{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R <br>ESAS NO:2022/1924 <br>KARAR NO:2025/1065<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:08/12/2020<br>NUMARASI:2016/1228 Esas - 2020/837 Karar<br>DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:20/06/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin de içerisinde yolcu olarak bulunduğu ... plakalı ve ... sevk ve idaresindeki araca 19.12.2015 tarihinde davalılardan ... A.Ş.'nin maliki olduğu ... plakalı ...sevk ve idaresindeki araç tarafından arkadan çarpmak suretiyle haksız fiil oluştuğunu, söz konusu haksız fiil neticesinde müvekkilinin yaralandığını, kaza neticesinde  iş gücü kaybının meydana geldiğini, davacının o dönemde  ... AŞ’de operasyon yöneticisi olarak çalışmakta olduğunu, söz konusu döneme ilişkin bordrolar incelendiğinde görülebileceği üzere müvekkilinin ilgili döneme ilişkin maaşının 2.700,00 TL olduğunu,  kaza geçirmemiş olsaydı 01.01.2016 tarihinde ... AŞ bünyesinde lojistik sorumlusu olarak ve 3.500,00 TL maaşla çalışma ihtimali bulunabileceğini, söz konusu kaza ve sonrasındaki tedavilere ilişkin manevi yönden de zarar gördüğünü,  müvekkilinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik bütün davalılardan müştereken ve müteselsilen 5.000 TL maddi, 2. ve 3. davalılardan 30.000 TL manevi zararının, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsilini, talep etmiş, 14/09/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 10.945,36 TL arttırarak 15.945,36-TL belirlenmesini ve alacağın kaza tarihi olan 19.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle,  dava dilekçesinde bahsi geçen 19.12.2015 tarihli kazaya karıştığı belirtilen ... plakalı aracın müvekkili şirkete 01.07.2015/01.07.2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ZMMS (Trafik) Poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limitinin kişi başı 290.000,00 TL olduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğunun, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olacağını, öncelikle kusur tespiti yapılması gerektiğini, davacının trafik kaza sebebi ile meydana gelmiş bir maluliyetinin olup olmadığının ve varsa oranının belirlenmesi gerektiğini, maluliyetin tazminat gerektirip gerektirmediği konusunun da açıklığa kavuşturulması gerektiğini,  kusur ve maluliyet oranı tespiti yapılmasını, geçici iş görmezliğe ilişkin talebin reddini, kusurun ve maluliyet oranının tespiti halinde, alanında uzman bilirkişilerce azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek hesaplama yapılmasını, müvekkili temerrüde düşmediğinden dava tarihinden yasal faize hükmedilebileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı sürücü ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... A.Ş.'de işçi olarak çalıştığını, işyeri tarafından iş için kullanılmak üzere ... plakalı araç ile kazaya karışıldığını, müvekkilinin çalışmış olduğu ... A.Ş.'nin işveren sıfatıyla kusursuz sorumluluğu olduğunu, bu sebeple müvekkilinin işvereni olan şirketin de davaya dahili davalı olarak dahil edilmesine karar verilmesini, müvekkili davacının içinde bulunduğu araca çarpmadan önce davacının içinde bulunduğu aracın bariyere çarparak kaza yaptığını, davacının yaralanmasına bu kazanın sebep olmasının muhtemel olduğunu, bu sebeple davacının içinde bulunduğu ... plakalı aracın sürücüsü ve sahibi olan ...'nın da davaya dahili davalı olarak dahil edilmesine karar verilmesini, müvekkilin çalışmış olduğu firmanın müşterek ve müteselsil sorumluluğu gerektiğini, ... A.Ş.’nin ve kazaya ve davacının yaralanmasına sebep olan ...'nın dahili davalı olarak davaya dahil edilmelerini, müvekkilinin kusursuz olması sebebiyle hükmedilecek tazminatın diğer davalılardan tahsiline karar verilmesini, aksi halde haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; bu davada müvekkiline husumet yöneltilmesinin yürürlükteki mevzuat gereğince mümkün olmadığını, esasen araç kiralama işi yapan bir kuruluş olan müvekkili şirketin, kendisine ait olan ... plaka sayılı aracı, diğer 9 araçla birlikte, 02/07/2015 tarihinde uzun süreli (3,5 yıl) bir sözleşmeyle dava dışı ... A.Ş. adlı şirkete kiralamış olduğunu, yasanın açık hükmü gereğince aracın işleteninin dava dışı ... A.Ş. olduğunu, davanın esasına ilişkin iddiaları da kabul etmediklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Maddi tazminat talebi yönünden; davacının maddi tazminat  davasının kısmen  kabulü ile;  9.567,22 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı ... ve .... A.Ş. yönünden kaza tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, tedavi gideri, çalışma gücünün yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar açısından taleplerin ayrı ayrı reddine, Manevi tazminat yönünden; 7.000,00 TL manevi tazminatın  kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve .... A.Ş. 'den  alınarak davacıya  verilmesine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili, davalı .... A.