{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/2021 Esas<br>KARAR NO:2025/866 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2019/493 Esas- 2022/699 Karar<br>TARİH:06/07/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:22/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davalı tarafa ait araçların bakım, servis hizmeti ve yedek parça temini hususunda hizmet sunduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında fatura ve cari hesap alacağına dayalı olarak toplam 347.523,26-TL alacakları bulunduğunu, iş bu alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine yapılan icra takibine davalı tarafın haklı bir neden olmaksızın itiraz ettiğini, davalı tarafın haksız itirazının iptaliyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, alacağın dayanağını teşkil eden faturalara konu malların müvekkiline teslim edildiğini, davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, bu nedenlerle yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 06/07/2022 tarih ve 2019/493 Esas- 2022/699 Karar sayılı kararında;\"... takip sayılı dosyasının celp ve tetkikinde; davacı tarafından davalı aleyhine cari hesap alacağına dayalı olarak 347.523,26-TL üzerinden ilamsız icra takibi yaptığı, davalı tarafın süresinde takibe itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği anlaşılmıştır.Taraflara ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmış, alınan raporlara yönelik itirazlar sonucunda dosya 3 kişilik bilirkişi heyeti ... ve arkadaşlarına tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti düzenlemiş olduğu 17/03/2022 tarihli raporlarında özetle; \"davalı tarafından davacı adına düzenlenen toplam 227.562,33-TL'lik faturaların davacıya tebliğ edildiği ispat edilirse davalı tarafın borcunun 118.845,10-TL olduğunu; söz konusu faturaların davacı tarafa tebliğ edildiği kanıtlanamaz ise davacı tarafın icra takibine konu alacağının 346.407,43-TL olduğunu teknik kanaatleri olarak belirtmişler, mahkememizce de alternatifli olarak düzenlenen bilirkişi raporu yeterli görülerek hükme esas alınmıştır.Her ne kadar davalı taraf bilirkişi raporunda belirtilen 227.562,33-TL'lik faturaların davacı tarafa kargo ile gönderilip tebliğ edildiğini iddia etmiş ise de; bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere söz konusu kargo gönderisi içinde belirtilen faturaların bulunup bulunmadığının tespit edilemediği, ayrıca söz konusu faturalardan birinin 28/12/2014 tarihli olduğu halde tebliğ işleminin faturanın düzenleme tarihinden daha önce 20/12/2014 tarihinde olmasının madden mümkün olmadığı, dolayısıyla davacı tarafın talep edebileceği alacak miktarını sonlandıran 227.562,33-TL'lik faturaların davacı tarafa tebliğ edildiği veya faturaya konu malların veya hizmetin teslim edildiği hususunun davalı tarafından ispatlanamadığı, bu nedenlerle davacının alacağından iş bu miktarın mahsup edilemeyeceği mahkememizce değerlendirilmiştir.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında davacı tarafından düzenlenen ve tarafların ticari defter ve kayıtlarında yer alan faturalara dayalı olarak davacı tarafın talep edebileceği alacak miktarının toplam 346.407,43-TL olduğu, davalı tarafın iş bu alacaktan mahsubunu talep ettiği 227.562,33-TL'lik faturaların davacı tarafa tebliğ edildiği hususunu kanıtlayamadığı, bu bağlamda davacı tarafın davasının kısmen kabulüne, takibin 346.407,43-TL asıl alacak üzerinden devamına, likit olan alacağa yapılan itiraz nedeniyle davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmetmek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile,''1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalının, ... takip sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 346.407,43-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Hükmedilen alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 69.281-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;İspat külfeti altında olan karşı tarafın, davasını ispat etmemiş olmasına rağmen iddiasını ispat etmişçesine değerlendirmede bulunan ve ispat külfeti altında olmamasına rağmen ispat külfetini müvekkiline yükleyen, müvekkili tarafından faturaların karşı tarafa tebliğ edildiği yazılı belge ve maillerle ispat edilmesine rağmen bu delilleri yok sayan yerel mahkemenin kararının, usul ve yasaya aykırı olup, ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini; Öncelikli olarak karşı tarafın, huzurda görülen davada müvekkil şirketten alacaklı olduğunu ispat edemediğini, ancak buna rağmen karşı tarafına alacağını ispat ettiği varsayılarak davanın kabulüne karar verildiğini, oysa karşı tarafın ticari defterlerinde yer alan ve icra takibine konu yapılan faturaların müvekkil şirkete tebliğ edildiğine ilişkin bugüne kadar tek bir belgenin dosyaya sunulmamış olduğunun dosyada alınan tüm bilirkişi raporlarından açıkça anlaşıldığını, Yine karşı tarafın ticari defterlerinde yer alan ve icra takibine konu yapılan faturalardaki mal veya hizmetin müvekkilime teslim edildiğini veya hizmetin verildiğini gösteren tek bir sevk irsaliyesi veya yazılı belge bugüne kadar dava dosyasına sunulmamış olup, işbu husus dosyada alınan tüm bilirkişi raporlarıyla da sabit olduğunu, Yine karşı tarafın icra takibine konu yaptığı faturaların afaki olarak düzenlendiği tüm bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu, işbu faturaların her ne kadar karşı tarafça afaki olarak düzenlenip defterlerine kaydedilmiş ise de, işbu faturalara konu mal veya hizmetin müvekkil şirkete verilmediğinin sabit olduğunu, karşı tarafın, ticari defterlerinde kaydettiği faturalara konu mal veya hizmeti müvekkilime verdiğini müvekkil şirketten sadır imza ile ispat edemediğini, oysa karşı tarafın ticari defterlerine işlediği faturalara konu mal veya hizmeti müvekkil şirkete verdiğini yazılı belgelerle ispat etmesi gerektiğini, aksi takdirde tanzim edilip ticari defterlere işlenen hiçbir faturanın müvekkil şirket aleyhinde borç doğurmasının mümkün olmaması gerektiğini, nitekim somut olayda da karşı tarafın, tanzim edip defterlerine işlediği afaki faturalarla müvekkil şirketten hiçbir hak ve alacak talebinde bulunamayacağını,Bütün bunlara karşılık müvekkil şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olan faturaların gerçek olduğu ve verilen mal veya hizmete karşılık düzenlendiği bilirkişi raporuyla ortaya çıktığını, nitekim dosyada mübrez bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere müvekkil şirketin ticari defterlerinde yer alan faturaların tamamının karşı tarafa tebliğ edildiği ve karşı tarafın da işbu faturalara itiraz etmeyerek kesinleştiğinin açıkça görüldüğünü, işbu hususun, yazılı belgelerle ispat edildiğini, Mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda her ne kadar sözü edilen 06.12.2013 tarihli ... nolu 3.540,00TL bedelli kira faturası her ne kadar davacı tarafın ticari defterlerine işlenmemiş ise de, söz konusu faturanın tarafımızdan karşı tarafa tebliğ edildiği buna karşın karşı tarafın söz konusu faturaya itiraz etmediğinin sabit olduğunu, son bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde sunulan ... Taşıma irsaliyesi faturasından da anlaşılacağı üzere söz konusu fatura davacının çalışanlarından ... adlı şahsa tebliğ edildiğini, yine bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde sunulan müvekkil şirket muhasebecisi ... ile karşı taraf çalışanı ... arasında geçen 06.02.2014 tarihli a-mail yazışmalarında söz konusu kira faturasının kimin teslim aldığının açıkça belirtildiğini, dolayısıyla mahkemenin hükme esas aldığı son bilirkişi raporunun aksine 06.12.2013 tarihli ... numaralı 3.540,00TL bedelli kira faturasının karşı tarafa tebliğ edildiği ve karşı tarafın itiraz etmediğinin sabit olduğunu, Yine mahkemenin hükme esas aldığı son bilirkişi raporunda her ne kadar 28.12.2014 tarihli 14.950,23TL bedelli faturanın gönderi tarihinden sonra düzenlendiği ifade edilmiş ise de, söz konusu faturanın verilen mal ve hizmete karşılık olarak düzenlendiği iş emri belgeleri ile diğer yazılı belgelerle sabit olduğunu, müvekkil şirketin belirtilen tarihlerde davacı şirketin otobüs servisi olarak hizmet verdiği için davacının İstanbuldaki müşterilerinin garanti kapsamında verdiği mal veya hizmeti faturalandırdığını,Müvekkil şirket tarafından düzenlenen faturaların toplu olarak karşı tarafa tebliğe çıkarmasının sebebi ise, müvekkil şirketin, karşı tarafın \"otobüs servisi\" olarak hizmet vermesi nedeniyle faturaların aylık ve toplu olarak gönderilmesi olduğunu,Mahkemenin hükme esas aldığı son bilirkişi raporunda sözü edilen 34 adet 224.022,33TL toplam bedelli faturaların karşı tarafa tebliğ edildiğini, söz konusu faturaların tamamının ... kargoyla karşı