{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/493 <br>KARAR NO:2025/843<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:20/10/2021<br>NUMARASI:2019/88 E. - 2021/707 K. <br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali  <br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı   ve davalı arasında ticari ilişki olduğunu, davacının davalıdan takip tarihi itibarı ile 125.562,18-TL alacağının bulunduğunu,  alacağın tahsil edilememesi neticesinde davalı aleyhine ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe konu olan toplam borcun 78.239.77 TL'lik kısmını 04.12.2019 tarihinde icra dosyasına ödediğini, toplam borcun 69.128,78-TL'lik kısmını kabul ettiğini ve fazlaya ilişkin borca, faize ve ferilerine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etiğini, takibin kısmi olarak durdurulduğunu, davacı ile borçlu arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan ve aralarında yapılan anlaşma gereği ve dosyaya sunulu cari hesap ekstrelerinden de anlaşılacağı üzere davacının  davalıdan takip tarihi itibarı ile 123.562,18-TL asıl alacağı bulunduğunu,  davalının bakiye kısım için itiraz etmesi sebebiyle  davalı tarafından itiraz edilen 54.433,40-TL üzerinden itirazın iptaline  ve %20'den aşağı olmamak üzere  icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davalı ile davacı arasında cari hesap ilişkisi olmayıp  sadece ticari ilişki olduğunu, TTK'nın 89 ve 101.maddeleri anlamında bir sözleşme bulunmadığını, davalının davacıya hiçbir borcu bulunmadığının  tüm defter ve kayıtlarından bunun anlaşılacağını, davaya dayanak takip içeriğinde itiraz edilen ve taraflar arasındaki ihtilafı oluşturan bedelin 24.09.2018 tarih ve ... sayılı, 14.036,10 TL bedelli ve 24.09.2018  tarihli,  ... sayılı  40.397,30 TL bedelli (toplam 54.433,40 -TL) iki faturadan kaynaklandığını, davalının bu faturalara ihtarname ile  TTK'nın 18/2 maddesi  uyarınca süresi içerisinde itiraz etiğini ve iade ettiğini,  davalı  tarafından süresi içerisinde faturalara itiraz edildiğinden ilgili faturaların taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak tanzim edildiğinin, hizmet verildiğinin ve bedelin anlaşılan bedel olduğunun, en nihayetinde alacağın varlığı hususunun ispat külfetinin davacı tarafa ait olduğunu, alacağın varlığı ve faturanın taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak tanzim edildiğinin ispat yükü davacı tarafa aitse de bu hususu ispata ilişkin hiçbir delil sunmadığını, davacı tarafça talep edilen alacak ve alacağa dayanak olarak keşide edilen faturanın taraflar arasındaki sözleşmeye de aykırı olduğunu, sözleşmeye aykırı olarak tanzim edilen faturanın hiçbir ispat külfetinin  ve bu şekilde yapılan alacak talebin kabulünün mümkün olmadığını, icra inkar tazminatı talebinin de haksız ve hukuka aykırı olduğunu, savunarak, davanın reddi ile alacağın %20'si oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Taraflar arasındaki ihtilaf; İcra takibinden dolayı davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının itirazında haklı olup olmadığı, alacağın likit olup olmadığı hususlarında toplanmıştır.Tüm dosya kapsamından; Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, alacağını alamayan davacının ... Sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı, davalının icra takibine itiraz ile icra takibini durdurmuş olduğu, itiraz ile duran icra takibine devam için iş bu itirazın iptali davasının ikame edildiği, davalının ticari defterlerinin talimat Mahkemesi Bilirkişisince incelendiği, davacı ticari defterlerinin Bilirkişi vasıtasıyla incelendiği ve talimat Mahkemesi'nden alınan Bilirkişi Raporunun da değerlendirilmesi suretiyle Bilirkişi Kök ve Ek Raporları hazırlandığı, davacının 2017 ve 2018 yılı ticari defterlerinin incelendiği, davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve kendi lehine delil olma niteliğine sahip olduğu, davacı tarafın incelenen 2018 yılına ait ticari defterlerinde davalı taraftan son işlem tarihi olan 27.09.2018 tarihi itibarı ile ve icra takip tarihi itibarı ile 123.562,18-TL alacaklı olduğu, davalı tarafın 04.12.2018 tarihinde ...bank vasıtasıyla davacı tarafa 69.128,78-TL ödeme yaptığı, davacı tarafın davalı taraftan 04.12.2018 tarihi itibarıyla 123.562,18-TL - 69.128,78-TL : 54.433,40-TL alacaklı olduğu, talimat Mahkemesi Bilirkişisince düzenlenen raporda davalı tarafın 2018 yılına ait ticari defterlerinin whatsapp programından Bilirkişiye ulaştırılmış olduğu, davalı firmanın keşide etmiş olduğu fiyat farkı faturalarının kopyalarının Bilirkişiye ulaşmamış olduğu, Talimat Bilirkişisinin Raporunu hazırlarken dosya içerisindeki fatura bilgilerinden yararlandığı, 2017 yılına ait defterlerinin firmanın vergi incelemesi sürecinde olmasından dolayı Talimat Bilirkişisine teslim edilmediği, bu şekilde davalı tarafın incelenen ticari defterlerinin 04.12.2019 tarihi itibarıyla hesap bakiyesinin sıfır olarak tespit edilebildiği, taraflar arasındaki bu hesap bakiye farklılığının 54.433,52-TL fiyat farkı faturalarının davacı tarafından ticari defterlerine kaydedildiği, davalı tarafın ticari defterlerinde ise bu iade fiyat farkı açıklamalı faturaların kayıtlı olmadığı, davacı tarafın düzenlediği 40.397,30-TL ve 14.036,10-TL tutarlı fiyat farkı açıklamalı ihtilafa konu faturaların davacı tarafın düzenlediği hangi faturalara karşı düzenlendiğinin anlaşılamadığı, davalı tarafça bu faturalara karşı itiraz edildiğine dair dosya içeriğinde herhangi bir belgeye rastlanmadığı, dolayısıyla davalının İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı icra takibine yapmış olduğu itirazının iptali  ile davacının davasının kabulüne,  İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı icra takibinin 54.433,30-TL üzerinden devamına, 54.433,30-TL'ye 26.11.2018 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar yıllık kısa vadeli avans faizi işletilmesine, 54.433,30-TL'nin %20'si icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine dair karar verilmiştir. \"  gerekçesiyle, davalının... sayılı icra takibine yapmış olduğu itirazının iptali ile davacının davasının kabulüne, icra takibinin 54.433,30-TL üzerinden devamına, 54.433,30-TL'ye 26.11.2018 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar yıllık kısa vadeli avans faizi işletilmesine, 54.433,30-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı ile davacı arasında cari hesap ilişkisi olmayıp  sadece ticari ilişki olduğunu,TTK'nın 89 ve 101.maddeleri anlamında bir sözleşme bulunmadığını, davalının davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, talimat ile alınan bilirkişi raporunda borcun olmadığının tespit edildiğini, davacının fiyat farkı faturalarına süresinde  itiraz etmediğini, tüm defter ve kayıtlarından bunun anlaşıldığını,  davaya dayanak takip içeriğinde itiraz edilen ve taraflar arasındaki ihtilafı oluşturan bedelin 24.09.2018 tarih ve ...sayılı, 14.036,10 TL bedelli ve 24.09.2018  tarihli,  ... sayılı  40.397,30 TL bedelli (toplam 54.433,40 -TL) iki faturadan kaynaklandığını, davalının bu faturalara ihtarname ile  TTK'nın 18/2 maddesi  uyarınca süresi içerisinde itiraz etiğini ve iade ettiğini,  davalı  tarafından süresi içerisinde faturalara itiraz edildiğinden ilgili faturaların taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak tanzim edildiğinin, hizmet verildiğinin ve bedelin anlaşılan bedel olduğunun, en nihayetinde alacağın varlığı hususunun ispat külfetinin davacı tarafa ait olduğunu,  alacağın varlığı ve faturanın taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak tanzim edildiğinin ispat yükü davacı tarafa aitse de bu hususu ispata