{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1153 <br>KARAR NO:2025/821<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:16/02/2022<br>NUMARASI:2021/200 Esas -  2022/121 Karar<br>DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/06/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ve ek kararın taraf vekillerince vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket ...A.Ş.’de davacıların pay sahibi olduğunu, aile şirketi olarak kurulmuş olup, hala faaliyet konusu kapsamında faaliyetlerini devam ettirdiğini, dava dışı ...’nin Davalı Şirket’in sermayesini 31.12.2020 tarihinde gerçekleştirilen Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’nda 63.304.988TL’den yaklaşık olarak 3 kat arttırmak suretiyle 180.000.000TL’sına artırılmasını sağlayarak davacı Serap Kalaylı’nın şirketteki payını %12.9 seviyesinden %10.5 seviyesine ve davacı ...’nın payını % 1.6 seviyesinden %1.3 seviyesine düşürmeye çalıştığını, şirketin pasiflerinin kasten ve sürekli artırılarak, müvekkillerinin haklarına halel getirmek amacıyla düzenlendiği bariz olan ve bu haliyle gerçekleştirilen toplantının usule,yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, şirketin tek hâkim hissedarı ve tek başına Yönetim Kurulu Üyesi olan ...'nin tek başına verdiği kararlar ile sürekli şirket üzerinden yatırım yapmaya devam etmekte olup, şirketin güçlendirildiği izlenimi vermeye çalışmakta ama işin gerçek yüzünde ise şirketi sürekli ve sistematik bir şekilde borçlandırarak pasifini arttırmak suretiyle, bu tarz sermaye artırım işlemlerine zemin hazırlamak suretiyle, katılım gücü olmayan azınlık hissedarların şirketteki pay oranlarını sistematik bir şekilde azaltma ve günün sonunda şirketin tek sahibi ve hissedarı olma gayretinde olduğu, yapılmak istenen sermaye artırımına gerek olmadığı gibi yapılmak istenen sermaye artırımının objektif iyi niyet kurallarına tamamen aykırı olduğunu, davalı şirket yönetim kurulu olan dava dışı ...'nin, davalı Şirketi ve bağlı ortaklıklarını yeni yatırımlar ve borçlandırmalar yapmak suretiyle sermayelerinin kaybına kasıtlı bir şekilde sebep olduğunu, TTK m. 445 hükmü ile iptal sebepleri düzenlenmiş olup, ilgili maddede kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kurallarına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabildiğini, somut olayda, davalı şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler olmasına rağmen, Yönetim Kurulunun aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkarttırıp denetçi ile paylaşmamış, denetçi den bu hususta önerilerini de içeren bir rapor alınmadığını, denetçi somut olayda adeta devre dışı bırakıldığını, TTK m. 378 uyarınca Erken Teşhis Komitesi kurularak önerileri alınmadığını, davalı Şirket’in sermayesi ile ilgili iyileştirme önerileri sunulmadığını, Şirket’in böyle bir dönemde doğrudan ve dolaylı olarak yaklaşık 37,5 Milyon TL yatırım yapmayarak tasarruf edebileceğini,  Şirket’in bağlı ortaklıklarından olan yaklaşık 115.000.000 TL alacağını tahsil etmesi durumunda, nakdi sermaye artırımına gerek kalmayacağını, davalı Şirket’in toplam değeri Yüz Milyonlarca Dolar eden  gayrimenkul ve menkullerinin bir kısmının satış suretiyle davalı Şirket’e nakit girişi sağlanabileceğini, Şirket’in 2019 Mali Yılında kar etmesine, hatta bu karın bir kısmı için dağıtım kararı alınmasına ve ayrıca özkaynak hesaplarında 2018 Mali Yılına göre 2 kat artma suretiyle 55.753.238,61 TL’sına ulaşılmasına rağmen,  11 ay gibi kısa bir sürede mevcut öz kaynağının %90’ını gerekçesi bilinmeyen bir şekilde kaybettiğini, senelerdir davalı Şirketten neredeyse hiçbir kar payı almayan davacıların nakdi sermaye artırımına katılacak maddi durumları olmadığından, yapılan sermaye artırımı ile pay oranlarının