{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/2214 <br>KARAR NO:2025/659<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ<br>TARİHİ:28/09/2021<br>NUMARASI:2018/687 Esas -  2021/976 Karar<br>DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:15/05/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacı şirketin davalı ... Bankası ... Şubesi'nde işlem gören çek koçanından pek çok sahte çek düzenlendiğin, davacı şirketin haricen bilgisi olan tüm sahte çekler hakkında ayrı ayrı suç duyurusunda bulunulduğunu, davacı şirketin çek koçanının sahte olarak düzenlenmesinde hiçbir kusurunun bulunmadığını, sahte çekler hakkında farklı tarihlerde Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2018/11305 - 2018/12213 - 2018/12370 - 2018/36322 - 2018/81701 - 2018/98459 - 2018/98470 - 2018/103079 Soruşturma numaralı dosyaları dâhilinde suç duyurusunda bulunulduğunu, banka şubesinin soyulduğu ve bu soygunda bankanın amblemini taşıyan hologramların da çalındığının tesadüf eseri öğrenildiğini, davalı yanın özen sorumluluğunu ihmal mahiyetindeki eylemleri nedeniyle davacının ticari itibarının zedelendiğini ve halen daha zedelenmeye devam ettiğini, davacının vakıf olabildiği tüm sahte çeklerle ilgili ayrı ayrı suç duyurunda bulunmak suretiyle ayrıca avukatlık vekâlet ücretleri ve sair masrafları ödemek zorunda kaldığını, ek güvenlik tedbiri almayan bankanın hafif kusurundan dahi sorumlu olduğunu, sahte çekler nedeniyle piyasada davacı adı yönünden güvensizlik oluştuğunu belirtmiş, şimdilik 5.400,00 TL maddi tazminat ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davada İstanbul Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, davacı şirket yetkilisinin tutuklanmadığını, herhangi bir cezai işlem uygulanmadığını, bankanın Tuzla İlçesi sınırlarında bulunan arşiv merkezinde geçmiş yıllarda tahsil olup işi bitmiş olan başka bankalara ait takas çeklerinin yerinde olmadığını, bankanın amblemi olan palmiye ağacı deseni üzerinde basılı olan boş filigramlı çek kağıtlarının da yerinde olmaması üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2017/190010 Soruşturma dosyası ile soruşturma başlatıldığını, soruşturmanın halen devam ettiğini, manevi tazminata hükmedilebilmesi için öncelikle manevi tazminatı gerektirir zarar oluşması gerektiğini, davacının hiçbir zarara uğramadığını, sahte çeklerin bankanın arşiv merkezinden çalındığı düşünülen boş filigramlı çek yaprakları kullanılarak yapıldığının belli olmadığını, sadece akdeden tarafları bağlayan ücret sözleşmesi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelden bankanın sorumlu olamayacağını belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,\"Sorumluluk şartları gerçekleştiği takdirde, zarar veren, zarar görenin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermek zorundadır. Maddi tazminatın amacı, zarar verici olay meydana gelmese idi, zarar gören hangi durumda bulunacak idiyse o durumun yeniden kurulmasıdır. Başka bir deyişle maddi tazminat zarar görenin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi karşılamalı ve zararın tamamını gidermelidir.Zira tazminatın amacı, zarar vereni cezalandırmak veya zarar göreni zenginleştirmek değildir. Kişilik hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar paranın ödenmesini  dava  edebilir. Hükmedilecek  bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama sonucunda; dava konusu çeklerin dava dışı kişiler tarafından sahte olarak oluşturulduğu, davalı bankanın sahte çeklerin oluşturulmasında en hafif kusuru dahi bulunmadığını ispat etmek zorunda olduğu, öte yandan davalı bankanın arşiv merkezinde hırsızlık olayı meydana geldiğinin sabit olduğu, davalı bankanın adam çalıştıran olarak saklama yükümüne aykırı her türlü ihmalden sorumlu olacağı, davalının ihmale dayanan kusurlu eylemi nedeniyle davacının yapmak zorunda olduğu yargılama giderlerinden sorumlu olduğu (Benzer yönde; Yargıtay 11. HD. 2011/13144 Esas, 2012/19767 Karar), soruşturma dosyalarındaki yargılama masraf ve vekalet ücretlerinin karşı taraftan tahsil edilemediği (Benzer yönde; Yargıtay 11. HD. 2018/2116 Esas, 2019/4039 Karar), maddi zararın denetime elverişli bilirkişi raporu ile tespit