{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/501 <br>KARAR NO:2025/802<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:29/09/2021<br>NUMARASI:2020/132 E. -  2021/544 K. <br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkil bankanın Esenyurt Şubesi ile dava dışı kredi lehtarı ...Şti. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalı kefillerin de bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduklarını, bahse konu sözleşmeye istinaden taksitli kredi kullandığını, kredi taksitlerinin süresinde ödenmediğini, sözleşme hükümlerine aykırı kullanılması nedeniyle Kahramanmaraş ... Noterliğinin 17.04.2019 tarihli ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesi keşide edilmesine rağmen nakdi kredi borcunun ödenmediğini, akabinde ...  sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi açıldığını, davalı/borçluların yetkiye, asıl borca ve takibin tüm fer'ilerine itirazları üzerine takibin durduğunu, talep edilen faizin sözleşmenin 22 maddesi ile TMK 2.maddesine uygun olduğunu, genel kredi  sözleşmesinin 41. maddesine göre  delil sözleşmesi bulunduğunu, davalıların  itirazının haksız ve takibi sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu ileri sürerek, toplam 153.143,97 TL'lik nakdi ve gayrinakdi kredi alacağı üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına ve % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar evrilmesini talep ve dava etmiştir.  Davalılar vekili, savunmasında özetle; davacı tarafça başlatılan icra takibine yetki yönünden itiraz ettiklerini, yetkili  icra müdürlüğünün ... olduğunu, mahkemenin de yetkili olmadığını,  görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, müvekkillerinin yetkilisi veya ortağı olduğu, ...Ltd. Şti.hakkında Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/246 Esas sayılı dosyası ile 10.04.2019 tarihinde geçici mühlet kararı verildiğini, işbu mühletin 03/07/2019 tarihinde 2 ay uzatıldığını,03/09/2019 tarihinde kesin mühlet verildiğini,  bu şekilde takip yapılmasının önlenmesi kararı verildiğini,  geçici mühlet kararından itibaren borçluya takip yapma yasağı  olduğunu,  müvekkilleri ile şirket arasında zorunlu hukuki arkadaşlık bulunduğunu, dolayısıyla müvekkilleri hakkında takip yapılmasının hukuka aykırı olduğunu,davalıların karşı tarafa  borcu bulunmadığını, kanuna ve usulüne uygun olarak içermesi gereken bilgileri içerir, ayrıntılı ihtarname gönderilmediği gibi, hesap kat işlemine dair gönderilmiş ihtarnamenin de  itiraza uğradığını,  mevcut olup olmadığını, varsa miktarı tartışmalı hale geldiğini,  yargılamayı gerektirdiğini,  faiz  ve sözleşmedeki müvekkilleri  aleyhindeki tüm hükümlerin  geçerli olmadığını,TBK'nın  20. maddesine göre genel işlem koşulları bulunduğunu, tek taraflı olarak hazırlanmış, karşı tarafa müzakere olanağı sunulmayan ve çok sayıda benzer sözleşmede kullanılmak üzere hazırlanmış sözleşme hükümleri olduğunu, dürüstlük kuralına aykırı olarak konduğu anlaşılan koşulların yazılmamış sayılacağını, davacının kendisine teminat olarak verilmiş teminat çeklerini tahsil etmiş olduğunun tespit edildiğini, dolayısıyla bu kapsamda da müvekkillerin karşı tarafa borcu bulunmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için var olduğu iddia edilen alacağın likit ve belirli olmadığını, eş rızasının  alınmadığını,  bu sebeple kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraflar arasındaki sözleşme, alınan bilirkişi raporunda icra takibinden sonra yapılan tahsilatlarda dikkate alınarak, davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.Taraflar arasındaki diğer bir uyuşmazlık konularına gelince;  davalıların aralarındaki genel kredi sözleşmesinin, ...içerdiği yönündeki itirazlar için yapılan incelemede, davacı banka tarafından kredinin dava dışı  ... Şti.' ne kullandırıldığı anlaşılmaktadır.Davalılar ise kredinin kefili konumundadırlar, müteselsil kefaletler ile  asıl borçlunun ödemeye yönelik eylemini, kendi limitleri dahilinde taaahhüt etmişlerdir,  dolayısıyla, ... koşullarına ilişkin müzakere