{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2024/3650 <br>KARAR NO:2025/1868<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:21/05/2024<br>NUMARASI:2019/303 E - 2024/398 K<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:09/07/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...Bankası A.Ş. ...Şubesi tarafından 12.06.2009 tarihinde .... Ltd. Şti.'ne kullandırılan nakit Rotatif Kredinin teminatını teşkil eden davalı lehine 2. Derece ve 1.000.00000 TL. bedelle, maliki .... Şti. olan, Ordu İli, Fatsa ilçesi, ... Pafta, ... Parsel, ... Cilt, ... Sahife numaralı taşınmaz üzerindeki ipoteğin müvekkile temlik edileceği  vaadi ile 19.03.2012 tarihinde anapara bakiyesi, faizleri ile birlikte 470.000.-TL olarak davalı bankaya ödendiğini, davalı banka tarafından, müvekkiline  vaad edilen ipoteğin devri için 16.05.2012 tarihli temlikname düzenlenerek müvekkiline  teslim edildiğini,  müvekkilinin ipotek borç ilişkisi dışında üçüncü kişi olarak, ipotek borcunu ödediğini, ipotekten doğan alacak hakkını da temlik almış bulunduğunu, davalı banka tarafından düzenlenen 16.05.2012 tarihli temlikname ile ilgili tapuya giden müvekkiline  ipotek temliknamesinin hatalı düzenlendiği ve ipoteğin bu şekilde bölünemeyeceğinin belirtildiğini, müvekkilinin bu süreçte ilgili ipotekten doğan alacak hakkını banka ile görüştüğünü ancak  netice alamadığını, müvekkilinin  lehine doğan, ipotekten doğan alacak hakkının adına tescili hakkının her ne kadar temlikname ile taraflar arasında yazılı hale getirilmiş olsa da davalı bankanın  hatalı olarak düzenlenen temliknameye yönelik olarak müvekkiline dönüş yapmadığını, temliknameden ve ipotek alacağının ödenmesinden doğan borcunu ifa etmediğini,  yükümlülüğün Beşiktaş ... Noterliğince gönderimi sağlanan 16 Mayıs 2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile yerine getirilmesinin ihtaren talep edildiğini ancak davalı bankanın  ihtarnameye cevap vermediği gibi herhangi bir bildirimde de bulunulmadığını, davalı, müvekkili tarafından tüm borcun kendisine ödenmesi ve bu alacaktan doğan ipotek hakkının müvekkiline  devredilmesi gerekmekte iken, davalı tarafça hatalı düzenlenen temliknamenin düzeltilmemesi dolayısıyla bu  alacağını tahsil olanağı elinden alındığını, üst sınır ipoteği ile rehin altına alınan taşınmazda kısmi ipotek kurulması mümkün olmadığından, ipoteğin  müvekkili lehine tescil edilmediğini, zararın tazmini için davalı bankaya yapılan tüm başvuruların  sonuçsuz kaldığını, davalı bankanın ifadan kaçınması sebebi ile müvekkili  nezdinde telafisi güç zararlar doğduğunu açıklanan nedenlerle davanın kabulüne, müvekkili tarafından üçüncü kişi olarak davalıya ödenen 470.000 TL'nin ödeme tarihi olan19.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi le birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kefil sıfatıyla ödeme yaptığını, müvekkili bankanın ...ticari şubesi tarafından 03/09/2008 tarihinde ... Şti.'ne kullandırılan nakit Rotatif Kredinin teminatını teşkil eden müvekkili banka lehine 27.02.2009 tarihinde 2.derece ve 1.000.000 TL bedelle, maliki ... Şti. Olan, Ordu İli, Fatsa ilçesi, ... pafta, ... parsel, ... cilt, 631 Sahife numaralı taşınmazın  ipotek edildiğini, davacı ...'