{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/528 <br>KARAR NO:2025/930<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:01/12/2021<br>NUMARASI:2021/41E. -  2021/1081 K. <br>DAVANIN KONUSU:Tazminat <br>Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili  ile dava dışı ... AŞ arasında emtia nakliyat sigorta sözleşmesi imzalandığını,  sigortalının dokuma tekstil, pantolon vb emtiasının nakliye rizikolarına karşı davacı sigorta şirketi tarafından sigorta himayesine alındığını, sigortalının fason işlerini yapan Malatya'da mukim.... Şti.'den satın alınan emtiaların Malatya-İstanbul karayolu taşımasının davalı ... Şti.  tarafından yapıldığını,  emtianın 24.12.2019 günü Malatya'dan yola çıktığını, davalı taşıyıcı tarafından yol ve hava şartlarına uygun araç tahsis edilmemesi nedeni ile sigorta konusu emtiaların ıslanarak zarara uğradığını,  kullanılamaz hale geldiğini, ıslaklık zararının  davalı taşıyıcının temsilcisi sıfatına sahip şoförün imzasını havi tutanak ile tespit edildiğini, ekspertiz incelemesi sonucunda sigortalı malvarlığında meydana gelen gerçek zarar tespit ettirilerek 15.09.2020  tarihinde davacının dava dışı sigortalıya 92.229.111 TL sigorta tazminatı ödediğini ve TTK'nın 1472 maddesi gereğince sigortalıya yasal halef olduğunu,  TTK'nın 875.maddesi gereğince taşıyıcının eşyanın kendisine teslim edildiği andan gönderilene teslim edildiği ana kadar geçen müddet içinde uğradığı zararlardan sorumlu olup zıya ve hasarın aynı Yasa'nın 878.maddesinde belirlenen hallerden meydana geldiğini ispat halinde sorumluluktan kurtulabildiğini, kar yağışı ve/veya yolun tedbiren trafiğe kapatılmasının, kendiliğinden bozulma özelliği bulunmayan tekstil emtiası taşıması yönünden TITK'nın 878.maddeinde öngörülen sorumluluktan kurtuluş sebeplerinden bir tanesi  olmadığını, davalı taşıyıcının, tekstil emtiası (kot pantolon vb.) taşıma işini Aralık ayında üstlendiğini, ancak taşımayı yapacağı güzergâha, taşıyacağı eşyaya ve havaya uygun araç tahsis etmediğini,  taşıma hukuku doktrininde araç tahsisi konusunda taşıtın taraflarca belirlenmiş olması halinde taşımanın bu belirlenen araç ile yapılması, taşıt belirlenmemiş ise ticari uygulamaya bakılması, ticari örf ve adet bulunmaması halinde ise taşıtlar ve taşıma işi hakkında daha çok bilgi sahibi olması sebebiyle uygun taşıma aracının taşıyıcı tarafından belirlenmesi gerektiğinin belirtildiğini,  davalı taşıyıcının, taşımayı yapacağı güzergâha taşıyacağı eşyaya ve havaya uygun araç tahsis etmediğinden meydana gelen ıslanma zararından sorumlu olduğunu, kar yağışının hasar haline mücbir sebep teşkil etmeyeceğini, ıslanma zararından müterafik kusur söz konusu olmaksızın davalının sorumlu olduğunu, davalı sigorta şirketinin ise davalı taşıyıcının yurtiçi nakliyeci sorumluluk sigortacısı olduğunu, TTK'nın 1473.maddesine göre sigortacının sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa,sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, TTK'nın 1478/1 maddesine göre ise  zarar görenin uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla, doğrudan sigortacıdan isteyebileceğini,  bu sebepel davalı sigortacının da taşıyıcının sorumluluk sigortacısı sıfatı ile meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 92.229,11 TL'nin  ödeme tarihi olan 15.09.2020 gününden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalılardan  müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Şti.vekili, savunmasında özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, taşıyıcı davalının en yüksek özeni