{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/2218 <br>KARAR NO:2025/752<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:04/11/2021<br>NUMARASI:2018/306 Esas -  2021/819 Karar<br>DAVA:Ticari Ünvanın Korunması|Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:29/05/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün  Asıl dosya davalısı-birleşen dosya davacısı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:ASIL DAVA:DAVA : Davacı şirket vekili dava dilekçesinde özetle;  Davalı ... nın müvekkili şirketin 2015 yılına kadar yönetim kurulu başkanlığını yaptığı bu kapsamda şirketin para akışından sorumlu olduğunu bankalardan çekilecek kredilerde dahi imza yetkilisi olduğunu, davalının müvekkili şirketi zarara uğratma yönünde faaliyetlerde bulunduğunu, davacı şirkette yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde 11/09/2014 tarihine kadar dava dışı ... Ltd şirketinde ortak olduğunu müvekkili şirketin tüm kaynaklarını ortağı olduğu bu şirkete aktardığını, ortağı olduğu şirketin müvekkili şirkete olan cari hesap borcunu dahi ödemediğini bu borç dolayısıyla dava dışı ... şirketi aleyhine taraflarından ... sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, takibe itiraz üzerine Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2015/943 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, davalının ortağı olduğu, ... şirketine müvekkili şirketi kullanarak maddi çıkar sağladığını, şirketten çeşitli zamanlarda aldığı ve geri ödemediği borçlardan kalan bakiye açısından ... sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi yapıldığını davalının icra takibine itiraz ettiğini, takibin durduğunu bildirerek itirazın iptaline, takibin devamına %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı Bunlar... A.Ş nin %15 oranında hissedar ve ortağı olduğunu,  ... ile birlikte şirketin müşterek imza ile temsil etmek üzere yetkili olduğunu, şirket ortağı olmakla birlikte davacı şirket sigortalı çalışanı olduğunu, müvekkili şirkete ait ciro kapsamında %2 prim almak üzere işe başladığını ,müvekkilinin aylık maaşının 10.000-TL + cironun %2'si olduğunu, davacı şirketin ... maaş oranını düşük gösterdiğini, müvekkilinin şirket ortağı olmak sebebiyle sessiz kaldığını, 18/03/2013  den haziran 2014 tarihine kadar çalışmasının bu koşullarda devam ettiğini, bu şekli ile çalışma süresinin 16 ay olduğunu, akabinde alınan karar ile yöneticilik sıfatının sona erdiği, sigortalı çalışmasının devam ettiğini, 16 aylık çalışması süresince 60.000.000,00-TL üzerinde ciro yapıldığını,  müvekkilinin şirket müdürü vasfının sona ermesi ile şirketin sürekli zarara uğradığını, ... sayılı icra takip dosyasında takibe konu edilen tahsilat ve tediye makbuzları incelendiğinde aynı elden çıkmamış ve aynı tarihte doldurulmamış evraklar olduğunu, bu belgelerin sonradan doldurulduğunu, ticari defter ve kayıtlarda yer almayan belgelere dayalı olarak icra takibi yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, tediye ve tahsilat makbuzlarında yer alan imzanın müvekkiline ait olup olmadığının tartışma konusu olduğunu, imza incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, tahsilat belgesinde yer alan belgelerde Bunlar ... A.