{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ....<br>KARAR TARİHİ\t: 19/06/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ....<br>KATİP\t\t: ..<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t:...<br>TARİHİ\t\t: 07/02/2025 <br>NUMARASI\t\t: ...<br>DAVACI\t: ...   <br>VEKİLİ\t: Av.....<br>DAVALI\t: ...<br>VEKİLİ\t: Av. ..<br>DAVANIN KONUSU\t: Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t:  19/06/2025<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... tarafından müvekkili aleyhine 20/01/2019 ödeme günlü düzenleme tarihi Denizli düzenleme tarihi 17/11/2018 yazılı 100.000 TL bedelli davalının kötü niyetli olarak almış olduğu senedin.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında icra takibine konu edildiğini, ancak müvekkilinin taraflar arasındaki ilişkide bu senetten dolayı davalı tarafa borçlu olmadığını, davalı tarafça bu senedin icraya konulmasından sonra icra takibinin durdurulması adına ihtiyati tedbir talepleri üzerine ...Ticaret Mahkemesi'nin Esas No:.. D. İş sayılı dosyasında İİK'nin 72/3. maddesi uyarınca icra veznesindeki paranın takdiren alacaklıya ödenmemesi ve HMK 397 maddesi uyarınca tedbir talep eden tarafın bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde esas hakkındaki davayı açması için süre verilmesi kararı verildiğini, bu kararın verilmesinden sonra taraflarınca arabuluculuk başvurulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, bunun üzerine işbu davanın taraflarınca açılması zorunluluğu hasıl olduğunu, müvekkili taraflar arasındaki ilişkide dava konusu icra takibine dayanak senetten dolayı asla borçlu olmadığını, davalının tamamen gelir elde etme amacıyla fahiş şekilde faiz elde etme amacıyla borç paralar verdiğini, zaten müvekkili ile davalı arasında belirtilen para alışverişinin haricinde hiçbir ilişki aralarında hiçbir şekilde ticari bir ilişki ve alışveriş olmadığını, davalı ile müvekkili arasındaki ilişki sadece para ilişkisi olup aralarında bu ilişkiden başka ticari bir ilişki meydana gelmediğini, müvekkili ile davalı arasında 2017 yılından son birkaç aya kadar para alışverişi olduğunu, bu para ilişkisinin müvekkilinin ekonomik olarak son senelerde yaşadığı sıkıntıların meydana gelmesiyle başladığını, bunun üzerine müvekkil zaman zaman davalıdan para almış ve bu aldığı paraların karşılığını da fazlasıyla ödediğini, müvekkilinin borç olarak aldığı paraların karşılığı olarak yaptığı fazla fazla ödemelerin yanı sıra aralarında dava konusu senedin de olduğu senet ve çekleri davalı alacağına güvence olması bahanesiyle müvekkilinin ekonomik olarak zor durumda olmasını firsat bilerek müvekkilinin iradesine etki ederek hile, aldatma yollarıyla müvekkilden aldığını, müvekkilin zor durumda olduğu zaman ve günlerde başkalarına ödeme günü gelen çeklerini davalı ben bunları öderim ancak sen de bana çek ve senet vereceksin vb. şeklindeki hileli ve aldatmalı yöntemlerle müvekkilin iradesine etki ederek müvekkilinin iradesini sakatlayarak aldığını, ancak müvekkil bu senet ve çeklerden dolayı asla borçlu olmadığını, müvekkilinin zaten davalıya fazlasıyla ödeme yaptığını, bu haliyle zaten işbu dava konusu senedin de bedelsiz kaldığını, zira çizelgelerden de müvekkilin aldığı paraların borcunu fazlasıyla ödediğini, bu çek ve senetlerin bedelsiz kaldığı açıkça görülmekte olduğunu, müvekkilin bu çek ve aralarında dava konusu senedin de bulunduğu senetlerden dolayı borcu bulunmadığını, müvekkilin 2017 yılından itibaren davalı ile para ilişkisinin başladığını, müvekkil  2017 yılı içerisinde davalıdan 108.495,00 TL aldığını, karşılığında ise elden yapmış olduğu ödemelerin haricinde banka yoluyla ve çek ödemesiyle de toplamda 286.295,00 TL ödemede bulunduğunu, müvekkil aldığından hayli fazlasıyla davalıya