{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/690 Esas<br>KARAR NO:2025/953<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:19/02/2025<br>NUMARASI:2024/807 Esas, 2025/160 Karar<br>DAVA:KONKORDATO (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))<br>KARAR TARİHİ:03/07/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin tekstil, hazır giyim ve örme kumaş sektöründe faaliyet gösterdiğini, şirketin 30.000.000,00 TL sermayesinin 7.213.919,00 TL'lik kısmının ödendiğini;  ithalata dayalı tedarik maliyetlerinin artan kurlar nedeniyle oldukça yükseldiğini, tekstil sektöründe 4-5 ay vadeli çalışıldığından maliyetlerin satış fiyatlarına yansıtılamadığını, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar, faaliyetin devamı için kredi kullanan şirket statüsünde olarak finansal dengesizliklerin olumsuz etkisi, kurlar ve faiz oranlarındaki ani dalgalanmalar, kur hareketlerindeki iniş ve çıkışlara bağlı olarak alım ve satım vadelerinde değişiklik yaşanmasının müvekkilinin nakit dengesini bozduğunu; konkordato projeleri ile, müvekkili şirketin mühlet öncesi işlemiş faizler ile birlikte konkordatoya tabi borçlarının tamamını 48 ayda eşit taksitler ile ödeyeceğini ileri sürerek davacı lehine geçici mühlet ve kesin mühlet verilmesini, sonrasında konkordato projesinin tasdikini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; komiser heyeti tarafından düzenlenen raporda; öngörülen kaynakların konkordatoya tabi borçların tasfiyesine yetmeyeceği, şirketin ciddi kaynak açığı olduğu, konkordatonun başarıya ulaşmasından bahsetme imkanının bulunmadığı hususlarının tespit edildiği, şirketin 31/07/2024 tarihi itibariyle sermayesinin 30.000.000,00 TL olduğu ve sermayenin 22.786,091 TL'sinin ödenmediği, şirketin, ortaklardan alacaklar hesabı bakiyesinin 11.117.259,35 TL olup, gerçek kişi ortakların bu parayı ödeyecek malvarlıkları bulunmadığı, davacı şirketin borca batık olduğu ve konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davacının konkordato talebinin reddine, mühletin kaldırılmasına, davacı şirketin iflasına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde müdahiller ... AŞ vekili tarafından istinaf edilmiştir.Müdahiller vekili istinaf nedenleri olarak;  komiser heyetinin 26.01.2025 tarihli raporuna dayanılarak davacının iflasına kararı verilmesinin doğru olmadığını, komiser heyetinin 05.11.2024 tarihli raporu ile 26.01.2025 tarihli raporu arasındaki kısa süreye rağmen, son raporda görüş değişikliğine dair nedenlerin belirtilmediğini, borçlu şirket yetkilisi çağrılıp dinlenmeden iflas kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle Yargıtay kararları gereği kararın kaldırılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, hukuki niteliği itibariyle 7101 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 285 ve devamı maddeleri gereğince geçici mühlet ve akabinde  kesin  mühlet kararı verilerek konkordatonun tasdikine ilişkindir.Mahkemece davanın reddi ile davacı hakkındaki konkordato mühletinin kaldırılmasına, davacının iflasına karar verilmiş, müdahiller ...,... AŞ vekili istinaf yoluna başvurmuştur.1-İİK'nın 293/2 fıkrasının ilk cümlesi; \"Kesin mühlet talebinin değerlendirilmesi sonucunda, hakkında iflâs kararı verilmeyen borçlunun konkordato talebinin reddine karar verilirse, borçlu veya varsa konkordato talep eden alacaklı bu kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilir.\" hükmünü, 293/ son fıkrası ise; \"Mahkemenin veya bölge adliye mahkemesinin konkordato talebinin reddiyle birlikte borçlunun iflâsına da karar verdiği hâllerde 164 üncü madde hükmü uygulanır.\" hükmünü düzenlemektedir.\"İİK'nın 293/son maddesi, 'Mahkemenin veya bölge adliye mahkemesinin konkordato talebinin reddiyle birlikte borçlunun iflâsına da karar verdiği hâllerde 164'üncü madde hükmü uygulanır' hükmünü içermektedir. İİK'nın 164. maddesinde ise, ticaret mahkemesince verilen nihaî kararlara karşı kanun yolları düzenlenmiştir. Bahsi geçen hükümler uyarınca iflas nedeniyle hakları etkilenecek olan tüm alacaklılar ve diğer alakadarların bu karara karşı kanun yoluna başvurmada hukuki yararları bulunduğu izahtan vareste olup, bölge adliye mahkemesinin aksi yöndeki gerekçesinde isabet bulunmamaktadır.