{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/108 <br>KARAR NO: 2025/809<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/10/2021<br>NUMARASI: 2021/81 Esas -  2021/744 Karar<br>DAVA: Alacak<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/06/2025<br>Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; \"Müvekkilinin ... plakalı aracı 20/10/2020 tarihli sözleşme ile satın aldığı, aracın satın alınmasından 4 gün sonra (24/10/2020 tarihinde) hararet yaparak arıza verdiği, 26/10/2020 tarihinde sanayiye götürülüp söküldüğünde, motor bloğu'nun çatlak olduğunun, motorun tamir gördüğünün tespit edildiği, araçtaki arızanın satın alınmadan önce de var olup olmadığının ve onarım giderinin tespitinin yapılması için Ordu 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/48 D. İş sayılı dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunda, blok çatlağının satıştan once meydana geldiğinin, aracın onarım giderinin 43.767,57 TL, tahmini işçilik bedelinin ise 5.000,00 TL olduğunun tespit edildiği, müvekkilinin aracın tamir görüp yeniden çalışabilmesi için toplam 20.333,33 TL masraf yaptığı\" belirtilerek yapılan masrafların ve tespit masrafının tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının söz konusu aracı satış ilanında görüp almaya geldiği, aracın 2007 model, 13 yaşında ve 522.730 km'de olduğu, davalı tarafından aracı ekspere sokması gerektiği söylense de aracın eski, kilometresi çok fazla olması nedeniyle eksper parası ödemeye gerek yok diyerek bu işlemi yaptırmadığı, mazotu koyup memlekete gideceğini söylediği, aracın yaşına ve kilometresine göre belli başlı arızalar çıkartmasının gayet normal olduğu, bu durumun metal yorgunluğuna bağlı olabileceği, alıcı tarafından araca eksper yaptırılmadığı gibi yağına suyuna bakılmadan direk yola çıkılarak İstanbul'dan Ordu'ya götürülerek 1.000 km'den fazla yol yapıldığı, tespit edildiği söylenen hatanın alıcının kendi kullanımından kaynaklanmış olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu belirtilerek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Davaya konu aracın (conta yanmadan) motor bloğunun çatlak oluşmasına sebebiyet veren arızanın satış işleminden önce gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun satış esnasında basit bir muayene ile söz konusu arızanın  anlaşılamayacağı bu durumun teknik bilgi gerektirdiği, bu nedenle aldırılan 27/07/2021 tarihli bilirkişi raporunda; \" Söz konusu hasarın, taraflar arasındaki alım-satım işleminden önce mevcut olup olmadığının belirlenemeyeceği\" yönünde değerlendirmelerde bulunduğu, davacının basiretli tacir gibi davranıp araç alımından önce eksper yaptırma tedbirine başvurmadığı, delil tespiti dosyası içinde mevcut bilirkişi raporundaki değerlendirmelerinden motorların bütün hareketli ve sabit parçalarında, çalışma şartlarına bağlı olan malzeme dayanım süresi olduğu, kullanım sırasında malzemelerin mutat kullanım ömürlerini doldurmalarıyla yorgunluğa bağlı çatlamaların oluşabileceğinin tespit edildiği, davacı taraf satış öncesinde aracın arızalı olduğunu kesin şekilde ispatlayamadığı anlaşılmakla ...\" davanın reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin Üsküdar ... Noterliğinin 20/10/2020 tarih ve ... sayılı noter sözleşmesi ile ... plakalı aracı satın aldığını, araç satın alınmasından 4 gün sonra yani 24/10/2020 tarihinde arıza verdiğini, aracın hararet yaptığını, aracın 26/10/2020 tarihinde sanayiye götürülerek söküldüğünü, aracın sökülmesi üzerine aracın motor bloğunun çatlak olduğunu, motorun tamir gördüğünün tespit edildiğini, Ordu 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/48 D.İş sayılı dosyası ile alınan bilirkişi raporuna istinaden eldeki dava açılmış olup, Mahkemece, 27/07/2021 tarihli bilirkişi raporunda, hasarın taraflar arasındaki alım satım işleminden önce mevcut olup olmadığının belirlenemeyeceği yönündeki soyut belirlemesini gerekçe göstererek müvekkilinin satış öncesinde aracın arızalı olduğunu kesin şekilde ispatlayamadığını belirterek açılan davanın reddine karar verdiğini, müvekkiline esasen motor bloğu işlem görmüş aracın satıldığının ve bu ayıbın gizlendiğinin sabit olduğunu, Ordu 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/48 D. İş sayılı dosyası  ile 27/07/2021 tarihli bilirkişi raporu arasında çelişki giderilmeden doğrudan 27/07/2021 tarihli rapor esas alınarak hüküm tesisinin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin gerekçeli kararında Ordu 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/48 D. İş sayılı dosyasına delil olarak dayanılmış olmasına rağmen sanki bu dosya ile alınan rapor hiç yokmuşcasına Mahkemenin gerekçesinde tartışılmadığını, delil tespiti dosyası ile alınan bilirkişi raporuna neden hukuki değer atfedilmediği ve delil olarak tartışılmadığına Mahkeme kararında değinilmediğini, bu durumun  Mahkeme kararlarının gerekçeli olması ve delillerin tartışılması ilkelerine aykırı