Ş nin kaşesinin yer almadığını, bu belgelerin şirket tarafından yapılan ödeme olarak sunulmasının gerçeği yansıtmadığını müvekkiline bildirilen ödemelerin yapılmadığını, başka işlemlerde kullanılan makbuzların davacıya aitmiş gibi gösterildiğini, kim tarafından düzenlendiğini belli olmayan başka şirketlere ait olabilecek makbuzlardaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin şirket yöneticiliğini bırakması ile birlikte şirketin zarar etmeye başladığını, müvekkilinin davacı şirketten alacağı olan maaş + %2 oranı üzerinde iş mahkemesinde alacak davası ikame edileceğini bildirerek açılan davanın reddine, %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVADA DAVA:Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 18/03/2013 tarihinden 17/03/2015 tarihleri arasında davalı şirkette sürekli ve kesintisiz olarak çalıştığını, müvekkilinin genel müdür olarak çalıştığını, müvekkilinin 22/06/2014 tarihinde genel müdürlüğünün sona erdirildiğini, bu tarihten itibaren 17/03/2015 tarihine kadar 10 aylık maaş bedelinin ödenmediğini, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, %2 ciro alacağı ile ödenmeyen 2014 Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık, ve 2015 Ocak, Şubat, Mart ayları maaş alacağı olduğunu bildirerek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000-TL kıdem tazminatı, 500- TL ihbar tazminatı 500-TL yıllık izin ücreti, 2.000-TL %2 prim alacağı olmak üzere 6.000-TL ve ödenmeyen  2014 Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık, ve 2015 Ocak, Şubat, Mart ayları maaş alacağı 4.000-TL olmak üzere toplam  10.000,00-TL nin  kıdem tazminatına, işten çıkarıldığı tarihten itibaren en yüksek mevduat faizi ile diğer tazminat alacaklarının ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini dava ve talep etmiştir. <br>CEVAP:Davalı şirket cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesinde öne sürdüğü haksız ve hukuki hiçbir gerekçe içermeyen iddiaları varit ve samimi bulunmadığını, tamamının reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının müvekkili şirketin yönetim kurulu başkanı ve şirket ortağı olduğunu, şirketi sevk ve idare eden kişi konumunda olduğunu, davacının şirketi çok büyük zararlara uğrattığını, davacının müvekkili şirkette aylık 10.000,00 TL maaş ve %2 prim ile çalıştığı iddiasınnı külliyen gerçek dışı ve hayal mahsulü olduğunu belirterek davanın reddine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.Ortağa ödünç verilen paranın iadesi istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkin Bunlar... A.Ş tarafından ... aleyhine açılan İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/347 E sayılı dosyasının, kar payı alacağına ilişkin olarak ... tarafından Bunlar.... A.Ş aleyhine açılan Mahkemenin 2017/107 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş, daha sonra birleşen bu dosyanın tefrikine karar verilerek ilk derece mahkemesinin yukarıda yazılı esasına kaydedilmiştir. Daha sonra maaş, prim ve işçilik alacaklarına ilişkin ... tarafından Bunlar... A.Ş aleyhine açılan İstanbul 23. İş Mahkemesinin 2017/230 Esas sayılı dosyasında görevsizlik kararı verilmesi üzerine kaydedildiği İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1115 Esas sayılı dosyasının ilk derece mahkemesinin incelemeye konu bu esası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden Bunlar...Aş ye ait ticaret sicil kayıtları getirtilmiş yapılan incelemesinde ...'nın yönetim kurulu başkanı olduğu, müştereken imza yetkisine sahip bulunduğu anlaşılmıştır. İstanbul 23. İş Mahkemesinin 2017/230 Esas 2018/454 Karar sayılı kesinleşmiş ilamında da belirtildiği şekilde ...'nın  Bunlar... Aş şirketinde işçi olarak çalışmadığı, bu şekli ile  şirketi temsil ve ilzama yetkili kişi-organ sıfatı kazanılmışsa, işçi