gösterdiğini, uygun olmayan araç tahsisine ilişkin iddiaların  asılsız olduğunu,  zararın beklenmeyen aşırı kar yağışı nedeni ile meydana geldiğini, TTK'nın 876.maddesi uyarınca  taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden dolayı oluşan zıya, hasar ve gecikmeden sorumlu olmayacağını, hasarın meydana geldiği hadisenin yoğun kar ile tipinin birleşmesi sonucu oluştuğunu, zarara konu hadisenin mücbir sebepten kaynaklandığını ve davalı taşıyıcıya kusur  atfedilemeyeceğini, zarar gören emtianın brandalı kamyon ile taşındığını, fotoğraflardan da bunun görüldüğünü,  yetersiz ambalajlama ve hatalı istifleme iddialarının da  gerçeği yansıtmadığını,  oluşan zararın öngörülemeyen/öngörülmesi beklenemeyen kar yağışı ve fırtına nedeniyle uzun süre yola devam edilememesinden kaynaklandığını, kabul anlamına gelmemek üzere, davalı taşıyıcı için  TTK'nın sorumluluk sınırlamalarından yararlanıp yararlanamayacağının, davalının sınırlı sorumluluğa tabi olduğunun belirlenmesi halinde ise,  sorumluluk limitinin tespit edilerek neticesine göre bir karar verilmesi gerektiğini,  avans faiz talebinin de hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu,  kabul anlamında gelmemekle birlikte, telef olduğu iddia edilen malların muhteviyatı ve niteliklerine dair malların piyasa araştırmasının yapılması gerektiğini,  bu listenin davacı tarafından  sunulması gerektiğini,  bu kapsamda eksper raporunun zararın tespitinde yeterli olmadığını,  eksper incelemesi sonucu hasarlı parçaların tespit edilerek bu parçaların katalogdaki birim fiyatları belirtilerek toplam hasar miktarı tespit edilmediğini, ayrıntılı, zararı açıkça tespit eden ve hükme elverişli bir bilirkişi raporu alınması gerektiğini, kesinlikle kabul anlamında gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilmesi halinde, sunulan poliçeler kapsamında zararın müvekkili şirketin sigorta şirketinden  karşılanması gerektiğini, emtiaların belirlenen kloza uygun olarak taşındığını, dolayısıyla poliçe kapsamında belirlenen gerekli önlemlerin alındığını, diğer davalı sigorta şirketi tarafından hasarın teminat dışı bırakılmasını gerektirecek durumun olmadığını,  diğer davalı sigorta poliçesinde yer almayan bir kloza dayanarak rizikonun gerçekleşmesi neticesinde doğan zararı ödeyemeyeceğini cevap dilekçesinde belirtmişse de bu iddiaların haksız ve hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı ... AŞ vekili, savunmasında özetle; dava konusu taşımadan kaynaklı hasar tazminatı talebine ilişkin açılacak davalarda zaman aşımının 1 yıl olduğu, teslimat ve hasar tespit tarihinin 26.12.2019 olduğunu,  işbu davanın açılma tarihinin 08.01.2021 olup davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun, diğer davalı ile arasındaki poliçe özel şartları, teminat limitleri ve teminat kapsamı ile sınırlı olduğunu,  bu davada talep edilen hasarın tazminat poliçe teminat dışında olduğunu, müvekkili ve diğer davalı arasındaki poliçenin 4.sayfasında ıslanma klozu ile 10, 11. ve 12. sayfalarında özel şartların düzenlendiğini,  ıslanma klozunun '' Islanma riskleri için, emtianın kapalı kasa ve/veya brandalı kamyon ve/veya tırlarla taşınması ve ıslanma riski açısından her türlü önlemin alınmış olması gerekmektedir.'' şeklinde olduğunu,  taşınan emtia ıslanma sonucu hasara uğramış olduğundan emtianın ıslanma riskine karşı yeterli kapalı kasa veya yeterli brandalı araçla taşınmadığından teminat dışı olduğunu, davanın müvekkili  yönünden reddi gerektiğini,  poliçenin 10. ve 11.sayfasındaki   özel şartlar ve teminat dışı hallerin