Ş. vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece tesis edilen \"tedavi giderleri, çalışma gücünün yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar açısından taleplerin ayrı ayrı reddine\" dair karar hukuken hatalı olup, usul ve yasalara aykırı olduğunu, manevi tazminat yönünden hükmolunan tutar adalete uygun olmayıp, müvekkilde vuku bulan manevi zararı tazmin etmekten çok uzakta olduğunu, müvekkilin yaşadığı elem kaza sonucunda uğradığı psikolojik ve fiziksel travmaların etkisini bir nebze giderebilmek açısından talepleri doğrultusunda manevi tazminata hükmedilmesi talep ettiklerini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dahili davalı talepleri yönünden karar verilmediğini, müvekkilinin çalışmış olduğu ... A.Ş. işveren sıfatıyla kusursuz sorumluluğu olduğunu, TBK'nın 55. maddesindeki düzenleme gereğince  müvekkili işvereni olan şirketin de davaya dahili davalı olarak dahil edilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının ve içinde bulunduğu araç sürücüsünün emniyet kemerlerinin takılı olmadığını, Mahkemenin haksız bilirkişi raporunu dikkate alarak davacıya hiç kusur atfetmeden hüküm kurduğunu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/180666 soruşturma numaralı, 2016/2195 karar numaralı kararı ile  kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, bu kararında hükümde dikkate alınmadığını,Mahkemenin hükmettiği maddi ve manevi  tazminat miktarının çok yüksek olduğunu, davacının kaza sonucu maluliyetinin %0 olduğunu  belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  müvekkiline husumet yöneltilmesinin yürürlükteki mevzuat gereğince mümkün olmadığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesinde işleten, “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi” olarak ifade edildiğini, araç kiralama işi yapan bir kuruluş olan müvekkili şirketin, kendisine ait olan ... plaka sayılı aracı diğer 9 araçla birlikte, 02.07.2015 tarihinde uzun süreli (3,5 yıl) bir sözleşmeyle dava dışı... A.Ş. adlı şirkete kiralamış olup, yasanın açık hükmü gereğince aracın işleteni dava dışı ... A.Ş. olduğunu, dolayısıyla husumetin diğer davalı ile birlikte bu şirkete yöneltilmesi gerektiğini, davanın esasına ilişkin iddiaları kabul etmediklerini   belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından,19.12.2015 tarihinde, saat 07:30 sıralarında dava dışı sürücü ... yönetimindeki ... plakalı araç ile yerleşim yerinde gündüz vakti iki yönlü ... takiben Maltepe Üniversitesi istikametinden Büyükbakkalköy istikametine seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybederek bariyerlere çarparak yol üzerinde durduğu sırada, geriden ... takiben gelen davalı sürücü ... yönetimindeki ... plaka sayılı otomobilin yol üzerinde bulunan ... plakalı aracın çarpması ile  meydana gelen trafik kazasında   ... plakalı araçta yolcu olan davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.Dava dilekçesinde taraf olanlar dışında davaya,  dahili davalı edilerek yeni bir taraf eklenmeyeceğinden davalı ...'un ... A.Ş.'nin davaya dahil edilmesi gerektiğine  ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Somut uyuşmazlıkta, tedavi gideri ile ilgili dava dilekçesinde açık bir anlatım ve talep  bulunmadığından ıslah dilekçesi ile talep edilen tedavi giderine ilişkin talep hakkında hüküm kurulmamış olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.İlk Derece Mahkemesince  alınan kusur raporunda ... plakalı araç sürücü olan dava dışı ...'nın olayda %40 oranında kusurlu olduğu,  ... plakalı araç sürücüsü olan davalı ...'un %60  oranında kusurlu olduğu, davacı yolcu...'in kusursuz olduğu tespit edilerek bildirilmiştir.Davalı sürücü  ...'un  olayın sabah saatinde olduğunu, yolun kaygan ve buzlu olduğunu iddia etmiş, kaza tespit tutanağında ise yolun ıslak ve nemli olduğu yazılmıştır.Davalının olayın oluş şekline de itirazı vardır. Olay sonrasında sürücülerin ifadesi alınmış ancak takipsizlik kararı verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince davalı sürücünün itirazları üzerinde durularak ek rapor ya da ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden kusur raporu alınması ve ayrıca yolcu olan davacının kaza anında emniyet kemeri takıp takmadığı ve müterafik kusuru bulunup bulunmadığı da  değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile  karar verilmesi doğru olmamıştır. KTK'nın 3. maddesinde, \"İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.\" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un  85/1. maddesine göre \"Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.\" maddenin son fıkrasına göre ise \"işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.\" İşletenin bu sorumluluğu bir tehlike sorumluluğudur. Somut uyuşmazlıkta  davalı ... A.Ş.  müvekkili şirkete ait kazaya karışan  ... plaka sayılı aracın diğer 9 araçla birlikte, 02/07/2015 tarihinde uzun süreli (3,5 yıl) bir sözleşmeyle dava dışı ... A.