ün  03.09.2008 tarihinde müşterek borçlu ve müşterek müteselsil kefalet şerhi imzalayarak 1.000.000 TL tutarındaki kredi için borçlu ile birlikte müşterek müteselsil borçlu sıfatıyla kefil ve sorumlu olduğunu kabul ve beyan ettiğini, davacının  03.09.2008 tarihinde kefil sıfatına haiz olmuşken, 21.02.2009 tarihinde ipotek tesis edildiğinden kanunun açık hükmü gereğince, kefalet anında davaya konu ipotek tesis edilmemiş olduğundan kefilin hak iddia etmesinin  mümkün olmadığını, şayet kefaletten önce ipotek tesis edilseydi  asıl borçlunun başka bir alacak için verdiği, ancak genel teminat kaydı sayesinde kefalete konu alacak için de başvurulabilecek teminatların alacaklının temlik yükümlülüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği ve bu türden teminatların da TBK. m. 596 f. 2 gereğince halefiyet kapsamın da kefile geçemeyeceği hususlarının düzenlendiği göz önüne tutulduğunda huzurdaki davanın reddi gerektiğini, 16.05.2012 tarihinde davacı ile müvekkili banka arasında temlikname düzenlendiğini, müvekkili banka tarafından ... Şti'ne kullandırılan kredilerin teminatı olarak alınan 1.000.000 TL 2.derece ipotek, risklerin kefil ... tarafından kapanması nedeni ile kısmen (530.000) edilmiş, kalan 470.000 TL 2.derece ipotek ise kefil sıfatı ile ödeme yapan ...'le temlikname düzenlendiğini, davacının iddia ettiği gibi müvekkili  bankanın ipoteği devretmek için ayrıca bir işlem yapmasına esasen ve yasal olarak gerek bulunmadığını, temlik işleminin geçerli olması için tapuya tescil şartı aranmadığını,  davacının  temliknameyi kaybettiğini bizzat müvekkili  bankaya yazılı başvuru yaparak beyan ettiğini ve bu sebeple temlik işlemini 6 yıl boyunca tapuya beyan etmediğini açıklanan nedenlerle müvekkili banka aleyhine ikame edilen davaya karşı cevapların kabulü ile haksız ve hukuki mesnetten yoksun öncelikle husumet yönünden reddine ve ilgili Tapu Müdürlüğü'ne yöneltilmesine, hiç bir suretle kabul anlamına gelmemekle beraber Mahkeme  aksi görüşte ise, esastan reddine, yargılama  giderleri ve  vekalet ücretinin  davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; \"Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalı bankanın ipotekli alacağında kefil olduğu ve bu sıfatla bankaya 470.000-TL ödeme yaptığı, davalı bankaca ödeme oranında ipotek ve diğer rehinlerin davacıya verilmesi gerekirken bu edimi yerine getirmediği gibi kendi kusuru ile ipotekli taşınmazın satılmasına neden olduğu, aldırılan bilirkişi raporuna göre de davacının yapmış olduğu ödeme tutarı olan 470.000-TL'yi davalıdan isteyebileceği anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçeleriyle 1-Davanın Kabulü ile; 470.000,00 TL nin 19.03.2012 Tarihinden itibaren işleyecek ticari  faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı vekil istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; mahkemece sundukları dilekçe içerikleri, lehe düzenlenen bilirkişi raporu ve icra müdürlüğünün hatası  dikkate alınmadan karar verildiğini,  davaya konu ipoteğin davacının kefil olduğu tarihten sonra teminat olarak alındığı için esasen davacının herhangi bir hak iddia etmesinin mümkün olmadığını, aksi halde davacının kefil sıfatıyla ödeme yaptığını, mevzuat uyarınca teminatların, başkaca işleme gerek olmaksızın ödemeyi yapan kefile yaptığı ödeme nispetinde zaten geçtiğini, bu nedenle müvekkili bankanın ipoteği devretmek için ayrıca bir işlem yapmasına esasen ve yasal olarak gerek bulunmadığı  halde temlikname düzenlendiğini, davacının banka müşterisi dava dışı ... Şti.'nin 03.09.2008 tarihinde  kullanmış olduğu Rotatif Krediye müşterek borçlu ve müşterek müteselsil kefil olduğunu, davaya konu  maliki ihbar olunan ...