{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/1820 Esas<br>KARAR NO:2025/952<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ:25/04/2023<br>NUMARASI:2022/176 Esas, 2023/79 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>KARAR TARİHİ:03/07/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesini duruşmada tekrarla; müvekkili firmanın ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...ve ... gibi pek çok tanınmış markanın sahibi olduğunu, \"...\" markasını ilk olarak ... sayı ile 1985 yılında tescil ettirdiğini, \"...\" markasının tanınmış bir marka olduğunu, davalı firmanın ise müvekkilinin isim ve imajından kötü niyetli olarak faydalanmaya çalıştığını, davalıya ait ... sayılı \"...\" ve ... sayılı \"... ...\" markaları ile müvekkiline ait markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, ayrıca davalı firmanın ürün ambalajları ile müvekkilinin ürün ambalajları arasında benzerlik söz konusu olduğunu belirterek, bu sebeplerle davalı tarafa ait ... numaralı \"...\" ve ... numaralı \"...\" markalarının davacının tescilli ve tanınmış markalarına fiili tecavüzünün tespitine, davalıya ait ...numaralı \"...\"  ve  ...  numaralı  \"...\"  markalarının    hükümsüzlüğüne, ... numaralı \"...\" ve ... numaralı \"...\" markalarını taşıyan ve davacı şirketin tescilli ve tanınmış markalarına tecavüzü nedeniyle tecavüz fiillerinin durdurulmasına ve bu kapsamda alınacak her türlü tedbire, özellikle tecavüz oluşturan ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulmasına, ürünlerin toplatılmasına, imha edilmesine, gümrükten giriş ve çıkışlarının engellenmesine, davalıya ait ... numaralı \"...\" ve... numaralı \"...\" markalarının ve ambalajlarında kullandığı amblemlerin, davacı şirketin tescilli ve tanınmış markalarına doğması mıhtemel tecavüzün önlenmesine, bu kapsamda alınacak tedbire, özellikle masrafları tecavüz edene ait olmak üzere el konulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhasına, masrafları davalıya ait olmak üzere kesinleşmiş karar örneğinin günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesine veya ilgililere tebliğine, tüm maddi ve manevi tazminat haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamış,  yargılama sırasındaki beyanlarında, davacının markalarının tanınmış marka olmadıklarını, davalının markalarının davacının markaları ile benzer olmadığını, davacının sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN  İLK KARARI:İlk derece mahkemesinin 2017/618, 2019/353 Karar sayılı, 07/12/2017 tarihli ilamında;\"1-Davanın KABULÜNE, -Davalıya ait .... numaralı \"...\" ve ... numaralı \"...\" markalarının HÜKÜMSÜZLÜKLERİNE ve SİCİLDEN TERKİNLERİNE, -Davalının 2... numaralı \"...\" ve ... numaralı \" ...\" markalarını ürün ambalajları üzernide kullanmak suretiyle davacının tescilli \"...\" esas ibareli markalarına tecavüz ettiğinin tespitine, -Davalının tecavüz teşkil eden eylemlerinin durdurulmasına, muhtemel tecavüzlerinin önlenmesine, -Davalıya ait... numaralı \"...\" ve ... numaralı \"...\" markalarını taşıyan ürünler ile bunların üretiminde  münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulmasına,-Masrafları tecavüz edene ait olmak üzere el konulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesine, üzerlerindeki markaların silinmesine veya sınai  mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imha edilmelerine,-Bu ürünlerin Gümrük'den giriş ve çıkışlarının engellenmesine,-Hüküm özetinin masrafları davalıya ait olmak üzere karar kesinleştiğinde Türkiye' de yayın yapan günlük bir gazetede ilan edilmesine\" şeklinde  karar verilmiştir.