etme yetki ve sorumluluğunun  asıl kredi lehdarına ait olduğu, davalıların ise kefalet hükümlerini  inceleyerek uygun görmedikleri takdirde, davalı tarafın isterse bu sözleşmeyi yapmama hakkı bulunduğu ve kararlaştırılan sözleşme hükümlerinin Medeni Kanunun 2. Maddesine aykırı bir durumun söz konusu olmadığı, ancak kefaletlerine ilişkin bir ihtirazi kayıtlarınında bulunmadığı, gerek şekil gerekse içerik açısından ... koşullarının mevcut olmadığından bu yöndeki itirazlarının yerinde olmadığı, diğer yandan eş rızası bulunmaması ndeniyle kefaletlerin geçersizliği yönündeki itirazlarının, celp edilen ticaret sicil kaydında, davalıların dava dışı kredi lehdarı şirketin ortakları olduğu, TBK 584/3.maddesi kapsamında eş rızasının aranmayacağı tespit edildiğinden, dava dışı kredi lehdarı şirketin konkordato sürecinde yer alan alacak tespitine ilişkin itirazlarının ise konkordato hesaplamalarının maddi anlamda kesin hüküm niteliğinde olmaması sebepleriyle,  tüm itirazlarına itibar edilmemiştir.Buna göre de, davacı tarafın dava dışı kredi lehdarına  kullandırılan krediden dolayı, takip sonrası yapılan ödemelerin TBK 100.maddesine göre düşülmesi sonrasında oluşan dava tarihi itibari ile kredi alacağı  yönünden  118.001,74-TL asıl,  21.187,00-TL işlemiş temerrüt faizi,  1.064,00-TL BSMV, olmak üzere, toplam 140.252,74 TL'ye ilişkin davalıların itirazında haksız olduğu ve bu kısımlara ilişkin itirazının iptali ile takip tarihinden itibaren  asıl alacağa yıllık %31,68 temerrüt faizi ve faizlerin % 5 BSMV'si uygulanmak sureti ile takibin devamına davacı tarafın fazlaya ilişkin isteminin ise reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki ilişkinin Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklı olması ve davalılarca borcun miktarının bilinebilecek durumda olması dikkate alınarak alacak likit kabul edilmiş ve buna göre de, kabul edilen dava değeri üzerinden taktiren % 20 oranında hesaplanan 28.050,54 TL'lik inkar tazminatının da  davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \"  gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile ... sayılı takip dosyasındaki 118.001,74 TL asıl alacak, 21.187,00 TL işlemiş faiz, 1.064,00 TL BSMV olmak üzere toplam 140.252,74 TL'ye ilişkin davalıların itirazlarının iptali ile takibin 118.001,74 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık %31,68 faiz ve faizin %5 BSMV'si uygulanmak suretiyle devamına,  fazlaya ilişkin istenimin reddine,  kabul edilen dava değeri üzerinden takdiren %20 oranında hesaplanan 28.050,54 TL inkâr tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;müvekkillerinin adresinin Büyükçekmece olması nedeniyle yetki itirazında bulunulduğunu, geçerli bir icra takibine dayanarak itirazın iptali davası açılmadığından davanın  usulden reddi gerektiğini,  görevli  mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, görevli mahkemenin  asıl  borç  ilişkisine  göre  değil,  kefalet sözleşmesine göre belirlenmesi gerektiğini,  davalıların borcu bulunmadığını,  davacı takip alacaklısının yazılı bir belgeyle borç miktarı ve muaccel durumu belgelemesi gerektiğini, ayrıntılı ihtarname gönderilmediği gibi, hesap kat işlemine dair gönderilmiş ihtarnamenin  ise  itiraza uğradığını, bu nedenle karşı tarafın alacağı ispat etmesi gerektiğini,  davacının usulüne ve kanuna uygun olmayan Kahramanmaraş ... Noterliğinin 17/04/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ettiğini,  buna karşı davalıalrın Bakırköy ... Noterliği'nin 30/04/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile itiraz  ettiğini, dava dışı asıl borçlu .. Şti. hakkında Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/246 Esas sayılı dosyası ile 10/04/2019 tarihinde geçici mühlet kararı verildiğini, işbu mühletin 03/07/2019 tarihinde 2 ay uzatıldığını, 03/09/2019 tarihinde  kesin mühlet verildiğini, akabinde işbu kesin mühlet süresi içerisinde konkordatonun tasdiki kararı verildiğini,  davacının  konkordato projesi ile bağlı olduğunu, davacının müvekkillerine başvurmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu,  tasdik edilen projeye göre davacı tarafa dava dışı şirket tarafından ödeme yapıldığının tespit edildiğini, davacı tarafın işbu davaya konu icra takibinin mükerrer nitelik taşıdığını, konkordato projesi kapsamında ödenen miktar olup olmadığının  sorulmamış olmasının eksiklik olduğunu, sözleşmenin banka tarafından kredi kullanıcısı aleyhine düzenlenen ve ...de yer alan hükümlerin genel işlem şartı niteliğinde olduğunu, sözleşmenin davacı banka tarafından önceden tek taraflı olarak hazırlandığını, sözleşme kapsamındaki hükümlerin özellikle faize dair hükümlerin açıkça açıklanmadığını, müzakere edilmediğini,  özellikle sözleşmenin 2.7.1. maddesi genel işlem koşulları kapsamında geçerli olmadığını, davalıların gayri nakdi alacak kalemine dair hukuki sorumluluğu bulunmadığını, kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu,  bilirkişi raporunda çok açık ve fahiş nitelikteki %31  temerrüt faizi oranı tespiti ve bu oran üzerinden hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı banka tarafından 129.000,00 TL tahsil edilmiş olmasına rağmen bilirkişi ek raporunda 99.000,00 TL olarak belirleme yapıldığını,  Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/246 Esas sayılı dosyasında davacı tarafın alacak nisabı \"Alacakl... BANK A.Ş.'nin konkordato nisabında alacağının 98.104,89- TL olarak, \" şeklinde belirtildiğini,  ancak ek raporunda iki davanın tamamen farklı olduğundan bahisle bir yorum yapıldığını, aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan bir alacağın iki farklı davada farklı olarak hesap edilmesinin açıkça mantığa ve hukuka aykırı olduğunu, cevap dilekçesinin  delil bölümünde dava dışı ... Şti.'nin ticari defterleri delil olarak belirtilmiş olmasına rağmen ilk derece mahkemesince işbu ticari defterler incelemeden hüküm verildiğini, ek raporda davalıların bilirkişi ile iletişime geçilmediği ve defterlerin ibraz edilmediği belirtilmiş ise de,  davalılarda  bilirkişiye ait herhangi bir irtibat ya da iletişim bilgisi bulunmadığını, deliller kısmında belirtmelerine rağmen kefil olunan ... Şti.'nin ticari defterlerinin incelenmemiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, alacağın likit ve belirli olmadığını, icra inkar tazminatının şartlarının da oluşmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca, ticari nitelikteki genel kredi  sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağının davalı  müteselsil kefillerden tahsili için başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı,  davalılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamında bulunan... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalılar takip borçlusu  aleyhine 202.046,49 TL kredi,  3.467,12 TL işlemiş faiz, 173,36 TL %5 BMSV, 842,45 TL ihtar protesto, 606,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti ve 123,90 TL ihtiyati haciz karar harcı olmak üzere toplam 207.259,32 TL alacak yönünden 27.05.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı,  takip dayanağı olarak 27.05.2019 faiz başlangıç tarihli 202.046,49 TL kredinin gösterildiği, ödeme emrinin 30.05.2019 tarihinde tebliğ edildiği,  davalılar tarafından 31.05.2019 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, eldeki dava, genel kredi sözleşmesi uyarınca bankacılık işlemlerine ilişkin ve kullandırılan kredi de ticari kredi olup TTK'nın 4-1.f maddesine mutlak ticari dava niteliğinde olduğundan görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleridir. Bu sebeple davalıların, mahkemenin görevine yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sözleşmenin 31.1 maddesinde yetkili mahkemenin ve icra dairelerinin, İstanbul merkez (...)  