{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/438 <br>KARAR NO: 2025/1149<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/01/2025<br>NUMARASI: 2023/924 Esas - 2025/31 Karar<br>DAVA: Tespit <br>DAVA TARİHİ: 20/12/2023<br>Davanın kabulüne ilişkin kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA:Davacı vekili; davalıların ... Tic. ve San. AŞ'nin eski hissedarları olduğunu, müvekkili ile davalılar arasında 07.12.2017 tarihinde imzalanan hisse devir sözleşmeleri ile şirkette davalı ...'a ait olan 30.000 adet hissenin 30.000-TL karşılığında, davalı ...'a ait 20.000 adet hissenin de 20.000-TL karşılığında müvekkiline devredildiğini, ...'a ait hisse devri işleminin 30.11.2023 tarihinde şirket karar defterine işlendiğini, ancak buna rağmen şirket hisselerinin müvekkili adına ticaret siciline tescil işlemlerinin davalılar tarafından yerine getirilmediğini, davalılara keşide edilen 12.12.2023 tarihli ihtara rağmen tescil işlemlerinin yapılmadığını belirterek, davalıların ... şirketindeki hisselerini müvekkilinin devraldığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı ... vekili; davacının 2016 yılında ... şirketinde çalışmakta iken, 2017 Ocak ayında davalı şirket ortağı ...'ın FETÖ/PDY yargılamaları kapsamında tutuklanması ve 2017 yılı sonlarında diğer şirket ortağı ...'ın ise FETÖ/PDY yargılamaları kapsamında firari olması nedeniyle şirket yönetimine çöktüğünü, davacının 2017 yılında şirket ortaklarının yönetimden uzak kalması sonrasında şirketin banka hesaplarını ele geçirdiğini,şirket malvarlığını kendi hesaplarına aktaran davacının, şirketi yüksek meblağlı SGK ve vergi borcu altına sokup bu borcu ise davalıların üzerine bıraktığını, davacı hakkında bu eylemleri nedeniyle İstanbul Anadolu 56. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/244 esas sayılı dosyasında güveni kötüye kullanma suçundan dava açıldığını, ayrıca davacının hesabına geçirdiği paraları ABD'de bulunan üst düzey FETÖ/PDY mensubu ... isimli şahsa göndererek terörizmin finansmanı suçunu işlediğini, bu suçtan dolayı hakkında İstanbul 14. ACMnin 2022/357 esas sayılı dosyasında dava açıldığını, davacının 2017 yılında şirket ortaklarına haber göndererek şirketi devralabileceğini, bu şekilde kendilerinin şirket yönetiminden uzak kalmalarından dolayı zarar etmeyeceklerini ilettiğini, davacının bu beyanına güvenen şirket ortaklarının devir protokollerini şirketteki paylarına karşılık hiç bir ödeme almadan imzaladıklarını, 2023 yılına kadar şirket ortaklarına payları karşılığında ödeme yapılmadığını ve davacının devraldığını beyan ettiği şirketin pay defterine kaydolabilmek amacıyla hiç bir işlem yapmadığını, davacı hakkında ceza davası açılması üzerine işbu davanın açıldığını,ortada gerçek anlamda bir pay devri olmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; hisse devir sözleşme lerindeki imzanın davalılar tarafından inkar edilmediği, yine davalıların sözleşmelerin irade sakatlığına yol açan bir durum altında imzalandığı yönünde savunmaları bulunmadığı, savunmanın davacının terör örgütüne şirket üzerinden yardım etmesi nedeniyle ceza mahkumiyeti aldığı ve kötüniyetli olduğu, davalıların cezaevinde bulunmasından faydalandığı ve davalıların gerçek devir iradesi bulunmadığı üzerine inşa edildiği, davalının gerçek devir iradesi bulunmadığı yönündeki savunmasının taraflar arasında muvazaa savunması niteliğinde olduğu, davalının bunu yazılı delille ispatlaması gerektiği, bu yönde bir delil ileri sürülmediği, aksine davalılar tarafından hisse devrine ilişkin yönetim kurulu kararı alınarak imzalandığı, bu imzanın da davalılar tarafından inkar edilmediği,davacının şirket üzerinden terör örgütüne yardım suçundan mahkumiyet almasının da eldeki davanın konusu ile bir ilgisi bulunmadığı, yine devir bedelinin ödenmediği yönündeki savunmanın da inkar edilmeyen ve davalıların imzasını taşıyan yönetim kurulu kararı dikkate alındığında yerinde olmadığı, tüm bu sebeple taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olduğu ve davacının çıplak payları dava konusu sözleşmeler ile elde ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava dışı ... Arıtma şirketinde bulunan davalı ...'a ait 30.000 adet hisse ile davalı ...'a ait olan 20.000 adet hissenin davacı tarafından devralındığının tespitine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili; davacının 2016 yılında ... şirketinde çalışmakta iken, davalı şirket ortağı ...'