ödeme yaptığını, 2018 yılında da müvekkili ile davalı arasında para alışverişleri devam ettiğini,  2018 yılı içerisinde müvekkili davalıdan 209.695,00 TL aldığını, müvekkil ise buna karşılık davalıya 2018 yılı içerisinde toplamda çek tahsilatı ve para yatırma olarak toplamda 319.000,00 TL ödeme yaptığını, bu yılda da müvekkil aldığı paraların karşılığını fazlasıyla ödediğini, müvekkil ... davalıdan toplamda 244.400,00 TL aldığnı, müvekkil ise 2019 yılı içerisinde davalıya 284.305,00 TL ödeme yaptığını, yine 2019 yılı içerisinde de müvekkili  aldığından çok daha fazla miktarda davalıya ödeme yapıldığını,Bu yukarıda belirtilen ödemeler banka yoluyla ve çek tahsili yoluyla kaydı olan bunların yanında müvekkili elden de davalıya 330.000,00 TL daha verdiğini, bunun haricinde... A.Ş'ye ait.....seri nolu çeki davalı şahıs, müvekkilden sadece imza alarak müvekkilin ödemesi gelen başka çeklerini ödemek karşılığında hile ile hareket ederek alacaklarımı güvence altına almam lazım bunun için bana çek ver borcunu ödeyivereyim şeklinde müvekkilin zor durumda olmasını fırsat bilerek, aldatma yoluyla aldığını, bu çek hile ile boş olarak davalı tarafça alındığını ve sonrasında bu çek... isimli müvekkilinin hiçbir şekilde tanımadığı bir şahıs tarafından bankaya ibraz edilmesi sonucu müvekkil tarafından bedeli ödendiğini, davalı tarafından bu çekin yanı sıra... A.Ş.'ye ait ... adına 30/04/2019 tarihli... seri nolu 50.000 TL'lik ;...A.Ş.'ye ait ... adına 30/05/2019 tarihli... seri nolu 50.000 TL'lik çeki ve işbu dava konusu 20/01/2019 ödeme günlü, düzenleme yeri ..., düzenleme tarihi 17/11/2018 yazılı 100.000 TL bedelli senet de müvekkilinden yine aynı şekilde müvekkilinin iradesine hile aldatma yoluyla etki edilerek alındığını,  müvekkil bu çekler ve senetlerden borçlu olmadığını, müvekkilinin aldığından fazla fazla ödeme yapmış olduğunu, bu haliyle müvekkilden hile ve aldatma yoluyla alınan dava konusu senetten dolayı borçlu olmadığını, davalının belirtilen şekilde fazla fazla müvekkilden para tahsil etmesinin nedeni zaten tefecilik yapması, gelir elde etme amacıyla para vermesi olduğunu, davalı gelir elde etme amacıyla müvekkile para verdiğini, bu husus müvekkilin almış olduğu paraların karşılığında fazlasıyla ödeme yaptığını,   davalı  tamamen kötü niyetli olarak hareket etiğini, Müvekkil borcunu fazlasıyla ödediğini, davalı hile ile aldığı bedelsiz olan senet ve çekleri kalan bir borcunun olmadığı halde kötü niyetli bir şekilde müvekkiline bu senetlerden dolayı borcun var diye iddialarda bulunduğunu, bu şekilde davalının hile ile aldığı söz konusu 20/01/2019 ödeme günü düzenleme yeri ... düzenleme tarihi 17/11/2018 yazılı 100.000 TL bedelli senedi.....İcra Müdürlüğü'nün......E. sayılı dosyasında icra takibine konu olduğunu, ancak bu senet müvekkilinin iradesine etki edilerek davalı şahıs tarafından alındığını, bu senetten dolayı  sundukları hesap dökümlerinde her hangi bir borcu olmadığını, alınan ve ödenen paralar açıkça belli olduğunu, 20/01/2018 tarihinde müvekkilin bankaya talimatı üzerine ... isimli şahıs tarafından müvekkilin hesabından 50.000,00 TL para çekildiğini, davalı, yine müvekkili sıkıştırdığını para istediğini, kendi adamı olan ... isimli şahsın parayı çekeceğini bunun için bankaya talimat vermesini müvekkilden istediğini, sonrasında da ..., müvekkilin hesabından bu parayı çektiğini, ... davalı şahsın yanında çalışan bir elemanı olduğunu, ticari defter kayıtlarının ve davalıya yapılmış ödemeleri gösteren banka dekont ve kayıtlarının incelenmesiyle de beyanlarındaki haklılığının görüleceğini, müvekkili davalı şahıstan aldığı paraların karşılığını fazlasıyla ödediğini, davalı tefecilik yaparak gelir elde etme amacıyla para verdiğini, müvekkilinin fazlasıyla ödeme