{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/8 <br>KARAR NO:2025/702<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:28/10/2020<br>NUMARASI:2016/1176 Esas -  2020/580 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:22/05/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkil şirketin akaryakıt istasyonlarında bakım-servis hizmeti veren akaryakıt pompa ve ekipman ürünlerini satan bir şirket olduğunu, davalı tarafa satılıp teslim edilen akaryakıt ürünleri karşılığında müvekkil şirketin, davalı borçludan iki adet fatura karşılığı 6.523,52 TL tutarında alacağının bulunduğunu, alacağın tahsili için davalı tarafa yazılı ve sözlü olarak defalarca müracaat edilmiş ise de herhangi bir olumlu netice elde edilemediğini, bunun üzerine davalı tarafa ... sayılı dosyası üzerinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun kendisine tebliğ edilen ödeme emrine karşı, borcunun bulunmadığını iddia ederek borcun tamamına, takibe, işlemiş faize ve tüm ferilerine itiraz ederek takibinin durmasına neden olduğunu, davalı tarafın itirazlarının haksız olduğunu, davalı tarafın ... Esas sayılı icra dosyasına itirazlarından sonra 05/06/2014 tarihinde 132,75 TL ödeme yaptığını, 31/07/2013 tarih,... seri nolu 4.876,68 TL bedelli fatura, davalı firmanın satın aldığı 2 adet ... - ..., 2 adet ... (C) ..., 2 adet ... Saati, 20 adet ...\" ... ürünlerinin karşılığında düzenlendiğini, bu faturanın davalı yana teslim edilmiş ise de fatura bedelinin ödenmediğini, yine 14/08/2013 tarih ... seri nolu 1.646,84 TL bedelli fatura, davalı firmanın satın aldığı 1 adet ...(C) ... ve 1 adet..., ... ...ürünlerinin karşılığı olarak düzenlendiğini, bu faturanın da davalı tarafa teslim edilmiş ise de fatura bedelinin ödenmediğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ... sayılı icra dosyasına davayı borçlunun yaptığı haksız itirazların iptaline, borçlu aleyhine % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.\t<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkili şirketin adresinin \"... Şişli / İstanbul\" adresi olup, bu davada yetkili mahkemelerin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, yetki itirazlarının kabulü ile dosyanın yetkili İstanbul Mahkemelerine gönderilmesini talep ettiklerini, esasa ilişkin itirazlarının ise; davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine ... sayılı dosyasından ödeme emri gönderdiğini, yasal süresi içinde haksız ve mesnetsiz ve kötüniyetli takibe, borcun tamamına, işlemiş faizlere ve tüm ferilerine itiraz edildiğini, davacı tarafın icra takibinde, takip dayanağı olarak açık hesaptan kaynaklı alacak ibaresini kullandığını ve ödeme emri ekinde de herhangi bir belge sunmadığını, davacı taraf ile müvekkili arasında herhangi bir ticari ilişki mevcut olmadığından, bir cari hesap veya açık hesap ilişkisinin de mevcut olmadığını, davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı şekilde müvekkillerini, var olduğunu iddia ettiği gerçeği yansıtmayan bir borçtan dolayı sorumlu tutma çabası içerisinde olduğunu, davacı tarafından müvekkiline fatura konusu mal ve hizmetlerin hiçbir zaman sunulmadığını, öncelikle davanın yetkisiz mahkemede açılmış olması sebebiyle yetkisizlik kararı verilerek yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine, haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine, davacı aleyhine % 20'den aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Somut dava konusu olayda davacı taraf ispat noktasında ticari defter ve kayıtlara dayanmıştır. Alınan bilirkişi raporuna göre davacı tarafın ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun yapıldığı , delil niteliğine haiz olduğu,  davacı taraf ticari defter ve kayıtlarına göre,  davacının takip tarihi itibarıyla  davalıdan 6.523,52 TL alacaklı durumda olduğu anlaşılmıştır. Alacağın dayanağı faturaların davalı yana teslimi hususunda alınan bilirkişi raporunda bir tespit  ve dosya kapsamında bir delil bulunmasa da, davalı yanca itirazdan sonra icra dosyasına kısmi bir ödeme yapılmış olması ve verilen kesin sürede ticari defterlerin ibraz edilmemesi, yerinde inceleme talepleri üzerine de dosyanın yerinde inceleme yetkisi verilerek iki defa bilirkişiye teslim edilmiş olmasına rağmen bilirkişiye defterlerin ibraz edilmemiş olması, sonradan sunulması talebini de davacı tarafça muvafakat  edilmemesi karşısında davalı taraf defter ibrazından kaçınmış olarak sayılmış ve bu kapsamda yukarıda açıklanan 6100 sayılı Hmk'nun 222. Maddesi uyarınca davacı tarafın ispat külfetini yerine getirdiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.Bu nedenlerle icra takip tarihi itibarı ile davacının  davalıdan 6.523,52 TL alacaklı durumda olduğu, icra takip dosyasına davalı tarafça yapılan 132,75 TL 'nin tenzili ile huzurdaki davanın kalan 6.390,77 TL'lik bakiyeyi konu etmiş olduğu, davacının