tarafa tebliğ edildiğini, mahkemenin hükme esas aldığı son bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi ekinde sunulan yazılı delillerden de müvekkil şirketin, 30.11.2014 tarihine kadar ki bütün faturaları ( 15 adet) 17.12.2014 tarihli ... Kargo ile karşı tarafa tebliğ ettiğini, İşbu hususun, ... kargo faturası ile sabit olduğu gibi mahkemenin hükme esas aldığı son bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde sunulan mail dökümlerinden de anlaşıldığı üzere müvekkil şirket muhasebecisi ... ile karşı tarafın çalışanı ... arasında geçen maillerle de sabit olduğunu, nitekim karşı tarafın, 19.12.2014 tarihli mailinde dava konusu maillerin kendisine ulaştığını açıkça beyan ettiğini,Yine mahkemenin hükme esas aldığı son bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi ekinde  sunulan yazılı belgelerden, müvekkil şirketin 2014 yılı Aralık ayında kestiği faturalar da 20.12.2014 tarihinde ... kargoyla karşı tarafa tebliğ edildiğini, yerel mahkemenin, işbu yazılı belgeleri kabul etmek veya işbu faturaların karşı tarafa tebliğ edilmediği kanaatinde ise, ... kargoya yazı yazarak söz konusu faturaları karşı tarafa teslim edip etmediğinin sorulmasına karar vermek yerine, hiçbir araştırma yapmadan ve yazılı belgelere itibar etmeden varsayımsal davranıp, davanın kabulüne karar verdiğini, Sonuç itibariyle müvekkil şirketin ticari defter kayıtları ile karşı tarafa tebliğ edilen faturaların tamamının birbirini teyit ettiği yazılı belgeler (kargo gönderi belgeleriyle tebliğ edilmiş ve itiraz edilmemiş) ve maillerle ispat edilmesine rağmen karşı tarafın ticari defterlerinde yer alan faturaların tamamının afaki olduğu ve hiçbirinin müvekkile tebliğ edilmediğinin (ki, tebliğ edildiğini gösteren tek bir yazılı belge, müvekkil şirket imzası vs yoktur) sabit olduğunu,Dolayısıyla mahkemenin hükme esas aldığı son bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere müvekkil şirketin karşı tarafa, takibe konu yapılan miktar kadar (347.523,26TL) ile mahkemenin kabul ettiği 346.407,43TL borçlu olmadığı, aksine müvekkil şirket kayıtları ile yazılı fatura, tebliğ ve gönderi belgelerine vs. göre 118.845,10TL borçlu olduğunu, Bir an için tarafların ticari defterlerinin birbiriyle örtüşmediği durumlarda BA/BS formlarına göre hareket edilmesi gerektiğini, mahkemenin hükme esas aldığı son bilirkişi raporunda her ne kadar BA/BS FORMALARINA yer ve değer verilmemiş ise de gerçeğin ortaya çıkarılmasında son derece önemli olduğunu, dolayısıyla işbu davadaki deliller değerlendirilirken BA/BS formalarının göz önünde bulundurulması gerekirken mahkeme tarafından göz önünde bulundurulmadığını, oysa BA/BS formları, tarafların itiraz edemeyeceği yegane kayıt ve delillerden olduğunu, işbu delil ve kayıtlar  incelendiğinde görüleceği üzere müvekkil şirketin karşı tarafa borçlu olduğu miktarın sadece 118.845,10 TL olduğunu,Faturanın, tek taraflı bir işlemle her zaman düzenlenmesi mümkün olan belgelerden olduğunu, faturanın bağlayıcı olabilmesi için söz konusu faturanın karşı tarafa tebliğ edilmesine rağmen 8 gün içinde itiraz edilmemiş olması veya faturaya konu malın karşı tarafa teslim edildiğinin veya hizmetin verildiğinin karşı tarafın imzasını içeren yazılı belgelerle ispat edilmiş olması gerektiğini, somut olayda karşı tarafın, faturaya konu malları müvekkiline teslim ettiğini veya faturaya konu hizmeti müvekkiline verdiğini ispat edemediği gibi, söz konusu faturaların da müvekkiline tebliğ edilmediğini, buna karşılık olarak müvekkil şirket, ticari defterlerinde yer alan faturaların tamamının karşı tarafa tebliğ edildiğinin mahkemenin hükme esas aldığı son bilirkişi raporu ile diğer bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu, Ayrıca mahkeme, gerekçeli kararında her ne kadar davalı müvekkil şirketin 227.562,33TLlik faturaları, davacı karşı tarafa tebliğ edildiğini ispat etmediğini kabul etmiş ise de, yukarıda detaylarına yer verdikleri üzere müvekkil şirketin söz konusu faturaları karşı tarafa tebliğ ettiği hem ... kargo belgeleriyle hem de müvekkil şirket çalışanları ile davacı karşı tarafın çalışanları arasında e-mail yoluyla yapılan yazışmalardan açıkça anlaşıldığını, davacı karşı tarafın çalışanı söz konusu faturaları tebliğ aldıklarını ve noter kanalıyla itiraz edeceklerine belirtmiş ise de, söz konusu faturalara itiraz etmedikleri sabit