<br>DAİREMİZİN KARARI: Dairemizin 30/06/2022 tarih ve 2020/1082 Esas, 2022/1195 karar sayılı ilamı ile;   \"...Somut uyuşmazlıkta; yargılama aşamasında alınan her iki bilirkişi raporunda davalının markalarının tescil edildiği şekilde kullanıldığı, ... markasının tanınmış marka statüsünde olmadığı belirtilmiş ise de, mahkemece önceki mahkeme kararına istinaden davacının  ... markasının tanınmış marka olarak kabulü gerektiği gerekçesi ile esas hakkında değerlendirme yapılmıştır. Ancak; ilk derece mahkemesinin kararının gerekçesinin dayanağı olan İstanbul 4.FSHHM'nin 2011/266 Esas, 2013/15 karar sayılı ilamı veya dosyası, dosya içerisine alınmadığı gibi tanınmışlık hususunun tespitinin teknik incelemeyi gerektirmesi nedeni ile tanınmışlık iddiası yönünden tüm deliller ile birlikte yeni bir heyetten rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile  bilirkişi raporlarına aykırı karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Kabule göre de;  davalı taraf aşamalarda sessiz kalma yolu ile hak kaybı koşullarının oluştuğunu savunmuş ise de, ilk derece mahkemesince bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmadan karar verilmesi de yerinde görülmemiş davalı vekilinin istinaf istemin bu yönlerden kabulü gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf isteminin bu yönlerden kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine\" şeklinde karar vermiştir.<br>DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:İlk derece mahkemesinin 2022/176Esas, 2023/79 Karar sayılı kararında;  \"... somut olay incelendiğinde; davalının  2011 24066 numaralı \"...\" markasının 10/05/2013 tarihinde, ...numaralı \" ...\" markasının ise 31/10/2012 tarihinde tescil edildikleri, dava tarihi olan 09/11/2017 tarihinde ... tescil numaralı marka için 5 yıllık hak düşürücü sürenin tamamlanmadığı, ... tarihli marka için ise 5 yıl 9 günlük süre geçtikten sonra dava açıldığı anlaşılmıştır. Ancak davalının markalarının kötüniyetli olarak tescil edildikleri tespit edildiğinden, SMK'nun 25/6. maddesindeki hak düşürücü sürenin dikkate alınamayacağı anlaşılmıştır.Tüm bu nedenlerle davalının markalarının SMK'nun 6/1, 6/5 ve 6/9. maddeleri uyarınca tescilli oldukları tüm mal ve hizmetler için hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiştir...Alınan bilirkişi raporları, davalıya ait marka kullanımını gösteren ürün görselleri, taraflara ait marka tescil kayıtları ve tüm dosya kapsamı ile; davalının markalarının davacının tanınmış markasına ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, davalının markalarının yalnızca kelime unsurundan ibaret olmasına rağmen ürünlerinin üzerinde kendisine ait tescilli markaların yanı sıra davacıya ait markalarda yer alan şekil unsuruna da yer verdiği, davalının markalarını kötüniyetle tescil ettirdiği, her ne kadar davalının markaları tescilliyse de, SMK'nun 155. maddesi uyarınca, marka hakkı sahibinin, kendi hakkından önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceğinden davalının marka kullanımlarının davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiği kanaatine varılmıştır. Davalı tarafça davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı savunulmuş olup, sessiz kalma nedeniyle hak kaybının söz konusu olabilmesi için, önceki hak sahibinin, markasının aynısının veya benzerinin kullanılmasına belirli bir süre sessiz kalmış olması gereklidir.Dava açıldığı tarihte yürürlükte olan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile ilk defa marka hukukunda hükümsüzlük davaları yönünden SMK'nun 25/6. maddesi