azaltılmış olduğu ve Toplantı Tutanağı’nda   soru ve muhalefet şerhi olarak tutanağa derç edilen sair hususlar nazarı dikkate alındığında, davalı şirket için sermaye artırımının somut olayda gerekmediğini, gerekli olmamasına rağmen Davalı Şirket’in sermaye artırımın tamamen kötü niyetli olarak ve davacıların paylarını azaltabilmek için yapılmış olduğunu, dava konusu Davalı Şirket sermaye artırım kararının TTK m. 445 hükmü gereği dürüstlük kuralına aykırı olup, iptali gerektiğini, açıklanan ve yargılama safahatı neticesinde de sabit olacak sebepler ile tedbiren, davalı ...A.Ş.’nin 31.12.2020 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’nda alınan kararlardan Şirket sermayesinin 63.304.988,00TL’den 116.695.012,00TL artırılarak 180.000.000,00TL’ye çıkartılmasına dair 2 numaralı kararının yürütülmesinin durdurulmasına, davalı Şirket’in zarara uğratılmasının önlenmesi ve davacıların paylarının korunması ve tasfiye işlemlerinin yürütülmesi amacıyla davalı Şirket yönetiminin atanacak yönetim kayyımına devredilmesine, bu talebin kabul edilmemesi halinde devalı Şirkete denetimi için kayyım atanmasına, nihayette, 2 numaralı gündem maddesinin müzakeresinin ve oy nisabının TTK m. 421/2-a hükmüne, TTK m. 376/2 hükmüne aykırı olması sebebiyle davalı Şirketin 31.12.2020 Tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’nda alınan sermaye artırımına ilişkin 2 Numaralı Karar’ın hükümsüzlüğünün tespitine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde TTK m. 447 uyarınca batıl olduğunun tespitine, bu talep te kabul edilmediği takdirde TTK m. 445 vd. maddeleri uyarınca iptaline, ayrıca davalı ...A.Ş.'nin 31.12.2020 Tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nda TTK'nın 376. Maddesi uyarınca bir karar tesis edilememesi nedeniyle, TTK'nın 376/2. maddesi gereği sona erdiğinin tespitine ve tasfiye işlemlerinin başlatılmasına, bu hususta davalı şirket'e tasfiye memuru atanmasına, yargılama gideri ile ücreti vekâletin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  vekâletin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacıların TTK 376. ve diğer hükümlerine yönelik iddiaları gerçek dışı olup kabul edilemeyeceğini, davacıların huzurdaki davayı açmasının hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu, davacıların sermaye artışına ilişkin iş ve işlemlerin yürütülmesinin durdurulması, davalı şirkete kayyım tayin edilmesi taleplerinin, davacıların sermaye artışı kararının hükümsüzlüğünün ve butlanının tespiti talepleri ile genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesi taleplerinin, şirketin TTK 376 kapsamında tasfiyesine karar verilmesi taleplerinin ve haksız ve kötü niyetli olarak açıldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Davacı taraf, hem şirketin alınan genel kurul kararının iptalini hem de 376/2. Madde gereği şirketin kendiliğinden sona erdiğinin tespiti ile tasfiye memuru atanmasını talep etmiştir. Bu talep yönünden karar verilebilmesi için, öncelikle TTK'nın 376/2. Maddesine göre yönetim kurulunun genel kurulu bu madde kapsamında toplantıya çağırması ve bu konunun görüşülmesi gerekmektedir. Genel kurul bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar vermeden şirketin kendiliğinden sona erdiğinin tespitine ve tasfiyesine karar vermek usule aykırı olacaktır. Bu nedenle davacının bu talebi usulen kabul edilmemiştir. Ancak kısa karar açıklanırken mahkememizce bu talep konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması eksik olmuş ise de, bu eksiklik HMK'nın 305/A. maddesi uyarınca hükmün tamamlanması ile giderilebilir. Ne var ki, hükmün tamamlanabilmesi için HMK'nın 305/A ve 306. Maddelere göre işlem yapılması ve taraflardan birinin talepte bulunması sonrası ek karar verilmesini gerektirmektedir. Taraflar henüz bu konuda bir talepte bulunmamıştır. Bu nedenle mahkememizce bu eksiklik kendiliğinden giderilememiştir. Davacının davasının KABULÜ ile; davalı ... A.