{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/516 <br>KARAR NO: 2025/972<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/12/2024<br>NUMARASI: 2024/907   E.  - 2024/909  K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari satımdan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  Müvekkili ile davalı şirket arasında yapılan 25/05/2022 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile İstanbul İli, Pendik İlçesi ... Mah. ... Ada ... Parsel'de mukim ... isimli ana taşınmazda yer alan .. Blok ...Bodrum kat- kat ... nolu, ... m2 büyüklüğündeki bağımsız bölümün 157.000,00 USD bedel karşılığında ve .. Blok ... kat - ... nolu, 49 m2 büyüklüğündeki bağımsız bölümün ise 98.300,00 USD bedel karşılığında alıcı sıfatıyla müvekkiline eslim edilmesi hususunda anlaşmaya varıldığını, müvekkilinin, sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini ve satış bedelleri ile tapu masraf ve harçlarını davalı tarafa banka aracılığıyla ödendiğini, her ne kadar taşınmazların tapu devirlerinin, 31/05/2022 tarihinde, ... nolu bağımsız bölüm için 1.612.000-TL işlem bedeli ile, 40 nolu bağımsız bölüm için 2.574.800,07 TL işlem bedeli ile işlem bedeli ile gerçekleştirilmiş olsa da Konut Satış Vaadi Sözleşmesi'nde yer alan, taşınmazın kullanıma hazır bir şekilde teslimi taahhüdüne aykırı davranıldığını ve taşınmazın kullanıma hazır bir şekilde teslimi için taahhüt edilen tarihte müvekkile teslim edilmediğini, taraflar arasındaki sözleşmede teslim tarihi olarak 28.02.2022  yazmakta olduğunu, davalı tarafın, tapu devir tarihinde taşınmazları  sözleşmeye uygun olarak teslim etmeyi taahhüt etmiş ise de bu taahhüdüne aykırı davrandığını, müvekkilinin bu tarihten itibaren sözleşmeye konu taşınmazı kullanıma hazır bir şekilde teslimi için davalı şirkete birçok defa başvuruda bulunmuş olsa da, başvurularının sonuçsuz kaldığını ve teslimin gerçekleşmediğini, davalıya ihtarname gönderdiklerini ,taşınmazın kullanıma hazır bir şekilde teslim edilmemesi nedeniyle mahrum kalınan kira bedelleri için  şimdilik 1.000,00 TL, eksik ve ayıplı ifa nedeniyle  şimdilik 1.000,00 TL nin mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte  davalıdan tahsiline  karar verilmesini talep  ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Bir davanın nispi ticari dava sayılması için TTK'nın 4/1. maddesi birinci fıkrasında belirtildiği gibi her iki tarafında tacir olduğu ve her iki tarafın  ticari işletmesi ile ilgili bir dava olması gerekmektedir. Mutlak ticari davalar ise TTK'nın 4/1-a maddesinde her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanununda düzenlenen hususlar  ile yine TTK'nın 4/1 f fıkrasına kadar sayılan yasalarda belirtilen davalar olarak sayılmıştır Yukarıda anlatılan nedenlerle TTK'nun 4(1) maddesindeki düzenleme nedeniyle somut davada davacının tacir olmadığı  uyuşmazlık konusunun da  ticari iş kapsamına girmediği bu nedenle  Asliye Hukuk  Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsiz olup davaya bakmanın mümkün olmadığı, görevin dava şartlarından olduğu ve HMK nun 115(1) maddesi uyarınca davanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliği nedeniyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/15-2141 Esas, 2019/442 Karar sayılı ilamı doğrultusunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda davanın dava şartı yokluğu yönünden usulden reddine, görevli Asliye Hukuk mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir...\" gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine, taraflardan birinin, karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli  mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, yasal süre içinde mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin iş bu kararın tebliği ile ihtarına  karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davacı arasında 25.05.2022 tarihinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapıldığını, davacının sözleşme tarihinde Türk vatandaşı olmadığını, yatırım yolu ile Türk vatandaşlığı başvurusu yapmak için sözleşmeye konu ... Proje isimli taşınmazda yer alan 40 nolu bağımsız bölüm ile 48 nolu bağımsız bölümü satın aldığını, esasen davacının tacir olduğunu, ticari amaçla yatırım amacıyla satın aldığını, vatandaşlık hakkı için ya da yatırım amaçlı yabancı uyruklu kişilerin bir gayrimenkul satın alırken yatırımın döviz cinsinden meblağ için döviz alım belgesini edinmesi gerektiğini, müvekkilinin tacir olduğunu, davacınında tacir olduğunu, taşınmazların tarafların ticari işletmesi ile ilgili olduğunu iddia ederek, mahkemenin görevsizlik kararının kaldırılarak işin esasının incelenmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, adi yazılı şekilde düzenlenen  taşınmaz satış vaadi sözleşmesi kapsamında satın alınan taşınmazların geç teslimi nedeniyle kira kaybı alacağı ile eksik teslim nedeniyle  tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda mahkemenin görevsizliğine ve dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, adi yazılı şekilde düzenlenen  gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı, satıcının davalı şirket, alıcının davacı olduğu, satış vaadi sözleşmesine konu taşınmazların mesken niteliğinde bulunduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğuna ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı gerçek kişinin tacir olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belge veya bu yönde bir iddia mevcut değildir. Sözleşme konusu taşınmazlar ise yukarıda belirtildiği üzere, mesken niteliğindedir. Davacı tarafça 10.07.2024 tarihli ihtarname ile davalı şirketten satın alınan iki ayrı bağımsız bölümün mutabakat ile belirlenen 28.02.2022 tarihinde teslim edilmediğini bundan dolayı rayiç kira bedeli üzerinden 2+1 büyüklüğündeki bağımsız bölüm için aylık 25.000,00 TL, 1+1 büyüklüğündeki bağımsız bölüm için aylık 20.000,00 TL ödenmesi ve her iki taşınmazın teslim edilmesini talep ettiği, talebin yerine getirilmemesi üzerine iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır.TTK'nın 4. maddesine göre,  bir davanın ticari dava  sayılması için uyuşmazlık konusu işin  taraflarının her ikisinin  birden  ticari işletmesi ile ilgili olmalı (nispi ticari dava) ya da  tarafların tacir olup olmadıklarına veya  işin tarafların  ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın, TTK veya diğer kanunlarda o davaya  asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı yönünde düzenlenme (mutlak ticari dava) olmalıdır.  Somut uyuşmazlık, adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi olup sözleşme konusu mesken niteliğindeki bağımsız bölümlerdir ve  mutlak ticari dava söz konusu değildir. Dosya kapsamına göre, gerçek kişi olan davacının tacir olduğunu gösteren herhangi bir delil sunulmadığı görülmektedir. Bu nedenle davanın, nispi ticari dava tanımına da uymadığı anlaşılmaktadır. O halde somut uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olmadığına dair ilk derece mahkemesi tespiti usule uygundur. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3. maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder. Anılan Kanunun 73/1. maddesinde; “Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Yukarıdaki yasal tanıma göre, tüketici sayılabilecek kişinin mal ya da hizmeti ticari veya mesleki faaliyeti dışında, özel kullanım ya da tüketimi için satın alması gerekir. Mal ya da hizmetin bizzat kendi kullanımı ya da yararlanmasının amaçlanması halinde tüketiciden söz edilebilir. Buna göre bir mal veya hizmeti, kişisel ihtiyaçları dışında, belirli bir meslek icrası, belirli bir üretimde kullanma, yeniden satış, ticari olarak kullanma vs. gibi mesleki veya ticari amaçlarla satın alanların tüketici kabul edilmeyecekleri kuşkusuzdur. Somut olayda, satıma konu olan  bağımsız bölümler mesken niteliğinde  ve iki adettir. Sözleşmenin tüketici işlemi niteliğinde olduğu  anlaşılmaktadır. Davacı alıcı tüketici, davalı ise satıcı konumumdadır. Bu kapsamda, mahkemece, görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu kabul edilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekir iken asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle verilen karar usul ve yasaya uygun görülmemiştir. Ancak söz konusu hata yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek görevli mahkemenin İstanbul Anadolu Tüketici Mahkemesi  olduğuna dair yeniden karar verilmesi uygun görülmüştür. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu görevsizlik kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve mahkemenin görevi hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine neticede davanın tüketici mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, ilk derece mahkemesinin istinafa konu görevsizlik kararının görevli mahkeme yönünden resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, mahkemenin görevi hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine  bu doğrultuda; 1-Davaya bakma görevi Tüketici Mahkemesine ait olduğundan, kararı veren ilk derece mahkemesinin görevsizliğine,  2-Gerekçeli kararın, HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararı veren  İlk Derece Mahkemesi tarafından, taraflara tebliğine 3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca taraflardan birisinin, iş bu kararın tebliğinden itibaren yasal iki haftalık süre içinde kararı veren ilk derece mahkemesine başvurusu hâlinde, dava dosyasının görevli İstanbul Anadolu Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine,  4-Harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, 5-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin harcının iadesine, 6-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin, görevli ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7-Dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 03.06.2025 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2cf6f44ae4e0f95d","SID":"d7dd59f6f4347387"}}