{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 07/07/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:19/03/2025<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:07/07/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili; ... Gıda San. Tic. Ltd. Şti.'nin ...'a (... Ticaret) gıda ve türevi ürünler sattığını, sattığı malları teslim ettiğini, bu bağlamda vekil edeni şirket ile davalı arasında ticari ilişki ve cari hesap gereği mal teslimi yapıldığını ancak davalı tarafından teslim alınan malların ödemesinin yapılmadığını, müvekkili şirket tarafından verilen mallar karşılığı e-fatura ve imzalı irsaliye düzenlendiğini, malların karşı tarafa teslim edildiğinin imzalı irsaliye ile sabit olduğunu, 02.08.2021 tarihli irsaliyede borçlu şirketin kaşe ve imzasının mevcut olduğunu, davacı şirketin edimini ifa etmesine rağmen davalının bedel ödeme borcunu yerine getirmediğini, davacı şirketin e-fatura ve sevk irsaliyesi ile teslim edildiği sabit olan malların bedelinin ödenmemesinden kaynaklı olarak davalıdan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 80.825,25-TL alacağı olduğunu, davalının davacıdan aldığı ürünlerin faturasını alıp kayıtlarına işlediği ve malları  teslim aldığı halde ödemlerini zamanında yapmadığını, taraflar arasında ticari faaliyetler ve mal alım satımının davalı tarafından ticari defter ve kayıtlarına işlenmiş olup BA/BS formlarında bildirildiğini, bu hususta BA/BS bildirim formlarının celbini talep ettiklerini, malların davalı tarafa teslim edildiği sabit olup malların bedelinin vadesi gelmesine rağmen ödenmediğini, söz konusu alacağın tahsili için davalı aleyhine Antalya Genel İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili; yetki itirazlarının olduğunu, müvekkili davalının yerleşim yerinin Aydın ili, ... ilçesi olduğunu, bu nedenle açılmış olunan iş bu davanın yetkisiz yer mahkemesinde açıldığını, davanın, davalı yerleşim yeri olan Aydın İli mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, takibe itirazın sebeplerinin genişletilemeyeceği iddiasının hukuken yerinde olmadığını, kaşe ve imza itirazlarının olduğunu, davacı ile müvekkili arasında dava konusu faturalardan kaynaklı bir ticari ilişki bulunmadığını, davacı şirketin hukuka aykırı olarak müvekkili davalıya fatura tanzim etme yolunu seçtiğini ve müvekkilinden hakkı olmayan bedelleri tahsil etmeye çalıştığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"... davacı ile müvekkil arasında dava konusu faturalardan kaynaklı bir ticari ilişki bulunmadığını ileri sürmüştür. Davada ileri sürülen borç iddiasına temel hukuki ilişkiyi/sözleşme ilişkisini reddetmiştir. Bu nedenle, sözleşmenin ifa yerinde davanın görülmesi usulen mümkün değildir. Somut olayda, HMK m. 6 hükmünün uygulanması gerekir. Ancak, davalı icra dosyasında ilk olarak usule uygun yetki itirazında bulunduğu için öncelikle oradaki yetki hususunun dikkate alınması gerekir. Takip, yetkili yer icra dairesinde yapılmadığından, davalının yetki itirazı yerinde olduğundan, davanın iş bu nedenle, usulden reddine...\" karar verilmiştir. <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Dairemizin 26/10/2022 tarih ve ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile; \"...Somut olayda; davacı tarafça davalı hakkında cari hesaptan kaynaklı faturaya dayalı olarak genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalının vekili aracılığıyla icra dairesine sunduğu itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisiyle borca ve ferilerine de itiraz ettiği anlaşılmaktadır. <br>İlk Derece Mahkemesince öncelikle davalının icra dairesi yetkisine yapmış olduğu itiraz konusunda, takibe konu faturaya ilişkin sevk irsaliyesinde teslim alan imzasının bulunduğu da gözetilmeyip taraflar arasındaki akdin ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi hatalı olmuş olup davacı vekilinin istinaf talebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. <br>Mahkemece yapılacak iş; öncelikle Antalya İcra Dairesinin