{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/9 <br>KARAR NO:2025/804<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:06/10/2021<br>NUMARASI:2020/741 Esas -  2021/680 Karar<br>DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/06/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın ... Şubesi ile dava dışı asıl borçlu... Şti arasında imzalanan ... T.A.O Genel Kredi Sözleşmesine istinaden asıl borçluya kredi kullandırıldığını, davalı ...'ın kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, borçtan sorumlu bulunduğunu, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine Ankara ... Noterliği'nin 26.05.2009 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesi keşide edilerek borcun ödenmesinin istenildiğini, borcun ödenmemesi üzerine ... sayılı dosyası ile alacağın tahsili için ilamsız icra takibi yapıldığını, yapılan icra takibinde borçlu tarafından borca, tüm faiz ve ferilerine itiraz edilmesi nedeni ile işbu davayı açma zorunluluğun doğduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, davalı borçlunun takip tutarı alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kredi sözleşmesi imzalamadığını ve ödeme emrinde belirtilen miktarda bir borcu bulunmadığını, davacı banka ile sadece 2005 yılında bir konut kredisi sözleşmesi imzalandığını ve o kredinin de kapatılmış olduğunu, genel kredi sözleşmesindeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, imzalar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması taleplerinin bulunduğunu, davanın haksız olduğunu, beyanla, davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Yapılan yargılama neticesinde ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı banka ile dava dışı ... Şti arasında akdolunan genel kredi sözleşmesi uyarınca adı geçen şirkete nakit krediler kullandırıldığı, genel kredi sözleşmesinde davalı ...'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, davalı yanca her ne kadar imza inkarında bulunulmuşsa da dosyada yaptırılan imza incelemesinde kredi sözleşmesinde atılı bulunan imzanın davalının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, davalının müşteki olarak yer aldığı belgede sahtecilik soruşturmasında da kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu karara karşı yapılan itirazın reddedildiği anlaşılmakla davalının borçtan müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Dava dışı asıl borçluya kullandırılan kredilerin geri ödemelerinin aksatılması üzerine davacı banka kredi sözleşmesinin 18. maddesindeki sözleşmeyi feshetme yetkisine dayanarak, dava dışı asıl borçlu ve davalı kefile Ankara ... Noterliğinin 26/08/2009 tarih ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 30/04/2009 kat tarihi itibariyle nakit kredilerden kaynaklı toplam 113.264,94 TL borcun masrafları ile birlikte 1 gün içerisinde ödenmesini ihtar etmiştir. İhtarname davalı kefile 01/06/2009 tarihinde tebliğ edilmiş olup, verilen süreye nazaran davalı 03/06/2009 tarihinde mütemerrit olmuştur. Kredi sözleşmesinin 20. maddesinde delil anlaşması bulunduğundan davacı banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bankacı bilirkişi tarafından temerrüt ve takip tarihi dikkate alınmak suretiyle yapılan incelemede, davalı kefil ...'ın itirazının iptalinin, 108.347,83 TL asıl alacak, yıllık %48 temerrüt faizi oranı üzerinden 6.067,48 TL temerrüt faizi ve 303,37 TL faizin %5'i bsmv olmak üzere toplam 114.718,68 TL üzerinden yapılabileceği ve 15.07.2009 takip tarihinden itibaren davacı banka tarafından davalı kefilden 108.347,83 TL asıl alacak matrahı üzerinden %48 temerrüt faizi talep edebileceği tespitlerinde bulunulmuştur.Bilirkişi raporunun incelenmesinden hukuki yönleri ayrık olmak üzere teknik, ayrıntılı, dosya kapsamına ve sözleşme hükümlerine uygun olarak düzenlendiği anlaşılmış, rapor hüküm kurmaya elverişli kabul edilmiştir. Bu bağlamda ve davacı vekili tarafından bilirkişi incelemesinden sonra ibraz edilen ihtarname masraf dekontları dikkate alınarak davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 108.347,83 TL asıl alacak, takip tarihine kadar işlemiş 6.067,48 TL faiz, 303,37 TL faizin gider vergisi ve 586,44 