{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/48 <br>KARAR NO:2025/704<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:06/07/2021<br>NUMARASI:2017/1403 Esas -  2021/883 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:22/05/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı hakkında ... Sayılı dosyası ile müvekkili şirketin davalıya satıp teslim ettiği malların bedelinden bakiye kalan 14.886,83 TL olan alacak miktarının tahsili için faturalara ve cari ekstreye dayanılarak icra takibi başlatıldığını ancak borçlunun icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, borçlunun hiçbir gerekçe göstermeden faturalandırılmış alacaklara itiraz ettiğini, her ne kadar borçlunun itirazında müvekkiline borcu olmadığını belirtmiş ise de takip dayanağı faturaya konu ürünlerin davalıya imza karşılığında teslim edildiğini ancak faturaya konu bakiye borç hakkında davalı, müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapmadığını, davalı tarafın bu durumu açık bir şekilde bildiğinden irsaliyeli faturaya icra takibinden evvel de bir itirazı olmadığını, bu durumun borçlunun itirazında haksız ve kötü niyetli olduğunu açık bir şekilde gösterdiğini, davalının yapmış olduğu haksız iddianın kabulünün mümkün olmadığını, icra takibine konu fatura ve irsaliyelerde görülen ürünlerin davalı tarafa teslim edildiğini, bu durumun borçlunun itirazında haksız ve kötü niyetli olduğunu açık bir şekilde gösterdiğini, ticari defter ve kayıtları incelendiğinde müvekkilinin alacaklı olduğunu ve davalı borçlunun haksız itirazı açıklığa kavuşacağını, takibe konu müvekkili alacağı temelde faturaya dayalı alacak olduğundan likit bir alacak olduğunu ve yargılamaya gerektirmediğini, bu nedenle borçlunun asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin, ticari itibarına oldukça önem veren ve ulaşım sektöründe ülkenin önde gelen firmalarından biri olduğunu, davacının iddia ettiği üzere müvekkili şirketin kötü niyetle hareket ederek var olduğu iddia edilen borcu ödememezlik yapmak veya bilerek ödenmesini geciktirmeye çalıştığı yönündeki iddiaların asılsız olduğunu, müvekkili şirket aleyhine yapılan icra takibine yasal haklarını kullanarak itiraz edildiğini, davacı tarafından her ne kadar kötü niyet göstergesi olarak kabul edilse de müvekkili şirketin amacının var olduğu iddia edilen ödemeyi geciktirmek ve kötü niyetli hareket etmek olmadığını, davacı tarafından var olduğu iddia edilen borca ilişkin olarak müvekkili şirket yetkililerine herhangi bir iletişim yoluyla ulaşılmaya çalışılmadığını, şirket çalışanlarının da böyle bir borç ilişkisinden haberleri olmadığını, davacı ile müvekkili arasında dava dilekçesinde iddia edilen hususlar, hiç bir zaman gerçekleşmediğini, taraflar arasında bir borç ilişkisi oluşmadığını, bu nedenle açılan davanın reddini,  yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde: Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafça davalı tarafa bu ticari ilişki kapsamında faturalar düzenlendiği, ancak davalı tarafça ödeme yapılmadığından icra takibine geçildiği anlaşılmış, Mahkememizce alınan bilirkişi raporları hüküm kurmaya elverişli ve denetlenebilir bulunmuş,  her iki tarafın defterlerinde ortak olarak kaydedilmiş olan faturalar ve kaydedilmeyen faturalar yönünden davalının BA bildiriminde bulunması nazara alındığında, taraflar arasındaki ticari ilişkide davacı defter ve kayıtlarının doğru tutulduğu ve malın/hizmetin eksiksiz biçimde davalı tarafa teslim edildiğinin ispatlandığı anlaşılmış, malın teslim alınmadığına yahut ödeme yapıldığına ilişkin ispat yükü kendisine geçen davalının aksini ispata yarayan yazılı belge sunmaması nedeniyle davacı tarafa borçlu olduğu kabul edilmiş, davacı taraf işlemiş faizi harçlandırmadığından davanın tam KABULÜNE,takibe yapılan itirazın kısmen iptaline karar verilmiş, alacak likit  ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen tutar üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararının eksik bir karar olduğunu, usul  yasa ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, ayrıntılı bir şekilde inceleme yapılmadığını, davalı şirketin kötü niyetli olarak gösterildiğini, davalı şirketin işbu durumdan sorumlu tutulduğunu, davalı şirket aleyhine olan kısımlar için istinaf incelemesi yapılmasını talep ettiğini, süresi içerisinde bilirkişi defterlerinin incelenmesi aşamasında defterlerin ibraz edilmediği hususunun gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketin muhasebesi tarafından defterlerin ilgili mahkeme kalemine götürüldüğünü, ancak bilirkişiye ulaştırılma esnasında eksiklikler yaşandığını, bu sebeple mahkeme tarafından verilen kararın eksik yargılama sonucunda verildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller  ile davanın  kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanıp ispatlanmadığı  noktasındadır.Davacı tarafça davalı hakkında, ...sayılı takip dosyası ile \"Şirket kayıt defterleri cari hesap\" borcun sebebi gösterilerek 14.886,83 TL asıl alacak, 87,49 TL işlemiş faiz olamak üzere toplam 14.974,32 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız  takip başlatıldığı borçlunun borca  itirazı üzerine,  takibin durduğu ve eldeki  itirazın iptaline ilişkin davanın açıldığı görülmektedir.Davalı taraf cevap dilekçesi ile ticari ilişkiyi reddetmiştir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih,  2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).  Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir.Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer   tarafın  ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde  ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. Somut olayda: ilk derece mahkemesince taraf ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davalı taraf ticari defterleri üzerinde talimat ile yapılan inceleme sonucu rapor alınmış, tarafların BA ve BS formları istenerek alınan 2. ek rapor ile taraf ticari defterlerindeki mutabakatsızlığın kaynağı olan; davacı ticari defterinde kayıtlı olup davalı ticari defterinde kaydı bulunmayan 2017 Nisan, Mayıs, Haziran ve Eylül aylarına ait faturaların davalı tarafça BA formları ile ilgili vergi dairesini bildirilmiş olduğu, bu haliyle davacı ticari defterlerinde kayıtlı fatura konusu malların davalıya teslim edildiği, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 14.886,83 TL alacaklı olduğu sabit olmakla ilk derece mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davalı tarafın istinaf talebinin reddine ilişkin aşağıdaki şeklide karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 254,23 TL harcın, alınması gerekli olan 1.016,91 TL harçtan mahsubu ile bakiye 762,68‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 22/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4bce190558ec8042","SID":"a4c07ef5da4739cb"}}