\" (Yargıtay 6. HD'nin  2022/1730 Esas, 2022/3442 Karar sayılı kararı). Bu durumda konkordato talebinin reddi ile birlikte borçlunun iflasına karar verilmesi halinde, Yargıtay 6. HD'nin yukarıda belirtilen emsal kararı gereği,  İİK'nın 293/son fıkrası yollaması ile İİK'nın 164 maddesi gereğince, iflas nedeniyle hakları etkilenecek olan tüm alacaklıların bu karara karşı kanun yoluna başvurmada hukuki yararı bulunmaktadır. Bu nedenle, müdahiller vekilinin istinaf başvurusunun esastan incelenmesi gerekmiştir. 2-Müdahiller vekili, komiser heyetinin son raporuna göre iflas kararı verilmesinin doğru olmadığını ve  borçlu şirket yetkilisi çağrılmadan iflas kararı verildiğini belirterek hükmü istinaf etmiştir.Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş, yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu  vurgulanmıştır. Somut olayda, davanın, davacı şirketin muamele merkezindeki asliye ticaret mahkemesinde  açıldığı ve 6100  sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 74. maddesinde belirtilen şekilde davacı vekilinin vekaletnamesinde konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır.Dosya kapsamından; Mahkemece İİK'nın 286. maddesinde sayılan belgelerin eksiksiz olarak sunulduğu belirtilerek davacı şirket lehine 23.09.2024 tarihinden geçerli olmak üzere 3 aylık geçici mühlet kararı verildiği ve geçici komiser atandığı, bilahare geçici mühletin 2 ay daha uzatıldığı, geçici komiserin geçici mühlet içerisinde ara ve nihai raporlarını sunduğu, 19.02.2025 tarihli tarihli duruşmada borçlunun kesin mühlet talebinin reddine ve iflasına karar verildiği görülmektedir.Geçici komiser heyeti 05.12.2024 tarihli raporunda;  borçlunun 31.10.2024 tarihli kaydi değer bilançosunda öz kaynaklarının (+) 48.592.129 TL ile borca batık durumda olmadığı, borçlunun 23.09.2024 tarihi itibariyle, konkordatoya tabi borçları (kamu alacakları ve çalışanların İİK m.206/1.sırasında yazılı imtiyazlı alacakları dışında kalan tüm alacaklar) toplam 313.636.739 TL iken, 31.10.2024 tarihi itibariyle borcun 301.500.789 TL’ye gerilediği, şirketin üretiminin durma noktasına geldiği, bu itibarla şirketin gerek İstanbul merkez ofis gerekse Niğde’deki fabrikasıyla birlikte yeterli düzeyde üretim kapasitesine sahip olup olmadığı, üretim yapıp yapmadığı, sipariş alıp bunları teslim edip etmediği hususunda yeterli bir gözlem yapılması gerektiği, ön projenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılabilmesi için şirketin finansal durumunun bir müddet daha izlenmesinin uygun olacağı belirtilmiştir. Geçici komiser heyeti 26.01.2025 tarihli raporunda; şirketin mevcut makine tesisat ve demirbaşları ile çalışma düzenini koruduğu, borçlunun 30.11.2024 tarihli kaydi değer bilançosunda öz kaynaklarının (+) 49.253.376 TL olup borca batık durumda olmadığı, borçlunun 30.11.2024 tarihli rayiç değer bilançosunda öz kaynaklarının (-) 89.506.026 TL olup borca batık durumda olduğu; borçlunun 30.11.2024 tarihi itibariyle cari borçların 5.792.910 TL, kamu borçlarının 17.836.636 TL ve personel borçlarının 1.883.455 TL olduğu ve toplam cari borçlarının 25.513.001,00 TL’ye ulaştığı; borçlunun 23.09.2024 tarihi itibariyle, konkordatoya tabi borçları (kamu alacakları ve çalışanların İİK m.206/1.sırasında yazılı imtiyazlı alacakları dışında kalan tüm alacaklar) toplam 313.636.739 TL iken,  30.11.2024 tarihi itibariyle borcun 281.514.296 TL’ye gerilediği, borçtaki azalmanın ana sebebinin vadesi gelen ve tahsil edilen senet bedellerinin kredi borçlarına mahsup edilmesi olduğu; konkordatoya tabi adi borçların 30.11.2024 tarihi itibariyle 172.822.919 TL olduğu, %24 faiz oranı ile 41.477.501 TL faiz hesaplandığı ve buna göre toplam tasfiye edilecek adi borcun 214.300.420 TL olduğu; şirketin rehinle teminat altına alınmamış adi nitelikte borçlarının tamamını  