{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2149 <br>KARAR NO: 2025/740<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/06/2021<br>NUMARASI: 2018/306 Esas -  2021/803 Karar<br>DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/05/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün Davalı ...San. Tic. Ltd. Şti. vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında Üsküdar ... Noterliğinin 24.07.20l7 tarih ve ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca davacının ... marka otomobili KDV dahil 64.500 Euro karşılığında satın alındığını, aracın davacı şirket yetkilisi tarafından şahsi araç olarak kullanıldığını, ticari işletmenin işlerinde kullanılmadığını, aracın, turbo aksanının gizli ayıplı olduğunun ortaya çıktığını, ayıbın giderilmesi için motor aksanının tamamının değiştirilmesi gerektiğinin bildirildiğini, ayıbın, Üsküdar ... Noterliğinin 15.01.2018 - ... numaralı ihtarnamesi ile satıcı  ... San. Tic. Ltd. Şti.'ne bildirildiğini, ayıptan satıcının ve ithalatçının müteselsilen sorumlu olduklarını, motor değişiminin araçta değer kaybına yol açtığını, davalılardan ...nin araç değişimi için davacıdan 25.000 Euro bedel farkı talep ettiğini, malın aynıyla değişiminin davalılar tarafından derhal yapılmaması sebebiyle sözleşmeden dönme ve edaların iadesi haklarının doğduğunu, aracın, 07.02.2017 tarihinde iade kapsamında davalı ...'e teslim edildiğini, açıklanan nedenlerle, davacı tarafından satın alınan aracın ayıplı olması ve davalıların malın misliyle değişim imkanının bulunmadığını bildirmesi ve fark ücreti talep edilmesi sebebiyle sözleşmeden dönülerek malın davalılara iadesine, davacının ödediği 64.000 Euro'nun dava tarihi Euro kuru üzerinden denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplanacak değer kayıpları ve işleyecek ticari faiziyle şimdilik 9.000 TL'sinin iadesine, aracın şu anki değerinin artmış olması ve davacının bu değerden mahrum kalmış olması ve aynı aracı dava tarihi itibariyle satın almak istese daha fazla bedel ödemek zorunda olacağı nedeniyle şimdilik 1.000 TL menfi zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 20/03/2021 tarihinde sunduğu dilekçesinde, dava dilekçesinde 9.000,00 TL olan sözleşmeden dönme talebini, değer kaybı tazminatı olarak ıslah ederek, bu talebi 1.000,00TL arttırarak, 10.000,00 TL değer kaybı tazminatının 24.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte; menfi zarar talebini ise İkame Araç zararı olarak ıslah ederek dava dilekçesinde 1.000,00 TL olan talebi 6.150,00 TL arttırarak, 7.150,00 TL olan ikame araç zararı tazminatının 24.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı  ...vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu aracın 28/06/2017 tarihinde müvekkili şirketten satın alındığını, davacının ise 05/02/2018 tarihli ihtarname ile üretimden kaynaklı ayıbının olduğunu iddia ettiğini, aracı satın aldıktan yaklaşık 8 ay geçtikten sonra müvekkili şirkete göndermiş olduğu ihtarname ile seçimlik haklarını kullanmak istediğini, davacı tarafın 6102 sayılı  T.T.K.'nun 23. Maddesinin 3. Fırkasında öngörülen yasal süre içinde ayıp ihbarında bulunmadığını, davaya konu ihtilafa ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223. Maddesi gereği ayıp ihbarı için hak düşürücü sürenin dolduğunu, ayıp iddialarını kabul etmek anlamına gelmemek kaydıyla, araçtaki servis işlemlerinin aracın sürüş güvenliğini azaltmadığı, aracın değerini düşürmediği ve orjinalliğini bozmadığının ortada olduğunu, bu doğrultuda davaya konu aracın ayıplı olduğunun söylenemeyeceğini, dava konusu aracın şikayetlerinin giderilmesi için yapılan servis işlemleri nedeniyle aracın sürüş güvenliğini azaltacak ve değerini düşürecek bir durumun söz konusu olmadığını, bu işlemler nedeniyle aracın ayıplı sayılması gerektiğine ilişkin iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, yaptırılacak bilirkişi incelemesiyle aracın yapılan işlemler nedeniyle değer kaybına maruz kalmayacağının tespit edileceğini, davacı tarafın yasanın tanıdığı seçimlik haklardan onarım hakkını kullandığını ve araçtaki şikayetler onarımla sona erdiğini, bu nedenle somut olayda diğer seçimlik haklarının kullanılması söz konusu olamayacağını, bu nedenlerle açılan davanın reddini,  yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin dava konusu aracı 28/06/2017 tarihinde, ikinci davalı olarak gösterilen yetkili satıcı ve servis olan ...'den 0 KM olarak satın aldığını, akabinde aracın 24/07/2017 tarihinde davacı yana yine 0 km olarak satıldığını ve davacı şirket tarafından kullanılmaya başlandığını, davacının Üsküdar ... Noterliği'nde keşide etmiş olduğu 15/01/2018 tarih ve ...  