ve işveren sıfatı aynı kişide birleşemeyeceğinden iş ilişkisinin bulunmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin vekalet ilişkisi olduğu tespit edilmiş bulunduğundan birleşen dosyada işçi sıfatında bulunmayan  davacı ...'nın iş kanunundan kaynaklanan kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin alacaklarını talep edemeyeceği, vekalet sözleşmesi gereğince sadece ücret alacağını talep edebileceği, (Yargıtay 11. HD.' nin 2019/1536 Esas 2019/6085 karar sayılı 02/10/2019 tarihli ve Yargıtay 11. HD.' nin 2018/893 Esas 2019/6323 Karar sayılı 08/10/2019 ilamlarıda bu yöndedir.) dava açarken ücret alacağı açısından 4.000-TL talep edildiği, 11/03/2021 tarihli oturumda da ... vekili tarafından davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, 10.000-TL lik taleplerinin içerisinde 4.000-TL ücret alacağı, kalan 6.000-TL nin de kıdem ve ihbar tazminatı olduğunun beyan edildiği, ücret alacağı açısından davada ıslah yapılmadığı bedel artırımına gidilmediği, birleşen dosyada davacı ... 'ın 4.000-TL lik ücret alacağı talebi ile bağlı bulunduğu anlaşıldığından kıdem, ihbar tazminatı taleplerinin reddi ile 4.000-TL lik ücret alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Aş 'den tahsiline karar vermek gerekmiştir. Mahkememizin 2018/306 Esas sayılı dosyasında görülmekte olan asıl davada; davalı ...' nın tahsilat makbuzları imzalamak suretiyle Mart 2013-Temmuz 2014 tarihleri arasında şirketten toplam 291.920,00-TL para aldığı, 80.824,68-TL lik tahsilat makbuzunda ...'nın imzasının bulunmadığı, bu miktar ödemenin ...'a yapıldığının ispatlanamadığı, Mart 2013- Temmuz 2014 tarihleri arasında kasa hesabından \"Ortaklara Yapılan Ödeme\" açıklamasıyla çıkış yapılarak 1.777.612,00-TL lik ödeme yapıldığı, 422.612,00-TL lik kısmın davacı ...'nın hesabına aynı açıklama ile virman edildiği, 1.777.612,00-TL den 422.612,00-TL lik kısmın ...'a diğer kısmın ise diğer ortaklara ödeme olarak kayıt edildiğinin bilirkişilerce tespit edildiği, yaptırılan grafolojik inceleme sonucunda; ...'nın imzasını içeren tahsilat makbuzları karşılığında, davalı ...'a 291.920,00-TL nin ödendiği, 80.824,00-TL lik kısmına ilişkin ... imzalı tahsilat makbuzunun bulunmadığı, ...' nın kız kardeşi olan ...'a yapılan ödemelerin ...'a yapılmış ödeme olarak sayılamayacağı, takip tarihinden önce davalının TBK nun 117. Maddesine uygun şekilde temerrüde düşürülmediği, bu sebep ile takip tarihinden öncesine dayalı olarak faiz talep edilemeyeceği anlaşıldığından Asıl davada; itirazın kısmen iptaline, takibin 291.920,00-TL üzerinden devamına, asıl alacak 291.920,00-TL ye takip tarihinden itibaren davacının talebini aşmamak üzere reeskont faıizi uygulanmasına, taraflarca belirlenebilir likit alacak miktarına davalı ... tarafından itiraz edildiğinden %20 tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, Birleşen 12. ATM nin 2018/1115 sayılı dosyasında davanın kısmen kabülüne, 4.000,00-TL ücret alacağının dava tarihiden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı-birleşen dosya davacısı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; genel müdürlüğü süresince; 18.03.2013 tarihinden - 22.06.2014 tarihleri arasında 10.000,00 tl maaş + %2 prim alacağı, sigortalı çalıştığı süre olan 22.06.2014 tarihinden 17.03.2015 tarihleri arasında  10.000,00 tl maaş alacağı ile, kıdem ve ihbar tazminatları talep edildiğini, yapılan incelemede sehven sadece 22.06.2014 - 17.03.2015 tarihleri arasındaki alacak hesaplanmakla, genel