ise  ''Emtianın uygun olmayan araçlar ile taşınması, taşımayı yapan aracın yüke ve yola elverişsiz olması halinde doğacak hasar ve kayıplar teminat haricidir. Taşınan malların özelliğine göre yöresel veya ulusal kural ve geleneklere uygun olmayan yetersiz ambalajlama hatalı ve/veya yanlış istiflemeden (yerleştirmeden) veya yüklemeden kaynaklanan her türlü hasar, ziya ve masraflar teminat haricidir. Islanma riskleri için, emtianın kapalı kasa ve/veya brandalı kamyon ve/veya tırlarla taşınması ve ıstanma riski açısından her türlü önlemin alınmış olması gerekmektedir.'' şeklinde olduğunu, emtianın uygun araçlarla taşınmadığını, yola uygun araç kullanılmadığını, taşınan malların özelliğine göre ambalajlama, yükleme ve istifleme yapılmadığını veya hatalı yapıldığını, taşınan emtianın  tekstil ürünü olmasına rağmen ıslanmaya karşı kapalı kasa veya brandalı araç kullanılmadığı veya kullanılan aracın ıslanmaya karşı yeterli olmadığını, bu sebeple müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, davacı tarafın tazminat talep hakkı olsa bile 15.09.2020 tarihinden itibaren faiz talebinin de  yerinde olmadığını, müvekkilinin işbu dava ile davacının talebini öğrendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Dosyanın yapılan incelemesinde, davacı tarafın poliçeyi, faturaları,  26.12.2019 tarihli ıslanma  tutanağını, 15.01.2020 tarihli  ...Tekstil tutanak formunu, hasar fotoğraflarını, 20.05.2020 tarihli eksper raporunu, 14.01.2020 tarihli fason sözleşmesini,  15.09.2020  işlem tarihli ödeme dekontunu, 27.12.2019 tarihli ihtarnameyi, posta evrakını ve dava dilekçesine ekli belgelerini ibraz ettiği, davalı sigorta şirketinin poliçesini, araca ve ürünlere ilişkin fotoğrafları ibraz ettiği, davalı ... Nakliyatın sigorta poliçesini ibraz ettiği, dosyada delillerin toplandığı, sigorta bilirkişisi ..., karayolu taşıma bilirkişisi ... ve tekstil mühendisi bilirkişi ...'den rapor alındığı, raporun denetime elverişli olduğu, Uyuşmazlığın ulusal karayolu taşımacılığından kaynaklandığı, TTK 875 vd maddelerinin uygulanmasının gerektiği,  zamanaşımı sürelerinin TTK m.855 ile düzenlendiği, buna göre taşıyıcının sınırlı sorumluluğunu gerektiren olağan hasar ve zayi durumlarında zamanaşımı süresinin bir (1) yıl olacağı, kasıt-pervasızlık veya zarar meydana gelme bilinci ile hareketin sebep olduğu zayi ve hasar durumlarında zamanaşımı süresinin  üç (3) yıl olacağı, sürenin başlangıcı bakımından TTK m.855/2 tam zayi-hiç ulaşmama durumunda zamanaşımı süresinin yükün varma yerine ulaşması gereken tarihte başlayacağı,  iş bu dosya kapsamında zamanaşımı süresinin kasıt - pervasızça taşıma şartları oluşmadığından 1 yıl olduğu, bu süreninde teslim tarihi olan 26.12.2019 tarihinden itibaren başlayacağı, kural olarak zamanaşımı kesen durdurun sebebler olmadığında 26.12.2020 tarihinde dolacağı, ülkemizde kovid tedbirleri nedeniyle dava açma sürelerine 13.03.2020- 15.06.2020 tarihleri itibariyle sınırlandırıldığı, ayrıca arabuluculuk kanuni düzenlemesi ile de arabuluculuk görüşmesini yapıldığı, 03.12.2020-08.01.2021 tarihleri arasında dava açma süresinin işlemeyeceği, bu süre kadar dava açma süresine ekleme yapılması gerektiği, davanın 14.01.2021 tarihinde açıldığı da dikkate alınarak zamanaşımı savunmasına itibar edilmediği,Dosya kapsamında hasarlı emtialara ilişkin tespit ve değerlendirmenin dosya kapsamındaki fotoğraflar , tutanaklar, faturalar, ekspertiz raporu  da değerlendirilerek detaylı olarak yapıldığı, rapor ile eksper raporu arasındaki farklılığın paketleme / ütüleme