Şti. olan Ordu ili, Fatsa ilçesi, ... pafta, ... parsel, ... cilt, ... sahife numaralı taşınmazın bu kredilerin teminatını teşkil etmek üzere müvekkili Banka lehine 27.02.2009 tarihinde 2.derece ve 1.000.000 TL bedelle bankaya ipotek edildiğini, davacının 03.09.2008 tarihinde kefil sıfatına haiz olmuşken, 27.02.2009 tarihinde ipotek tesis edildiğinden TBK. m.596 f. 2 açık hükmü gereğince kefalet anında davaya konu ipotek tesis edilmemiş olduğundan kefilin hak iddia etmesinin mümkün olmadığını, davacının kefaletten sonra verilmiş ipotek üzerinde hak talep etmesi mümkün değil iken asıl borçlunun başka bir alacak için verdiği, ancak genel teminat kaydı sayesinde kefalete konu alacak için de başvurulabilecek teminatların alacaklının temlik yükümlülüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği ve bu türden teminatların da TBK. m. 596 f. 2 gereğince halefiyet kapsamında kefile geçemeyeceği hususlarının düzenlendiğinden davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından tapuya temlikname ile hak sahibi olduğuna ilişkin hiçbir bilgi verilmediğini  veya herhangi bir işlem yapılmadığını, davacının temlikname tarihinden 6 yıl sonra 02.03.2018 tarihinde müvekkili bankaya  başvurularak imzalanmış olan temliknameyi kaybettiğini ve bir örneğinin kendisine verilmesini talep ettiğini,  kaybettiğini beyan ettiği temliknamenin bir örneğini 16.03.2018 tarihinde teslim aldığını, kararda belirtilen bankamızın kendi kusuruyla ipotekli taşınmazın satılmasına neden olduğu gerekçesinin hatalı olduğunu, banka tarafından davacı ile imzalanan temlikname gereğince ödemiş olduğu 470.000,00-TL dikkate alınarak 1.000.000-TL bedelli ipoteğin 530.000,00-TL'lik kısmının fek edilebilmesi için Fatsa Tapu Müdürlüğü'ne 23.03.2018 tarihinde dosyada bir örneği mevcut müzekkerenin gönderildiğini, ancak tapu müdürlüğü tarafından bu talebin ipotek bedel indirimi işlemi olup talebe bağlı işlemlerden olduğundan  reddedildiğini,  ek bilirkişi raporunda müvekkili Banka... şubesi tarafından ... sayılı dosyasına sunulan 14.01.2021 tarihli  cevap yazısının yalnızca bir kısmının dikkate alınması nedeniyle hatalı şekilde düzenlendiğini,bankanın14.01.2021 tarihli cevap yazısı içeriğinde icra müdürlüğüne dosyaya ilişkin tüm bilgiler verilmekle birlikte 3. paragtaftaki cümlenin sonu sehven ipotek  \"bankamızca\" fek edilmiştir şeklinde bitirildiğini, şubenin cevabi yazısının ... tarafından yanlış yorumlanarak tapu kaydında Banka  ipoteği yer almasına ve Banka tarafından açıkça ipoteğin 470.000-TL'lik kısmının ...'e temlik edilmiş olduğu yazılmış olmasına rağmen icra müdürlüğü tarafından hatalı bir şekilde ipotek ve temlikname yok sayılarak işlem tesis edildiğini, icra müdürlüğünün temlikname ve bu davadan haberdar olmasına rağmen gerçekleştirmiş olduğu ihale işlemlerinin usulsüz olduğunu, banka tarafından ipotek fek işlemi gerçekleştirilmemiş olmasına rağmen icra müdürlüğünün yapmış olduğu eksik ve hatalı uygulama ve yine temlik alacaklısı davacı ...'