müdür bulunduğu tarihler arasındaki maaş alacağı ve %2 prim alacağı hesaplanmayıp davalının 16 aylık çalışma süresi olduğunu, yapılan hesaplama sadece bir döneme ait olup, genel müdürlük dönemindeki maaş alacağı hesaplanmadığını, davalının yapılan ödemeler düşüldüğünde maaş alacağı olarak 200.000,00 tl bulunduğunu, bilirkişi sehven tarihleri es geçilmek suretiyle eksik hesaplama yaptığını, yeni bir bilirkişi raporu alınması gerektiğini, maaş alacağının yanlış hesaplanması ile kıdeme ve ihbar tazminat alacaklarının hatalı hesaplandığını, davalının 16.117,67 tl ihbar tazminatı ile 6.606,00 tl kıdem tazminat alacağı bulunduğunu, davalının maaş alacağı + kıdem + ihbar tazminatının toplamda 220.000,00 tl hesaplanması gerekirken, sehven 95.666,67 tl olarak hesaplandığını, şirket ... kayıtları incelendiğinde, davalının muhasebe müdürü pozisyonunda bildirildiğinin görüleceğini, davalının, hissedarı bulunduğu davalı-davacı şirketin genel müdürü olduğunu, ...'dan vergi kaçırmak için maaş düşük gösterilmiş olmakla, ticaret sicil gazetesinde görüleceği üzere genel müdür pozisyonunda olmasına rağmen, muhasebe müdürü olarak gösterildiğini, ortağı ve hissedarı bulunduğu, yönetim kurulu başkanı olan davalının yıllık cirosunun 40. milyon olan şirkette asgarı ücret ile çalışması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, şirketin diğer ortakları, yönetimi ele aldıktan sonra ticari kayıt ve belgelerde oynama yaptıklarını, davalıya ödenen maaş alacağı ve %2 prim alacağının, ortağa ödenen para şeklinde gösterilmesi açıklanmaz halde olup kaldı ki, ortaklar kendi nezdinde olan ve alınan bedellerin ödenmesi konusunda herhangi bir işleme tabi tutulmazken, taraflar arasındaki husumet nedeniyle takibe konu edildiğini, icra dosyasına konu edilen carilerde, davalıya alacaklı iken, carilerle oynandığını, davalı-dacacı şirket daha az gelir vergisi ödemek için, asgari ücret üzerinden bildirimde bulunduğunu, cirosu 40 milyonu aşan şirkette, maaşın 2500 tl olması mümkün olmadığını, dosyada dinlenen tanık ifadeleri incelendiğinde görüleceği üzere, müvekkilin aylık 10.000,00 tl maaş aldığını, davalının aylık 10.000,00 tl olarak almış olduğu maaş ödemeleri şirket borçlanması şeklinde çok sonrasında kayıtlara işlendiğini, şirket cari kayıtları incelendiğinde davalının alacaklı olduğu, şirketin carisinde yer almayan belgelere dayalı alacak kaydı ile davanın kabulüne gidilmesi usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, taraflar arasındaki husumet nedeniyle, hukuku öç alma yönteminde araç olarak kullanıldığırnı, bilirkişi raporunda görüleceği üzere davalı şirketin diğer ortaklara 1.777.612,00 tl ödeme yaptıkları açık olmakla, davalıya maaş ve prim alacağı olarak ödemiş oldukları borç kaydetmeleri gerçeği yansıtmadığını, diğer oratklara veya yönetim kurulu başkanı olmaları nedeniyle, kendilerine ait ödemeler yapılmadığını, eşitlik ilkesine aykırı davranıldığını, şirketin diğer oratklara vermiş olduğu 1.400.000,00 tl oranındaki yüksek alacak yönünden takip yapmadığı gibi, herhangi bir talebi bulunmadığını, mevcut icra takibine konu dosya içeriğinde yer alan ticari kayıtlar incelendiğinde davalının 7.045,40 tl şirketten alacağının olduğu görüleceğini ancak bilirkişi raporunda bedelin 10.139,20 tl alacağı olduğu tespit edildiğini, şirketin davalıya yaptığı ödeme kayıtları incelendiğinde her hangi bir şerh olmadığının görüleceğini, aynı şekilde davalı tarafından şirkete 45.489,68 tl ödeme tediye makbuzu olmasına rağmen, sanki