ın FETÖ/PDY yargılamaları kapsamında tutuklanması ve 2017 yılı sonlarında diğer şirket ortağı ...'ın ise firari olması nedeniyle, şirketin banka hesaplarını ele geçirdiğini, şirket hesaplarındaki paraları kendi hesabına aktardığını, davacı hakkında bu eylemleri nedeniyle İstanbul Anadolu 56. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/244 esas sayılı dosyasında güveni kötüye kullanma suçundan dava açıldığını, ayrıca İstanbul 14. ACMnin 2022/357 esas sayılı dosyasında terör örgütüne yardım suçundan ceza aldığını, davacının 2017 yılında şirket ortaklarına haber göndererek şirketi devralabileceğini, bu şekilde kendilerinin şirket yönetiminden uzak kalmalarından dolayı zarar etmeyeceklerini ilettiğini, davacının bu beyanına güvenen şirket ortaklarının devir protokollerini şirketteki paylarına karşılık hiç bir ödeme almadan imzaladıklarını, davacının pay devri karşılığında devreden ortaklara ödeme yaptığını ispat edemediğini, davacı hakkında ceza davası açılması üzerine işbu davanın açıldığını, davacının taleplerinin meşru sebeplere dayanmadığını, ortada gerçek bir devir iradesi ile gerçekleştirilmiş bir pay devri bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, dava dışı anonim şirketteki davalılara ait payların davacıya devredildiğinin tespiti istemine ilişkindir. Somut olayda; dava dışı ... şirketinin davalılar ile dava dışı ... tarafından kurulduğu, şirketin her biri 1-TL bedelli 50.000 adet hissesinden 30.000 adedinin davalı ...'a, 10.000 adedinin davalı ...'a ve 10.000 adedinin de ...'a ait olduğu, davacı ile davalılar arasında imzalanan 07.12.2017 tarihli pay devri sözleşmeleri ile şirkette davalı ...'a ait 30.000 adet hisse ile davalı ...'a ait 10.000 adet hissenin davacıya devrinin hüküm altına alındığı, her iki sözleşmede de devreden davalılar tarafından pay devri nedeniyle devralan davacıdan hiç bir hak ve alacağının kalmadığının beyan edildiği, şirket yönetim kurulunun 07.12.2017 tarihli kararı ile ...'a ait 30.000 adet hissenin davacıya devrine onay verildiği anlaşılmaktadır.  Anonim şirketlerde payın devri için payın senede bağlanmış olması şart değildir. Sahip olunan payı temsil etmek üzere hisse senedi çıkarılmamış olması halinde, sahip olunan pay senede bağlanmamış demektir. Çıplak pay, senede bağlanmış paylar gibi serbestçe devredilebilir. Çıplak payın devri hakkında TTK'da özel bir düzenleme mevcut değildir. Çıplak pay, genel hükümlere göre yazılı devir anlaşması ile devredilebilir. Alacağın temliki, tasarrufi bir işlem olduğundan temlik ile çıplak pay devralana geçer. Alacağın temlikinde olduğu gibi yazılı şekil şartı vardır. Bedeli ödenmiş çıplak payın devri, TBK'nın 184. maddesi gereği yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi ile gerçekleşir. Somut olayda dava dışı ... şirketinin payları senede bağlanmamış olup, taraflar arasındaki pay devirleri geçerlidir.  Davalılar vekilince; ortada gerçek bir devir iradesi bulunmadığı, müvekkillerinin FETÖ yargılamaları kapsamında tutuklu ve firari olmaları nedeniyle sözleşmelerin imzalandığı ileri sürülmüşse de, bu hususta herhangi bir delil ibraz edilmemiştir. Devir sözleşmelerinde devreden davalılar tarafından pay devri nedeniyle devralan davacıdan hiç bir hak ve alacağının kalmadığının kabul edilmiş olması karşısında, davacı tarafından hisse devirleri karşılığında devir bedeli ödenmediği yönündeki savunmaya da itibar edilemez. Bu nedenle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:  Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 2.049,30-TL istinaf karar harcından davalı ... tarafından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile kalan ‬1.433,9‬0-TL harcın bu davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Alınması gereken 1.366,20-TL istinaf karar harcından davalı ... tarafından peşin yatırılan 1.230,8‬0-TL harcın mahsubu ile kalan ‬135,4‬0-TL harcın bu davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalılar tarafından yapılan giderlerin kendileri üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 60-TL istinaf yargı giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,  Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 09/07/2025\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"95e623341a16794c","SID":"f5c7387d7b5f1615"}}