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 115.305,12 TL alacak talebinin yerinde olduğu, davacının fazlaya dair istemlerinin ve davalının borçlu olmadığı yönündeki savunmalarının yerinde olmadığı, öte yandan hüküm altına alınan alacağın likit ve bu yöne ilişkin itirazın da haksız olması karşısında icra inkar tazminatı istem koşullarının da oluştuğu sonuç ve kanaatine varılmış, davanın kısmen kabulüne,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  dosyaya sunulan savunma, cevap   ve beyanlar dikkate alınmaksızın ve aydınlatıcı hiçbir açıklama yapılmaksızın,  sadece alacaklı tarafın  talebinin yerinde olduğundan bahisle karar oluşturulduğunu, dosyanın ayrıntılarının irdelenmediğini, davalının kefil sıfatıyla borçlu olarak gösterilmek suretiyle ilgisinin bulunmadığı bir borç ilişkisine sürüklendiğini, davalının iradesinin fesada uğratıldığını, daha kefil olma  iradesinin  olmadığı  yönündeki itirazların  hiçbir şekilde  dikkate  alınmadığını,  imzaların bulunduğu konut kredilerine dair sözleşmelerin davacı banka tarafından yazılan müzekkerelere rağmen sunulmadığını ve karşılaştırmalı bir inceleme yapılamadığını,takip borçlusunun şirket için davacı banka nezdinde açılan hesabın, davalının konut kredisi kullanmak üzere adına açılan hesaptan sonraki bir tarihte açılmış olduğunu, davalının gerek kendisi gerekse de diğer takip borçlusu ...için kullanılan konut kredilerine ilişkin hesap dışında hiçbir şekilde davacı banka ile irtibata geçemediğini ve hiçbir hesap açılımına katılmadığını, sözleşmenin 97. Sayfasının her şeyi net olarak gösterdiğini, müşteri kısmında  ... yazdığını, altta  kefil kısmında  ise ...'ın  yine kendi el yazı ve imzasının görülmekte olduğunu,...Şti. ile ilgili sonradan basılan tamamen ilgisiz boş alanlarda ve imzasız kaşeler  olduğunun görüldüğünü, davalının ... Gıda için kefalet altına girdiğinin hiçbir surette açıkça yer almadığını, Kaşeler üzerindeki imzaların... Gıda'nın tek yetkilisi olan...'a ait olmadığının sözleşmenin sonunda yer alan...’ın imzası ile karşılaştırıldığında  çıplak gözle dahi net olarak görüldüğünü, karara konu  icra takibindeki  faizin de fahiş olduğunu, davalının tacir olmadığının da gözardı  edildiğini, söz konusu  temerrüt faizinin  davalı açısından  uygulanmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yine alacağın likit olmadığını, kısmi ret kararı verilmesine  rağmen  icra inkar tazminatına hükmolunmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca davalı açısından tatbiki ve telafisi imkansız sonuçlar doğuracak nitelikte olduğunu, davalının sosyo-ekonomik  durumu  nazara alınarak ilgi icra dosyasının istinaf incelmesi  sonuçlanıncaya  kadar  durdurulmasını  ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı başlatılan ilamsız icra takibine borçlunun  itirazının iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar  verilmiş, davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; kefaletin geçerli olup olmadığı, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olup olmadığı noktalarınadır. Davalı ve diğer kefil ve asıl borçlu şirket hakkında  ... sayılı dosyası ile  113.464,94 TL asıl alacak 12.113,17 TL faiz toplamı, 605,63 TL BSMV toplamı ve 586,44 TL masraf olmak üzere toplam 126.770,18 TL alacağın  tahsili  talebiyle \"sözleşme, ekstre, ihtarname\" borcun sebebi gösterilerek  ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine eldeki itirazın iptaline ilişkin davanın açıldığı görülmektedir.Davalı taraf genel kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığını, banka ile sadece 2005 yılında kullandığı konut kredisi için sözleşme imzaladığını, davalının diğer kefil ve aynı zamanda asıl borçlu şirketin tek yetkilisi olan ...'