Ş. adlı şirkete kiralandığını iddia ederek bu hususta delillerini sunduğu halde davalı şirketin uzun süreli araç kiralama sözleşmesi nedeniyle işleten sıfatı olmadığı konusunda değerlendirilme yapılmadan karar verilmesi eksik incelemeye dayalı olmuştur.Bu doğrultuda mahkemece yapılması gereken dosyaya sunulan kira sözleşmenin uzun süreli ve 3. kişileri bağlayacak güçte bir sözleşme olup olmadığı, sözleşme süresinin bitiminden önce sözleşmenin feshedilip edilmediği, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma olup olmadığı, sözleşmenin ve kira bedelinin maliye ve vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği, gerektiğinde işleten ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin, fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, sözleşme içeriğine göre davalı ... A.Ş.'nin işleten sıfatının devam edip etmediği hususları tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi olmalıdır. Kısmen ıslah, önceden yapılan usuli bir işlemin düzeltilmesi, örneğin talep sonucunun arttırılması söz konusu olur. Uygulamada, istem sonucuna ilişkin fazlaya dair haklarını saklı tutan davacının dava değerini ıslah yolu ile arttırabileceği tartışmasız kabul edilmektedir. Bununla birlikte başından beri dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu edilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. (HGK’nın 29.06.2011 gün, 2011/1-364 E.-2011/453 K.,15.06.2016 gün, 2014/4-1193 E.-2016/800 sayılı, 15.02.2017 gün, 2015/7-917 E.-2017/265 K. sayılı kararları). Yine HMK'nın 26.maddesi gereği hakim taleple bağlı olup, talepten fazlasına karar veremez. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/9671 E. ve 2021/2136 K. sayılı kararında \"...Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar BK m. 46/I’de “iktisaden mahrum kalacağı mahrumiyetten tevellüt eden zararlar” şeklinde ifade edilmiştir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin bu ihlâl nedeniyle ekonomik geleceği sarsılmış olabilir. Bu tür zararlar çalışma gücünün tamamen veya kısmen kaybı nedeniyle ortaya çıkan zararlar dışında ekonomik geleceğin sarsılmasının meydana getirdiği zararlardır.Ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar müstakbel zararlardır ve bu zararlar çalışma gücünde bir azalma olmasa dahi meydana gelmektedir. Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişi çalışma gücünde bir azalma meydana gelmese dahi iş piyasasında yeni bir iş bulmakta veya eski işini korumakta güçlük çekmekte veya aynı işte çalışsa dahi ihlâlden öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalmaktadır. Hatta  bu kişiler ihlâl ﬁili neticesinde işlerinden tamamen de çıkarılabilirler. Vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ekonomik geleceğin sarsılması özellikle mesleği nedeniyle bazı kişiler bakımından ayrıca önem arz etmektedir.Örneğin,vücut bütünlüğü ihlâl edilen bir sinema sanatçısının, halkla ilişkiler bölümünde çalışan bir kişinin yüzünde sabit bir iz kalması bu kişilerin çalışma güçlerinde ﬁilen bir eksiklik meydana getirmemekle birlikte iş bulmalarını imkânsızlaştırabilecek, zorlaştırabilecek ya da kariyer olarak yükselmelerine engel olabilecektir. Bu gibi durumlarda zarar gören ekonomik geleceği sarsılarak zarara uğratılmış olur.  ...  mahkemece yapılacak iş, davacının kaza tarihinde çalışıp çalışmadığı belirlendikten sonra,  yüzünde sabit iz oluştuğuna ilişkin iddiasına yönelik Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan, davacı bizzat hazır edilerek yeni ve denetime uygun bir rapor alınarak, daha sonra yüzde sabit izin tespiti halinde, davacının yaşı, medeni hali, sosyal durumu ve mesleği dikkate alınmak suretiyle, davacının varsa yaralanması nedeni ile ekonomik geleceğin sarsılması sonucu oluşan zararın uzman bilirkişi tarafından belirlenmesi  gerektiği\" belirlemesinde bulunmuştur.Somut uyuşmazlıkta da kazada  yaralanan davacının kafasında sabit eser kaldığı iddia edilerek ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle tazminat talep edildiğinden ATK 3. İhtisas Kurulu'ndan davacının muayenesi de yapılarak kafasında sabit izin tespiti halinde, yaşı, medeni hali, sosyal durumu ve mesleği dikkate alınmak suretiyle davacının ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle oluşan zararın hesaplanması için rapor alınarak sonucuna göre  usulü kazanılmış haklar gözetilerek karar verilmesi ve yine alınan rapordaki maluliyet durumu ile   olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu,  davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkelere göre davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı belirlemesi gerekeceğinden davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle,  davacı vekili, davalı ... vekili, davalı .... A.Ş.  vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davacı vekili, davalı ... vekili, davalı .... A.Ş.  vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın MahkemesineGÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,5- İstinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ac4dd880c5ad0da2","SID":"750a22e6e8f6fa3f"}}