edildiği, dava konusu çeklere karşılıksız işlemi uygulanıp uygulanmadığının belirli olmadığı, davacı şirketin ticari itibarı ve kişilik hakkının hangi surette bozulduğuna dair delil ikame edilmediği, soruşturma dosyalarında davacının müşteki olarak yer aldığı ve davacı hakkında üçüncü kişiler tarafından icra takibi başlatılmadığından olayda manevi tazminat koşullarının oluşmadığı (Aksi ile kanıt; Yargıtay 11. HD. 2009/7633 Esas, 2011/632 Karar) anlaşıldığından davalı aleyhine açılan maddi tazminat davasının kabulüne, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; manevi tazminat talebi hakkında verilen kararda bahsi geçen hukuki gerekçelerin hatalı ve karara dayanak oluşturabilecek nitelikte olmayıp davalı bankanın uhdesinde bulunan önemli kıymetli evraklara ilişkin hologramların güvenliğini sağlayamamış olması sebebi ile banka şubelerinin soyulmasına, bu soygunda bankanın amblemini taşıyan hologramların çalınmasına, işlemden kalkan ve üzerinde keşidecilerin imza örnekleri bulunan çeklerin çalınmasına sebebiyet verdiğini, davalının banka şubesi olduğu gözetildiğinde, TTK uyarınca öngörülen basiretli bir tacirden çok daha fazla özen ve dikkat yükümlülüğünün bulunduğunun kabulü hayatın olağan akışı gereği olup zira,Yargıtay da bankaların olağan ticari işletmelerden ve klasik şirketlerden farklı bir hukuki sorumluluklarının bulunduğunu kabul ederek, bankalara duyulan güven ilkesinin ayrıca korunması gerektiğini pek çok kararında yinelediğini, bir güven kurumu olan bankalardaki bu özen ve dikkat yükümlülüğünü göz önüne alındığında; bankanın bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden kaynaklanan hafif kusurlarından dahi sorumlu tutulacağının kabul edilmesi gerektiğini,... Bankası ... Şubesi yetkililerin bahsi geçen savcılık soruşturma dosyalarına konu sahte çekler hakkında bilgi sahibi olmaları karşısında, kötü niyetli bir şekilde hırsızlık olayını gizlemiş ve müşterisi olan davacının şirkete herhangi bir bilgi verilmemiş, davacının ticari itibarını koruma yönünde herhangi bir adım atılmamış bu sebeple davacının karşılaşılan sahte çekler sebebi ile ticari faaliyette olduğu şirketler nezdinde kıymetli evraklarına güvenin sarsılması, ticari itibarına doğrudan etki edecek mahiyette olduğu hiç kuşkusuz olup ticari itibarın sarsılması sebebi ile manevi tazminat talebimizde ilk derece mahkemesinin aradığı kriterler dahilinde zararın somut bir şekilde ispatı mümkün olmadığından bahisle talebinin reddedilmişse de burada davacının finansmanının çoğunu kıymetli evraklar ile sağladığı göz önüne alındığında ticari itibarının zarara uğradığı hiç şüphesiz olduğunu, zira, bilirkişi raporunda da ayrıntılı olarak izah edildiği üzere sayısız sahte çeklerin ortaya çıkması olayı ile davacının şirketin adının bir arada anılması dahi gelecek çeklere kuşku ile yaklaşılmasına sebebiyet vermiş ve ticari ilişkilerini zedelediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;davacı şirketin şikayetine konu ettiği sahte çeklerin davalı bakanın Tuzla/İstanbul'da bulunan arşiv merkezinden çalınan çeklerinden olmadığını, yerel mahkemenin bu nedenle müvekkilim bankayı kusurlu bularak maddi tazminata hükmetmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu ancak gözden kaçan hususun, davacı şirketin savcılık şikayetlerine konu olan sahte çekler, davalı bankanın arşiv merkezinden çalınan filigranlı çek kağıtları kullanılarak oluşturulmuş sahte çeklerden olmadığını, dolayısıyla davacı şirketin savcılık şikayetlerine konu olan sahte çeklerin davacının bankanın arşiv merkezinde yaşanan hırsızlık olayıyla ilgisi olmadığını, davacının maddi tazminat talebi haksız olduğunu, davacının kendi vekili ile yaptığı ve sadece akdeden tarafları bağlayan nitelikteki ücret sözleşmesi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelden,  bankanın sorumlu olamayacağını, davacı tarafın beyanları hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı şirket ile vekili arasında yapılan vekalet sözleşmesi çerçevesinde kararlaştırılan vekalet ücretinden davalı bankanın sorumlu tutulamayacağını, davacı şirket ile vekili arasındaki vekalet ücreti nedeniyle ödenen vekalet ücretinden davalı bankanın hukuken sorumlu