mahkemeleri ve İstanbul icra müdürlükleri olduğu hükme bağlanmıştır.Davacı ile asıl borçlu arasında yapılan ve davalıların da  müteselsil kefil sıfatıyla imza attığı sözleşmede yetkili mahkeme ve icra dairesi olarak İstanbul Merkez  mahkemeleri öngörülmüştür.Müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzalayan davalılar tacir olmasa bile, tacirler arasındaki yetki sözleşmesi 6102 sayılı TTK’nın 7. maddesinde öngörülen teselsül karinesi gereğince müteselsil kefil yönünden de bağlayıcı olacaktır. Nitekim mahkemece de  sözleşmedeki yetki şartı sebebiyle icra dairesinin ve dolayısı  ile mahkemenin yetkili olduğu gerekçesiyle yetki itirazının reddine karar verilmiştir. Bu sebeplerle aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 20 vd. maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarına ilişkin hükümler tacirler hakkında da geçerli olmakla birlikte genel işlem koşullarının TTK'nın 18/2. Maddesinde düzenlenen her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Buna göre bir sözleşmede genel işlem koşulları bulunması bu düzenlemeleri geçersiz kılmaz. Ancak sözleşme kapsamındaki karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının geçerli olması, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır.Somut olayda davalıların ortağı olduğu şirketin kullandığı ticari kredi sözleşmesini imzalayan davalıların şirketi adına bu krediyi kullandıkları, genel kredi sözleşmesindeki hüküm ve koşulların tüm bankacılık işlemlerinde yaygın olarak kullanıldığı gözetildiğinde ortağı ve yöneticisi oldukları şirket adına ticari kredi sözleşmesi imzalayan davalıların sözleşme şartlarını basiretli bir iş adamı gibi davranarak incelemiş olması gerekir. Bir diğer deyişle, sözleşmenin imzası öncesinde davalıların imzasını taşıyan sözleşme öncesi bilgilendirme formuna göre sözleşme öncesinde bilgilendirme yapılarak sözleşme içeriğini öğrenme imkanı sağlandığı,kefalete ilişkin hükümlerini okuyarak bilgilendirildiği, yükümlülüklerini anlayarak müzakere etmek suretiyle kabul ettiğini imzaları ile teyit ettikleri  anlaşılmakla, davalı kefillerin sözleşme ve içeriğindeki genel işlem koşulu niteliğinde bulunan hükümler bakımından yeterince bilgilendirildiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple aksi yöndeki davalılar  vekilinin  istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davacı banka ile dava dışı ... Şti.  18.09.2017 tarihinde 1.400.000 TL tutarlı genel kredi sözleşmesi imzalamış, davacı banka tarafından akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı borçlu şirkete ticari kredi kullandırılmıştır.Davalılar, bu sözleşmeye kredi limiti kadar müteselsilen kefil olmuşlardır.TBK'nın 583/1.maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Somut olayda  davacı, genel kredi sözleşmesinden doğan borcun ödenmemesi üzerine müteselsil kefil olan davalılar aleyhine başlattığı icra takibine itiraz edilmesi  üzerine eldeki davayı açmış olup dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı asıl borçlu ...Şti.arasında 18.09.2017 tarihinde 1.400.000 TL limitli  genel  kredi sözleşmesi imzalandığı, davalıların  bu krediye müteselsil kefil oldukları,  davalı müteselsil kefillerin  1.400.000 TL limitle sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, bu bilgilere göre TBK'nın  583/1 maddesine göre davalıların müteselsil kefaletinin geçerli olduğu,  genel kredi  sözleşmesi kapsamında dava dışı asıl borçlu şirketin kullandığı ticari kredi  taksitlerinin geri ödeme süresi içinde ödenmemesi üzerine davacı tarafından  16.04.2019 tarihi itibariyle kredi hesabı kat edilerek  Kahramanmaraş ... Noterliğinin 17.04.2019  tarihli ve ... yevmiyeli ihtarnamesinin dava dışı asıl borçlu, davalı müteselsil kefillere gönderildiği,  20.04.2019'da davalılara tebliğ edildiği,  24 saat  ödeme süresi verildiği,  22.04.2019 tarihi  itibariyle temerrütün oluştuğu, davalıların  sözleşme  kapsamında sorumlu oldukları anlaşılmaktadır.Davalıların sözleşme tarihinde ticaret sicil kayıtlarına göre asıl borçlu  ... Şti.'nin aynı zamanda ortağıdırlar. Bu durumda TBK'nın 584/3 maddesi uyarınca  eş rızası aranmamakta olup bu nedenle davalılar vekilinin eş rızası bulunmadığından kefaletin geçersiz olduğu yönündeki  istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalılar vekilince yalnızca davacı bankanın defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasının hatalı olduğu istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, genel kredi sözleşmesinin 26.maddesi ile davacı bankanın defter ve kayıtlarının yazılı delil teşkil edeceği hususunda delil sözleşmesi yapılmıştır. Bu sebeple davacı banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalılar vekilince davalıların gayri nakti kredi borcundan dolayı sorumlu olmadığını ileri sürmüş ise de, davacı vekilince gerek takip talebinde, gerek kat ihtarında gerekse dava dilekçesinde gayri nakti kredi alacağı talep edilmediğinden bu istinaf sebebi hakkında karar verilmesine gerek olmadığı  anlaşılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi ek raporu ile de tespit edildiği üzere,  Yargıtay uygulamasında bankaların Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasına bildirdikleri ancak müşterilerine uygulamadıkları akdi faizlerin temerrüt faizinin tespitinde esas alınmayacağı kabul edilmekte olup sözleşmede ayrıca bir temerrüt faiz oranı ve sözleşme faiz oranı da belirlenmemiştir. Bu nedenle, hesabın kapatıldığı tarih itibariyle davalının kullandığı ticari krediye uygulanan akdi faizin %15,84 olduğu belirlendikten sonra temerrüt tarihine kadar bulunan alacağa akdi faiz işletilip, temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar sözleşmenin 22.  maddesindeki anlaşma uyarınca akdi faizin %100 fazlası temerrüt faizi olarak uygulanıp takip tarihi itibariyle alacak tespit edilmeli ve takipten sonra da belirlenen temerrüt faizinin asıl alacağa uygulanmasını sağlayacak şekilde takibin devamına imkân sağlanması gerekmektedir (Yargıtay HGK'nın 02.05.2019 tarih ve 2017/19-1650 Esas, 2019/507 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 16.01.2017 tarih ve 2016/6484 Esas 2017/134 Karar sayılı ilamları da bu yöndedir).  Bu açıklamalara göre somut olayda, davacı bankanın esasında  fiilen uygulamadığı bir faiz oranı üzerinde talepte bulunmasının, kredi sözleşmesinde bir oran belirlenmemesi  nedeniyle kredinin kapatıldığı tarihte fiilen uygulanan akdi faiz oranı olan yıllık  %15,84 oranının esas alınarak sözleşmedeki yüzde yüz  fazlası hükmüne göre  temerrüt faizinin yıllık % 31,68 olarak belirlenmesi usul ve yasaya uygun olup aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Dava dışı asıl borçlu  ... Şti.'nin 04.04.2019 tarihinde konkordato talep ettiği ve bu talebin kabul edildiği  Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/246 Esas, 2020/675 Karar sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin  10.11.2021 tarih ve 2021/150 Esas, 2021/1111 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın Yargıtay incelemesi sonunda onanarak 09.11.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.Konkordato talep eden dava dışı asıl borçlu olup konkordato (geçici veya kesin) mühletinin sonuçları, yalnızca alacaklı ve borçlu bakımından geçerli olup, borçtan birlikte sorumlu olan kefiller bakımından geçerli değildir. İİK'nın 296/1 maddesine göre konkordato başvurusu nedeniyle sözleşmenin feshi ve borcun muaccel hale gelmesi mümkün olmadığından ve kefillere başvuru için asıl borcun muaccel olması gerektiğinden, kredi alacağının konkordato başvurusundan önce muaccel hale gelip gelmediğinin tespit edilmesi gerekir.  Somut olayda, dava dışı  asıl borçlu şirket hakkında konkordato talep edildikten sonra hesap kat edilmiştir. Zira  dava konusu 36 ay taksitli  kredinin bilirkişi kök raporunda da tespit edildiği üzere  en son taksit ödeme  tarihi 20.03.2019 tarihi olup ödeme yapılmadığı ve hesabın 16.04.2019 tarihinde kat edildiği, kalan 12 taksitin de muaccel olduğu anlaşılmaktadır. Bir diğer deyişle  konkordato talep tarihinde (04.04.2019)  ödenmemiş taksit bulunmakta olup kat ihtarının düzenlenmesi  sebebi son ödeme günü  20.03.2019 olan taksitin ödenmemesi üzerine diğer taksitlerin de  muaccel olmasıdır.  