ün temliknameyi kaybetmek de dahil olmak üzere kendi kusuruyla uğramış olduğu zarardan,  6 yıl boyunca hiçbir işlem yapmamış olması nedeniyle gerçekleşen icra ihalesinden pay alamamış olmasının sorumluluğunun müvekkil Banka'ya yüklenmesi hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Dava, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talebine ilişkindir.Davacı, 12.06.2009 tarihinde dava dışı kredi borçlusuna kullandırılana kredinin teminatını teşkil eden davalı lehine 2. Derece ve 1.000.00000 TL. bedelle, maliki ... Şti. olan, Ordu İli, Fatsa ilçesi, ... Pafta, ... Parsel, ... Cilt, ... Sahife numaralı taşınmaz üzerindeki ipoteğin müvekkiline temlik edileceği  vaadi ile 19.03.2012 tarihinde anapara bakiyesi, faizleri ile birlikte 470.000.-TL olarak davalı bankaya ödendiğini, davalı banka tarafından, müvekkiline vaad edilen ipoteğin devri için 16.05.2012 tarihli temlikname düzenlenerek müvekkiline teslim edildiğini, tapu müdürlüğü tarafından ipoteğin bölünemeyeceği gerekçesiyle tescil edilmediğini ileri sürmektedir.Davalı ise, davacının banka müşterisi dava dışışirketin 03.09.2008 tarihinde  kullanmış olduğu rotatif krediye müşterek borçlu ve müşterek müteselsil kefil olduğunu, davaya konu   taşınmazın  kredilerin teminatını teşkil etmek üzere müvekkili banka lehine 27.02.2009 tarihinde 2.derece ve 1.000.000 TL bedelle bankaya ipotek edildiğini, davacının 03.09.2008 tarihinde kefil sıfatına haiz olmuşken, ipotek gereği hak iddia edemeyeceğini,  davacı tarafından tapuya temlikname ile hak sahibi olduğuna ilişkin hiçbir bilgi verilmediğini, tapu müdürlüğü tarafından bankaya hatalı yazı yazıldığını ve taşınmazın ihaleye çıkarıldığını savunmaktadır.Mahkemece taraf delilleri toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi kök raporunda; \"Davacının dava dışı şirketin kredi borcu nedeniyle  03.09.2008 kefalet tarihi,  27.02.2009 ipotek tarihi olduğu, kefalet ve ipotek tarihlerinin 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde olduğu, davacının kefil sıfatıyla kredi borcunu ödemesinin neticesi olarak alacağı temin eden ayni teminatları kanun gereği edindiği, davalı tarafından bu hususu gösteren belge verildiği, durumun tapu sicil müdürlüğüne bildirildiği, bu bildirim sırasında önce, ödeme ile sınırlı olarak ipoteğin devrinin talep edildiği ve bunun gerçekleşmesinin mümkün olmadığı, ardından bir kısım fek talebinde bulunulduğu ve bunun da gerçekleştirilemediği anlaşılmakta olup, davacının ipotek verene başvuru imkanı bulunduğundan, kefalet sebebiyle ödediği bildirilen bedelin iade şartlarının oluşmadığı mütalaa edilmiştir....Davacı tarfından yapılması gereken ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe girişmekken, tapuda ipotek alacaklısı olarak tescile yöneldiği anlaşılmaktadır. Oysa somut olayda gerek ödeme ile kanun gereği halefiyet ilkesi gereği, gerek temlikname ile yapılan bildirim gereği, ipotek hakkını tescilsiz olarak kazanmış bulunmaktadır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 30.10.2018 tarih 2018/437 E.