{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/2224 <br>KARAR NO:2025/738<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:28/09/2021<br>NUMARASI:2020/653 Esas -  2021/667 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:29/05/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında tanzim edilen 05.10.2018 tarihli \"Hisse Devri  Tasfiye Protokolü\" uyarınca Balıkesir İli Edremit İlçesi sınırlarında bulunan ... Köyü projesinde müvekkile ait hisselerin davalıya satışı konusunda anlaşmaya varıldığını,  bu anlaşma uyarınca belirlenen hisse satışı karşılığında bedelin belirlendiğini ve belirlenen bedelin tasfiye sürecinde ödeme koşulları bakımından tarafların anlaşmaya vardıklarını, ödemelerin her ayın 15. gününde 350.000,00 TL taksitler halinde yapılacağının protokolde açıkça yazılmış olmasına rağmen davalı tarafça 2020 yılı Mart ayına kadar taksitler aksatılmadan (birkaç günlük gecikmeleri müvekkil iyi niyet gereği görmezden gelmiştir.) eksiksiz olarak ödendiğini, ancak 2020 yılı Mart, Nisan, Mayıs aylarına ait ödenmesi gereken 350.000,00TL'lik taksitlerin ödenmediğini, 11.06.2020 tarihinde ise aksayan bu taksitlerin toplu olarak müvekkil hesabına ödendiğini, bu nedenle .. numaralı dosyası ile davalının 15.03.2020, 15.04.2020, 15.05.2020 tarihlerinde ödemesi gereken 350.000,00TL'lik taksitleri 11.06.2020 tarihinde ödeyerek yapmış olduğu geç ödemeden kaynaklanan ticari faizin talep edildiğini, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu beyan ile itirazın iptaline, takibin devamına ve  alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça, dava konusu itirazın iptali davası olarak belirtilmiş olunsa da dava konusu uyuşmazlık sözleşme ilişkisinden kaynaklandığından  yazılı yargılama usulünün uygulanmasını gerektiğini, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan edimlerinin ifasını durdurma hakkına sahip olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin her iki tarafa da sıralı ve süreli edimler yükleyen “karşılıklı iki tarafa borç yükleyen” nitelikte bir sözleşme olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin ifadan kaçınabilmesi Kanun’un kendisine tanıdığı bir hak olduğunu ve müvekkilinin temerrüde düşmesini de engellediğini, Yönetim Planı ve Devre Mülk Sözleşmelerine bu ismi bizzat veren davacı ... AŞ nin Hisse Devri ve Tasfiye Protokolünün (II-A/1) maddesinin açık hükmüne rağmen ve müvekkili şirket de taksit ödemelerini hiç aksatmadan yerine getiriyorken, Protokole ve Yasalara aykırı olarak isim hakkı ve kuyu devir bedelleri talebinde bulunduğunu, bunun üzerine ve bu taleplerindeki ısrarlı tutumları ile sözleşmeden doğan sıralı ve öncelikli edim borçlarını yerine getirmeyeceklerini açıkça dile getirmeleri nedeniyle müvekkili şirketin TBK’nın 97. maddesinde dayanak bulan hakları kapsamında taksit ödemelerini durdurduğunu, davacının Hisse Devri ve Tasfiye Protokolündeki edimlerini ifa etmekten kaçınması anlamına gelen edimlerine karşılık müvekkilden edimlerini ifa etmesini talep hakkının da da ortadan kalktığını, açıklanan nedenlerle müvekkilinin temerrüdünden ve kusurundan söz edilemeyeceğini beyan ile davanın ve icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuş, İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre icra takibinde haksız ve kötü niyetli görülen davacıdan % 20 kötü niyet tazminatının tahsilini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,\"Davanın icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı verilmesi istemine ilişkin olup, taraflar arasında,  05.10.2018 tarihinde Balıkesir İli Edremit İlçesi