{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/608 Esas<br>KARAR NO:2025/991<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:11/02/2025<br>NUMARASI:2024/344 Esas, 2025/98 Karar<br>DAVANIN KONUSU:YARGILAMANIN İADESİ<br>KARAR TARİHİ:10/07/2025<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar ve asli müdahiller tarafından sunulan yargılamanın yenilenmesi talepli dilekçede özetle; taraflarınca davalı kooperatif aleyhine açılan davada verilen Mahkemenin 2019/741 Esas 2020/607 Karar sayılı kararının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, kararın yargılamanın iadesi yoluyla ortadan kaldırılması gerektiğini, dava konusu 22/06/2014  tarihli olağan genel kurul toplantısı için çağrılan 283 üyeden 128 üye ile genel kurulun yapıldığını, oysa kooperatifin gerçek üye sayısının 937 olduğunun tapu kayıtları ile sabit olduğunu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı bünyesinde görevli Baş Müfettiş ...'nin 21.08.2018 tarihli raporunda, 28/06/2009- tarihli genel kurulun hazirun listesinde 363; 20/06/2010  tarihli ve keza 26/06/2011 tarihli genel kurulun hazirun listesinde ise 330 ortağın bulunduğunun tespit edildiğini, ayrıca bu raporun 30. sayfasında kooperatif ortak sayısının 872 olduğunun da tespit edildiğini, yine Vergi Müfettişi ... imzalı raporda ise, üyeler ismen de belirtilmek suretiyle 06/10/2015 tarihinde üye sayısının 765 olduğunun tespit edildiğini, tapu tahsisi yapılan üyelerden usule aykırı olarak istifaların alındığı gibi ayrıca usulsüz olarak sabit fiyatla satış yapılanların da üye gösterilmediğini, bu nedenle hazirun listesinin usule aykırı olduğunu, zira tapuda ismi yazılı tüm kişilere çağrı yapılması gerektiğini, davalı kooperatif vekili sabit fiyatla satış yapılanların sayısının 91 olduğunu kabul ve ikrar etmiş ve bilirkişi raporu ile 121 olarak tespit edilmiş ise de bu sayının daha fazla olduğunu, 15 adet üye kayıt ve karar defteri incelenmediğinden gerçek üye sayısında hata olduğunu, bu defterlerden sadece birinin incelendiğini, diğer defter asılları Mahkemeden gizlenerek dosyaya ibraz edilmediğini, haklarında ceza davaları bulunan kooperatif yöneticileri tarafından hazırlanan hazirun listelerini itibar edilemeyeceğini, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/30 Esas sayılı dosyasında 9 nolu ortak kayıt defterinde 349 adet sabit satışlı ortak tespit edildiğini, yine bu dosyadan alınan 2. ek heyet raporunda üye sayısının 336 olarak tespit edildiğini, 2006 yılında kurulan kooperatifin karar defterinin 05/12/2017 tarihinde, üye kayıt defterinin ise 08/07/2013 tarihinde noter tasdikinin yapıldığını ve usulsüzlüğün açıkça belli olduğunu, Mahkemece tapu kaydının celp edilmediğini, keşif ve yerinde bilirkişi tetkikatı yapılmadığını, proje ve tapu kaydının incelenmediğini, vergi müfettişi tarafından elde edilen isim ve imzaları bulunan 765 üyeye ilişkin listenin Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığına da gönderildiğini, Mahkemece bu resmi belgeye itibar edilmediği gibi sebebi ve gerekçesinin de açıklanmadığını, davalı kooperatifin 22/06/2014 tarihli 2013 hesap yılı genel kurulunda alınan kararların, kararı etkileyecek miktarda (Takbis kayıtlarına göre toplam ortağın 654 olduğu) üyeye çağrı yapılmamış olması ve bu ortakların katılımıyla karar alınmamış olması karşısında nisap yokluğu nedeniyle mutlak butlanla batıl ve geçersiz olması sebebiyle yargılamanın yenilenmesi ile HMK'nun 375/1-ç, d, e, g, ğ, h, ı bendleri gereğince yargılama yapılarak İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/10/2020 tarih ve 2019/741 Esas 2020/607 Karar sayılı yasalara aykırı kararının ortadan kaldırılmasına ve davalarının kabulü ile 2013 hesap yılına ait 22/06/2014 tarihinde yapılan kooperatif genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.