{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2024/2265 <br>KARAR NO: 2025/1120<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 14/05/2024<br>NUMARASI: 2022/437 Esas - 2024/326 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ: 26/06/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 08/02/2015 tarihinde davalılardan ehliyetsiz sürücü ...'ın yönetimindeki ... plaka sayılı kamyonetin seyir halinde iken trafik kurallarını ihlal ederek müvekkillerinin ... plaka sayılı aracına çarparak aracın sürüklenmesine ve müvekkillerinin yaralanmasına sebebiyet verdiğini, kazanın davalı sürücünün kusuru ile meydana geldiğini ve olay ile ilgili Gaziantep 2. Çocuk Mahkemesi'nin 2016/208 Esas sayılı dosyası ile dava görüldüğünü, müvekkili ...'ın kaza sonrası sol bacağının kırıldığını ve ameliyat geçirdiğini, sonrasında da fizik tedavi gördüğünü ve bir süre yatalak kaldığını, bu süreçte gelir kaybına uğradığını, ayrıca zorunlu ihtiyatlarını dahi başkasının yardımı ile karşılayabildiğini, böylece bakıcı masrafı doğduğunu, bunun yanında müvekkilinin aracı hurdaya çıktığı için tedaviye gidip gelirken ulaşım harcaması yapmak zorunda kaldığını, müvekkillinin ve ailesinin kaza sonrasında ruhsal olarak da çöküntüye uğradığını, müvekkili ...'ın da tedavi gördüğünü, kazadan ötürü belli bir süre çalışamadığını, ayrıca kaza nedeni ile elem ve ızdırap çektiğini ve manevi buhranlara girdiğini, müvekkili ...'ın da kaza nedeni ile tedavi görmek zorunda kaldığını, kazadan çok etkilenen küçük çocuğun uzun süre arabalara binemediğini, büyük korku ve endişe yaşadığını beyan ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile  davacı ... için 100 TL tedavi gideri, 100 TL bakıcı gideri, 100 TL ulaşım gideri, 5.000 TL maddi kazanç kaybı olmak üzere toplam 5.300 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiz oranı ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, davacı ... için 60.000 TL, davacı ... için 5.000 TL, davacı ... adına velayeten 3.000 TL olmak üzere toplam 68.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep  ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle;  ... plaka sayılı aracın kaza tarihini kapsar şekilde ... Sigorta A.Ş tarafından ZMMS poliçesinin bulunduğundan müvekkiline sorumluluk yüklenemeyeceğini, müvekkili aleyhindeki davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, geçici iş görememezlik tazminatından, bakıcı, tedavi ve yol giderlerinden müvekkilinin sorumluluğu olmadığını, ayrıca zararın ve kusur oranlarının tespitinin gerektiğini, her halde kurum sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, davacıların ancak dava tarihinden itibaren faiz talep edebileceklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... cevap  dilekçesinde özetle; 07/02/2015 tarihide ... plaka sayılı aracı ...'a sattığını, kaza nedeni ile ... tarafından davacılara 25.000 TL ödendiğini beyan ile davanın esas ve ayrıca olayın Gaziantep'te meydana geldiğinden bahisle yetki yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davacı ...'ın maddi tazminat davasının kabulüne, 41.406,27 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen (Davacı ...ndan 08/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, davalılar ... ve ...'dan 08/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile) tahsili ile davacıya ödenmesine, Davacı ...'ın manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 20.000 TL'nin 08/02/2015 tarihinden itaben işleyecek yasal faizi ile davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Davacı ... ve ...'