sınırlarında bulunan ... projesinde davacıya ait hisselerin davalıya satışı konusunda anlaşmaya varılarak Hisse Devri  Tasfiye Protokolü'nün imzalanmış, davacı, davalının  her ayın 15. gününde 350.000,00 TL  lık taksitler halinde ödeme yapacağını sözleşme ile taahhüt etmesine rağmen  2020 yılı Mart, Nisan, Mayıs aylarına ait ödenmesi gereken 350.000,00TL'lik taksitlerin anılan şekilde ödemeyip 11.06.2020 tarihinde  toplu olarak ödediğinden bahisle, icra takibinde geç ödemeden kaynaklanan ticari faizin davalıdan tahsilini talep etmiş, davalı taraf  davacının sözleşmeden doğan sıralı ve öncelikli edimlerini yerine getirmeyeceğinine yönelik beyanına karşılık TBK’nın 97. maddesinde dayanak bulan hakları kapsamında taksit ödemelerini durdurduğunu ve temerrütlerinden bahsedilemeyeceğinden davanın reddi gerektiğini savunmuştur.Dosya kapsamında mevcut taraflar arasındaki düzenlenmiş olan protokol ve ihtarnameler incelenmiş, davacının 23/03/2020 tarihli ihtarında davalıya 15/03/2020 tarihinde ödenmesi gereken 350.000 TL taksidin ödenmesini ihtar ettiği, davalının 10/04/2020 tarihli cevabi ihtarında ifa borçlarının yerine getirilmesini, aksi takdirde taksit ödemelerinin durdurulacağını beyan ettiği, davacının 22/04/2020 tarihinde davalının ihtarına cevaben iddiaların yerinde olmadığını beyanla taksit ödemesinin yapılmasını beyan ettiği, davalının 10/06/2020 tarihli ihtarı ile edimlerin yerine getirilmesi için ilave bedel talep edilemeyeceğini, edimlerin tebliğden itibaren 1 ay içinde tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesinin ihtar edildiği görülmüştür. Taraflar arasında sözleşmeye dayalı ticari ilişkinin varlığı hususunda bir ihtilaf olmayıp, uyuşmazlık davalının ödemezlik defiinde bulunabilme şartlarının gerçekleşmiş olup olmadığı, dolayısı ile davalının temerrüdünün ve davacının faiz alacağının doğup doğmadığı hususlarından kaynaklanmakta olup, mahkememizce konusunda uzman bilirkişiler vasıtası ile uyuşmazlık konusu hususların değerlendirilmesi bakımından inceleme yaptırılmış, davalının ödemezlik def’inde bulunma şartlarının gerçekleştiği, dolayısıyla da davalının temerrüdünden söz edilemeyeceği ve davacının faiz talebinin yerinde olmadığı tespit edilmiş olup, bilirkişi raporunun tarafsız, dosya kapsamı ve bilimsel veriler ile uyumlu, ayrıca denetime elverişli olduğu kanaatine varılmıştır. İddia, savunma, sunulan deliller ve karşı deliller, icra takip dosyası, taraflar arasındaki protokol, ihtar ve cevabi ihtarlar  bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, sözleşmeden kaynaklanan işin ifasına ilişkin yükümlülüklerini tam ve eksiksiz şekilde zamanında yerine getirdiğini, davasını ve icra takip konusu faiz alacağının doğduğunu ispatlayamadığından davasının reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı, 2020 yılı Mart ayına kadar (birkaç günlük gecikmeler haricinde) eksiksiz ödemiş ancak Mart-Nisan-Mayıs 2020 taksitlerini vade gününde ödemediğini, bu üç aylık toplam taksit miktarı 11/06/2020 tarihinde toplu olarak davacıya ödendiğini, ödeme tarihleri ve dolayısıyla yerine getirilecek edim net bir şekilde belirlenmişse edimin yerine getirilmemesinin temerrüt faizi gerektirdiğini, aylık taksit miktarının 350.000TL olduğu bir ticari bir işte temerrüt faizinin yadsınamayacağını,\"taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesi gereğince davalının yaptığı ödemelere göre davalının temerrütünün olup olmadığı ve bu temerrütten dolayı davacı açısından toplu ödenen 3 aya ilişkin ödemeden dolayı bir faiz alacağının doğup doğmadığı...