olduğu gibi, aksini de ortaya koyamadıklarını, hal ve durum böyleyken yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunun sabit olup, bozularak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini isteme mecburiyeti hasıl olduğunu beyanla, duruşma, mürafaa ile tehir-i icra taleplerinin kabulü ile karar kesinleşinceye kadar icra takibinin durdurulmasına, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/493 E. 2022/699 K. sayılı ve 06.07.2022 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; dava ve icra takibi dayanağı faturalara konu ürünlerin davacı tarafından davalıya teslim edildiği ve davalı tarafından bakiye alacak bedelinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda  bulunulmuştur.Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili, dava ve icra takibi dayanağı faturalara konu ürünlerin davacı tarafından davalıya teslim edilmesine rağmen davalı tarafından bakiye alacak bedelinin ödenmediğini iddia etmiş, davalı vekili, faturalara konu ürünlerin davacı tarafından davalıya teslim edilmediğini savunmuştur.Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonrasında düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporlarında; davacı tarafından düzenlenen 04/12/2014 tarihli 1.372,91 TL bedelli fatura dışındaki  tüm faturaların davalı tarafından kabul edilerek ticari defterlerine kaydedildiği, davalı tarafından düzenlenen 06/12/2013 tarihli 3.540,00 TL bedelli ve 2014 yılında düzenlenen 34 adet ve toplam 224.022,33 TL bedeli faturaların davacının defter ve kayıtlarında yer almadığı tespit edilmiştir.Davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı tarafından kabul edilerek ticari defterlerine kaydedilmekle faturalara konu ürünlerin teslim edildiği karine olarak davalı tarafından kabul edilmiş sayılmıştır. Söz konusu adi karinenin aksi davalı tarafından yazılı ve kesin deliller ile ispat edilmek zorunda olup, davalı tarafından davacının ürünleri teslim etmediğini ispatlar dosyaya yazılı ve kesin delil sunulmamıştır. Davalı tarafından düzenlenen ve davacının ticari defterlerinde yer almayan faturaların davacıya kargo yoluyla tebliğ edildiği iddia edilmiş ise de, kargo evrak içeriğinde hangi faturaların olduğu açıkça belirtilmediği, sadece içerik olarak evrak yazılı olduğu, davalı tarafından sunulan mail yazışmaları incelendiğinde davalı çalışanının mail ile davacı taraf çalışanına \"... ekte gördüğünüz teslim fişinde size gönderdiğim kira faturalarının kimin teslim aldığını görebilirsiniz\" diyerek kargo teslim fişinin gönderildiğini, ancak mailde ve kargo teslim fişinde hangi tarihli ve bedelli faturanın olduğunun açıkça belirtilmediği, davalı şirket çalışanı tarafından davacı çalışanına gönderilen 17/12/2014 tarihli mailde 11. Aya ilişkin fatura kesildiğinin ve kargoya verildiğinin bildirildiği, davacı çalışanı tarafından  faturanın ne ile ilgili olduğu sorulduğu, bunun üzerine davalı çalışanının söz konusu faturaların çalışanınız ... beyin bilgisi dahilinde kesildiği ve gerekli bilgiyi ondan alabileceklerini söylediği, davacı çalışanı tarafından 19/12/2014 tarihinde gönderilen mailde faturaların ulaştığı, ancak kabul edilmediği, geri gönderildiği ve noter kanalı ile itiraz edileceğinin bildirildiği görülmüş, yine maillerde geçen faturaların hangi tarihli ve bedelli faturalar olduğu açıklanmadığı gibi kargo teslim fişinde de ayrıntısı belirtilmemiştir. Bu durumda davalı tarafından davacıya düzenlenen ve davacı tarafından kabul edilmeyen faturaların tebliğ edildiğinin ispatlandığı söylenemeyeceği gibi, faturaların usulüne uygun tebliğ edildiği kabul edilse dahi davalı tarafından faturalara konu hizmetin verildiğine ve ürünlerin teslim edildiğine ilişkin dosyaya yazılı ve kesin delil sunulmadığı,  davacı tarafından faturaların kabul edilerek ticari defterlerine kaydedilmediği ve BA formlarında da beyan edilmediği dikkate alındığında davalı tarafından düzenlenen faturaların kabulü ve davacı alacağından mahsubu mümkün olmayıp, Mahkemece bu hususlar dikkate alınarak davacı alacağının hüküm altına alınması isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 23.663,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 5.915,75‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 17.747,25 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"af66f950d388ebab","SID":"3e055dfe3b267052"}}