Ş'nin 31/12/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 2 nolu sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararın iptaline,  ...\" karar verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ 10/05/2022 TARİHLİ EK KARARI; \"Davacı taraf, hem şirketin alınan genel kurul kararının iptalini hem de 376/2. Madde gereği şirketin kendiliğinden sona erdiğinin tespiti ile tasfiye memuru atanmasını talep etmiştir. Bu talep yönünden karar verilebilmesi için, öncelikle TTK'nın 376/2. Maddesine göre yönetim kurulunun genel kurulu bu madde kapsamında toplantıya çağırması ve bu konunun görüşülmesi gerekmektedir.Genel kurul bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar vermeden şirketin kendiliğinden sona erdiğinin tespitine ve tasfiyesine karar vermek usule aykırı olacaktır. Davacının TTK 376/2 maddesi gereği şirketin kendiliğinden sona erdiğinin tespiti ve tasfiye memuru atanması talebinin kanuna uygun olarak Genel Kurul Toplantısına çağrılması ve değerlendirilmesi gerektiğinden, bu sulu şartı yerine getirilmemiş olduğundan talebinin reddine\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme gerekçeli kararında dosyadan alınan bilirkişi raporuna göre şirket sermayesinin üçte ikisinin karşılıksız kalmış olduğunun ve şirketin borca batık olduğunun sabit olduğunu belirtmiş ve bu tespit doğrultusunda hukuka aykırı bir karar verildiğini, şirket sermayesinin 2/3'sinin karşılıksız kaldığı ve şirketin borca batık olduğu tespitinin hatalı olduğunu, sermaye artışına yönelik finansal verilerin YMM ... tarafından hazırlanan 08.12.2020 tarih ve YMM-...-...-... sayılı “sermayenin ödendiği, TTK 376.Maddesine göre sermayenin korunup korunmadığı ve sermayeye ilavesi gereken sermaye düzeltmesi olumlu farkları ve diğer fonların tespitine ait yeminli mali müşavirlik raporu” ile tespit edildiğini, YMM Raporu genel kurul toplantı öncesi hissedarlar ile paylaşıldığını , genel kurul toplantısı sırasında gerek Yönetim Kurulu Başkanı tarafından toplantının açılış konuşmasında gerekse toplantı sırasında davacılar tarafından sorulan sorulara verilen cevaplarda davacılara ve diğer tüm hissedarlara açıklandığını , genel kurul toplantısı sırasında YMM ...’in de hazır bulunduğunu ve hazırladığı rapor hakkında davacıların ve diğer hissedarların sorularını cevapladığını , anılan tebliğe ilişkin açıklamalar yaptığını, Mahkeme dosyasındaki bilirkişi raporundaki hususların hiç birisi dikkate alınmadığı gibi mevzuat hükümlerini de dikkate alınmadığını, istinaf incelemesi sırasında dosyadaki tüm evraklar ve tüm iddiaları döviz kredileri, kurlar, kredi geri ödemeleri ve kredi bakiyeleri ve sair açısından müvekkilinin ticari defter ve kayıtları üzerinde yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep etiklerini beyanla İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/200 E., 2022/121 K. sayılı 16.02.2022 tarihli kararının kaldırılmasına, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Ek karara karşı davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ek kararda “şirketin kendiliğinden sona erdiğinin tespiti ile şirkete tasfiye memuru atanması” taleplerinin reddi yönünde kurulan hükmün, gerekçe ve dayanaktan yoksun olması sebebiyle hukuka aykırı olduğunu, TTK 376. Madde uyarınca, son yıllık bilançoya göre sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının 2/3'ünün zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılan anonim şirketin çağrı üzerine derhal toplantıya çağrılan genel kurulunun, sermayeyi tamamlama veya kalan sermaye ile yetinme