{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/443 Esas<br>KARAR NO:2025/928<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:14/01/2025<br>NUMARASI:2022/685 Esas, 2025/31 Karar<br>DAVANIN KONUSU:TAZMİNAT (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)<br>KARAR TARİHİ:03/07/2025<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkete ... Poliçesi ile sigortalı ... Şti.'nin kullandığı ... Mahallesi, ... Caddesi, ... Arnavutköy/İstanbul adresinde 06/12/2015 tarihinde sigortalı mahallin bulunduğu bina önünde bulanan davalı ...'ye ait ana şebeke suyu borusunun patlaması ile suların duvar diplerinden bodrum kata dolması sonucu maddi hasar meydana geldiğini, davalının gerekli bakım ve onarımı yapmamış olması sebebiyle boru patlaması sonucunda hasar meydana geldiğinden kusurlu ve sorumlu olduğunu, 2560 sayılı ... Genel Müdürlüğü'nün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 2/A maddesi uyarınca ...'nin hasardan sorumlu olduğunu, müvekkili tarafından ekspertiz raporu ve faturalara istinaden 29/03/2016 tarihinde sigortalısına 31.871,17 TL ödendiğini,ödeme ile kazanılan halefiyet gereği rücu alacağının ödenmesi için davalıya yapılan müracaatın sonuçsuz kalması üzerine işbu davayı açma zaruretinin doğduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla rücuen tazminat alacağı olan 31.871,17 TL'nin ödeme tarihi olan 29/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya bakma görevinin idari yargıya ait olduğunu, Mahkeme aksi kanaatte ise Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, dava konusu arızaya 06/12/2015 tarihinde... nolu iş emriyle müdahale yapıldığını, yapılan incelemede arızanın bulunduğu binanın bodrum katında duvarların çeşitli yerlerinde su sızıntılarıın olduğunun görüldüğünü, ardından bina ana girişinde bulunan sayacın öncesine şube yoluna vana takılarak binaya su girişinin engellendiğini, oluşan arızanın yerinde yapılan tespitlerle müvekkili idare sorumluluğu olan şube yolunun sayaca kadar olan kısmında olmadığını, sigortalının sorumluluğunda olan sayaç sonrası patlak (iç tesisat arızası) olduğunun tespit edildiğini, arıza üzerine kullanılan malzeme ve yapılan imalatlardan arızanın iç tesisat kaynaklı olduğunun anlaşılacağını, iç tesisat arızasından kaynaklı patlağın tamiri için sokaktan irizi bulunarak suyun kapatıldığını, davacının iddia ettiği gibi ana şebeke borusunun patlaması halinde güçlü bir su akıntısının meydana geleceğinin aşikar olduğunu, ancak olay tarihinde sigortalı dışında başka bir şikayet gelmediğini, müvekkili idarenin olayda kastı, kusuru, ihmali bulunmadığı gibi zararla müvekkili idare arasında illiyet bağının kurulmasının mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hasara ilişkin istenilen bedelin fahiş olduğunu ve talep edilen tazminata olay tarihinden itibaren faiz istenmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İSTANBUL 10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 09/05/2017 TARİH VE 2016/276 ESAS 2017/169 KARAR SAYILI KARARI İLE:Davaya bakmakla görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.<br>İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 18/12/2018 TARİH VE 2017/856 ESAS 2018/1254 KARAR SAYILI KARARI İLE:Düzenlenen ek ve kök raporların dosya kapsamı ile uyumlu, bilimsel ve denetime açık olması nedeniyle dosya kapsamındaki deliller, ekpertiz raporu ve bilirkişi raporundan davacının sigortalısı dava dışı şirketin işyerinde meydana gelen hasarın davalının kusuru sonucu oluştuğu, dava dışı şirketin kusurunun bulunmadığı, sigorta poliçesi kapsamında meydana gelen hasarın 31.871,17 TL olduğu, davacının yaptığı ödeme nedeniyle bu miktarı rücuen davalıdan talep edebileceği sonucuna varılarak davanın kabulü ile 31.871,17 TL'nin 29/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.Karar davalı tarafından istinaf edilmiştir.  