tutulamayacağını,vekalet ücreti, esas itibariyle yargılama gideri olup, yargılama giderlerinden davalı taraf sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, asıl davada, davacı lehine zaten yargılama gideri olarak vekalet ücretine hükmedilmesi söz konusu olduğu için davacının huzurdaki davada, kendi vekili ile yaptığı ücret anlaşmasından davalı bankanın sorumlu olmadığını,davacı taraf, soyut ve afaki beyanlarından başka, ne gibi bir zarara uğradığını belgelendiremediğini, davacı tarafın, ticari itibarının zarar gördüğü iddiası, sadece soyut beyandan ibaret olduğunu,davacı şirket yetkilisi, göz altına alınmamış veya tutuklanmadığını, davacı şirket hakkında elkoyma kararı ya da başka bir cezai işlem yapılmadığını, davacının, manevi tazminatı gerektirir hiçbir işleme maruz kalmadığını, davacı taraf, sürekli olarak davalı bankanın ... şubesi'nden bahsettiğini, davaya konu olan savcılık soruşturması ve olay, davalı bankanın ... şubesi ile ilgisi bulunmadığını, davaya konu olan olay, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Genel Soruşturma Bürosu'nun 2018/86012 soruşturma sayılı dosyası ile ilgili olup davalının arşiv merkezinde (tuzla) yaşanan olay nedeniyle, soruşturmanın devam ettiğini, söz konusu savcılık soruşturması kapsamında, bazı şüpheliler hakkında adli kontrol kararı verildiğini ve halen devam ettiğini, davacının, ne gibi bir zarara uğradığını,bir türlü ispat edemediğini, davacı ne gibi bir zarara uğradığını belgelendirememekte olup sadece afaki ve soyut beyanlarla zarara uğradığından bahsettiğini, tazminat davasının ön koşulu öncelikle zarar olgusunun ispat edilmesi ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerektiğini, oysa davalı bankanın hiçbir kusuru olmadığı gibi, davacı şirketin manevi tazminatı gerektirir hiçbir zarara uğramadığı ve üçüncü kişiler (sahtecilik yapanlar) nedeniyle illiyet bağı da kesilmiş olduğunu, manevi tazminata hükmedilebilmesi için öncelikle zarar oluşması gerektiğini, ayrıca kişilik haklarına saldırı gerçekleşmesi gerektiğini, ayrıca davacı şirketin sadece müvekkil bankadan değil, başka bankalardan da çek karnesi alıp kullanılıp kullanılmadığının araştırılması gerektiğini, manevi tazminat talebinin zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, davacı tarafın beyan ve iddialarını asla kabul anlamına gelmemek üzere, davacı tarafın talep ettiği manevi tazminat miktarı fahiş olup, zenginleşmeye yönelik olup davacının yerel mahkemenin manevi tazminatın reddi kararı hukuki olarak yerinde olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, bankanın kusurlu eylemi sonucunda sahte çek nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasıdır.  İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sahte olarak düzenlenen çekler nedeniyle banka kusurunun bulunup bulunmadığı, savcılık aşamasında yapılan avukatlık giderlerinin talep edilip edilemeyeceği ve manevi tazminatın koşullarının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davalı bankanın Tuzla'da bulunan arşiv merkezinde yaşanan hırsızlık olayında, üzerinde palmiye ağacı deseni basılı bulunan boş filigramlı çek kağıtlarının da çalındığı hususu ihtilaflı değildir.Davacı tarafından, davalı bankadan çalınan çek yapraklarının, davacının banka nezdindeki çek hesabı üzerinden sahte olarak düzenlenerek kullanılması sonucunda zarara uğradığı iddiasıyla, savcılık dosyaarı nedeniyle avukata ödediği ücretler ile uğradığı manevi zararın tazmine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı banka, üzerinde palmiye ağacı deseni basılı bulunan boş filigramlı çek kağıtlarını gereği gibi muhafaza edemeyerek bunların çalınmasından sorumludur.Davalı banka tarafından davacının iddiasına konu sahte çeklerin bankadan çalınan çek kağıtlarından oluşturulmuş çeklerden olmadığını ileri sürmüş ise de, davalı bankadan sahte çek oluşturulabilecek çek kağıtlarının çalınmış olması ve davacının sahte çeklerin oluşturulmasında bir kusurunun bulunduğunun ispat edilmemiş olması karşısında davalının bu iddiası yerinde görülmemiştir.Bu kapsamda davalı, davacının sahte çek nedeniyle uğradığı zararlardan sorumludur. Buna davacının savcılık soruşturması nedeniyle yaptığı masraflar ve özelinde avukatlık ücreti giderleri de dahildir. Davalının sorumlu olduğu avukatlık ücretinin tutarı ise sözleşmesel ücret olmayıp, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde yazılı ücrettir. Dosyadaki serbest meslek makbuzlarına göre 5 adet soruşturma dosyası ve suç duyurusu için 5.402,79 TL talep edilmiş olup, bu miktar makuldür. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince maddi tazminat davasının kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Tüzel kişilerin de kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat davası açabileceklerini kabul edilmektedir(Yargıtay HGK'nın, 15.12.2004 Tarih ve 2004/4-709 E.- 2004/720 K.; 31.05.2000 Tarih ve 2000/4-900 E. - 2000/935 K. sayılı kararları). Ancak,  manevi tazminata karar verilebilmesi için 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 24. maddesi hükmünde genel olarak açıklanan kişilik haklarına bir saldırı bulunması, hukuka aykırı fiil sonucunda kişilik haklarının zarar görmüş olması zorunludur. Dosyada alınan bilirkişi raporunda dava konusu olayın davacının ticari olarak güven kaybına neden olacağı ve itibarını zedeleyecek nitelikte olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle davacı yararına bir miktar manevi tazminata karar verilmesi gerekirken bu talebin reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna dair bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.O hâlde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.Takdir edilecek miktar, mevcut durumda elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır(Yargıtay HGK'nın 16.09.2021 tarih ve 2017/4-1373 E. - 2021/1028 K. Sayılı Kararı). Dosyaya yansıyan soruşturma dosyalarındaki çeklerin sayısı ve sahte çeklerin davacı ile ilişkilendirilmiş olmasının ticari itibarını sarsacak nitelikte bulunması hususları değerlendirildiğinde davacının manevi tazminat talebinin tamamının kabulü gerekmiştir. Ancak davacı, manevi tazminat istemi yönünden faiz talep etmediğinden bu konuda karar verilmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;ilk derece mahkemesinin maddi tazminat davasının kabulüne ilişkin kararının usul ve esasa uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine; buna karşın ilk derece mahkemesince manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan maddi tazminat davasının KABULÜ ile; 5.400,00 TL maddi tazminatın (1.980,00 TL kısmı için 19.01.2018 tarihinden, 808,50 TL kısmı için 26.02.2018 tarihinden, 2.611,00 TL kısmı için 04.06.2018 tarihinden itibaren) işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline, davacıya ödenmesine, 2-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasının KABULÜ ile; 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Başlangıçta peşin olarak alınan 348,39 TL harcın  alınması gerekli olan 1.393,52 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.045,13 TL karar ve ilam harcının davalı 'dan  alınarak hazineye irat kaydına,4-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu  başvuru harcı 35,90 TL, peşin harç 348,39 TL, posta ve tebligat gideri 155,00 TL, bilirkişi ücreti 750,00 TL olmak üzere toplam 1.289,29  TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafça yapılan yargılama masraflarının kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-Davacı maddi tazminata ilişkin davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 4.080,00 TL maktu vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Manevi tazminat davası yönünden davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 10/1. maddesi uyarınca 15.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan  alınarak davacıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine,8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 71,50 TL olmak üzere toplam 233,60 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,c-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 151,51‬ TL harcın, alınması gerekli olan 368,87 TL harçtan mahsubu ile bakiye 217,36 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,d-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 15/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"311a6fd3f6d7b4ae","SID":"eb699b875721f512"}}