Bu nedenle aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Dava konusu edilen alacak genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan ticari kredi taksitlerine ilişkin olduğundan likit ve belirlenebilir nitelikte olup itirazın iptaline karar verilen alacak üzerinden alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir. İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibariyle belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır.  hukuki yarar  dava şartlarından olup 6100 sayılı HMK'nın 114. maddesine göre, davacının dava açmakta hukuken korunmaya değer bir yararının bulunması gerekir. Takipten sonra ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödemeler yönünden dava açılmasında, davacı tarafın hukuki yararı yoktur (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 21.12.2015 tarih ve 2015/6000 Esas, 2015/17381 Karar sayılı kararı).Davalılar tarafından kök rapora itiraz edilerek asıl borçlunun ödemelerinin mahsubu talep edilmiş olup ek bilirkişi raporunda takip tarihinden sonra dava konusu borca ilişkin  davacının çeklerle 99.000,00 TL tahsilat yaptığı tespit edilmiştir.Eldeki dava tarihi itibariyle  bilirkişi raporunda yapılan hesaplamada davacının toplam  alacağının 140.252,74 TL  olduğu tespit edilmiştir.  Davacı vekilince tahsilatlar sebebiyle  dava değeri 153.143,97 TL gösterilerek bu değer üzerinden eldeki itirazın iptali davası açılmış olup bu durumda mahkemece,  12.891,23 TL yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı  olmadığından bu kısım için davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu nedenle, davalılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemekle birlikte,Dairemizce HMK'nın 33,355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca resen yapılan istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmesi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve  353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davalılar vekilinin ileri sürdüğü istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve  353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda,1-Davanın kısmen kabulü ile... sayılı takip dosyasındaki 118.001,74 TL asıl alacak, 21.187,00 TL işlemiş faiz, 1.064,00 TL BSMV olmak üzere toplam 140.252,74 TL'ye ilişkin davalıların itirazlarının iptali ile takibin 118.001,74 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık %31,68 faiz ve faizin %5 BSMV'si uygulanmak suretiyle devamına, 2-Davanın,  12.891,23 TL yönünden hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, 3-Kabul edilen dava değeri üzerinden takdiren %20 oranında hesaplanan 28.050,54 TL inkâr tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 9.580,66 TL  karar harcından, peşin alınan 2.615,32 TL'nin mahsubu ile geri kalan 6.965,34 TL harcın davalılardan  tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Davacı tarafça   yargılama sırasında yapılmış olan  1.313,00 TL yargılama giderinin, davanın kabul oranına göre belirlenen 1.202,47 TL'lik bölümü ile 2.615,32TL peşin harç gideri olmak üzere toplam 3.817,79 TL'nin davalılardan  tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı ... tarafından yapılan 15,00 TL yargılama giderinin davanın red oranına göre 1.26 TL'lik bölümünün  davacıdan tahsili ile bu davalıya ödenmesine, 7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, iş bu karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00  TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,8-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden, iş bu karar tarihinde yürürlükte AAÜT uyarınca belirlenen  12.891,23  TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, 9-Tarafların zorunlu arabuluculuk toplantısına katıldıkları hâlde anlaşamadıkları anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına10-Taraflarca yatırılan gider ve delil avans bakiyelerinin, yatıran taraflara iadesine,11-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalılara iadesine,b-Davalılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde  bırakılmasına,12-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,13-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.15.05.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a2a162b60a5becf8","SID":"97271018469f2209"}}