\" değerlendirmesinin bilirkişilerce yapılması istenmiş oysa dava konusu faiz isteği; hakim tarafından dosya kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte olduğunu, bilirkişiden dosyada temerrüt olup olmadığı, ödemezlik definin şartlarının oluşup oluşmadığının sorulamayacağını, HMK 'nın 279. Maddesi bu konuda açık olduğunu, iş bu sözleşme ile davacının belirlenen tüm haklarının davalıya devredildiğinin akdedildiğini, bu hususta herhangi bir çekişme bulunmadığını, vadesi her ayın 15. Günü olarak belirlenen borç, kesin vadeli olduğundan davalının ihtar ile temerrüte düşürülmesi de gerekmediğinden davalı 15/03/2020 itibariyle temerrüte düşmüş bulunduğunu, ödemezlik defi iddiasında bulunacak herhangi bir hukuki dayanak bulunmadığını, davalı borcunun olduğunu bilmekte, borcunun da geç ödediğini kabullendiğini, faizi hariç tutarak ödeme yapması davacının talep hakkını doğurduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kötü niyet tazminatı isteminin reddine yönelik kararı hukuka aykırı olduğunu, davalının herhangi bir faiz borcu bulunmadığını bile bile haksız ve kötü niyetli olarak icra takibini başlatmış olduğu hususunun tartışmasız olduğunu, kötü niyet tazminat isteminin neden reddedildiğine ilişkin herhangi bir açıklama da yapılmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair kararın kaldırılmasını ve kötüniyet tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, faiz alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının ödemezlik define dayanıp dayanamayacağı noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, ... sayılı takip dosyasında, \"taksitlerin geç ödenmesinden kaynaklanan faiz talebi\" sebebine dayalı olarak 22.678,08 TL alacağın tahsili istemiyle 14/09/2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Taraflar arasında imzalanan 05/10/2018 tarihli hisse devri ve tasfiye protokolü taraflara karşılıklı hak ve yükümlülükler yüklemektedir. Davacı tarafından çekilen Ankara ... Noterliğinin 22/04/2020 Tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile, davalıdan termal suyun çıktığı arazinin kullanım hakkı ile termal suyun işletme ve kullanım hakkının devri için bedel talep edildiği anlaşılmaktadır.Bu halde, taraflar arasındaki sözleşmede açıkça öngörülmeyen bu talep nedeniyle davalının ödemeleri durdurmasının ödemezlik defi kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.İİK'nın 67/2. Maddesinde itirazın iptali davasında, (...) takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceği düzenlenmiştir.Hukuk Genel Kurulunun 23.03.1974 tarihli ve 1971/8-143 E., 1974/262 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere dava açan kişinin  kötüniyetli olması, yani hiçbir hakkı olmadığını bilmesi ya da durumu icabı bilmesi gerektiği hâlde sırf aleyhine dava açtığı kişiyi ızrar kastı taşıması gerekmektedir.Kendisini haklı bilerek dava açan kişinin davasının reddedilmesi hâlinde maddenin uygulanması düşünülemez(Yargıtay HGK'nın 08.04.2021 tarih ve 2017/1-1228 E. -  2021/443 K. sayılı kararı). Eldeki davada her ne kadar takip haksız ise de davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır. Bu haliyle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmamıştır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin ve davalı vekilinin katılma yolu istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusu ile davalı vekilinin katılma yolu ile istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Taraflarca başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 29/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c9af05d9af456fb7","SID":"0bfa7b493e130947"}}