ın manevi tazminat davalarının kısmen kabulüne, ... için 2.000 TL, ... için 1.000 TL manevi tazminatın 08/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Her ne kadar istinaf kaldırma kararı öncesi yapılan bilirkişi hesaplamasına göre talep artırım/ ıslah dilekçesi sunulmuş ise de aktüerya hesap raporu üzerinden yaklaşık 6 yıl geçtiği, artık bilinen dönem süresi artmış asgari ücrette de ciddi artış olduğunu, mahkemece dosyanın bilirkişiye gönderilerek yeniden hesaplama yapılması taleplerinin reddedilerek hukuka aykırı olacak şekilde 2019 yılında alınan aktüerya hesap raporuna göre hüküm kurulmasına itiraz ettiğini, müvekkilinin işbu kaza nedeniyle sürekli malul kaldığını, müvekkilin yaşı, vs çektiği acı ve üzüntü dikkate alındığında manevi tazminat tutarı çok düşük kaldığını, maddi tazminat yönünden reddedilen kısım bulunmamasına  rağmen davalılar vekili lehine vekalet ücretine hükmedildiğini,  manevi tazminat yönünden her bir davacı için ayrı ayrı lehe vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedildiğini, davalılardan ... yönünden manevi tazminat talebinde bulunulmadığını, hüküm de kurulmadığını, buna rağmen tüm davalılar yönünden vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya  aykırı olduğunu,  davacı ...'ın muhtemel yol ve bakıcı giderleri hiç hesaplanmamış olduğunu, davacı ...'ın fizik tedavi gördüğü tüm hastaneler bildirilmesine rağmen tüm kayıtlar celp edilmediğini, bilirkişi raporlarına itirazlarının  dikkate alınmadan eksik ve yetersiz raporlarla hüküm kurulduğunu, müvekkilin maluliyet oranları arasındaki çelişki giderilmediğini, kaza tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faiz işletildiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı aracın kaza tarihini kapsar şekilde ... Sigorta A.Ş tarafından ZMMS poliçesinin bulunması dolayısıyla husumet yokluğu nedeni ile davanın reddi gerektiğini,  dosyada sigortasız araç sürücüsü ödemede bulunmuş olup ekteki karar gereği dosya borcu sona erdiğini, kurumun sorumluluğuna gidilemeyeceğini, başvurucunun başkaca hak ve alacağı kalmadığını, müvekkili kurumun geçici bakıcı giderinden de sorumlu olmadığını,başvuru sahibinin yasanın aradığı anlamda başvuru şartını yerine getirmediğinden başvuru şartı yokluğu sebebiyle davanın reddi gerektiğini, başvuranın maluliyet ile ilgili tazminat talebinde bulunabilmesi için başvuranın öncelikle maluliyet oranını ve malul kaldığını hastane raporu ile belgelendirmesi gerektiğini, maluliyete esas yönetmeliğin maluliyet tespiti işlemleri yönetmeliği esas alınması gerektiğini, ATK tarafından hazırlanan maluliyet raporu başta heyet teşkili olmak üzere usule aykırı olarak düzenlendiğini, ATK 3. ihtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, bununla birlikte maluliyet raporuna esas alınan evraklar stebilizasyon süresi beklenmeden düzenlenmiş olduğundan hükme esas alınması mümkün olmadığını, yeniden rapor alınması gerektiğini, kaza tarihinden itibaren 1 yıllık süre geçirilmeden başvurucu tarafından alınan raporla maluliyet oranı belirlendiği için davalı tarafa bu raporlara uygun tazminat yüklenmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, trafik kazasının meydana gelmesinde tarafların kusur oranlarını gösterir bilirkişi raporu tanzim edilmediğini,   ATK' dan rapor alınması gerektiğini, Ceza Hakiminin kararı hukuk hakimini bağlamayacağını, müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, ehliyet sınıfı a2 olup yeterli ehliyeti bulunmadığını, davacının kaza esnasında yeterli sürücü belgesinin olmadığını, ...’nın sorumluluğu teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olup bu bağlamda davacı talepleri hem işbu tek teminat limiti dahilinde hem teminat sorumluluğu dahilinde değerlendirilmesi gerektiğini, SGK'nın ödemiş olduğu tazminat varsa tespit edilerek ödenecek tazminattan düşülmesi gerektiğini, aksi kanaat halinde faiz başlangıç tarihi hatalı olduğunu, ... temerrüde düşmediğini, 04.12.2021 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren yeni genel şartlar gereği hesaplamada %1,65 iskonto oranının esas alınması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstinaf kaldırma kararında maddi tazminat yönünden ...nın da sorumlu olduğu kabul edildiğini ve mahkemece de bu yönde karar verilmesi uygun olduğunu ancak kaldırma kararında dosyaya sunulan ibranamede sadece ...'