ilişkin hiçbir delil sunmadığını, davacı tarafça talep edilen alacak ve alacağa dayanak olarak keşide edilen faturanın taraflar arasındaki sözleşmeye de aykırı olduğunu, sözleşmeye aykırı olarak tanzim edilen faturanın hiçbir ispat külfetinin  ve bu şekilde yapılan alacak talebin kabulünün mümkün olmadığını, mal teslimleri kabul edilmemekle birlikte davacı tarafından dosyaya sunulmuş ve alacaklı olduğunu iddia ettiği miktara tekabül eden ve mal teslimini ispata yarar irsaliye vb. bir teslim evrakı sunulmadığını, malların teslim edildiğini ispat yükü davacı üzerinde olup mal teslimleri ispat edilemediğini, ancak bilirkişi tarafından müvekkilin mal teslimlerine bir itirazının olmadığı gibi bir husus ifade edilmekte ve bu ifade tarafımızın cevap dilekçesindeki iddialarıyla birebir ters düşmekte olduğunu,davalı tarafından süresi içerisinde faturalara itiraz edildiğinden tüm ispat külfetinin TMK m. 6 uyarınca davacı tarafa ait olduğunu, fiyat farkı oluşturan iş ve işlemlere ilişkin davacı tarafça bir açıklama yapılmadığını,  eksik ifa edilen işler sebebiyle düzenlenen fiyat farkı faturalarına ilişkin ticari ilişkideki faturaların taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak tanzim edildiğini, hizmetin verildiğini ve bedelin anlaşılan bedel olduğunu, en nihayetinde alacağın varlığı hususlarında bir açıklama getiremediğini,  bilirkişi raporunda da davacı tarafından söz konusu faturalara dair somut ispat verilerinin tespit edilmediğinin belirtildiğini,  bu sebeple ilgili alacağın varlığı ve faturanın taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak tanzim edildiğinin ispat yükünün davacı tarafa ait olduğunu,  hiçbir delil sunulmadığı  nazara alındığında işbu davanın reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, ispat yükünün davacı tarafta olmakla birlikte fiyat farkı faturaları ayrı bir alacak kalemi olup talep edilebilmesi için  ortada bir teamüle, sözleşmeye dolayısıyla dayanağa gerek bulunmadığını, kaldı ki fiyat farkı faturalarına ilişkin olarak sundukları teklif-mutabakat belgelerinin  incelenmediğini, gerekçeli kararda ihtilafa konu faturaların davacı yanın düzenlediği hangi faturalara karşın düzenlendiğinin anlaşılamadığı ve dayanaklarının olmadığı belirtilse de ispat yükünün davacı tarafta olduğu dikkate alınarak ve aksinin kabulü anlamına gelmemekle birlikte fiyat farkı faturaları ayrı bir alacak kalemi olup talep edilebilmesi için halihazırda ortada bir teamüle, sözleşmeye dolayısıyla dayanağa gerek bulunmadığını, bilirkişi raporlarının yetersiz  ve eksik olduğunu, icra inkar tazminatı talebinin de haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma davalı açık hesap ve fatura alacağının tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı tarafça, davalı ile aralarında alım satım ilişkisi bulunduğu,  cari  hesaptan davalının borcu bulunduğu ileri sürülerek 26.10.2018 tarihinde ... sayılı dosyası ile  toplam 125.562,18 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmış, davalı yanca borcun 69.128,78 TL'lik kısmı kabul edilerek ödeme yapılmış,  kalan kısım yönünden borca itiraz edilmiştir. Davacı tarafça, bakiye 54.433,40 TL alacak yönünden eldeki itirazın iptali davası açılmış, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları, faturalar ve diğer belgeler incelendiğinde; taraflar arasında 2017 yılı Ekim ayından başlayan ticari ilişki bulunduğu, davacının davalıya bir kısım mal satışı yaptığı ve faturalar düzenlediği, ilişkinin  karşılıklı alacak ve borçların kaydedilerek  mahsubu suretiyle gerçekleştiği, teknik anlamda bir cari hesap ilişkisinin bulunmadığı anlaşılmakta olup davacı yanca bu ilişkinin cari hesap ilişkisi olarak nitelendirilmesinin taraflar arasındaki cari hesap sözleşmesi bulunduğunu göstermeyeceği gibi sonuca da bir etkisi bulunmadığı kanaatine varıldığından aksi yöndeki istinaf  sebebi yerinde görülmemiştir.  