{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/2 <br>KARAR NO:2025/705<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:20/10/2021<br>NUMARASI:2018/1208 Esas -  2021/949 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:22/05/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 25.223,50 TL bedelli, 22.11.2017 tarihli... seri nolu fatura alacağının tahsili amacıyla, borçlu şirket aleyhine ... sayılı dosyası ile icra takibine geçtiğini, borçlu şirket tarafından borca ve yetkiye itiraz edilmesi sonucu işbu icra takibine, ...sayılı dosyası ile devam edildiğini, borçlu şirketin bu icra dosyasına da itiraz sebebiyle takibin durduğunu, borçlu şirketin faturayı teslim almış olmasına rağmen, fatura içeriğine herhangi bir itirazda bulunmadığını, buna rağmen şirketin herhangi bir ödeme yapmadığını, davalı şirket borçlu olmasına rağmen zaman kazanmak için kötü niyetli borca itiraz ettiğini ve şirketi maddi zarara uğrattığını, kötü niyetli olarak yapılan itirazın iptali için dava açma zorunluluğu hasıl olduğunu belirterek, davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın faturanın teslim edildiği tarihten itibaren avans faizi işletilmesine, kötü niyetli olarak takibe itiraz eden davalı borçlu aleyhine % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep  ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacının alacağının temeli gözüken düzenlediği 22.11.2017 tarihli fatura üzerinden görüleceği üzere, bunun bir iade faturası olduğunu, bahsi geçen iade edildiği iddia edilen hiçbir malın müvekkili firmaya teslim edilmediğini, dava dışı ama, davacı ile organik bağlantılı ... ve ...'un müvekkilinin ticaret yaptığı ve müvekkiline borçlu olan şirket olduğunu, bu iki şirketin adreslerinin ve iştigal alanlarının aynı olduğunu, Davacı tarafın yapmış olduğu muhasebe ve yanlışlık sebebiyle, müvekkil firmaya iade faturası düzenlendiğini, bunun ötesinde iş bu fatura firmanın kayıtlarına hiçbir zaman girmediğini, davacının bu faturayı ve malları kime nasıl teslim ettiğinin de tam olarak bilinmediğini, bu nedenle faturayı ve borcu kabul etmediklerini, müvekkilleri tarafından davacıya kesilmiş hiçbir fatura olmadığını, müvekkilin ticari olarak tüm faturalarını diğer firmaya düzenlediğini ve malları da bu firmaya teslim ettiğini, dolayısıyla ortada mevcut olmayan faturanın iadesi gibi gayri hukuki durumun söz konusu olduğunu belirterek, haksız ve usulsüz olarak açılmış davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Taraf beyanları, dosyada mevcut bilgi belgeler,  bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı, davalı şirket ile  arasında ticari ilişki olduğu takibe konu faturanın bedelinin davalı tarafından ödenmediğinden bahisle yapılan icra takibine itiraz ile itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmakta olup, tarafların ticari defterlerimin incelenmesinde her ne kadar davacı kendi ticari defterlerinde fatura bedeli kadar alacaklı gözükse de dava konusu fatura üzerinde, kontrol edilmek üzere 13 top alındı, ... ibaresinin yazılı olduğu ve y harfi şeklinde bir paraf bulunmaktadır.Yargıtay 19. Hukuk Dairesi' nin 2016/7819 esas ve 2017/2738 karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere öncelikle davacı tarafından icra takibine konu faturadaki malın davalıya tesliminin usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir.Tek başına fatura malın teslimine yeterli değildir. Bu kapsamda dosyada mevcut bilirkişi raporları ve SGK kaydı ve teslim edildiği iddia edilen ... beyanı dikkate alındığında davacı ürünleri davalı şirket çalışanına teslim ettiğini kanıtlayamamıştır. Her ne kadar fatura üzerindeki paraf üzerinde inceleme yapılmış ve ...'a ait olabileceği yönünde tespitte bulunulmuş ise de davalının bu yöndeki itirazları ve yine bilirkişi raporunda karbon nüshada yapılan incelemenin doğru sonuç vermeyeceği yönündeki tespiti dikkate alınarak davacı vekiline  fatura aslını sunması için süre verilmiş ise de verilen kesin sürede dosyaya sunulmadığından imza incelemesi yapılamamış olup, davacının dava dilekçesinde yemin delilinin bulunmaması nedeni ile yemin hakkı hatırlatılamamış olup tüm bu nedenlerle ispatlanamayan davanın REDDİNE, davacının takibi yapmakta kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından da bu talebin reddine,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 07.07.2021 tarihli celsede yemin deliline dayanmak istenip istemediği sorulmadan, yemin metninin hazırlanıp sunulması için kendilerine 2 haftalık kesin süre verildiğini,Yerel Mahkemenin yemin deliline dayanmak hususunda  tarafları zorlama yetkisi bulunmadığını, mahkemenin görevinin yemin deliline başvurulup, başvurulmayacağını  hatırlatmak olduğunu, bu nedenle hukuka aykırı olarak kurulan ara karar gereğince hak kaybına uğranılmaması amacıyla yemin metni gönderildiğini,Yerel Mahkeme ara kararının hukuka aykırı olması nedeniyle bu  ara karardan dönülmesi taleplerinin kabul edilmediğini, yemin teklif edip etmeyeceği hususu sorulmadan yemin metninin sunulması için ara karar kurulmuş olmasının hukuka aykırı olduğunu, kararın bu yönden bozulması gerektiğini,  icra takibine dayanak yapılan faturada imzası bulunan,  davalı şirkette çalışan ve mal teslim almaya yetkili ...'