davasında haklı olduğu, tarafların tacir olması karşısında avans faizi talebinin yerinde olduğu, davalı yanın itirazında haksız olduğu değerlendirilerek, davanın kabulü ile, Davalı borçlunun ... sayılı takip dosyasına vaki itirazının 6.390,77 TL asıl alacak yönünden İPTALİNE, takibin bu miktar üzerinden  bu asıl alacağa takip tarihinden  ödeneceği tarihe kadar, 132,75 TL asıl alacağa ise takip tarihinden ödemenin yapıldığı 04.06.2014 tarihine kadar yıllık %11,75 oranından fazla olmamak üzere değişen oranlarda avans  faizi işletilmek suretiyle DEVAMINA karar verilmiştir. Ayrıca alacak likit olduğundan hükmolunan 6.390,77 TL alacağın %20 sine tekabül eden 1.278,15 TL icra inkar tazminatının davalı borçludan alınarak davacı alacaklıya ödenmesine,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın tamamen davacının tutmuş olduğu ticari defterlere dayanılarak verildiğini, bilirkişi raporunda, davacının takibe ve davaya konu etmiş olduğu faturaların davalıya teslimine ilişkin olarak dosyanın tetkikinde herhangi bir doneye rastlanılmadığının açıkça ifade edildiğini, davacının, malı teslim ettiğine dair hiçbir belge ve fatura dosyaya sunmadığını, tamamen davacının farazi tutmuş olduğu ticari defterlere dayanılarak verilen kararın doğru olmadığını,  fatura konusu malların teslimin tanık ile ispatlanabilmesi için HMK Madde 200[4] uyarınca, yapılan hukuki işlemlerin yapıldığı zamanki miktar veya değerlerinin 2.500,00 TL’yi geçmemiş olması gerektiğini, hukuki işlem bu meblağı geçtiği takdirde tanık ile ispatın ancak karşı tarafın açık muvafakati ile mümkün olduğunu, Yargıtayın bir kararında, faturadaki malların değeri göz önünde bulundurulduğunda tanık dinlenilerek karar verilmesini bu kanun maddesine aykırı görerek bozduğunu, Ticari ilişkinin reddedilmesi veya açık hesapta faturaya konu malın teslim edilmediği/ hizmetin ifa edilmediği iddiası varsa bu durumun aksi ancak yazılı delil ile ispat edilebileceğini ve tanık dinletmenin mümkün olmadığını, sevk irsaliyesinde teslim alanın adı, soyadı, mümkünse TC kimlik numarası ve imzasının bulunması gerektiğini, Yargıtay kararlarına göre satış faturalarının borçlu defterlerine işlenmiş olmasının mal teslim edilmediği savunmasını bertaraf etmediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap (fatura) alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller  ile davanın  kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanıp ispatlanmadığı noktasındadır.Davacı tarafça davalı hakkında, ... sayılı takip dosyası ile \"Açık hesaptan kaynaklı alacak\" borcun sebebi gösterilerek 6.523,52 TL asıl alacağın tahsili istemiyle ilamsız  takip başlatıldığı borçlunun borca  itirazı üzerine,  takibin durduğu ve eldeki  itirazın iptaline ilişkin davanın açıldığı görülmektedir. Davalı taraf cevap dilekçesi ile ticari ilişkiyi reddetmiştir.Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih,  2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).  Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer   tarafın  ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.  Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde  ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. Somut olayda: ilk derece mahkemesince taraf ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davalı taraf ticari defterlerini sunmamış, davacı ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla   6.523,52 TL alacağı bulunuğu, takip tarihinden sonra  132,75 ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. Mahkemece 07/05/2018 tarihli duruşmada davalı tarafa ticari defterlerini sunmak üzere 1 aylık kesin süre verilmiş, defterlerin sunulmaması halinde HMK 220 ve 222 maddesi uyarınca söz konusu delile dayanmaktan vazgeçileceği ihtar edilmiş, ticari defterler kesin sürede sunulmamıştır. 31/10/2018 tarihli celsede bu sefer bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmiş, bilirkişi tutanağı ile ticari defterlerin ibraz edilmeyeceğine dair davalı vekilin beyan edilmiş olması nedeniyle inceleme yapılmamış olduğu anlaşılmaktadır.Davacının  ticari defterlerinin usulüne uygun ve birbirini doğrular nitelikte tutulduğu, davalı tarafın ticari defterlerin ibrazından ısrarla kaçındığı anlaşılmakla 6100 sayılı HMK 220/3 maddesi gereği  sahibi ve halefleri lehine delil olma niteliğine sahip davacı ticari  defterleri ile davanın ispatlandığı anlaşılmakla davanı kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur.Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davalı tarafın istinaf talebinin reddine ilişkin aşağıdaki şeklide karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 109,13‬ TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 506,27‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 22/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5a4b98f81e43a487","SID":"9786e2c3ad068023"}}