görülmüştür.HMK'nın 190.maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Davacı taraf arada ticari ilişki bulunduğunu, faturada yazılı malların teslim edildiğini davacı taraf ispatla yükümlüdür.Taraflar arasındaki ihtilafın ve  ticari defter kayıtlarındaki uyumsuzluğun, davalı yanca davacıya hitaben düzenlenen 24.02.2018 tarihli, 40.397,42 TL bedelli fatura ile 24.02.2018 tarihli ve 14.036,10 TL  bedelli '''fiyat farkı'' açıklamalı  faturadan  kaynaklandığı anlaşılmaktadır.Davalı tarafından davacı adına düzenlenen  24.02.2018 tarihli, ... sayılı ve 14.036,10 TL  bedelli '''fiyat farkı'' açıklamalı faturanın açıklama kısmından, davacının, davalı adına düzenlediği  10.02.2018 tarihli, ... no'lu ,  26.613,72 TL miktarlı faturasına istinaden kesildiği anlaşılmaktadır. Davacının bu faturasına konu malların  davalı yana  teslimine ilişkin ... sayılı sevk irsaliyesinden fatura konu malların davalı yana teslim edildiği, davalı yanca bir itiraz ileri sürülmeksizin sevk irsaliyesinin imzalanarak malların teslim alındığı görülmektedir.  Bu durumda davalı  taraf, davacının  10.02.2018  tarihli mal faturasına karşı TTK'da faturaya  itiraza ilişkin yer alan  yasal  8 günlük süre içinde bir iade faturası düzenlemediği gibi   sevk irsaliyesi ile fatura konusu malları itirazsız teslim almış olup  bu haliyle davacının 10.02.2018 tarihli faturasına konu malların teslim edildiği, fatura içeriğinin de kesinleştiği, bu faturaya istinaden davalı  yanca  süresinden sonra  düzenlenen  24.02.2018 tarihli  fiyat farkı faturasının dayanağının davalı yanca ispatlanamadığı  ve bu miktar kadar davacıya borçlu olduğu kanaatine varılmıştır.Taraflar arasındaki ihtilafın diğer sebebi olan ve davalı yanca davacı adına düzenlenen  24.02.2018 tarihli, ... sayılı,  40.397,42 TL bedelli ''fiyat farkı''  açıklamalı faturanın ise davacının hangi faturasına ilişkin olduğuna dair bir bilginin yer almadığı, bu faturanın davacı ticari defterlerine 24.02.2018 tarihinde kaydedildiği,  davacının yasal 8 günlük süre içinde, 28.02.2028 tarihli, ... sayılı ve  40.397,42 TL bedelli ve davalının fiyat farkı  faturasına istinaden  iade amaçlı faturayı düzenlendiği, davalının ise davacı yanca düzenlenen bu faturayı kendi ticari defterlerine  01.03.2018 tarihinde  kaydettiği, ancak buna karşı  yasal 8 günlük sürede herhangi bir iade faturası düzenlemediği ve  davacının 28.02.2018 tarihli faturasının içeriğinin kesinleştiği, dolayısı ile davalı yanca ilk olarak düzenlenen 24.02.2018 tarihli ve 40.397,42 TL'lik faturasının davacı yanca kabul edilmemesi yönünde davacı  iradesinin ortaya konulduğu, daha sonraki tarihlerde karşılıklı düzenlenen faturaların davalının bu iki fatura kapsamında  davacıdan alacağı olduğunu ispatlamayacağı, bilakis davacının davalıdan bu  fatura  bedeli kadar alacaklı olduğunu ortaya koyduğu kanaatine varılmıştır.Sonuç olarak davalının, davalı yanca davacıya hitaben düzenlenen 24.02.2018 tarihli, 40.397,42 TL bedelli fatura ile 24.02.2018 tarihli ve 14.036,10 TL  bedelli '''fiyat farkı'' açıklamalı  faturalardan dolayı davacıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı, bilakis   taraf ticari defterleri, bilirkişi raporları ve faturalar uyarınca, davacının  davalıdan 54.433,52 TL  bakiye alacağı  bulunduğu anlaşıldığından, mahkemece bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmüştür. Ayrıca, dava konusu alacak açık hesap alacağından kaynaklandığından likit olup mahkemece icra  inkar tazminatına hükmedilmesi de yerinde olmuştur.Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 2.788,76 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 16.05.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"36cc0cc38985ecec","SID":"38d783facb6fe777"}}