alacak kaleminden kaynaklı olduğu, raporda bu hususta piyasa emsaline göre hesaplamanın yapıldığı, mahkemece rapordaki hesaplamalara itibar edildiği, taşımanın tenteli araç ile yapıldığı, buna rağmen ıslanmanın gerçekleştiği, taşımanın yapıldığı yer, taşıma tarihi, mevsim koşulları da değerlendirildiğinde mücbir sebeb şartlarının oluşmadığının değerlendirildiği, taşımanın yapıldığı araç, davalı sigorta şirketinin ıslanmaya ilişkin kloz şartları da değerlendirildiğinde meydana gelen zararın davalı sigorta şirketinin sigorta poliçesi kapsamında olduğu, davacının ödeme tarihinden itibaren faiz talebinde bulunabileceği, iş bu faizinde tarafların ticari şirket olmaları nedeniyle reskont faizi talep edebilecekleri değerlendirilerek, açılan davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kuruldu.\"  gerekçesiyle, açılan davanın kısmen kabulü ile 83.779,45 TL’nin  ödeme tarihi olan 15.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek reskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı,  davacı ve davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın hukuka uygun olduğunu,  ancak davanın  92.229,11 TL gerçek zarar üzerinden ikame edilmesine rağmen  83.779,45 TL üzerinden kabulüne karar verilmesinin hatalı odluğunu, davanın  92.229,11 TL üzerinden kabulü gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın gerçek zarar üzerinden kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı ... AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda hem de yerel mahkemenin kararında müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu ve nakliyeci sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında değerlendirme  yapılmadığını, müvekkilinin gönderici şirketin sigorta şirketiymiş gibi değerlendirme   yapılarak  kabul kararı verildiğini, bilirkişi raporunun sonuç bölümünün C bendindeki tespite göre  mevsim koşullarına, taşıma güzergahı şartlarına ve taşınan eşyaya uygun olmayan bir araç seçimi gönderici tarafından yapılmış ise bundan müvekkilinin  sorumlu olamayacağını, müvekkilinin taşıyıcı şirketin sigortacısı olduğunu, müvekkilinin raporda gönderici şirketin sigorta şirketi imiş gibi  düşünülürek isabetsiz bir sonuca ulaşıldığını,  eğer gönderici araç seçiminde bir hata yapmış ise; göndericinin sigorta şirketi olan davacı sigorta şirketi göndericinin kusuru olduğundan sigortalısı olan göndericiye hasar/zarar tazminatı ödememesi gerekeceğini, dolayısıyla bu durumda davacı sigorta şirketinin rücu ve talep hakkı bulunmayacağını, eğer mevsim koşullarına, taşıma güzergahı şartlarına ve taşınan eşyaya uygun olmayan bir araç seçimi taşıyıcı şirket tarafından yapıldığı kabul edilirse taşıyıcı şirket ile müvekkili şirketin poliçeden kaynaklı iç ilişkisinde, bu defa müvekkili şirketin poliçenin 10. ve 11. sayfasında düzenlenen özel şartlar ve teminat dışı haller sebebiyle ve yine poliçede bulunan ıslanma klozu gereği meydana gelen hasardan sorumlu olmayacağını,  bu sebeplerle bilirkişi raporunda yapılan bu değerlendirme eksik inceleme ve araştırma sonucu yapıldığını, raporun  D bendinde ''tenteli taşıtla taşıma sırasında yükte ıslanma sebebiyle hasar/zarar meydana geldiğinin gözlendiği, hasar sebebinin mücbir sebep olarak değerlendirilemeyeceği, yağmur ve kar şartlarında sürüş ve taşımanın her iki tarafın bilgisinde olduğu, sonuçlarını engelleyebilecekleri bir risk olarak tespit edildiği''  tespiti yapıldığını,  rapordaki bu tespitte de gönderici ve taşıyıcının sonuçlarını engelleyebileceği bir riskten hasar ve zararın kaynaklanması sebebiyle