- 2018/5292 K)  kararında Mahkemece, davalı şirketin doğan alacağı ile birlikte ipotek hakkını dava dışı 3. Kişi olan ...'e temlik ettiği böylelikle ipotek hakkının 3. Kişiye geçtiği, ipotekle güvence altına alınmış bir alacağın devrinin geçerli olmasının TMK 891. Madedsi gereğince tapu kütüğüne tescil edilmesine  bağlı olmadığı gerekçesiyle karar verildiğini,   ...iade şartlarının  oluşmadığı \" yönünde görüş bildirmişlerdir.Bilirkişiler 11.09.2023 tarihli raporlarında; \" İpoteğin kanun gereği davacıya geçmiş olacağı hususu, kök raporda ortaya konulmuştur. Söz konusu ipoteğin icra dairesi tarafından yapılan satış sonucunda fek edildiği, alıcının mülkiyetine ipotekten ari olarak geçirilmesi zorunluluğunun bu şekilde yerine getirildiği anlaşılmaktadır. Satışın yapılması sırasında davalı bankanın bilgi verdiği ve bu bilginin esasen icra dairesi tarafından ipotekli malın satışı sonucu elde edilen bedelin paylaştırılması aşamasında dikkate alınması gerekmektedir. Dolayısıyla ipoteğin kaldırılmasına (fekkine) sebep olan husus, satışın gerçekleştirilmiş olmasıdır. Yoksa davalı banka tarafından verilen ve ipoteğin fekkine ilişkin açıklama getiren 14.01.2021 tarihli yazı olarak değerlendirilemez. Dosyada eski tarihli tapu kayıtlarında ipoteğin varlığı takip edilebildiğinden, kök raporda bu yönde değerlendirme yapıldığı tekrar ifade edilmelidir. Ancak bu yazıya istinaden davacının iddiası ile satış bedelinin paylaştırılmasında kendisine bir ödeme yapılmamış bulunmaktadır. Davacının ipotekli taşınmazın satışından dolayı bir bedel elde edip etmediği hususu, dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden anlaşılabilir değildir. Davacının bu iddiası bakımından İcra Dosyasında değerlendirme yapılması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır....\" hususları mütalaa edilmiştir.Bilirkişiler ek raporlarında özetle  \"Belirtilen yazıya istinaden dava konusu ipoteğin davalı barıkanın iradesi ile kaldırıldığı, satışın alacağa mahsuben yapılması sebebiyle icra kasasına nakit ödeme yapılmadığı, satış tarihi itibariyle ipoteğin dikkate alınmadığı ve davalı bankaya da herhangi bir ödeme gerçekleştirilmediği anlaşılmaktadır. TBK 592 maddesindeki  düzenleme  gereği davacının ödediği miktarın 470.000 TL olup, ihale yoluyla gerçekleşen satışın bunun Üzerinde bir miktar olan 1.620.000 TL ile gerçekleştiği dikkate alındığında, davalınıne haklı bir sebep olmaksızın yükümlülüklerini yerine getirmediği,  ağır kusuruyla mevcut belgeleri veya rehinleri ya da sorumlu olduğu diğer güvenceleri elinden çıkarttığı benimsenebilecektir.Somut olayda davacı tarafından yapılan ödemenin ticari faiziyle birlikte iadesi istenmiş olup, kanun hükmü ile öngörülen ödediği 470.000 TL bedelin geri verilmesini isteme imkanına sahiptir.\" şeklinde görüş bildirilmiştir.Tüm bunlara göre yapılan değerlendirmede, dava konusu ipoteğin, davalı bankanın yazısı üzerine icra dairesince kaldırılmış olduğu, ipoteğin kaldırılmış olması nedeniyle ihaleye davacının hak sahibi olarak haberdar edilmemesi ve ihaleye iştirak edememesi sonucunun doğmasına neden olunduğu,  TBK'nın 592/3 maddesi gereğince davalı bankanın davacının zararından sorumluluğu bulunduğu anlaşılmış olmakla mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmuştur. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davalının istinaf başvurusunun  HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca  reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 32.105,70 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 8.026,43 TL harcın mahsubu ile bakiye  24.079,27 TL'nin  istinaf eden davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili vergi dairesine yazılmasına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/07/2025\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dae1f117f72af5b6","SID":"cc398983d4940278"}}