müvekkilime ödeme yapılmış gibi gözüktüğünü, dosyada tanık olarak dinlenen ... şirket çalışanı ve şirketin %15 hisse pay sahibi olduğunu, tanığın şirket hissedarı ve çalışanı olduğu hususunun es geçilerek, organik bağ kapsamında tanıklığının dinlenilmeyeceği hususu konusunda 'hukuki görüş' bildirmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, TTK'nın 358. maddesi gereğince pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmadıkça şirkete borçlanamayacağını, kar payı dağıtmayan şirketin, şirketin genel müdürü sıfatındaki ceo ya borç vermesinin mümkün olmadığını, maaş ödemelerinin borç olarak kaydedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, vergisel sorumluluk doğuracağını, takibe konu belgelerin sonradan doldurulduğunu, bilirkişi raporuna açıkça itiraz ettiklerini, belgelerin niteliği hakkında herhangi bir açıklama olmadığını, imza konusunda adli tıp ihtisas dairesinden rapor alınması gerektiğini, %20 kötüniyet tazminatı talep edilmesine rağmen, iş bu hususta karar verilmediğini,13.07.2020 tarihli bilirkişi raporu hmk 266. mad. ve ilgili kapsamda sunulan rapor, dava konusu itibarı ile  'özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği' şekilde ele alınmadığını eksik, yetersiz olduğunu, 22.07.2019 tarihli rapor ile 13.07.2020 tarihli rapor arasında çelişki olduğunu, kıdem, yıllık ücretli izin alacağı konusunda rapor tanzim edilmediğini, her iki rapor arasında yaklaşık 200.000 tl fark olduğunu, davalıya  yapılan ödemelerin maaş alacağı ve prim alacağı oluşturduğunu, iş bu kapsamda tanık ...'ın dinlenmesinin yerinde olacağını, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, ticari şirket tüzel kişiliği gereği tüm alacaklarını, borç ödemelerini fatura ile ispatlamakla mükellef olup davacı şirket sigorta pirimlerini düşük göstermek kaydı ile, bakiye alacakları elden ödemiş, şirket ortakları arasındaki sorunların oluşması ile maaş ödemelerini borç para almış şeklinde takibe konu edilmiş beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Asıl dava, şirketin ortağa verdiği borç paranın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davası, birleşen dava ise, bir kısım işçilik alacakları ile maaş ve prim alacağının tahsili davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık, davalı ortağa borç para verilip verilmediği, icra dosyasındaki tahsilat ve tediye makbuzlarının davalının ücret ödemesine ilişkin olup olmadığı, davalı ortağın  işçilik alacakları ile maaş ve prim alacağının bulunup bulunmadığı ve asıl dava yönünden kötüniyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Davacı ... A.Ş. 26.7.2012 tarihinde kurularak aynı tarihte ticaret siciline tescil edilmiştir. Davalı ... şirketin ortağı olup, ... ve ... ile birlikte 1 yıl süre ile yönetim kuruluna üye seçilmiştir. Yönetim kurulunun 28/11/2012 tarihli kararı ile ... Yönetim Kurulu Başkanlığına atanmıştır. Davalı ...'ın yönetim kurulu üyeliği 27/04/2015 tarihli genel kurulda ... ve ... yönetim kurulu üyesi seçilinceye kadar devam etmiştir. Ayrıca davalı ... 01/05/2013 tarihi itibariyle işe giriş, 17/03/2015 tarihi itibariyle işten çıkış bildirgesi verilmiştir. Asıl davada, davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, ...sayılı takip dosyasında, \"şirketten borç alınan geri ödenmeyen bedellerin tahsili\" sebebine dayalı olarak 367.620,41 TL asıl alacağın 65.990,00 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 15/03/2017 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı ... A.