ın imzasının bulunması karşısında diğer davacılar yönünden de davanın reddi uygun görülmemiş olmasına rağmen, mahkeme ... yönünden müvekkilin de sorumlu olduğuna ilişkin karar verdiğini, sunulan belgede her ne kadar sadece ... imzası olsa da esasen bu kişi tüm davacılar adına belgeyi imzaladığını, çünkü belgede sadece bu kişi yönünden değil kaza nedeniyle oluşan tüm maddi ve manevi zarardan feragat edilmesi söz konusu olduğunu, başkası adına bir haktan feragat edilmesi söz mümkün değilse de davacı ... aslında hem kendisi hem de diğer davacılar adına parayı alarak feragat ve makbuz niteliğindeki belgeyi imzaladığını,  feragat halinde hakkın özünden vazgeçme söz konusu olduğu için kararın doğru olmadığını ayrıca davacı tarafından bu yönde hiçbir iddia ileri sürülmediğini, kaldı ki kabul anlamına gelmemek kaydı ile gerekçenin doğru olduğu kabul edilse dahi yapılan ödemenin mahsup edilmesi gerektiğini, mahkemece bu da yapılmadığını, ayrıca olay tarihinde diğer davacıların da yaralandığı ve kazadan dolayı zarara uğradıklarına ilişkin bilirkişi raporunda bir tespit bulunmadığı halde mahkeme tarafından bu kişiler için de tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen davanın reddine ilişkin hükmün  davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 11/05/2022 tarih, 2020/1596 Esas ve 2022/927Karar sayılı kararı ile \" ... mahkemece davalı  ...nın sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.  Yine mahkemece; ödeme başlıklı belgeye dayalı olarak diğer davacılar yönünden de davanın reddine karar verilmiş ise de bu belgede yalnızca davacılardan ...'nın imzası bulunduğu halde tüm davacılar için bu belgeye dayanarak davanın reddine karar verilmesi de eksik incelemeye dayalı olmuştur.  Mahkemece ön inceleme duruşmasının yapıldığı ve davacı tarafın bildirdiği delillerin toplandığı anlaşılmakla, istinaf itirazında hangi delilinin toplanmadan karar verildiğinin açıkça belirtilmediğinden bu yöndeki davacı itirazları yerinde görülmemiştir.Kabule göre; davalı ... için davanın husumetten  reddi yerine davanın reddi ile gerekçeli karar hüküm fıkrasında kanun yollarının açıkça gösterilmemesi ve  dava ve ıslah dilekçesi ile talepte bulunulmayan davalı ... lehine reddedilen manevi tazminat için vekalet ücreti verilmesi de doğru olmamıştır.\" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Davalı ... vekilinin husumete ilişkin istinafı Dairemiz kararında karşılanmış olup yeniden aynı yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesince  hükme esas alınan maluliyet raporunun talimatla içinde Adli Tıp uzmanlarının da bulunduğu 6 kişilik heyetten alındığı ve kaza tarihinde geçerli yönetmelik hükümleri uygulanarak %9 oranında sürekli, %9 oranında geçici maluliyet ile sürekli bakıcı ihtiyacı bulunmadığını belirten rapora ( 3 aylık bakıcı gideri hesaplanmış) göre hesaplama yapıldığı görülmüştür. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, muayenesi yapılarak  maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Ayrıca davacı hakkında 28.04.2017 tarihli, T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastane Kurumu Gaziantep İli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği Gaziantep Şehit Kamil Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 1759 rapor no.lu Özürlü Sağlık Kurulu Raporunun (Sol Femur psödoartroz (kaynamamış) %15) yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmediğinden raporlar arasında çelişkiden söz edilemez.Davacı dava dilekçesinde mevduat faiz talebinde bulunduğu, ıslah dilekçesinde faiz türünü belirtmediği açıkça avans faiz talebi bulunmadığından mahkemece yasal faize hükmedilmesinde  usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.TBK'nın \"manevi tazminat\" başlıklı 56/1.maddesi ve  22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı  çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi,  kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarların, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından  manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Yine kazada yaralanan davacı ... dışındaki davacılar yakınları olan ...'nın yaralanmasından ötürü manevi tazminat  talep etmelerinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalıların sorumluluklarının sona erdiğine ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K.  sayılı kararları). 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde 6704 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle değişiklik yapılarak, zarar görenin, dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği düzenlenmiş, aynı değişiklikle Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği belirtilmiştir. 6704 sayılı Kanun'un 26.04.2016 tarih, 29695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanması ile yayım tarihi olan 26.04.2016 tarihinden itibaren KTK'nın 97. maddesinde yapılan  değişiklik yürürlüğe girmiştir. Somut uyuşmazlıkta, dava tarihi olan  08/04/2016 itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olmadığından  davacı tarafça dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine başvuru yapılmamış olması usuli bir eksiklik olarak nitelenmeyeceğinden bu hususa değinen istinaf başvuru yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından hükme esas alınan kusur, maluliyet ve aktüerya raporunun istinaf talep eden davalı ... vekiline  HMK'nın 281. maddesi  gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde  davalı vekilinin süresi içerisinde rapora itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde kusur ve maluliyet oranları ile aktüerya raporunda ki hesaplama bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden kusur, maluliyet ve aktüerya raporunda ki hesaplamaya ilişkin davalı ... vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Kaza sırasında davacının kullandığı araç otomobil olup kask takılması gerekmediğine yine kaza tespit tutanağında ehliyeti olduğu belirtildiğine göre müterafik kusura;   davalı ... bakımından kabul edilen tazminata dava tarihinden  itibaren faiz başlatıldığından faiz başlangıç tarihine  ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.02.2022 tarih, 2021/(21)10-188 Esas ve 2022/87 K. sayılı kararında \"Kamu düzeniyle ilgili durumlarda, kazanılmış usulî haktan söz edilemeyecektir. Bu niteliği dikkate alındığında asgari ücretteki değişiklikler de usulî kazanılmış hakkın istisnası niteliğinde bulunup aynı davada ve yargılamanın her aşamasında hâkim tarafından re'sen gözetilmesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.01.2004 tarihli, 2004/10-24 E., 2004/47 K. sayılı kararında da aynı yaklaşım benimsenmiştir. Tazminat hesabında hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretlerin esas alınmasının nedeni tazminatların hesaplanma yöntemiyle ilgili olup tazminat miktarının belirlenmesi ileriye dönük varsayımsal hesaplamaları gerektirmesi ve gerçek belli iken varsayıma dayalı hesaplama yapılıp buna göre karar verilmesinin mümkün olmaması esasına dayalıdır. Bu durumun “gerçek belli iken varsayıma gidilemez” ilkesine uygun olduğu Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.05.1991 tarih 1991/9-102 E., 1991/267 K. sayılı kararında da belirtilmiştir.Hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretlerin esas alınması mahkemenin vereceği ilk hükümle ilgili olup bu hükmün yeniden rapor alınmasını gerektirmeyen bir nedenle bozulması hâlinde yeni verilecek hüküm tarihini esas alan bir hesaplama yapılması gerekmeyecek ancak bozma nedeni tazminat hesabı için yeniden rapor alınmasını gerektiriyor ise bu takdirde alınacak raporda sonradan değişen ücretler esas alınarak önceki rapordaki miktarlar itibarıyla varsa usulî kazanılmış hak oluşturan durumlarında gözetilmesi gerekmektedir.  Hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik maddi tazminat hesabı noktasında temyiz itirazı bulunmadığı veya Yargıtay Hukuk Dairesince maddi tazminat hesabı yönünden bir aykırılık görülmediği takdirde bu raporun esas alınması gerektiği konusunda usuli kazanılmış hak oluşacağından farklı bir hesaplama içeren yeni rapora göre karar verilmesi usulî kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olacaktır.\" şeklinde karar verilmiştir.Bu karar ışığında somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesinin 16/06/2020 tarih, 2016/399 Esas ve 2020/260 Karar sayılı kararına karşı davacı tarafça istinaf talep edilmiş olup  kararın yeniden rapor alınmasını gerektiren bir sebeple (...ödeme başlıklı belgeye dayalı olarak diğer davacılar yönünden de davanın reddine karar verilmiş ise de bu belgede yalnızca davacılardan ...'nın imzası bulunduğu halde tüm davacılar için bu belgeye dayanarak davanın reddine karar verilmesi) kaldırılmasına karar verildiğinden davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğundan bahsedilemeyeceğinden  hüküm tarihine en yakın tarihteki asgari ücret verileri  esas alınarak yapılan tazminat hesaplamasına göre karar verilmesi gerekirken ilk karardan önce alınan rapora göre karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmüştür.Kabule göre maddi tazminat yönünden davanın kabulüne (davacı vekili ıslah ile tamamladığı miktar kadar) karar verildiği halde \"Maddi tazminat yönünden, red edilen dava değeri ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davalılar vekiline takdir olunan 17.900 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalılara verilmesine\" şeklinde hüküm kurulması ile   ihtiyari dava arkadaşı olan davacıların her birinin ayrı ayrı manevi tazminat talebinde bulunmuş olması, her birinin davasının diğerinden bağımsız olması ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak her bir davacı yönünden lehine hükmedilen tazminat miktarına göre ayrı ayrı vekalet ücreti verilmesi gerekirken davacılar yararına yazılı olduğu şekilde tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.  Yine Dairemiz kararında dava dilekçesi ile manevi tazminat talepte edilmeyen davalı ... lehine reddedilen manevi tazminat için vekalet ücreti verilmesi de doğru olmadığı belirtildiği halde yine aynı şekilde davalı ...nı lehine reddedilen manevi tazminat bakımından vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde açıkça tedavi gideri ve yol masrafı talebi bulunduğu halde bu talepler yönünden olumlu olumsuz karar verilmemiş olması da doğru olmamış, eksik incelemeye dayalı olmuştur. İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda davacı vekiline mehil verilmiş, davacı vekili beyanında;  İbranamenin geçerli olmadığı, araç tamirini de kapsadığı bu nedenle araca ilişkin masraflar düşüldükten sonra yalnızca davacı ... için hesaplanan tazminattan indirilmesi gerektiği beyanında bulunmuş hangi kalemler için ne kadar ödeme alındığı belirtilmemiştir. Dosya kapsamında bulunan ödeme başlıklı belgeden işgücü kaybı ve araç hasarına ilişkin ödeme alındığı, manevi tazminata ilişkin açıkça feragat ve beyan bulunmadığının yazılı olduğu görülmekle, bu belgeyi imzalayan kişilerin mahkemece isticvap edilerek  işgücü kaybı ve araç hasar olarak ayrı ayrı ne kadar ödeme yapıldığı  açıklattırılmalı, beyana göre ek aktüerya raporu alınarak iş göremezlik tazminatından yapılan ödemenin güncellenerek  indirilmesi ile sonucuna göre usulü kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmelidir. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fa96ec3fcb9e064f","SID":"b28202576c9bc0ae"}}