konkordatonun tasdikinin kesinleşmesinden 2 ay sonra, 48 ayda, 24 eşit taksitle %24 faiz ilavesi ile ödemeyi teklif ettiği; borçlunun en önemli borç ödeme kaynağının 152.127.115,00 TL ile faaliyetten elde edilmesi gelir olduğunu, ancak bu kaynak içerisinde gösterilen 59.577.611,00 TL enflasyon düzeltilme tutarı, kaydi bir düzeltme olup, nakit akışında şirkete artı değer sağlamayacağı, bilançoda kaydi olarak 108.687.676,00 TL stok bulunsa da, stokların değerinin 21.949.163 TL olarak değerlendirildiği, finansal kiralama  şirketine ait taşınmazların satışı kaynak olarak öngörülmüşse de, finansal kiralama borçlarının ödenmemesi ihtimalinde bu kaynağın sağlanamayacağı, yine ortaklardan olan alacakların tahsili de borç ödeme kaynağı olarak gösterilmişse de, ortakların bu borcu nasıl ödeyeceğine dair somut bilgi bulunmadığı, sonuç olarak, şirketin ciddi bir kaynak açığı söz konusu olduğu, bu itibarla şirketin konkordatosunun başarıya ulaşmasından bahsetme imkânı bulunmadığı belirtilmiştir. Konkordato talep eden borçlu, ön projede, faaliyetine devam etmek ve konkordatoyu başarılı kılmak için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını mutlaka açıklamalıdır.Bu çerçevede, ön projede, özellikle, konkordato mühleti içinde işletme sermayesinin nasıl sağlanacağı açık ve net bir şekilde gösterilmelidir.Öte yandan, alacaklılara ödeme yapılabilmesi için gerekli mali kaynağın nasıl elde edileceği açıklanmalıdır; bu çerçevede, ortakların yeni sermaye getirmeleri veya sermayeyi karşılıksız tamamlamaları, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, -güç olmakla birlikte- işletmenin bir bankadan kredi bulması gibi yöntemler ilk akla gelenlerdir (Yen Konkordato Hukuku, Öztek.., sh.185) İİK 289. maddesinde, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya 1 yıllık kesin mühlet verileceği düzenlenmiştir. Borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali \"konkordatonun başarı şansı\" kavramı altında ifade edilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku -Av.Sümer Altay, sayfa 112, 1. Cilt).Somut olayda,  davacı şirketin en önemli borç ödeme kaynağı olarak, 152.127.115,00 TL tutarında ticari faaliyetlerden elde edecek geliri göstermiştir.Ancak komiser heyeti raporunda bu miktar içinde yer alan 59.577.611,00 TL'nin kaydi bir düzeltme olup, kaynak olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. Yine şirketin kaydi olarak 108.687.676,00 TL stoğu gözükse de stokların rayiç değerinin 21.949.163,00 TL olarak tespit edilmesi karşısında ticari faaliyetlerden elde edilmesi beklenen gelirin sağlanamayacağı anlaşılmaktadır. Bunun yanında konkordato projesinde borç ödeme kaynağı olarak alacakların tahsilinin gösterildiği ve bu tutarın önemli kısmının ortaklardan olan alacaklar olduğu belirtilmesine rağmen ortakların borcunu hangi kaynaklar ile ödeyeceği somutlaştırılmamıştır.Ayrıca davacı şirketin  30.11.2024 tarihli rayiç değer bilançosunda öz kaynakları (-) 89.506.026 TL olup borca batık durumdadır.Diğer taraftan konkordato komiserlerinin raporları arasında çelişki bulunmayıp, İİK'nın 292/son fıkrası uyarınca borçlu şirket temsilcileri duruşmaya çağrılmalarına rağmen duruşmaya katılmamışlardır. Buna göre Mahkemece konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı ve davacı şirketin borca batık olduğu gerekçesiyle konkordato talebinin reddine ve davacını iflasına karar verilmesinden isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/807 Esas, 2025/160 Karar sayılı ve  19/02/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan müdahiller ...  AŞ vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince ayrı ayrı alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı müdahiller tarafından ayrı ayrı yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Müdahiller ... AŞ  tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2004 sayılı İİK'nın 164. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'da Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9a8683e843a465fd","SID":"712df0761193246b"}}