müvekkili şirketin bir sorumluluğu bulunmadığını, poliçede bulunan ve müvekkili şirketin sorumluluğunu ortadan kaldıran poliçe şartlarının değerlendirmediğini, mücbir sebep konusunda verilen kararın da hatalı olduğunu, taşımanın yapıldığı güzergah, taşıma tarihi, mevsim koşulları değerlendirildiğinde mücbir sebep şartlarının oluştuğunu, dava konusu taşımayı yapan aracın  24.12.2019 tarihinde taşıma sırasında ... – ...mevkiinde kolluk kuvvetlerinin yoğun kar yağışı ve tipinin birleşmesi nedeni ile tüm yolu kapatmasından dolayı 11 saat mahsur kaldığını,  yoğun yağış nedeni ile araç tentelerinden su alarak taşınan emteada hasar meydana geldiğini, bu durumun mücbir sebep olarak kabul edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Şti vekili, savunmasında özetle; emtianın 26/12/2019 tarihinde teslim edildiğini, 08/01/2021 tarihinde açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini,  bilirkişi raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını,  eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde rapor düzenlendiğini, raporda \"Taşıma zamanı, mevsim koşulları, taşıma güzergahı gözetildiğinde kar yağışı ve yağmur şeklinde yoğun hava şartlarında taşıma yapıldığı anlaşılmaktadır.Dava dışı sigortalı da bu şartları bilerek ve görerek, bu durumun farkında olarak tenteli araçla taşıma konusunda davacı ile anlaşmış ve taşımayı yaptırmıştır. Taşıma sonunda araçta tenteli taşıma kaynaklı olarak \"ıslanma hasarı\" meydana gelmiştir. Meydana gelen hasar bakımından taşımaya tahsis edilen araç değerlendirildiğinde, taşıyıcının kural olarak \"yüke uygun araç\" taahhüdü kanundan kaynaklanmaz. Taraflar arasında anlaşma gereği, yüke uygunluk sağlanır. Davacının sigortalısı \"tenteli araç\" yeterli görmüş, davalı da tenteli araçla taşıma yapmıştır. Buna rağmen hasar meydana gelmiştir. sonuç kısmında ise; \"Davacı tarafın sigorta poliçesi uyarınca sigortalısına ait malların taşınması sırasında mevsim koşullarına, taşıma güzergahına, taşınan eşyaya uygun araç tahsisi konusunda sigortalı ile davacının birlikte karar verdiği, yüke uygunluk bakımından tercihin taşıyıcı değil gönderene ait olduğu,\" tespiti yapıldığını,  bu tespitlere rağmen sorumluluk sınırı belirlenmediğini, 83.779,45 TL'lik zararın tamamını  rücu edebilmesi bakımından davacının  her iki davalıdan rücu şartlarının oluştuğuna ilişkin hatalı tespitlerde bulunulduğunu, dava konusu hasarın meydana geldiği hadisenin yoğun kar ile tipinin birleşmesi sonucu oluştuğunu, TTK madde 876'ya göre müvekkilinin sorumluluktan kurtulması gerektiğini, zarara konu hadisenin mücbir sebep nedeniyle  meydana geldiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda telef olduğu iddia edilen malların muhteviyatı ve niteliklerine dair malların piyasa araştırması yapılmadığını, kabul anlamında gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilmesi halinde zararın davalı sigortadan tarafından karşılanması gerektiğini,  mahkemece zararın her iki davalıdan karşılanabileceğine ilişkin verilen kararın hukuki mesnetten yoksun olduğunu, hasar gören emtiaların belirlenen kloza uygun olarak taşındığını, dolayısıyla poliçe kapsamında belirlenen gerekli önlemlerin alındığını, hasarın teminat dışı bırakılmasını gerektirecek hiçbir husus söz konusu  olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, emtia blok abonman sigorta poliçesi kapsamında davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelinin, davalı taşıyan ile onun  sorumluluk sigortacısından rücuen tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince ayrı ayrı yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı ...Şti.vekili ile davalı ... AŞ vekilinin istinaf istemleri yönünden yapılan incelemede; Davacı ile dava dışı sigortalı... AŞ arasında 31.12.2018-31.12.2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ''Emtia Blok  Abonman Sigorta Poliçesi'' düzenlendiği, poliçe ile dava dışı şirket tarafından yurt içinde  sevk edilen tekstil  ürünlerinin  nakliyesi sırasındaki oluşacak rizikoların sigortalandığı, sigortalının söz konusu tekstil ürünlerinin Malatya'dan İstanbul'a taşınması sırasında ıslanarak zarar gördüğü,  dava dışı sigortalıya davacı tarafından 15.09.2020 tarihinde 92.229,11 TL ödeme yapıldığı, davacının, davalı taşıyıcı ve onun sigortacısı diğer davalıdan ödediği bu bedelin rücuen tahsilini talep ettiği anlaşılmaktadır.Taşımanın, yurt içi taşıma olması nedeniyle olayda TTK'nın eşya taşımaya ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekir.Taşıma işlerinde zamanaşımı TTK'nın 855. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında, bu kitap hükümlerine tabi taşımalarda yolcunun bir kaza sonucu ölmesi veya bedensel bütünlüğü zedeleyen bir zarara uğraması halinde istem haklarının on yılda, diğer zararlarda ise bir yılda zamanaşımına uğrayacağı; ikinci fıkrasında ise bu sürenin, eşya taşınmasında eşyanın gönderilene teslimi, yolcu taşımasında yolcunun varma yerine ulaşma tarihinden başlayacağı, eşyanın tamamen zayi olmuş veya yolcunun gideceği yere ulaşamamış olması halinde zamanaşımı süresinin eşyanın teslimi veya yolcunun ulaşması gereken tarihten itibaren işlemeye başlayacağı; üçüncü fıkrada ise rücu haklarına ilişkin zamanaşımının rücu alacaklısının zararı ve rücu  borçlusunu öğrendiği tarihten itibaren üç ay içinde rücu borçlusuna bildirimde bulunmuş olması şartı ile rücu alacaklısına karşı mahkeme kararının kesinleştiği günden kesinleşmiş mahkeme kararının bulunmadığı hallerde ise rücu alacaklısının borcu ifa ettiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı hüküm altına alınmıştır.Somut olayda, davacı sigorta şirketi sigortalısına yaptığı ödemeyi fiili taşıyan ve onun sorumluluk sigortacısından talep etmektedir. Bir diğer deyişle, TTK'nın 1473. maddesi gereğince yasal halefiyet hakkına sahip olan davacı, selefi bulunduğu kişi davayı hangi zamanaşamı süresi içinde açması gerekiyorsa davayı o süre içinde açması gerekir. Bu durumda ise  TTK'nın 855/2. maddesi gereğince eşyanın teslim tarihinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi bulunduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekir. Eldeki davanın konusu eşyanın gönderilene teslim tarihinin 26.12.2019  tarihi olduğu konusunda bir ihtilaf  bulunmamaktadır. Zira  emtia ıslanma sebebiyle zarara uğramış ise de davacı sigortalısı gönderilene teslim edilmiştir. Bu durumda davacı tarafça TTK'nın 855/2 hükmü gereğince 26.12.2019 tarihinden itibaren en geç 26.12.2020 tarihine kadar bir yıllık süre içerisinde alacak talebinde bulunulması gerekir.Davacı taraf, 1 yıllık süre dolmadan,  zamanaşımı süresinin bitmesine 23 gün  kala   03.12.2020  tarihinde arabulucuya başvuruda bulunmuş olup  zamanaşımı süresi  anlaşamamaya ilişkin  son tutanağın düzenlendiği 08.01.2020 tarihine kadar durmuş olup bu tarihten itibaren kalan süre işlemeye başlamış, davacı vekilince kalan süre bitmeden, zamanaşımı süresi bitmeden 14.01.2021 tarihinde dava açılmış olup davanın zamanaşımına uğradığı yönündeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Dava dışı sigortalının bir kısım tekstil ürünlerinin  taşıma işinin  davalı  ... Ltd. Şti.nce ...  