kararı vermemesi durumunda şirketin infisah edeceğini  yani kendiliğinden sona ereceğini, esas sermayenin üçte ikisinin karşılıksız kalmasının, alacaklılar ile pay sahiplerinin menfaatleri bakımından tehlikeli görüldüğünü ve kanun koyucu tarafından genel kurulun bu durum karşısında kararını açıkça belirtmesi istendiğini, somut olayda davalı şirketin son yıllık bilançoya göre sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının 2/3'ünün zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı sabit olup, kanunda öngörülen önlemler alınmadığından şirketin kendiliğinden sona erdiğine karar verilmesi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesi'nin genel kurulun TTK 376. Madde kapsamında toplanmadığı yönündeki kanaatinin ise gerçeği yansıtmadığını beyanla İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 10.05.2022 tarihinde verilen 2021/200 E. 2022/121 K. sayılı ek kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden yargılama yapılarak davanın “TTK'nın 376/2. madde gereği şirketin kendiliğinden sona erdiğinin tespiti ile şirkete tasfiye memuru atanması” şeklindeki talepleri yönünden kabulüne, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, anonim şirketin olağanüstü genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararın iptali, Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 376/2. Maddesi uyarınca şirketin sona erdiğinin tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davalı şirketin 31.12.2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 2 nolu sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararın iptaline, hükmün tamamlanmasının talep edilmesi üzerine 10.05.2022 tarihli ek karar ile  şirketin kendiliğinden sona erdiğinin tespiti ile şirkete tasfiye memuru atanması talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince, ek karara karşı davacılar vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.6102 sayılı TTK'nin 445. ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir.Davalı şirket tarafından sermaye artırımına esas teşkil etmek üzere alınan yeminli mali müşavir raporunda, şirketin 30.11.2020 tarihli bilançosuna göre sermayesinin 63.304.988,00 TL, kanuni yedek akçelerinin 4.070.329,21 TL olduğu, aynı tarihli bilançoya göre özsermaye tutarının 5.583.745,35 TL olarak hesaplandığı, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının karşılıksız kaldığı, sermayenin şirket özvarlığının içinde TTK 'nın 376.maddesine göre 1/2 si  olan yasal oranda korunmadığı belirtilmiştir.Dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısında  tüm payların katılımı ve temsilinin sağlandığı, genel kurul toplantısının 2 nolu gündem maddesinin, şirket ana sözleşmesinin \"sermaye\" başlıklı 6. Maddesinin tadil edilerek şirket sermayesinin 63.304.988,00 TL'den 116.695.012,00 TL arttırılarak 180.000.000,00 TL'ye çıkartılmasına ilişkin olduğu, yapılan oylamada davacıların olumsuz oy kullandığı ve 9.227.387 olumsuz oya karşılık 54.077,601 adet olumlu oyla oy çokluğu ile karar alındığı görülmüştür.6102 sayılı TTK'nin 376.maddesinde; ''(1) Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.(2) Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.(3) (Değişik: 26/6/2012-6335/16 md.) Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister. Meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun. Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru, iflas bildirimi olarak kabul olunur.\" düzenlemesi yer almaktadır.