yetkisine itirazın incelenip, takibe ve davaya konu fatura dayanağı sevk irsaliyesinde teslim alan imzasının da bulunduğu gözetilerek bu konuda gerekli incelemenin yapılması suretiyle davalının yetki itirazında haklı olduğu ve  icra dairesinin yetkisiz olduğu sonucuna ulaşılır ise, Antalya icra dairesinin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi, şayet davalı-borçlunun icra müdürlüğünün yetkisine itirazında haksız olduğu ve İcra Müdürlüğünün yetkili olduğu sonucuna ulaşılır ise, bu kez mahkemece işin esasına girilerek tarafların delillerinin toplanarak oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesinden ibarettir. <br>Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına\" karar verilmiştir.<br>Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince; \"...Kaldırma kararı sonrasında imza konusunda bilirkişiden ve ATK'dan bilirkişi raporları alınmış ve ... tarihli bilirkişi raporu ile kaşe üzerindeki imzanın ... elinden çıkmadığı kanaatine varıldığının bildirildiği, itirazlar üzerine bu kez ATK'dan rapor alındığı ve kaşe üzerindeki imzanın mürekkepli kalem ile atılmış ıslak imza olmadığı, kaşe ile oluşturulmuş olduğu ve bu meyanda davalının eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği bildirilmiştir.<br>İcra takibinde yetki kurallarının düzenlendiği 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 50. maddesinin birinci fıkrasına göre “Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbi olunur.” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 5 inci maddesinde de, diğer kanunlarda yer alan yetkiye ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. İlamsız bir takipte yetkili icra dairesi de İİK 50. maddesinin yollaması ile HMK genel hükümlerine göre belirlenecektir. HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. Aynı Kanunun 10.maddesine  göre ise sözleşmeden doğan takiplerde, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkilidir.  Bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir.  <br>İcra takibinin yapıldığı ve eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 89. maddesinde ise borcun ifa edileceği yer düzenlenmiştir. Buna göre; “Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; <br>1- Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, <br>2- Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, <br>3- Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir.<br>Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir”.<br>İtirazın iptali davaları, icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardandır. İtirazın iptali davasında yetkili icra dairesinde yapılmış bir icra takibi, dava şartıdır.<br>İtirazın iptali davalarında  icra dairesinin yetkisine itiraz edilmesi durumunda İcra ve İflas Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi gerekir. İcra müdürlüğünün bu konuda re'sen inceleme yetkisi bulunmamaktadır. <br>Yukarıdaki hükümlerden anlaşılacağı üzere, para alacaklarına ilişkin davalar, alacaklının yerleşim yerinde de görülebilir. Somut olayda da davacının yerleşim yeri Antalya olmakla, davacı da TBK m. 89 hükmünü dile getirerek, yetkili mahkemenin Antalya mahkemeleri olduğunu beyan etmiştir. Davalı da bunu reddetmektedir.<br>Yukarıda belirtilen ifa yeri mahkemesine ilişkin hükümlerin uygulanması için taraflara arasındaki sözleşme ilişkisinin/borç dayanağına ilişkin ilişkinin uyuşmazlık dışı olması gerekir. Somut olayda ise, davalı özetle; davacı ile müvekkil arasında dava konusu faturalardan kaynaklı bir ticari ilişki bulunmadığını ileri sürmüştür. Davada ileri sürülen borç iddiasına temel hukuki ilişkiyi/sözleşme ilişkisini reddetmiştir. Bu nedenle kaldırma kararı uyarınca imza incelemesi yapılmış ve fatura dayanağı sevk irsaliyesindeki teslim alan imzasının davalının el ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle artık taraflar arasında sözleşme ilişkisi ihtilaflı olduğundan, sözleşmenin ifa yerinde davanın görülmesi usulen mümkün değildir. Davalının yetki itirazında haklı olduğu ve Antalya İcra Dairesinin yetkisiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır. <br>İtirazın iptali davasının mesmu olabilmesi için yetkili icra dairesinde yapılmış bir takibin bulunması zorunludur. Davanın yetkili olmayan icra dairesinde yapılan takibe dayandığı ve davalının borca itirazında yetki itirazı yerinde olduğu görülmekle, dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine..\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından davanın usulden reddine karar verilmişse de, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi tarafından oluşturulan ... tarihli bilirkişi raporunda \"İnceleme konusu belgede ... Ticaret kaşe izi üzerindeki imzanın mürekkepli kalem ile atılmış ıslak imzalardan olmayıp kaşe ile oluşturulmuş olduğu, bu meyanda sorulduğu üzere ...'ın eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği...\" şeklinde görüş bildirildiğini, davalı ...'ın Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesinde sevk irsaliyesi üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiğini, somut olayda davalı taraf belgede bulunan imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüş ise de iddiasını ispat edemediğini, ... tarihli bilirkişi raporundan da davalının iddia ettiği hususun ispat edilemediğini, HMK'nın 190. maddesinde \"(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.\" şeklinde hüküm bulunduğunu, imzanın kendisine ait olmadığı hususunu iddia eden ve ispat ettiği taktirde bu olaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaracak olan davalı tarafın bu iddiasını ispat edemediğini, ... tarihli bilirkişi raporunda da bu durumun sabit olduğunu, bu bağlamda davalı tarafın üstüne düşen ispat yükünü yerine getirmemiş olmanın getirdiği hukuki sonuçlara katlanmak zorunda olduğunu, sonuç olarak sunmuş oldukları sevk irsaliyesi üzerindeki imzanın davalı ...'a ait olduğu hususunun kabul edilmesi gerektiğini, bu nedenle Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı ile vekil eden arasındaki ticari ilişki ve cari hesap gereği karşı tarafa gıda ve türevi ürünlerden oluşan mal teslimi yapıldığını, gıda ve türevi ürünlerin karşı tarafa teslim edildiğini, verilen mallar karşılığı e fatura- imzalı irsaliye düzenlendiğini, malların karşı tarafa teslim edildiğinin imzalı irsaliye ile sabit olduğunu, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalı tarafın Mahkemenin yetkisiz olduğu yönündeki iddiasının haksız, hukuka aykırı, alacağın tahsilinin sürüncemede bırakılması amacıyla yapılmış kötü niyetli, usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu para borcu olduğundan ve para borcu götürülecek borçlardan olup TBK'nın 89/1. maddesi uyarınca müvekkili alacaklının ikametgah yeri olan Antalya Mahkemeleri ve Antalya İcra Müdürlükleri'nin yetkili olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesinin hukuka ve yasaya aykırı gerekçesi ile davanın usulden reddine yönelik kararının istinaf incelemesi ile kaldırılmasını ve davanın yetkili mahkeme olan Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde görülmesine ve nihayetinde davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, fatura alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın usulden karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararı gereğince işlem tesis edilmesine, davaya konu faturaya ilişkin sevk irsaliyesi altındaki imzanın davalı yana ait olduğunun ispat edilememesine, yine davalı yanca davaya konu faturaya süresinde itiraz edilerek usulünce iade edilmesine, yalnızca fatura düzenlenmesinin akdi ilişkinin ispatına elverişli olmamasına, somut uyuşmazlıkta taraflar arasında akdi ilişki ispat edilemediğinden yetkili icra dairesinin tespitinde HMK'nın 10. maddesi ve TBK'nın 89. maddesinin uygulanma yeri olmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, <br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 07/07/2025<br>...<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a8cf83bfb71c797c","SID":"fd07cd277ef1f3b1"}}