yaptığını,  .... İcra Müdürlüğünün .... E. sayılı icra takibinden ve takibe konu 100.000,00 TL miktarlı 17/11/2018 tanzim tarihli 20/01/2019 vade tarihli, düzenleme yeri ...i yazılı davalının kötü niyetli olarak almış olduğu senetten müvekkilinin borcu olmadığının tespit edilmesini, bu tespitin yapılarak icra takibinin iptal edilmesini, davalının kötü niyetli olması nedeniyle %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın müvekkiline karşı iftira niteliğinde isnatlarda bulunduğunu, müvekkilin tefecilik yaptığına ilişkin iftira teşkil eden ifadelere ve bu hususta müvekkili hakkında bir başvuru söz konusu olmuş yahut olacak ise taraflarınca yasal yollara başvuracaklarını, müvekkili davacının belirttiği gibi tefecilik işi ile uğraşan kimselerden olmadığını, müvekkil güven ilişkisi çerçevesinde davacıya borç vermiş ancak karşılığında aylarca iyi niyetle borcunu ödemesini beklediği davacının borcu ödemekten imtina etmesi karşısında mecburi olarak yasal yollara başvurmak zorunda kaldığını, davacının hem mevcut borcunu inkar etmesi hemde bu şekilde tefecilik gibi ağır iftiralarda bulunması ise müvekkili çok şaşırttığını, , kendisine karşı olan güvenini de yerle yeksan ettiğini, davacı tarafın, müvekkilin iyi niyetini suistimal ettiğini, davacı taraf ticaretle uğraştığını son dönemlerde ekonomik olarak sıkıntı çektiğini, bu sebeple de müvekkilden borç almak durumunda kaldığını, bu aldığı borçları ödediğini, müvekkile de kendisini garantiye almak için talep ettiği kambiyo senetlerini verdiğini beyan ettiğini, müvekkilin kendisini   hile ve aldatma ile etki altına alarak bu senetleri verdiğini,bu hususu tanıkla ispatlamak istediğini, vermiş olduğu senetlerden dolayı olan borçlarını ödediğini söylediğini, 20/01/2019 ödeme tarihli düzenleme yeri ,,,i Düzenleme tarihi 17/11/2018 tarihi olan 100.000 TL bedelli senetten dolayı hakkında başlatılan ....İcra Müdürlüğü ... takip sayılı icra dosyası sebebi ile borçlu olmadığını söylediğini, davacı taraf müvekkilden borç para aldığını kabul ettiğini, aralarında herhangi bir ticari ilişki söz konusu olmadığını, yalnızca ödünç aldığını kabul ve beyan ettiğini, davacı tarafa çok yüklü miktarlarda Karz açıklamalı borç verildiğini, bu denli meblağ bakımından yüksek ve farklı zamanlarda verilen borca ilişkin banka havale dekontu dışında müvekkilin elinde bir belgenin olmaması borcun ödenmemesi halinde tahsili için ilamsız icra takibi ve itiraz söz konusu olduğunda da uzun bir yargılama süreci kendisini beklediğini, davacıdan borca ilişkin bir kambiyo senedi talep ettiğini, davacı da kambiyo senedini kendi rızasıyla bahsettiği gibi aldatma , hile gibi unsurlar olmaksızın müvekkile teslim ettiğini, davacının imzaya, borç miktarına  yönelik herhangi bir itirazı da olmadığını, müvekkilden borç aldıktan sonra borcu müvekkile ödememek için hile , aldatma gibi ifadeler ile 21. Yüzyılda ticaretle uğraşmış olan üstelik ... müdürlük yapmış eğitimli bir kişinin öne sürmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenlerle davacının davasının reddini, alacağın tahsilinin önüne geçmek adına tedbir kararı aldıran davacının alacağın %40ı oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini ,yargılama gideri ve ücret-i vekaletin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; \"Somut uyuşmazlıkta da davacı taraf vekili, takip ve dava konusu bononun hileyle alındığını, davalı tarafın tefecilik yaptığını ve yine takibe konu bonoya konu borcu ödediğinin belirtmiş ise de, dosya içerisinde mevcut, davacı tarafın müşteki davalının sanık olduğu, ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... karar sayılı dosyasında sanık- davalı hakkında tefecilik suçundan beraat kararı verildiği anılan kararın kesinleştiği, senedin hileyle