Ş. Tarafından, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava; ... tarafından şirkette 18/03/2013-17/03/2015 tarihleri arasında fiilen çalıştığı, genel müdürlüğünün sona erdiği 22/06/2014 yılına kadar 10.000,00 TL maaş + %2 prim ile, bu tarihten sonra 10.000,00 TL maaş ile çalıştığı iddiasıyla kıdem, ihbar, yıllık izin ücreti ve %2 ciro prim alacağı ile ödenmeyen 2014 Haziran - 2015 Mart dönemi maaş alacağının ödenmesine karar verilmesi istemiyle birleşen dava açılmıştır.Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK 191). Asıl davada, takibe konu tutarın davalı ortak ...'a borç olarak verildiğini davacı şirketin ispatlaması gerekir. İlk derece mahkemesince alınan kök raporda, şirket kasa hesabında 2.176.545,15 TL bakiye mevcudun 01.05.2015 tarihi itibariyle 1.777.612,00 TL'lik kısmının “Kasadan Ortaklara Yapılan” açıklaması ile çıkış yapıldığı, kasa mevcudunun 398.933,15 TL'ye düştüğü, toplam yazılan 1.777.612,00 TL tutarın 422.612,00 TL'lik kısmının davacı ... hesabına aynı açıklama ile virman edildiği ifade edilmiştir. Ek raporda ise, Mart 2013 - Temmuz 2014 dönemlerinde aylık olarak ...'a yapılan ödemeler incelendiğinde, 5.000 TL -30.000 TL arasında ödemeler olduğu grafolog bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda ...'a Mart 2013- Temmuz 2014 tarihleri arasında toplam 287.920,00 TL ödeme yapıldığının hesaben belirlendiği belirtilmiştir. Görüldüğü gibi kök raporda icra takibine konu tahsilat makbuzları değerlendirilmemiş, ek raporda ise imzası davalı  ...'a ait çıkan makbuzlardaki tutarların toplanması ile yetinilmiştir. Söz konusu tahsilat makbuzlarında genel olarak \"ödeyen firma\" olarak... A.Ş., tediye makbuzlarında ise \"tediye edilen firma\" olarak ...'a ödeme ibaresi bulunmakta olup, bu belgelerin davacı şirketin iddia ettiği gibi ödünç vermeye ilişkin mi yoksa  tanık ...'ın beyanında geçtiği ve davalı ...'ın iddia ettiği gibi kendisine yapılan ücret ödemesi mi olduğu davacı şirketin ticari defterleri incelenmek suretiyle tespit edilmemiştir. Bu haliyle söz konusu bilirkişi raporlarının hükme esas alınması mümkün değildir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince, eksik inceleme ile sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir.Bu halde, ilk derece mahkemesince davacı şirketin ticari defterleri üzerinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak üzere alanında uzman bir mali müşavir bilirkişiye tevdi edilerek, takibe konu tahsilat makbuzu ve tediye makbuzlarının niteliği ve ticari uygulamadaki yeri de değerlendirilerek ticari defterlerde ortağa borç verme olarak kayıtlı olup olmadığının tespiti hususunda rapor alındıktan oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.Birleşen dava yönünden ise; davacı ... şirkette fiilen çalıştığı iddia ettiği dönemde şirket yöneticisi olduğundan kıdem, ihbar, yıllık izin ücreti gibi işçilik alacaklarını talep edebilmesi mümkün değildir. Bunun yanı sıra maaş + %2 ciro primi ile çalıştığını ileri sürmüş ise de, %2 ciro primi ödenmesinin kararlaştırıldığı hususu davacı ... tarafından ispatlanamamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle Davalı-birleşen dosya davacısı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı-birleşen dosya davacısı ...vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davalı-birleşen dosya davacısı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.  29/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"78b5afa52eacde24","SID":"1c40efcee4a0ba0b"}}