DAİREMİZİN 15/09/2022 TARİH VE 2019/1113 ESAS 2022/973 KARAR SAYILI KARARI İLE:Mahkemece bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiş ise de, somut uyuşmazlıkta zarar gördüğü iddia edilen eşyalar ile ilgili zarar miktarına ilişkin alınan raporun usulüne uygun olduğundan söz edilemeyeceği, bu nedenle söz konusu eşyaların niteliği de dikkate alınarak konusunda uzman bilirkişilerden zarar miktarının olay tarihi itibariyle tespiti hususunda ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli rapor aldırılmak suretiyle zarar miktarının tespit edilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden bahisle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 14/01/2025 TARİH VE 2022/685 ESAS 2025/31 KARAR SAYILI KARARI İLE:Dosya üzerinde ve yerinde mahkemece bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılarak yapılan inceleme neticesinde sunulan bilirkişi raporlarında, davaya konu edilen davacı sigortalısına ait binanın bodrum katına kanalizasyon sularının sızması nedeniyle hasar verildiği, davaya konu olayın meydana gelmesinde davacı sigortalısının gerekli önlem ve tedbirleri almadığı, bu nedenle davalı ...'nin kusurlu olmadığı, davacı sigortalının %100 kusurlu olduğu gerekçelerine istinaden davanın reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davanın kabulüne yönelik önceki kararın istinaf edilmesi neticesinde hasar gören eşyaların olay tarihindeki değerinin tespit edilmesi'' gerekçesiyle kaldırılmasına rağmen bu hususa ilişkin bir araştırma yapılmadan ve kaldırma kararının dışına çıkılarak davanın reddine karar verildiğini, kaldırma kararından sonra alınan raporda, bilirkişiler tarafından uzmanlık alanları dışında olmasına rağmen davalının sorumluluğunun bulunmadığı yönünde tespit yapıldığını, kaldırma kararında davalının sorumluluğunun kaldırma nedeni yapılmadığını, bu nedenle hatalı bilirkişi raporuna göre davanın reddine yönelik karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, rapora esas bilirkişi raporunda hibçir objektif tespit bulunmadığını ve rapor içeriğinde tamamen davalı ...'nin hasara cevap yazısının esas alındığını, buna göre yapılan tespitlerin subjektif olduğunu ve sunulan raporun kaldırma kararından önce alınan raporlarla da çeliştiğini, yasal düzenlemeler kapsamında sorumlu olan davalı ...'nin kusuru olmadığına yönelik değerlendirmeyi kabul etmediklerini, varsayımlara dayalı hazırlanan raporda yer alan çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, kaldırma ilamı gereği hasar sebebi tam olarak tespit edilmesi gerektiğinden bu yönüyle de karara esas alınan raporu kabul etmediklerini, mahkemece hükmedilen vekalet ücretinin de hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, \"Yeni ... Poliçesi\" kapsamında davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalısına ödenen bedelin rücuen tahsili istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Dosya kapsamından, davacı ile dava dışı sigortalı ... Şti. arasında başlangıç tarihi 23/01/2015 - bitiş tarihi 23/01/2016, riziko adresi Arnavutköy/İstanbul, faaliyet konusu beyaz eşya satışı olan işyeri ile ilgili ... Sigorta Poliçesi düzenlendiği, 06/12/2015 tarihinde meydana gelen dahili su hasarı sebebiyle davacı tarafından dava dışı sigortalısına 29/03/2016 tarihinde 31.871,17 TL hasar bedelinin ödendiği ve ödenen bedelin  rücuen tahsiline yönelik işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.19/01/2016 tarihli ekspertiz raporunda, sigortalı işyerinin ... unvanı adı altında beyaz eşya ve mobilya satışı yaptığı, firma sahibinin beyanında 06/12/2015 tarihinde mağazayı açtığında -1. katta su birikintisi olduğunu fark etmesi üzerine durumu ...'ye bildirmesinden sonra yapılan incelemede işyerinin olduğu binanın ana girişindeki... şebeke suyu borusunun patladığını ve buradan boşalan suların