alındığının ispatlanamadığı, nitekim Ceza mahkemesinde, haksız eylemin öğelerinden eylem, nedensellik bağı ve hukuka aykırılık yönleri saptanmış ve bunların kesinleştiği, bu üç öğe bakımından ceza mahkemesinin beraat kararı hukuk hakimini bağlayacağı, somut olayda da sanık- davalının,  TCK 241 maddesinde düzenlenen tefecilik suçunu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden  atılı suçtan  CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verildiği, anılan beraat kararının delil yetersizliğinden verildiği, nihai olarak kesin olarak sanık-davalı tarafından anılan suçun işlenmediğinin sabit olduğu yönünde bir mahkeme  belirlemesi olmadığı, işbu nedenle TBK'nun 74. Maddesi gereğince ceza mahkemesinin beraat kararı ile mahkememizin bağlı olmadığı, davacı tarafından senedin iradesi sakatlanarak davalı tarafından alındığını ispat edilemediği, yine davacı tarafından senede konu borcun fazlasıyla ödendiğinin öne sürüldüğü, sebepten bağımsız olarak soyut bir hukuki işlem şeklinde olan senetten dolayı borç altına giren kişilerin bu iddialarının ispat külfetinin üzerinde olduğu, genel karine gereğince borç ikrarı anlamı taşıyan bonodan dolayı alacaklının alacağını ispat etmesi zorunluluğu bulunmadığı, bonodaki keşideci imzasına da itiraz edilmediği, takibe konu bonodaki borcun ödendiğini ispat yükünün davacı - borçlu tarafta olduğu, dava değeri de gözetildiğinde HMK'nun 201. Maddesi uyarınca aynı kuvvet ve mahiyetteki yazılı delillerle senetteki borcun ödendiğinin ispat edilmesi gerektiği,  davacı borçlu tarafından savunmasını ispatlar nitelikte, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında,kesin ispata yeter güçte delil/belge sunulmadığı,  mahkememiz tarafından aldırılan bilirkişi raporu ile de davacı ile davalı taraf arasında ticari ilişkinin bulunmadığı, taraflar arasından ticari defterlere yansıyan para alışverişinin olduğu, davaya konu bononun davacı tarafın defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiş olmakla birlikte; kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğu da dikkate alınarak davacının ticari defterlerinin incelenmesi sonucu davalı tarafa fazla olarak yapıldığı tespit edilen ödemelerin anılan bonoya ilişkin olarak yapıldığının ispat edilemediği,  davacının yazılı deliller ile bonoya konu borcun ödendiğinin kanıtlanamadığı (bonoya açıkça atıf yapılan ödeme dekontunun dosyaya sunulmadığı), davacı tarafa ispat yükünün üzerinde olması nedeniyle yemin delilinin hatırlatıldığı, davacı vekilinin 17 numaralı celsede yemin deliline dayanmayacağının bildirildiği, nihai olarak davacı tarafından davaya konu bono nedeniyle borçlu olmadığının kanıtlanamaması nedeniyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir. Menfi tespit davasının reddi üzerine alacaklı lehine İİK m. 72/4’te anılan tazminata hükmedilebilmesi için alacaklının menfi tespit davasına konu alacak hakkında takip yapmış olması, menfi tespit davasında bu takibe yönelik takibin durması veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda tedbir kararı verilmiş olması ve bu tedbir kararının uygulanmış olması gerekir. Anılan kanun metni dikkate alınarak mahkememizin işbu dosyası kapsamında herhangi bir tedbir kararı verilmemiş olması nedeniyle davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemiştir \"gerekçesiyle  davanın reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Her ne kadar anılan ceza dosyası nezdinde davalının beraatine karar verilmişse de; anılan beraat kararı tefecilik suçunun maddi unsurlarının oluşup oluşmamasına ilişkin olup huzurdaki dava açısından verilen kararının bir bağlayıcılığının bulunmadığını, anılan kararın; taraflar arasında ilk para alışverişi sırasında faiz anlaşmasının yapılıp yapılmadığı ve taraflar arasında ticari