadığını, davacı tarafça dosyaya beyanda bulunma şartının gerçekleşmediğini ileri sürülküş ise de 28/01/2019 tarihli dilekçesi ile yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığına dair dilekçe sunduğunu, faizin de yerinde olmadığını, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını, müvekkiline düşük, davacıya ise yüksek vekalet ücreti verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 3-Davalı ... vekili; diğer davalılar ile davacı arasında düzenlenen protokol kapsamında diğer davalılarca davacı tarafından talep edilen tutarın banka vasıtasıyla davacıya ödendiğini, sonradan 158-TL damga vergisinin de tamamlandığını, bu nedenle borcun kapatılması gerektiğini, bu hususun bilirkişi raporunda açık bir şekilde belirtilmesine rağmen mahkemece hiç bir değerlendirme yapılmadığını, davanın reddedilen kısmı için müvekkili lehine kötüniyet tazminatı takdir edilmediğini, diğer davalılar tarafından yapılan ödemenin mahkemece dikkate alınmadığını, kefillerden 4500-TL dışına hiç bir bedel talep edilemeyeceğini, her bir davalı açısından ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 4-Davalı ... mirasçıları vekili; Yetki itirazının reddinin hatalı olduğunu, zamanaşımının gerçekleştiğini,raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, taraflar arasındaki protokolde belirtilen tutarların ödenmesi nedeniyle borcun sona erdiğini, bu hususta mahkemece yeterli değerlendirme yapılmadığını, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın asıl borçlu ve kefil olan davalılardan tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Temlik eden ... ile davalı asıl borçlu ... arasında 12/08/1998 tarihinde genel kredi sözleşmesi akdedildiği, davalılar ... ve ...'ın sözleşmede kefil olarak yer aldığı, sözleşme kefalet limitinin 10/11/1998 tarihinde 4.500-TL'ye yükseltildiği, banka tarafından ... nolu kredi hesabından dolayı hesabın 27/06/2000 tarihinde 13.343.24-TL üzerinden kat edildiği, kat ihtarının davalılara 29/06/2000 tarihinde tebliğ edildiği, davalıların 01/07/2000 tarihinde temerrüde düştükleri, alacağın sonradan TMSF'ye devredildiği, TMSF tarafından ise 17/02/2006 tarihinde davacıya temlik edildiği, alacağa dayalı olarak davacı şirket tarafından davalılar hakkında İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında 13.343,24-TL asıl alacak, 127.794,52-TL işlemiş faiz olmak üzere 141.137,76-TL alacağın davalılardan  tahsili talep edilmiştir. Bir kısım davalıların davacı varlık yönetim şirketine müracaatı üzerine, davacı şirket tarafından verilen 14/08/2018 tarihli yazıda; takiplerden doğabilecek her türlü harç ve masraflar borçluya ait olmak üzere borçlular hakkında açılmış olan İstanbul ... İcra Dairesi'nin... esas, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas, Fethiye İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyalarına şamil olacak şekilde 158-TL damga vergisi ile 31/08/2018 tarihine kadar ... ve ... tarafından ayrı ayrı 8.749,13-TL'nin ödenmesi, eldeki dava dosyası karşılıklı vekalet ücreti ve yargılama gideri talep edilmeksizin tüm borçlu ve kefiller yönünden davadan feragat edilmesi, davacının, temlik eden banka ve TMSF'nin ibra edilmesi şartıyla, 12/08/2005 tarihi itibariyle davacıya devredilen nakit risklerden dolayı tüm borçlu ve kefillerin ibra edilmesine karar verildiği bildirilmiştir. Hem ...'un hem de ...'nın 28/08/2018 tarihinde protokolde belirtilen tutarları ödedikleri, ... adına vekili tarafından 14/09/2018 tarihinde, ...'nın ise 21/09/2018 tarihinde davacıdan yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığına dair yazıyı dava dosyasına sundukları, damga vergisinin ise 29/11/2021 tarihinde ödendiği anlaşılmaktadır. Davacı, davalılardan ...'ın yargılama gideri ve vekalet ücretinden feragat etmediğinden bahisle protokolün hayata geçmediğini ileri sürmüş olup mahkemece bu hususta değerlendirme yapılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır. Bahsi geçen teklifteki şartlara göre teklifte gösterilen tutarların ödenmesi ile kredi borcunun tamamen söndürüleceği ve ibralaşma sağlanacağı açıktır. ... ve ..., davacının yaptığı teklif üzerine teklifte öngörülen ödeme takvimine göre belirtilen tutarları ödemiş ve davacıdan yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığına dair yazıyı dava dosyasına sunmuşlardır. Kefil ... ve asıl borçlu ..., protokole sadık kalarak üzerine düşen ödeme yükümlülüğünü yerine getirmiş olup, diğer davalı kefil ... ile ilgili protokolde açık bir yükümlülük öngörülmediğinden, sırf davalı ...'ın yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik dilekçe sunmadığı gerekçesiyle protokolün hayata geçmediğinin ileri sürülmesinin ahde vefa ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davacının teklifi üzerine yapılan ödemelerle 14/08/2018 tarihli teklifin protokol olarak yürürlüğe girdiği açıktır. TBK'nın 598/1 maddesinde \"hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulur.\" düzenlemesi gereğince kefil ... da asıl borçlunun borcu sona ermekle borcundan kurtulacağından, davanın protokole bağlı olarak yapılan ödeme  nedeniyle konusuz kaldığının kabulü gerekirken, davaya devamla yazılı şekilde davanın kısmen kabulü doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; dava konusuz kaldığı halde, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasına,yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Asıl borçlu ve müteselsil kefillerinin borcunun varlığı belirlendiğinden konusuz kalan dava nedeniyle  davalı ...'ın yargı gideri ve vekalet ücreti talebi olmadığına dair dilekçe ibraz etmediği dikkate alınarak aleyhine vekaleti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekirse de taraflar arasındaki protokole göre borcun ödendiği,borç ödendiği takdirde başka bir talebi olmayacağını taahhüt ettiğinden taahhüdü ile bağlı sayılarak davalı ... aleyhine yargı gideri  vekalet ücretinden sorumlu tutulmamıştır.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2021 Tarih 2014/255 Esas 2021/837 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; \"Konusu kalmayan dava nedeniyle bir karar verilmesine yer olmadığına, İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;\"Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Talep edilmediğinden taraflar lehine tazminat, vekalet ücreti ve yargı gideri takdirine yer olmadığına, \"Davacı harçtan muaf olduğundan istinaf karar harcı  alınmasına yer olmadığına, Davalılar tarafından yatırılan (... 820-TL, ... 976,69-TL, ...2.410,28-TL) toplam 4.206,97‬-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine, Taraflarca yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına , Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8501f3ad8754404f","SID":"0a8b2e94023b2c2a"}}