ile sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin bir düzenleme getirilmiştir. Buna göre marka hükümsüzlük davalarında sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin uygulanabilmesi için beş yıllık sürenin geçmiş olması gerekmektedir.Nitekim SMK'nun yürürlüğe girmesinden önceki dönemde de, uygulamada Yargıtay kararlarıyla da bu süre 5 yıl olarak kabul edilmiştir. Ancak marka hakkına tecavüz yönünden mevzuatta bir süre belirlemesi bulunmadığından TMK’nin 2. maddesi de gözetilmek suretiyle her somut olayın özellikleri dikkate alınarak sürenin belirlenmesi gerekmektedir.Sessiz kalma nedeniyle dava açılamayacağı yönündeki savunma bir def’i olmayıp itirazdır.Zira sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin dayanağı TMK’nın 2. maddesi olduğuna göre, dava açılması açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve bu durum dava dosyasından ortaya konulabiliyorsa, sessiz kalma yoluyla hak kaybı bir itiraz olarak kabul edilip, hâkim tarafından resen dikkate alınmalıdır. Keza TMK’nin 2/2. maddesi gereğince bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında, davalının markalarını kötüniyetle tescil ettirmiş olması nedeniyle, marka hakkına tecavüz eylemlerinin tespiti ve önlenmesi için davacının 5 yıl 9 gün sonra dava açmasının açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmadığı, bu nedenle MK'nun 2. maddesi uyarınca sessiz kalma nedeniyle hak kaybından da söz edilemeyeceği, davalının davacının marka haklarına tecavüz ettiği sonucuna varılmış ve davanın kabulüne; Davanın KABULÜNE, Davalıya ait ... numaralı \"...\" ve ... numaralı \" ...\" markalarının HÜKÜMSÜZLÜKLERİNE VE SİCİLDEN TERKİNLERİNE,Davalının ... numaralı \"...\" ve ... numaralı \"...\" markalarını kozmetik ürün ambalajları üzerinde kullanmak suretiyle davacının tescilli \"...\" esas ibareli markalarına TECAVÜZ ETTİĞİNİN TESPİTİNE, Davalının tecavüz teşkil eden eylemlerinin DURDURULMASINA, muhtemel tecavüzlerinin ÖNLENMESİNE,Davalıya ait ... numaralı \"...\" ve ... numaralı \"...\" markalarını taşıyan ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde EL KONULMASINA, Masrafların tecavüz eden davalıya ait olmak üzere el konulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin DEĞİŞTİRİLMESİNE, üzerilerindeki markaların SİLİNMESİNE veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise İMHA EDİLMELERİNE, Bu ürünlerin gümrükten giriş ve çıkışlarının ENGELLENMESİNE,Hüküm özetinin karar kesinleştiğinde, masrafları davalıya ait olmak üzere Türkiye'de yayın yapan günlük bir gazetede bir kez ilan edilmesine,\" şeklinde karar vermiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, BAM kararından önceki raporda markanın tanınmış marka olmadığının belirtildiğini, tanınmışlığın ispatına ilişkin delil sunulmadığını, hem dava tarihinde hem markaların başvuru tarihinde tanınmışlığın ispatı gerektiğini, ek bir belge dahi sunulmamışken markanın tanınmışlığı kabul edilerek davanın kabulünün hatalı olduğunu,Tanınmışlığın her somut olayda yeniden incelenmesi gerektiğini, Davacının markası tanınmış marka kabul edilerek müvekkilinin markasının ayırt edici karakterini zayıflatacağı ve markanın sulanacağı, müvekkili markasının tescilinin kötüniyetli olduğu şeklindeki gerekçeyi kabul etmediklerini, tescilin kötüniyetli olduğu gerekçesi ile hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gerekçesini de kabul etmediklerini, SMK 25/6 maddesinde düzenlenen 5 yıllık sürenin aşılarak 5 yıl 9 gün sonra dava açıldığını, kötüniyet ve tanınmışlık hususu kabul edilmemekle birlikte 5 yıl 9 gün sonra dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, ... markasının ayırt ediciliği yüksek bir marka olmadığını, ... markasının özellikle marka başvuru tarihi itibarı ile tanınmış olduğu, ayırt edici marka olduğunun ispata elverişli hiçbir belge sunulmadığını, Markalar arasında benzerlik de olmadığını, Tecavüz iddiasının yerinde olmadığını, SMK 6/1 maddesi koşullarının oluşmadığını, ortalama tüketici nezdinde iltibasa neden olma ihtimali olmadığını, Davacı yanın, bilerek sessiz kaldığını, hak kaybı oluşmasına sebebiyet verdiğini,Tecavüzün sona erdirilmesine ilişkin talep kabul edilebilir olmadığı gibi ilan kararı verilmesinin de hatalı olup müvekkilinin itibarını zedeleyecek ve ek bir maliyet yükleyecek olduğunu,Müvekkilinin iyiniyetli olduğunu, büyük miktarlarda yatırım yapan, kullanan kişi yönünden uzun süre sessiz kalınarak dava açılmasının TMK 2.maddesine aykırılık teşkil ettiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, markaya tecavüzün tespiti, meni refi ile SMK 6/1, 6/5 ve 6/9 maddelerine dayalı olarak  davalının ... ve... markalarının hükümsüzlüğü, hükmün ilanına karar verilmesi istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; Dairemiz kararından sonra alınan bilirkişi heyeti raporu yeterli ve hükme elverişli nitelikte olup davacının ... markasının... nolu sınıfta yer alan; \"parfümeri, kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler, sabunlar\" emtilarında tanınmış marka olduğunun tespit edildiği, mahkemece davacı markasının 1999'dan beri tescilli olduğu yapılan reklam, tanıtımlar, sponsorluk faaliyetleri, İstanbul 4.FSHHM'nin 2011/266Esas, 2013/15Karar sayılı dosyasında ... markasının 2009'da  tanınmış marka olduğunun tespitine karar verildiği de gerekçe gösterilerek yüksek ayırt ediciliği olan tanınmış markanın benzerinin tescilinin markanın ayırt ediciliğini zedeleyeceği,  markanın sulandırılması halinin ortaya çıkacağı, markanın tanınmışlığından haksız yararlanma söz konusu olacağı gerekçesi ile SMK 6/5 maddesine dayalı hükümsüzlük isteminin kabulünün yerinde olduğu, davalının ... ve ... ibareli markaları ile davacının ... esas unsurlu markaları karşılaştırıldığında SMK 6/1 maddesi gereğince benzerlik olduğunun kabul edilmesinin yerinde olduğu, yüksek ayırt ediciliği olan, tanımlayıcı niteliği ve anlamı olmayan tanınmış ... markasına çok benzeyen ... esas unsurlu markaları ...ve ... nolu emtia sınıfında tescil ettirmesin nedeni ile SMK 6/9 maddesi gereğince tescilde kötüniyet kabul edilmesi  ve kötüniyetli tescil nedeni ile hak düşürücü sürenin uygulanmaması yerinde görülmüş, davalı vekilinin hükümsüzlük kararına ilişkin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.Davalı vekilinin markaya tecavüz ve hükmün ilanına ilişkin istinaf istemlerine gelince; SMK 155 maddesi gereğince markaya tecavüz davasında sonraki tarihli markanın savunma argümanı olarak ileri sürülemeyeceği, davalının ... esas unsurlu markasal kullanımlarının davacının markasının tescil sınıfında olduğu, mahkemece tescilde kötüniyet kabul edilerek markaya tecavüz yönünden de sessiz kalma yolu ile hak kaybından söz edilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olduğu, markaya tecavüz iddiası kabul edilmekle hükmün ilanına karar verilmesinde de yasaya aykırılık olmadığı dikkate alındığında davalı vekilinin bu yöndeki istinaf istemlerinin de reddi gerekmiştir. Açıklanan nedenle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,-Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 10TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"40e2de0a36cd978f","SID":"b29cdec46a2d6d7f"}}