ilişkinin bulunup bulunmadığı bakımından incelendiğini, ancak huzurdaki dava davacının dava konusu senedin bedelini fazlasıyla davalıya zaten ödemiş olduğunu ve asıl davacının davalıdan alacaklı konumda olduğuna ilişkin olduğunu, davacının ekonomik olarak zor zamanında davalıdan para aldığı ve davalının daha sonra  bu paraları fazlasıyla davacıdan geri aldığı ayrıca paralar haricinden de davalının davacıdan hile ile senetler aldığı açıkça ortada olduğunu, öyle ki hem huzurdaki dosya kapsamında aldırılan kök bilirkişi raporunda hem de ceza dosyasında aldırılan bilirkişi raporunda davacının davalıdan alacaklı olduğunun açıkça tespit edildiğini, ceza dosyasında verilen beraat kararı ise en başta taraflar arasında faiz oranı belirlenmemiş olması ve bu hususun tefecilik suçunun unsurlarının oluşmasına engel olacağı gerekçesiyle verildiğini, yani anılan kararın huzurdaki dosyada icra takibine konu senet bakımından davalıya hiçbir borcunun bulunmadığı açısından hiçbir bağlayıcılığının bulunmadığını, beraat kararında da davacının davalıya fazlaca para ödediğinin tespit edilmiş halde olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin haklı davalarını reddetme gerekçelerinden birinin de, davacının ilgili senede ilişkin borcunu ödeyip ödemediğinin tespit edilemediğine ilişkin olduğunu, işbu hususun kabulünün mümkün olmadığını, öncelikle dava dilekçesinde açık şekilde taraflar arasındaki para alışverişlerine dair ayrıntılı açıklamaların yapıldığını, para alışverişine dair çizelgelerin mahkemeye sunulduğunu, tüm diğer hususlara ilişkin de belgelerin celp edilmesi açısından gerekli bilgiler dosya arasındaki dilekçelerinin de ilk derece mahkemesine verildiğini, tarafla arasında borç ilişkisinden kaynaklı alacak verecek ilişkisi olduğunu ve ilgili senetlerin de bu alışveriş ilişkisinin içerisinde ödendiği hususunun davalı yanın ikrarı ile sabit olduğunu, davacının ödemiş olduğu fazla fazla paralarla elbette ilgili senetteki borcunu da ödediğini, kimsenin kimseye senetteki borcunu bitirmeden ödünç olarak 405.201,97 TL fazladan ödeme yapmayacağını, ilgili husus hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi İçtihatlara bağlı kalmayı amaçlayarak, doğruyu bulma hedefinden şaşmış halde olduğunu, bu nedenler çerçevesinde; davacının davalıdan alacaklı konumda olduğunu, davacının davalıya hiçbir borcunun bulunmadığını, anılan senedin bedelsiz olduğunu ve bu hususların davalı yanın ikrarı, bilirkişi raporları ve dosyadaki deliller ile sabit olduğunu, huzurdaki davanın haklılığının sabit hale geldiği ve dava konusu icra takibinin iptali gerekirken İlk derece Mahkemesinin sadece Ceza Mahkemesinin beraat kararına istinaden vermiş olduğu bu kararın kabulünün mümkün olmadığını, Mahkeme tarafından bütün delillerin ve taleplerin detaylıca incelenmesi gerektiğini, bundan dolayı ilk derece mahkemesi tarafından verilen 07/02/2025 tarihli kararının kaldırılmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasını istemiştir.<br>Davalı vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından verilen hükmün usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı tarafın istinaf başvuru dilekçesinde her ne kadar davaya konu senedin bedelini fazlasıyla ödediğini iddia etmiş ise de davacı tarafın bu iddiası kabul edilebilir olmadığını, yerel mahkeme tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde davacının iddialarını ispatlayamadığının aşikar olduğunu, davacı taraf dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde taraflar arasında ticari ilişki olmadığını, yalnızca para alışverişleri olduğunu açıkça ikrar etmiş olmasına karşın yerel mahkeme tarafından davacı tarafın ticari defter ve kayıtları incelenmek neticesinde bilirkişi raporu tanzim edildiğini, davacı tarafın