<br>CEVAP:Davalı kooperatif vekili cevap dilekçesinde özetle; yargılamanın iadesinin istisnai bir kanun yolu olduğunu ve sebeplerinin kanunda tahdidi olarak sayıldığını, davacı tarafın talep dilekçesinde iddiasını aynı konuda birbirine aykırı iki kesinleşmiş karar verildiğine dayandırdığını, oysa Mahkemenin 23/02/2016 tarih ve 2014/688 Esas 2016/146 Karar sayılı kararı Yargıtay tarafından bozulduğundan kesinleşmediğini, bozmadan sonra 2019/741 Esas mımarasını alan dosyada verilen 20/10/2020 tarih ve 2020/607 Karar sayılı kararın ise temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleştiğini, yani ortada kesinleşmiş tek kararın bulunduğunu, bu nedenle talebin yasal dayanağı olmadığından reddi gerektiğini, ayrıca talebin 3 aylık zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın daha önce yargılama sırasında ileri sürdüğü iddiaları birçok kez tekrar ederek talep dilekçesinde de yazdığını, daha sonraki dönemlerle ilgili genel kurul kararlarının iptali istemi ile açılan davalarda alınan ve mahkemelerce itibar edilmeyen bilirkişi raporlarını davacı tarafın yargılamanın iadesine sebep göstermeye çalıştığını, oysa bu iddiaların huzurdaki dava bakımından yargılamanın iadesine gerekçe olamayacağını, yine davacı tarafın, dava ile hiçbir ilgisi olmayan kooperatif eski yöneticileri hakkında açılan ceza davalara atıfta bulunduğunu, ancak bu davalarda kesinleşen bir ceza olmadığı gibi İstanbul 15. ve 21. Ağır Ceza Mahkemelerinde yapılan yargılamalar sonucu verilen beraat kararlarının kanun yolu incelemesinde bulunduğunu, yine dava ile bir ilgisi olmadığı halde imar sorunlarının ileri sürüldüğünü, imar sorunlarının davanın açıldığı 2016 yılı öncesinden mevcut olduğunu ve gerek ceza davaları gerekse imar sorunlarının asıl davanın yargılaması sırasında ileri sürüldüğünü, bu nedenle yargılama sırasında ileri sürülen iddiaların yargılamanın iadesine gerekçe olmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın iddiası ve taleplerinin yasal dayanağının olmadığını, yargılamanın iadesini gerektirir hiçbir sebebin söz konusu olmadığını, davacı tarafın amacının daha sonraki dönemler için açtıkları davaları etkilemek olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; davacı tarafça ileri sürülen yeni bir delil ve iddia olmadığı, davacı tarafın yargılanmanın yenilenmesi kapsamında hangi maddeye dayandığını belirtmediği, ileri sürülen iddiaları doğrulayan hiçbir dayanak belge ve iddia olmadığı, davacıların iddialarının Mahkemenin 2019/741 Esas sayılı dosyasında tartışıldığı, yargılamanın iadesini gerektirir bir sebep olmadığı, HMK'nun 375. maddesinde sayılan yargılamanın iadesi sebeplerinin dosya kapsamında oluşmadığı gerekçelerine istinaden talebin HMK'nun 375/1 ve 379/1-c maddesi uyarınca usulden reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacılar ve asli müdahiller tarafından istinaf edilmiştir. Davacılar ve asli müdahiller tarafından sunulan istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi incelemesi yapılmadığını, hazirun listesinin sahteliğinin incelenmediğin, aynı dosyadan iki farklı mahkeme tarafından verilen kararların açıkça kanunlara aykırı ve çelişkili olduğunu, 11 adet üye kayıt defteri ile 4 adet karar defterlerinin var olup Mahkemeye teslim edilmediğini, üye kayıt defterlerinin Mahkemeden kaçırıldığını, buna rağmen dosya kapsamına sunulan tüm delilleri incelenmeden karar verildiğini, yargılamanın iadesine konu karar ile Yargıtay bozma ilamına uyularak hiçbir inceleme yapılmadan davanın reddine karar verildiğini, dosyaya sundukları davalı kooperatife ait emsal niteliğindeki bilirkişi heyet raporları ve emsal mahkeme kararlarının gözardı edildiğini, kooperatif yöneticileri hakkında ceza davaları bulunmasının işlem ve eylemlerinin hileli olduğunun kanıtı olduğunu, delil olarak bildirilen dava dosyalarında verilecek kararların bekletici mesele yapılmadığını, kooperatifin gerçek üye sayısının 937 olduğunun tapu kayıtları ile sabit olduğunu, ayrıca üye sayısının gerçeği yansıtmadığının Bakanlık ve vergi müfettişi raporları ile tespit edildiğini, tapu tahsisi yapılan üyelerden usule aykırı olarak istifaların alındığı gibi ayrıca usulsüz olarak sabit fiyatla satış yapılanların da üye gösterilmediğini, bu nedenle hazirun listesinin usule aykırı olduğunu, zira tapuda ismi yazılı tüm kişilere