mağazanın -1. katına girdiğinin tespit edildiği,... yetkililerinin borunun onarımını yaptıklarını ve su sızıntısının kesildiğini beyan ettiği, buna göre yapılan tespitte meydana gelen hasarın yakın nedeninin dahili su olarak belirlendiği, hasar gören emtianın fiili sayımının yapıldığı, talep edilen ürünler ile uyumlu olduğu, sigortalıdan hasar gören ürünlerin alış faturalarının temin edildiği, buna göre hasar bedelinin 31.871,17 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir.Dava konusu olaya ilişkin dosyaya sunulu bulunan iş emrinde arıza nedeni \"gizli su kaçağı, bodruma su kaynıyor\" olarak gösterilmiş olup ayrıca \"tesisat arızası abone şube yoluna vana takıldı\" ibareleri mevcuttur.28/02/2018 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, Mahkemece verilen yerinde inceleme yetkisi çerçevesinde kararlaştırılan gün ve saatte bilirkişi kurulu ve taraf vekilleri ile birlikte davaya konu hasar gören sigortalı işyeri adresine gidilerek gerekli tespit ve incelemeler yapıldığı, keşif sırasında yerinde yapılan incelemeler ve taraf anlatımları çerçevesinde binaya bakış yönündeki binanın sağ cephedeki sokak tarafındaki apartman giriş kapısının bulunduğu ve bu kapının önündeki binanın teretuarında (bina dışında kaldırımda) sokaktan binaya giren temiz su borusunun patlamış olduğu (bina sakini beyanında aynı yerde 2-3 ay önce 2. kez patlama olduğu ve işyeri çalışanının beyanında aynı işyerine su dolmuş olduğu) ve patlayan borudan kapatma vanası olmadığından müdahalenin uzadığından dolayı akan suların bodrum katına (bodrum katında pencereler mevcul olduğu) sirayet ettiği ve bundan dolayı bodrumdaki biriken sulardan dolayı emtialarda zarar oluştuğu kanaatine varıldığı, mevzuat uyarınca vatandaşın şube yoluna, kolon sistemine, sayaca müdahalesinin mümkün olmadığı, bina girişinde vana bulunmaması dolayısı ile vatandaşın içme suyu sistemindeki arızaya müdahale edemediği, keşif günü yapılan incelemede de bina girişinde herhangi bir vanaya rastlanmadığı, ... yönetmelik maddeleri uyarınca su kolon sistemine bağlanan borunun bina girişindeki kısmında ana vana bulunmaması dolayısıyla dava konusu su basma olayında...'nin sorumluluğunun bulunduğu belirtilmiştir.05/10/2018 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda, davacı sigorta şirketinin işbu davaya 31.871,17 TL olarak konu ettiği rücuen tazminat alacağını davaya konu ettiği miktar üzerinden davalıdan talep edebileceği görüşünde davalı vekilinin itirazları içerisinde değişikliğe gidilmesini veya hesaplamalarda düzeltme yapılmasını gerekli kılacak herhangi bir hususun, yeni bir bilgi ya da belgenin bulunmadığı, dava dosyasında yapılan tekrar inceleme neticesinde kök raporda değişiklik yapılmasını gerektirecek herhangi bir sebep bulunamadığı belirtilmiştir.Dairemizin kaldırma kararından sonra Mahkemece yeni bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.16/10/2024 tarihinde UYAP'tan sunulan bilirkişi heyeti raporunda; dosyada bulunan hasar ekspertiz raporundaki resimler ve olay mahallinde yapılan inceleme sonucunda çekilen, tedarik edilen ve (ekte) sunulan resimlerin incelenmesi sonucunda olayın, binanın iç tesisatında olan patlaktan kaynaklı olduğu, binanın iç tesisatında oluşan hasarlardan mülk sahiplerinin sorumlu olduğu, olayın meydana gelmesinde davalı ...'nin sorumlu bulunmadığı, gerekli önlem ve tedbirleri almayan mülk sahiplerinin kusurlu ve sorumlu olduğu, hasara uğrayan mobilyalar yerinde olmadığından dosya içerisine sunulan evraklar ve ekspertiz raporu göz önüne alınarak dava tarihi itibariyle ayıp listesi ve fiyatlandırma tablosunun çıkarıldığı, ekspertiz sırasında hasar gören emtianın listesi oluşturularak hasar gören ürünlerin alış faturalarının temin edildiğinin belirtildiği, ayrıca ekspertizde hasar gören ürünlerin fiili sayımı yapılarak talep edilen ürünler ile uyumlu olduğunun belirtildiği, buna göre ürünlerin ekspertiz yapıldığı andaki hasar tespitinin 37.872,17 TL olarak doğru yapıldığının tespit edildiği bildirilmiştir.6102 sayılı TTK'nun 1472 maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK'nun 1472. maddesinden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan,sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır.Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür. Somut olayda, davacı vekili sigortalı işyerinin bulunduğu binanın önündeki davalı ...'ye ait ana şebeke suyu borusunun patlaması ile suların duvar diplerinden bodrum kata dolması sonucu maddi hasar meydana geldiğini ileri sürmüş olup davalı vekili ise hasarın müvekkili idarenin sorumluluğunda olan şube yolunun sayaca kadar olan kısmında olmadığını, sigortalının sorumluluğunda olan sayaç sonrası patlak (iç tesisat arızası) olduğunu belirterek sorumluluğunun bulunmadığını savunmuştur. Dairemizin kaldırma kararından önce alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında, binanın giriş kapısı önündeki sokaktan geçen bina dışındaki temiz su hattından binaya bağlanan borunun bina dışında patladığı, hasarın sayaç sonrasındaki iç tesisatlardaki arızadan kaynaklandığına dair herhangi bir bulguya rastlanmadığı tespit edilmiş olup buna göre binanın içindeki sayaca kadar varan boruların sayaç ve ana şebeke ile bağlantısını yapan davalı, sayaca kadar olan boruların bakımından sorumlu olduğundan sigortalı işyerinde zarara neden olan dahili su hasarından da davalı idarenin sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Dairemizin kaldırma kararından sonra alınan raporda davalının sorumluluğunun bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu görüş davalı kurumun kendi iç bünyesinde hukuk müşavirliğine yazdığı 02/09/2016 tarihli yazıya dayandırılmış olup hem bu yazı hem de dosya kapsamındaki diğer deliller uyarınca hasarın teminat dışında kaldığının ispat edildiği söylenemez. Eksper tarafından sunulan raporda, hasar gören emtianın fiili sayımının yapıldığı ve talep edilen ürünler ile uyumlu olduğu, sigortalıdan hasar gören ürünlerin alış faturalarının temin edildiği, buna göre hasar bedelinin 31.871,17 TL olarak hesaplandığı anlaşılmış olup Dairemizin kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi raporunda da eksper raporunda yapılan hesaplamanın doğru olduğuna yönelik yapılan tespit uyarınca davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken Mahkemece yazılı olduğu gerekçe ile davalının sorumlu olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,  İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/685 Esas, 2025/31 Karar sayılı ve 14/01/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 2-a)Davacının davasının KABULÜ ile, 31.871,17 TL'nin 29/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 2.177,12 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 544,28 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.632,84 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, c)Davacı tarafından karşılanan 544,28 TL peşin harç, 29,20 TL başvurma harcı ve 3.030,30 TL keşif harcı ile 731,50 TL posta masrafı ve 16.800,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 21.135,28 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, d)Davalı tarafından  yapılan tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,e)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,İstinaf Başvurusu Yönünden;3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,4-Davacı tarafından yapılan 285,00 TL yargılama gideri ile 2.298,50 TL istinaf harçları olmak üzere toplam 2.583,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,6-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.03/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c8bfd4a99b1f6533","SID":"58066c80c2c8b5eb"}}