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 02.04.1970 tarih 70/1123 Esas ve 70/1347 Karar sayılı  ve 02.04.1970 tarih 70/1124 Esas ve 70/1348 Karar sayılı arka arkaya verdiği kararlarında\"..Anonim şirket umumi heyeti ..esas sermayenin 2/3ünün karşılıksız kalmış olduğu bir sırada sermayenin... tezyidine karar vermiştir...Bu durumda bulunan bir anonim şirketin evvelâ esas sermayesini özvarlığı seviyesine indirerek hisse senetlerinin nominal değerleri ile hakiki değerlerinin denk bir duruma getirilmesi, bilâhare sermaye artirimı yoluna başvurması ekonomik bir zarurettir...TTK'nun 324. maddesinin 2. fikrası (yeni TTK. md. 376/2) ... anonim şirket umumi heyetine sadece iki yönde karar alabilme yetkisi tanımıştır: Esas sermayenin tamamlanması veya mevcut 1/3 sermaye ile iktifaya karar vermek. Şirket genel kurulu bunlar dışında, şirketin feshine mütedair karar hariç, başka bir karar, bu arada sermayenin tezyidine dair bir karar ittihaz edemez. Kanun genel kurula bu yetkiyi vermemiştir. Binaenaleyh, genel kurulun salâhiyeti mevcut bulunmadığı halde aldığı karar muteber bir karar olamaz. Bu halde BK.nun 20. (TBK. md. 27) maddesinin tatbiki ile ittihaz olunan sermayenin  tezyidine mütedair kararin bâtil olduğu dahi iddia edilebilir (E. Hirş Ticaret Hukuku Dersleri, 1948. 288-289; Dr. Erdoğan Moroğlu, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, 1967, s. 43-44)\" denilmek suretiyle ortaklığın sermayesinin 2/3üni kaybetmiş olması halinde doğrudan sermaye artırımına gidilemeyip, ilkin 2/3 oranında (veya daha fazla) sermaye azaltılması ve arkasından sermaye artırımı  yapılabileceği kabul edilmiş bulunmaktadır. (Moroğlu, Anonim Orrtaklıklarda Sermaye Artırımı s.61-62) Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/14027 Esas, 2018/7315 Karar sayılı ilamında da  TTK’nın 376. maddesi uyarınca bilançodan sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının 2/3’ünün karşılıksız kaldığının anlaşılması halinde genel kurulun sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona ereceği, sermayenin tamamlanması ibaresiyle esas sermayenin azaltılıp, aynı tutarda arttırılması veya bilanço zararlarının kapatılması kastedilmekte olup, şirket genel kurulunun doğrudan sermayenin arttırılmasına dair bir karar ittihaz edemeyeceği, önce esas sermayeyi 1/3’e indirmesi, sonra 3/3’e tamamlayıcı arttırmayı yapması gerektiği,  tamamlama işleminin sona ermesi halinde esas sermayenin yine eski düzeyini bulacağı (Poroy, Tekinalp, Çamoğlu: Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, s.734) belirtilmiştir.Öte yandan, Ticaret Bakanlığı'nca çıkarılmış 6102 sayılı TTKnın 376. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ'in 10. maddesinde \"sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp  kadar azaltılması ile birlikte eş zamanlı olarak istenilen tutarda sermaye artırımına karar verilebileceği gibi (a bendi), sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması yoluna gidilmeden de sermaye artırımına karar verebileceği (b bendi)\" düzenlenmiştir. Buna göre borca batıklık halinde uygulanması gereken kanun hükümlerine aykırı bir düzenleme yapıldığı anlaşılmaktadır.Görüldüğü üzere Tebliğ açık bir şekilde (10/b bendinde) 2/3 sermaye kaybı halinde şirketin doğrudan sermaye artırımı yapabileceğini öngörmektedir. Halbuki, öğretideki ağırlıklı görüş ve Yargıtay 11. HD’nin yerleşik kararları, TTK 376/2.maddesinde tarif edilen durumdaki bir ortaklığın bilançosundaki açığı gidermeden (yani kaybedilen tutar kadar sermayesini azaltmadan) doğrudan doğruya sermaye artırımı yapamayacağı yönündedir. Bu çerçevede, Ticaret Bakanlığı Tebliği m.10/b hükmünün, TTK 376/2.madde hükmüne (hükmün öğreti ve Yargıtay’ca kabul edilen anlamına) açıkça aykırılık teşkil ettiği söylenebilir (Turan, Gökçen: \"Ticaret Bakanlığı’nın TTK 376 Hükmünün Uygulama Esaslarına İlişkin Tebliğinin Üçte İki Sermaye Kaybı Halinde Doğrudan Sermaye Artırımı Yapılabilmesine İmkan Tanıyan Hükümleri Üzerine Düşünceler\", Ticaret ve Fikri Mülkiyet