çağrı yapılması gerektiğini, 15 adet üye kayıt ve karar defteri incelenmediğinden gerçek üye sayısında hata olduğunu, bu defterlerden sadece birinin incelendiğini, diğer defter asılları Mahkemeden gizlenerek dosyaya ibraz edilmediğini, davalı kooperatif yönetiminin sahte belgelerle kooperatif genel kurulunu icra ettiğini, davalı kooperatifin başka genel kurullarında alınan kararların iptaline yönelik davalar kapsamında alınan bilirkişi raporları ile davalı kooperatifin bütün hukuka aykırı işlem ve eylemleri ile kanuna karşı hilelerinin delilleriyle birlikte tespit edildiğini, işlem ve eylemlerinin yasalara ve hukuka aykırılığı tespit edilen davalının sunduğu belgelerle uyuşmazlığın çözümünün beklenemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, yargılamanın iadesi istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Yargılamanın yenilenmesine konu olan İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07/09/2016 tarih ve 2012/134 Esas 2016/340 Karar sayılı karar aşağıdaki şekilde özetlenmiştir.Davalı kooperatifin 22/06/2014 tarihinde yapılan 2013 hesap yılı olağan genel kurulu kararlarının tamamının iptali talebi ile açılan davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/02/2016 tarih ve 2014/688 Esas 2016/146 Karar sayılı kararı ile, davacıların, davalı kooperatiften sabit fiyatla konut satın almak suretiyle kooperatif ortağı olduğu, bu şekilde 91 kişiye konut satışının yapıldığı, iptali istenen 22/06/2014 tarihli genel kurul toplantısının 283 kayıtlı ortağın ortaklar listesinde gösterilerek yapıldığı, bu ortaklardan 115 ortağın asaleten, 13 ortağın vekaleten olmak üzere toplam 128 ortağın katılımı ile kararların alındığı, sabit fiyatla konut satılan 91 kişinin de ortak olduğunun kabulü halinde kooperatifin gerçek ortak sayısının 374 olduğu, buna göre toplantı nisabı sağlandığı gibi kararların da oybirliği ile alındığı, her ne kadar toplantıya katılan ortak sayısı ve toplantı için gerekli çoğunluk şeklen sağlanmış ise de, toplantı için yapılan çağrı Kooperatifler Kanunu'nun 45. maddesi, kooperatif ana sözleşmesi ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olup ortada usulsüz bir çağrı değil, açıkça kanuna aykırılık bulunduğundan dava konusu yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline dair karar verilmiştir. Karar davalı kooperatif tarafından temyiz edilmiş olup Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 13/05/2019 tarih ve 2016/7021 Esas 2019/1918 Karar sayılı kararı ile;\"Somut olayda, davacılar genel kurula çağrılmadıklarını ileri sürerek genel kurul kararlarının iptali istemişler  ise de 22.06.2014 tarihli genel kurulun toplantıya çağrılmayan kişilerin toplantı ve karar nisabını etkilemediği, toplantıya 128 kişinin katılıp kararların oy birliği ile alındığı anlaşılmıştır.Mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.\" gerekçelerine istinaden kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekilinin yaptığı karar düzeltme talebi ise aynı Dairenin 04/12/2019 tarih ve 2019/2733 Esas 2019/5120 Karar sayılı kararı ile reddedilmiştir.Bozma üzerine yeniden yapılan yargılama neticesinde İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/10/2020 tarih ve 2019/741 Esas 2020/607 Karar sayılı kararı ile, davacıların toplantıya çağrılmamaları iptal davası açma hakkı vermekle birlikte toplantıya çağrılmayan kişilerin  alınan kararlardaki toplantı ve oy nisabını etkilemediği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili ve müdahil ... tarafından temyiz edilen karar Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 27/12/2022 tarih ve 2021/4699 Esas 2022/6091 Karar sayılı kararı ile onanmış olup bu karara karşı yapılan karar düzeltme talebi ise aynı Dairenin 08/06/2023 tarih ve 2023/1803 Esas 2023/2253 Karar sayılı kararı ile reddedilerek yargılamanın iadesine konu kararın 08/06/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nun 374. maddesi uyarınca, kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı yargılamanın iadesi istenebilir. Yargılamanın iadesi sebepleri HMK'nun 