ın şahsi olarak kullandığı konut kredisine kefil olduğunu, sonradan bu sözleşmeye kaşe basılarak bilgisi dışında ... gıda şirketinin kullandığı krediye kefil haline getirildiğini savunmaktadır. Dosyaya aslı sunulu ve üzerinde imza incelemesi gerçekleştirilen 2006 tarihli \"kredi genel sözleşmesi\" nin kapak sayfasında, 1. Sayfasında, son sayfasında ve kefalete ilişkin bölümlerde ayrı ayrı olmak üzere davalı kefilin 9 adet imzasının bulunduğu, imza incelemesi yönünden yapılan bilirkişi incelemede imzaların davalıya ait olduğunun belirlendiği, sözleşmede kredi limiti ile birlikte kefalet limitinin de 310.000 TL olarak belirtildiği,  davalı ve diğer kefil için \"müşterek borçlu ve müteselsil kefiller\" bölümünde el yazısı ile isim soy isim kefil olunan miktar rakam ve yazı ile yazılı bulunduğu görülmektedir.Sözleşme 818 sayılı B.K döneminde imzalanmıştır. Buna göre kefaletin geçerli olabilmesi için; 1) Yazılı şekilde yapılması, 2) Kefilin sorumlu olacağı belirli bir miktarın açıkça gösterilmesi, 3) Kefalet edilen borcun geçerli bir borç olması, 4) Kefilin medeni hakları kullanma ehliyetinin bulunması gerekmektedir. Takibe dayanak sözleşmede, kredi limitinin ve kefil olunan miktarın 310.000 TL ve  kefillerin müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu kaydı düşülmüştür. Bu durumda kefaleteni 818  sayılı TBK da sayılan tüm unsurları içerdiği anlaşılmaktadır.Hesap kat ihtarının 26/05/2009 tarihinde keşide edildiği, icra takibinin de 15/07/2009 tarihinde başlatıldığı anlaşılmakla kefaletin şeklen geçerli olduğu anlaşılmaktadır.Davalı taraf sözleşmenin  iradesine aykırı olarak düzenlendiği, diğer kefilin kullandığı konut kredisi için yapılan sözleşmenin iradesi dışında  ... Gıda şirketinin kullandığı kredi sözleşmesi haline getirildiğine yönelik iddialarını ispatlar herhangi bir delil bulunmadığı, bu yönde yaptığı şikayet üzerine verilen koğuşturmaya yer olmadığına   dair savcılık kararının da kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda kefaletin geçersizliğine ilişkin iddiaların ispatlanmadığı sonucuna ulaşılmakla, bu yönlere ilişen istinaf istemleri yerinde değildir. 5411 Bankacılık Kanunu'nun 144. maddesi çerçevesinde, kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarının serbestçe belirleneceği belirtilmiştir. Anılan maddenin vermiş  olduğu  yetkiye istinaden 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan ve taraflar arasındaki sözleşmenin akdedildiği hesabın kat edildiği tarihte yürürlükte bulunan  Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğin 3. Maddesinde \"bankalarca mevduata uygulanacak sabit veya değişken faiz oranlarının serbestçe belirleneceği\", Tebliğ’in 4. maddesinde \"Bankalarca, reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları serbestçe belirleneceği\", aynı Tebliğin 6/2. Maddesinde \"bankaların, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan edeceği ve bu oranları internet sitelerinde yayımlayacağı\" hükümleri mevcuttur.Bahsi geçen tebliğin 4. Maddesine 15/11/2014 tarihli resmi gazetede yayınlanan düzenleme ile \"(3) (Ek:RG-15/11/2014-29176) Kredili mevduat hesaplarında uygulanacak azami akdi ve gecikme faiz oranları 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 26 ncı maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından belirlenen azami oranları geçemez.\" fıkrası eklenmiştir. Takibe konu edilen kredili mevduat hesabının hesap kat tarihi  26/05/2009, icra takibinin de 15/07/2009 tarihinde başlatıldığı anlaşılmakla bahsi geçen düzenlemenin eldeki uyuşmazlıkta uygulama  yeri bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı bankanın kullandırılan kredilerle aynı nevi kredilere uygulanan faiz oranını ve sözleşme hükümleri uyarınca da fiilen uygulanan oranın %50 fazlasının temerrüt faizi olarak esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.  İlk derece mahkemesince kullanılan kredi türlerine göre yapılan bilirkişi hesaplaması esas alınarak hüküm kurulmasında ve kullanılan krediler ticari kredi olması nedeniyle faiz serbestisi kapsamında sözleşme ile belirlenen oranlarda faize hükmedilmesinde de bir isabetsizlik yoktur. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.Eldeki davada, nakdi krediye ilişkin alacak  likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmakla davalının bu yöne ilişen istinaf talebi de yerinde değildir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.969,25 TL harcın, alınması gerekli olan 7.876,49 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.907,24‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.12/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"101df5f5c5a5845a","SID":"e11678e563c52d8d"}}