Hukuku Dergisi, Yıl 2020, Cilt:6, Sayı:1, s.142-153.).TTK'nın 519/3 maddesi genel kanuni yedek akçenin, sermayenin veya çıkarılmış sermayenin yarısını aşmadığı takdirde, sadece zararların kapatılmasına, işlerin iyi gitmediği zamanlarda işletmeyi devam ettirmeye veya işsizliğin önüne geçmeye ve sonuçlarını hafifletmeye elverişli önlemler alınması için kullanılabileceği şeklinde düzenlenmiştir.Somut olayda davalı şirket, sermayenin 1/3'ü ile yetinme kararı almadığı gibi sermayeyi azaltarak sermaye artırımında bulunmamıştır. Sermaye artırımına ilişkin inceleme yapan yeminli mali müşavir raporunda davalı şirketin özvarlığının yarısını kaybettiğinden bahisle TTK 376/1.maddesi uyarınca inceleme yapılarak sermaye artırımı yapılması gerektiği belirtilmiş ise de TTK 376/2.maddesi kapsamında sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının 2/3'ünün kaybedilip kaybedilmediği hususunda herhangi bir inceleme yapılmamıştır. Yine dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda da bu yönde herhangi bir inceleme yapılmadığı gözetildiğinde TTK'nın 519,520.maddelerine göre kanuni yedek akçeler  belirlenerek, sermayeye eklenmek suretiyle davalı şirketin sermaye ve kanuni yedek akçeler toplamının TTK'nın 376/2.maddesi kapsamında 2/3'ünü kaybedip kaybetmediğinin tespiti yönünden  yeni bir bilirkişiden  alınacak denetime elverişli rapor sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme  sonucu verilen karar isabetsiz olduğu gibi davacı tarafça  davalı şirketin sermayesinin 2/3'ünü yitirdiği iddiasında bulunulmasına rağmen Mahkemece TTK'nın 376/1.maddesi kapsamında inceleme yapılarak salt dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle sermaye artırımının iptaline karar verilmesi de doğru olmamıştır. Diğer yandan, davacı tarafça sermaye artırım kararının iptali isteminin yanında şirketin sona erdiğinin tespiti talep edilmiş olup, eldeki davada davaların yığılması söz konusudur. Bu durumda mahkeme, taleplerin tümü hakkında ayrı ayrı karar vermek ve bunları hüküm fıkrasında göstermek zorundadır.Somut olayda Mahkemece gerekçeli kararda TTK'nın 376/2. Maddesi uyarınca şirketin kendiliğinden sona erdiğinin tespiti talebi yönünden karar verilebilmesi için öncelikle TTK'nın 376/2. Maddesine göre yönetim kurulunun genel kurulu bu madde kapsamında toplantıya çağırması ve bu konunun görüşülmesi gerektiği, genel kurul tarafından bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar vermeden şirketin kendiliğinden sona erdiğinin tespitine ve tasfiyesine karar verilemeyeceği belirtilmiş, 10.05.2022 tarihli ek karar ile hüküm tamamlanarak bu yöndeki talebin usulden reddine karar verilmiştir.TTK'nın 376/2. Maddesinde son yıllık bilançoya göre sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde derhâl toplantıya çağrılan genel kurulun, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermemesi halinde şirketin kendiliğinden sona ereceği düzenlenmiştir. Buna göre şirketin kendiliğinden sona erdiğinin tespitine ancak Mahkeme kararı ile karar verilebilecek ise de sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının iptali davası kesinleşmeden şirketin TTK'nın 376/2.maddesi uyarınca kendiliğinden sona erdiğinin tespitine karar verilmesi mümkün olmayıp, eldeki davada bu talep yönünden tefrik kararı verilmesi gerekirken Mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacılar vekilinin ek karara, davalı vekilinin gerekçeli karara yönelik istinaf başvurularının kabulü ile gerekçeli kararın ve ek kararın kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı ve davalı vekillerinin  istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 13/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7cdf7d9f581fb2cf","SID":"8c53bbf2b80afb60"}}