taraflar arasında ticari ilişki olmadığını açıkça ikrar etmesine rağmen istinaf başvuru dilekçesinde ticari defter ve kayıtlar incelenmek suretiyle aldırılmış bilirkişi raporlarının hükme esas alınmadığını iddia etmiş ise de bu husus da gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın takip ve dava konusu bononun hileyle alındığını, davalı tarafın tefecilik yaptığını ve yine takibe konu bonoya konu borcu ödediğini iddia etmiş ise de bonoda yer alan imzaya itiraz etmediğini, tefecilik iddiasının davalının beraati ile sonuçlandığını ve takibe konu borcu ödediği iddiasının ise senetle ispat kuralı çerçevesinde hiçbir şekilde ispatlayamadığını, davacı yan, davalının alacağına kavuşmasını geciktirmek maksatlı ve kötü niyetli olarak iş bu davayı ikame ettiğini, davalının hakkında gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu ve yine iş bu istinaf başvurusunda bulunmuş olup yerel mahkeme tarafından verilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle yerel mahkeme tarafından verilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan davacı tarafın istinaf başvurusunun reddi ile yerel mahkeme tarafından verilen kararın onanmasına karar verilmesini istemiştir. <br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava; icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.<br>İlk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>Davacı, 2017 yılı ve sonrasında davalıdan zaman zaman para aldığını, davalının gelir elde etmek amacıyla para verdiğini, kendisinin borç olarak aldığı paraların karşılığı olarak fazla fazla ödemeler yaptığını, bu ödemelerin çizelgeler ve banka dekontlardan görüleceğini, davalının ise zor durumunu fırsat bilerek kendisinden çek ve senet aldığını, aldığından hayli fazlasını geri ödemesine rağmen bedelsiz kalan bu çek ve senetlerin iade edilmediğini,  iş bu davaya konu ....İcra Müdürlüğü'nün ,,,,esas sayılı dosyasında takibe konu 100.000,00 TL bedelli senedin de bedelsiz kaldığını beyanla borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.<br>Davalı ise davacıya borç verdiğini, karşılığında dava konusu senedi aldığını, senet bedelinin ödenmediğini, senedin ödendiğinin yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.<br>Dosya kapsamından ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... karar sayılı dosyasında aralarında davalının da bulunduğu sanıklar hakkında tefecilik yapmak  suçundan yapılan yargılama sonucunda verilen beraat kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun..... Ceza Dairesinin ... karar sayılı ilamıyla esastan reddine karar verilerek kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.<br>Dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere, davalı tarafa fazla olarak yapıldığı tespit edilen ödemelerin dava konusu bonoya ilişkin yapıldığının ispat edilememiş olmasına,  dava konusu bononun ödendiğine dair bonoya açıkça atıf yapan ödeme dekontu veya başkaca yazılı bir delil sunulamamış olmasına, bu konuda ispat yükü kendisine düşen davacı tarafın delil olarak dayandığı yemin delili mahkemece hatırlatıldığında yemin deliline dayanılmayacağının bildirilmesine göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşılmakla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-.. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/02/2025 tarih,... Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 1.707,00 TL'den mahsubu ile arta kalan 1.091,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde re'sen yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.19/06/2025\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>....Üye<br>....Üye<br>...Katip<br>109223<br><br>  Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"62b40ddd67e4788c","SID":"78eb4e2073cd3c72"}}