ın beyanında;  teslim aldığı sevk irsaliyelerinde isim ve soy isim yazarak teslim aldığını, ancak kendisine gösterilen sevk irsaliyesinde sadece isim yazdığını,  imza incelemesinde, 22.11.2017, seri-sıra no'su ...olan irsaliyeli fatura karbon nüshasındaki imzanın, ...'ın eli ürünü olduğu  kanaatine varıldığını, alacağa konu malın teslim edildiğinin kesin olarak ispatlandığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişinin taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğuna, davalının ticari defterlerinde ve faturalarında davacının alacağının olduğuna, yönelik rapor düzenlediğini,  bilirkişi raporunun iddialarını kanıtladığını, davanın kabulü ile itirazın iptaline, davalının haksız itirazı nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kararın kaldırılması gerektiğini, itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağa faturanın teslim  edildiği tarihten itibaren avans faizi işletilmesine, kötüniyetli olarak takibe itiraz eden davalı borçlu aleyhine  %20'den  aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilin talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava; ticari ilişki nedeniyle düzenlenen iade faturası alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacının takibe dayanak  fatura miktarı kadar alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı alacaklı  tarafından, davalı hakkında, ... sayılı takip dosyası ile \"Fatura alacağı\"  borcun sebebi gösterilerek ve takip talebine fatura sureti de eklenerek 25,223,50 TL asıl alacak 2.431,97 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 27.655,47 TL alacağın tahsili istemiyle takip başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve süreside itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir.Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih,  2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).  Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer   tarafın  ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.  Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde  ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.Somut uyuşmazlıkta;  davacı tarafça davalıya 22/11/2017 tarihli  boyalı denim kumaş açıklaması ile 25.223,50 TL tutarlı irsaliyeli İADE FATURASI\" düzenlendiği, fatura üzerinde Teslim alan kısmında kontrol edilmek üzere 13 top alındı ...ismi ve imza bulunduğu, davalı tarafça tüm ticari ilişkinin reddedildiği, davalının iade  faturasına konu mallara ilişkin davacı tarafa kendilerince satış faturası da düzenlenmediği savunmaktadır.Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu ile uyuşmazlık konusu faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, iade konusu mallara ilişkin daha önce davacıya düzenlemiş bir kaydının bulunmadığı, davalı ticari defterlerinde ise davalıya ait hiçbir kayıt bulunmadığı, dava dışı ..., ... ve ortağı hesabı bulunduğu, davacının BS formunda ilgili fatura kaydının bulunduğu, davalının ilgili faturaya ilişkin BA bildirimi vermediği sabittir. İrsaliyeli fatura üzerinde imzası bulunan  \"...\" adlı kişinin tespiti için mahkemece şirket yetkilisinin isticvabı üzerine ... adında mal teslim almaya yetkili bir personelleri olduğu bildirilmiş, ayrıca fatura konusu malların kendilerine teslim edilmediği beyan edilmiş, ... tanık olarak alınan yeminli beyanında tam olarak hatırlamamakla birlikte irsaliyeli fatura üzerindeki imza bana ait değildir. Ben 2017 yılında şirket çalışanı idim. Mal teslim almakla sorumlu idim. Ancak teslim aldığım faturalarda isim ve soy ismimi yazıyordum. Gösterdiğiniz irsaliyede sadece isim yazıyor\" şeklinde beyanda bulunduğu, bilahare ...'in imza örnekleri toplanarak imza incelemesi yaptırıldığı, 21/05/20211 tarihli raporda \"belgenin ıslak imzalı olmayıp karbon nüsha olması nedeniyle tanı unsurlarının bir kısmını içermediği, doğası gereği üstten geçerek kopyalama olasılığın da barındırmaktadır.İnceleme bu kısıtlı çerçevede sürüdürülmüştür. Sonuç karbon nüshadaki imzanın ...'ın eli ürün olduğu kanaatine varılmıştır\"  şeklinde rapor verildiği, davacıya ıslak  imzalı irsaliyeli faturayı sunmak üzere verilen kesin süre de faturanın sunulmadığı,  mahkemece verilen süre içinde davacı tarafça hazırlanan yemin metnine uygun şekilde; uyuşmazlık konusu faturayı teslim almadıkları,  herhangi bir ticari ilişkileri bulunmadığı,  fatura  aslının şirkette bulunmadığı, fatura içeriği malların ... tarafından teslim alınmadığı hususlarında yemin eda edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının davasını ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davalının istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,400 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.22/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"41fc192bbe9855d7","SID":"d45a93afdd12a2cd"}}