plakalı kamyon ile  gerçekleştirildiği, bu taşıma işinin diğer davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalandığı, aracın şoförünün ve  davalı şirket yetkilisinin de  imzası bulunan 26.12.2019 tarihli hasar tutanağında,  davacı sigortalısına gönderilen tekstil ürünlerinin ıslanarak zarar gördüğü belirtilerek teslimin yapıldığı, davacı sigortalısı tarafından 27.12.2019 tarihli ihtarname ile davalı taşıyıcı şirkete hasar bildiriminde bulunulduğu görülmektedir.Eksper raporunda, aracın brandasının yeni ve bakımlı olduğu,  brandaya yakın yerlerde ıslaklığın daha fazla olduğu, havanın bağıl nem değerinin yüksek olması sebebiyle aşırı kar ve tipnin de etkisi ile  havadaki su buharının koliler üzerinde  buz formunda açığa çıkması sonucu hasarın oluştuğu tespit edilmiştir. Yine hükme esas alınan bilirkişi raporunda,  söz konusu ıslanma etkisinin, emtia kolilerine, etiketlerine ve paketleme aksesuarlarına zarar verdiği, tamir edilemez ve kullanılamaz hale getirdiği, denim pantolonlara ise leke tamir işlemleri için yıkama ve kurutma işlemlerinin yapılmasını zorunlu kıldığı,  aracın tenteli ve sağlam bir şekilde kapalı olmasına rağmen aşırı yağış ve kar sebebi ile yüke ıslanmanın  sirayet ettiği, hasar sebebinin mücbir sebep niteliğinde olmadığı kanaati bildirilmiştir.Dava dışı sigortalının  fason işlerini yapan Malatya'da mukim.... Şti.'den  aldığı emtiaların Malatya-İstanbul karayolu taşımasının davalı ... Şti.  tarafından yapıldığı, sigortalıya ait tekstil ürünlerinin taşınması işini davalı taşıyıcının üstlendiği ihtilafsızdır.TTK'nın 875.maddesi ''(1) Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. (2) Zararın oluşmasına, gönderenin veya gönderilenin bir davranışı ya da eşyanın özel bir ayıbı sebep olmuşsa, tazminat borcunun doğmasında ve kapsamının belirlenmesinde, bu olguların ne ölçüde etkili olduğu dikkate alınır.'' hükmünü içermektedir.Aynı Kanun'un 876/1. maddesinde ise taşıyıcının özeni başlığı altında yer alan hüküm fıkrasında; \"Ziya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçları önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur\" denilerek taşıyıcının hangi halde sorumluluktan kurtulacağı net şekilde ortaya konulmuştur.Somut olayda,  davacı sigortalısına ait emtianın zarar gördüğü, davalı taşıyıcının TTK'nın 876. maddesinde yer alan taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği bir durumun somut olayda mevcut olmadığı, kar yağışı ve tipinin somut olayda mücbir sebep niteliğinde olmadığı, zira taşıma işini meslek haline getiren davalı şirketin basiretli bir tacir olarak Aralık ayında kış mevsiminde yaptığı dava konusu taşıma sırasında hava şartlarını öngörmesi gerekmekle birlikte meteorolojiden de hava durumu bilgilerini öğrenerek taşımayı bu hava şartlarına uygun şekilde gerçekleştirmesi gerektiği nazara alındığında  eksper raporu ve bilirkişi raporu  uyarınca davalı taşıyıcının taşıma sırasında meydana gelen zarardan sorumlu olduğu anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Öte yandan,  hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı sigortalısının zararının TTK'nın 880.maddesi uyarınca 83.779,45 TL olduğu  kanaati bildirilmiş,  TTK'nın 882.maddesine göre  sınırlı sorumluluk hükümleri kapsamında inceleme yapıldığı, zarar tarihindeki Merkez Bankası SDR kuru esas alınarak yapılan hesaplamada da  hasar bedelinin sınırlı sorumluluk  kapsamında olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu yükün tır ile taşındığı  ve bilirkişi raporunda TTK'nın 882.maddesindeki tır ile taşınan  yükün muhtemel ağırlığı dikkate alınarak  hesaplama yapıldığı dikkate alındığında  tazminat miktarının  sorumluluk sınırının altında kaldığı açıktır.  Ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda hasara uğrayan tekstil ürünlerinin yeniden yıkanması, ütülenmesi, paketlenmesi masraflarına ilişkin inceleme yapılarak yapılan harcamaların ve masraf kalemlerinin yerinde olduğu tespit edilmiş olup rapor denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğundan aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalı sigorta vekilince, diğer taşıyıcı ile müvekkili  arasındaki yurt içi nakliyeci sorumluluk sigortası kapsamında inceleme yapılmadığı, hasarın teminat harici olduğu  istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de bilirkişi raporunda bu yönde değerlendirme yapıldığı görülmektedir. Şöyle ki;Davalılar arasında 31.12.2018-31.12.2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere yurt içi nakliyeci sorumluluk sigorta poliçesi düzenlendiği görülmektedir. Islanma klozuna göre  ıslanma klozunun '' Islanma riskleri için, emtianın kapalı kasa ve/veya brandalı kamyon ve/veya tırlarla taşınması ve ıslanma riski açısından her türlü önlemin alınmış olması gerekmektedir.'' denildiği,  poliçenin 10. ve 11.sayfasındaki   özel şartlar ve teminat dışı hallerin ise  ''Emtianın uygun olmayan araçlar ile taşınması, taşımayı yapan aracın yüke ve yola elverişsiz olması halinde doğacak hasar ve kayıplar teminat haricidir.'' denildiği görülmektedir. Ancak,  bilirkişi raporunda ve eksper raporunda da  da belirtildiği  üzere, davalılar arasındaki  yurt içi nakliyeci sorumluluk sigorta poliçesinde yukarıdaki hükümlerin yer aldığı, hasar fotoğraflarından kullanılan aracın çekici+römorktan oluşan ve \"tenteli\" şeklinde nitelendirilen bir araç olduğu, araç tenteli ve sağlam bir şekilde kapalı olmasına rağmen aşırı yağış ve kar sebebi ile yüke ıslanma sirayet ettiği,  bu durumda meydana gelen hasarın davalılar arasındaki poliçe teminat kapsamında olduğu, poliçedeki  teminat harici haller kapsamına girmediği anlaşıldığından  davalı sigorta yönünden de davanın kabulü yerinde olup aksi istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davacı, sigortalısının haklarına halef olup hem davalı taşıyandan hem de onun sorumluluk sigortacısından müteselsilen zararının tahsilini talep etmesinde  ve mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından  davalıların  tüm istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.Davacı vekilinin istinaf istemi yönünden yapılan incelemede;Davacı vekili, davanın tam kabulü gerektiğini ileri sürmüş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporunda TTK'nın 880. maddesi kapsamında yapılan hesaplama yukarıda açıklandığı üzer yerinde görüldüğünden davacı vekilinin istinaf sebeplerinin de reddi gerekmiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup her iki taraf vekillerince ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, tüm taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin ve davalılar vekillerinin  istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalılar tarafından yatırılan  istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 2.639,49  TL istinaf nispi karar harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen  tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin  üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 29.05.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"afc445f08f0003cf","SID":"291e50eaf84d0aac"}}