375. maddesinde sayılmış olup HMK'nun 379/1-c ve 2 maddeleri uyarınca, ileri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin, kanunda yazılı sebeplerden olmaması halinde davanın esasa girilmeden reddedileceği düzenlenmiştir. Öte yandan yargılamanın iadesi sebeplerinin kanunda sınırlı olarak sayılması sebebiyle bunun dışında başka bir sebebe dayalı olarak yargılamanın iadesi talebinde bulunulamaz. Somut olayda, davacılar HMK'nun 375. maddesinin 1. fıkrasının ç, d, e, g, ğ, h, ı bentlerine dayalı olarak yargılamanın iadesi talebinde bulunmuş olup söz konusu bentlerde yer alan haller; \"ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması, d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması, e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması, g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması, ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması, ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.\" şeklinde düzenlenmiştir.Davacılar dava dilekçesinde birden fazla yargılamanın iadesi sebebi ileri sürmüş ise de, bu sebeplerin her birine yönelik ayrı ayrı bir açıklama yapılmadığından somut olarak hangi sebebe dayalı talepte bulunulduğu ortaya konmamıştır. Ancak dava dilekçesinde ileri sürülen iddialar ve buna göre yapılan genel açıklama dikkate alındığında davacılar, hazirun listesi usulüne uygun hazırlanmadığından bahisle üye sayısının gerçeği yansıtmadığını, bu hususa ilişkin yargılamanın iadesine konu kararda yeterli ve gerekli inceleme yapılmadığını iddia ederek işbu davayı açmıştır.Davacılar bu durumunu tespitinin, davalı kooperatifin 22/06/2014 tarihinde yapılan 2013 hesap yılı olağan genel kurulunda alınan kararların toplantı ve karar nisabı bulunmadığından yoklukla malul olması sonucunu doğuracağını ileri sürmektedir. Somut olayda, davalı kooperatifin üye sayısının gerçeği yansıtmadığına yönelik iddialar hem İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/688 Esas sayılı dosyasında hem de bu dosyada verilen kararın bozulması üzerine 2019/741 Esas sayılı dosyada yapılan yargılama sırasında da ileri sürülmüştür. Özellikle Mahkemece alınan ve davacıların aleyhine olan 01/12/2015 tarihli bilirkişi raporu ile ilk verilen kararın davalı kooperatif lehine bozulmasından sonra olan süreçte hazirun listelerinin doğru hazırlanmadığından bahisle üye sayısının hatalı olmasına yol açan sebepler daha kapsamlı ve ayrıntılı şekilde ortaya konmaya başlanmış olup işbu yargılamanın iadesi talepli dava dilekçesinde de aynı hususlar ileri sürülmüştür.Zira üye kayıt defterlerinin tamamının incelenmediği, haklarında olan ceza davaları sebebiyle kooperatif yöneticileri tarafından hazırlanan hazirun cetveline itibar edilemeyeceği, üyelerden usule aykırı olarak istifaların alındığı, sabit fiyatla satış yapılanların üye olarak gösterilmediği, tapuda ismi yazılı tüm kişilere çağrı yapılması gerektiği hususları davacılar tarafından önceki yargılamada zaten dile getirilmiştir. Ayrıca davacılar tarafından ileri sürülen iddialar yargılamanın iadesi nedenine ilişkin dayanak yapılan bentler kapsamında da değerlendirilemez.Sonuç olarak, yargılamanın iadesi talebine dayanak yapılan bentlerde yer alan haller somut olayda gerçekleşmediği gibi ayrıca davacılar tarafından dayanılan iddialar zaten önceki yargılamada ileri sürüldüğünden yargılamanın iadesine ilişkin şartların gerçekleşmediği anlaşılmakla Mahkemece ileri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin kanunda yazılı sebeplerden olmadığı kabul edilerek esasa girilmeden talebin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacıların istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/344 Esas, 2025/98 Karar sayılı ve 11/02/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince her bir davacı yönünden alınması gereken 615,40 TL istinaf harçları peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı kanunun 361/1. fıkrası uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.10/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0c773b31ff02cd60","SID":"4f159573d679301d"}}