olup, Yerel Mahkeme kararı gerekçesiz olması yönüyle de hukuka aykırı olduğunu, mahkemece onarım bedeli ve tespit masrafı taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, bununla birlikte Ordu 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/48 D. İş sayılı dosyası ile 27/07/2021 tarihli bilirkişi raporu arasında çelişki giderilmeden doğrudan 27/07/2021 tarihli rapor esas alınarak hüküm tesisinin hukuka aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/81 E-2021/744 sayılı, 14/10/2021 tarihli davanın reddine ilişkin kararının istinaf incelemesinden geçirilerek kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm tesisi ile açılan davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, satılanın ayıplı olduğu iddiasıyla onarım bedeli ve tespit masrafı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, satışa konu aracın ayıplı olup olmadığı noktasındadır. Taraflar arasında yapılan Üsküdar ... Noterliğinin 20/10/2020 tarih ve ... sayılı noter sözleşmesi ile ... plakalı 2007 model  aracın davacıya satışı yapılmıştır. Davacı tarafça, davalıdan satın alınan aracın ayıplı olduğunu beyanla onarım bedeli ve tespit masrafının tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 227. maddesi uyarınca satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı: “1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme” seçimlik haklarından birini kullanabilir. Alıcının genel hükümlere göre uğradığı diğer zararlar için tazminat isteme hakkı saklıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; \"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.\" şeklinde düzenlenmiştir. TBK'nın 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı). Somut olayda 20/10/2020 tarihinde davacı tarafından satın alınan aracın arızalanması üzerine dosya kapsamına sunulan ve içeriği inkar edilmeyen e-mail yazışmalarına göre 30/10/2020 tarihinde davalı tarafa ayıp ihbarında bulunulduğu açıktır. Davacı tarafça 30/10/2020 tarihinde açılan Ordu 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/48 D. İş talebi  kapsamında dosyaya sunulu  bilirkişi raporunda; araçta motora rektefiye veya revizyon işlemlerinin uygulanmamış olduğu, motor bloğunun kasnak tarafından 1. silindirde dairesel çatlak olduğu, motor blok kapağının yakın zamanda sökülerek kapak yüzeyinin taşlanmış olduğu, kapak contasının yakın zamanda değiştirildiği ve conta yüzeyinde herhangi bir yanık yada hasar olmadığı, conta yanmadan blok çatlağı oluşmasının ancak üretim hatası veya metal yorgunluk durumunda olabileceği, böyle bir durumda blok çatlağının satıştan önce veya sonra meydana geldiğinin hiç bir şekilde tespit edilemeyeceği,  keşif anında sökülü halde incelenen contanın gerçekten bu motordan çıkan conta olması halinde blok çatlağının satıştan önce meydana geldiğinin kabul edilebileceği belirtilmiş ve aracın tamiri için 43.767,57 TL yedek parça ve 5.000 TL işçilik bedeli olmak üzere toplam 48.767,57 TL tamir bedeli hesaplanmıştır. Değişik iş dosyası içerisinde yer alan 23/10/2020 tarihli Ordu ilinde motor yağ bakımı yapan firmanın tuttuğu tutanağa göre araçta genleşme kapağı oringin olmadığı, oring takıldığı, belli bir zaman sonra suya yağ kattığı tespitinin yer aldığı görülmüştür. Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda ise dava konusu aracın motor  bloğunda çatlak mevcut olduğu, motor bloğunun 2.el (çıkma) sağlam blok ile değiştirilmiş olduğu, dava konusu hasarın tamiri için yapılan masraf tutarının (KDV dahil) 20.333,14 TL olduğu,  taraflar arasındaki alım-satım işleminden önce hasarın mevcut olup olmadığının belirlenemediği sonucuna varılmıştır . Ayıba karşı tekeffül hükümlerinin uygulanabilmesi için ayıbın satış sözleşmesi tarihinde mevcut olması gerekir. Davacı tarafça, ekspertiz yaptırılmadan satın alınan araçta meydana gelen motor arızasının, satım anında mevcut bir ayıptan kaynaklandığını ispata yarar dosyada bir delil bulunmamaktadır. Her ne kadar davacı tarafça değişik iş dosyasında alınan raporun hükme esas alınması gerektiği ileri sürülmüş ise de  karşı  tarafça açıkça veya örtülü olarak kabul edilmiş olmadıkça, tek taraflı olarak yaptırılan delil tespiti sonucu düzenlenen tespit bilirkişi raporu hükme esas alınamaz. Somut olayda  davalı tarafça değişik iş dosyasında alınan rapora itiraz edildiği gibi anılan raporda dahi araçta meydana gelen arızanın nedeninin kesin olarak tespit edilemediği gözetildiğinde satış anında mevcut bir ayıbın motor arızasına neden olduğu davacı tarafça ispatlanmamıştır. Delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporu ile hükme esas alınan bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğu söylenemeyeceğinden yeni bir bilirkişi incelemesine gerek yoktur. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir . HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.12/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"909012b8b7477ab5","SID":"2617ddbf16e799b5"}}