yevmiye numaralı ihtarnameye göre aracın davacı yan tarafından kullanılmaya başlandıktan sonra, aracın turbo şarj motorunun çalışmaması üzerine, 15/12/2017 tarihinde yetkili servis olan ...'e götürüldüğünü, aynı ihtarnameye göre, yetkili servisçe turbo şarj motorunun tek başına değiştirilemeyeceğini, iddia edilen arızanın giderilebilmesi için aracın tüm motor aksamının değiştirilmesi gerektiğinin bildirildiğini, bunun üzerine taraflar arasındaki anlaşma neticesinde dava konusu aracın motorunun tamamen yeni bir motorla değiştirildiğini, ancak buna rağmen davacı tarafından daha sonra, söz konusu ihtarname keşide edilerek müvekkili şirkete, satım konusu aracın gizli ayıplı olduğunu, bu nedenlerle alıcı, davacı tarafından TBK M. 227'de  yer alan seçimlik haklardan malın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi eğer mümkün değilse sözleşmeden dönme hakkının kullanıldığı bildirildiğini,  somut olayda davacı ... davalı tarafların tacir olduğunu, dava konusu işin de bir ticari iş olduğunu, bu nedenlerle TTK ve TBK'nun ilgili hükümlerinin uygulanacağını, TKHK uygulanmayacağını, davacı tarafın dava konusu aracın gizli ayıplı olduğunu iddia ettiğini ancak aracın gizli ayıplı olduğu iddialarını destekleyecek herhangi bir belgenin dosyaya sunulmadığını, bu iddiaların tamamen varsayım olduğunu, dava konusu aracın ayıplı olduğu kabul edilse dahi, davacının T.T.K. M. 23 ve T.B.K. M.223'de yer alan muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması nedeniyle, satılanı ayıplı olarak kabul ettiğine ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacı tarafından T.B.K. M. 227 uyarınca onarım hakkı kullanıldığını, davacının sözleşmeden dönme talebinde bulunması yasal dayanaktan yoksun olduğunu, iş bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin, aracın ayıplı olmasından dolayı alıcıya karşı sorumlu olduğunun kabul edildiği takdirde, davacının haksız sözleşmeden dönme talebinin yerine satış bedelinden indirim yapılmasına, davacı yanın sözleşmeden dönme talebinin kabul edilmesi halinde, davacıya iade edilecek olan satım bedelinden davacının satılanı kullanmış olmasından dolayı ödemesi gereken ecrimisil bedelinin mahsup edilmesine, dava konusu aracın müvekkili şirkete teslim edilmemiş olduğundan müvekkili şirket yönününden bir faiz borcu doğmadığından davacı yanın haksız faiz talebinin reddine ve bunlarla birlikte davacının gerçeğe aykırı haksız ve hukuki dayanaktan yoksun menfi zarar talebinin de reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Eldeki davada öncelikle davalı ...A.Ş'nin husumet itirazlarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamından davacı ile davalı ...Ltd.Şti arasında 24/07/2017 tarihli satış sözleşmesi imzalandığı anlaşılmaktadır. Taraflar tacir olduğundan TKHK hükümleri eldeki davaya uygulanmaz. Satış işlemi davalı  ...Ltd.Şti  tarafından yapıldığından, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince kural olarak davalı ...A.Ş ayıptan sorumlu değildir. Buna karşılık garanti veren olması  halinde sorumluluğunun doğacağı yerleşik içtihatlar gereği tartışmasızdır. Dosya kapsamına taraflarca garanti belgesi sunulmamıştır. Her ne kadar aracın motor değişimi davalı ... A.Ş tarafından yapılmış ise de bu bir servis işlemi olup, davalının garanti verdiği anlamına gelmez. Yine davalı  ... Ürünleri Ltd.Şti davalının garanti veren olduğunu iddia ederek satış faturasını sunmuştur. İncelenen faturada işbu fatura garanti belgesi yerine geçerli olup, genel garanti şartları uygulanır cümlesi vardır. Genel garanti şartlarının kim tarafından verildiği ve hangi konuda verildiği ise belirsizdir. Dosyaya garanti belgesi sunulmadığından davalının garanti veren konumunda olduğu ispatlanamamıştır. Yine ... A.Ş'nin haksız fiili de bulunmamaktadır. Hal böyle olunca bu davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğundan esastan reddi gerekmiştir. Davalı ...Ltd.Şti vekili ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını iddia etmiştir. Dayanağı ise ilk servis kaydının 15/12/2017 tarihinde açılmış olmasıdır. İncelenen 15/12/2017 tarihli servis kaydında davacı şikayetleri yazılmış olup, servis tarafından o an yazılı olarak herhangi bir arıza tespit edilmemiştir. Devamında 07/02/2018 tarihinde garantiden getirilen motor değişimi yapılacağı yazılmış, davacı tarafça tarafına yeni araç teslim edilmesi kaydıyla aracı servise bıraktığı belirtilmiştir. Davacının ihtarnamesi ise 15/01/2018 tarihindedir. Davacının aracı ilk servise götürdüğünde motor değişimi gerektirecek biçimde aracın ayıplı olduğunu bildiği dosya kapsamında ispatlanamamıştır. Bilirkişiler yaptıkları incelemede ayıbın TTK 23. Maddesi uyarınca adi bir muayene ile ayıbın tespit edilemeyeceğini, kullanmakla ortaya çıkan gizli ayıp niteliğinde bulunduğunu belirtmişlerdir.  Bu durumda ayıbı(niteliksel anlamda) kesin olarak öğrenme tarihi 07/02/2018 olduğundan ayıp ihbarının süresinde olduğu kanaatine varılmıştır. Yine davalı ayıp bulunmadığını iddia etmiş olup, bilirkişiler aracın km'si ve kullanım yılı nazara alındığında kullanıcı hatası olmasının mümkün olmadığını, üretim hatası olduğunu belirtmişlerdir. Kaldı ki aracın motorunun garanti kapsamında değiştirilmesi için üretim hatası olması gerektiği açıktır. Dava konusu araç motoru garanti kapsamında değiştirilmekle; ayıbın kullanıcı hatası olmadığı da esasen belirlenmiştir. Davacı sözleşmeden dönme ve araç bedelinin iadesini talep etmiş olup, TBK 227. Madde uyarınca alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Dava tarihinden önce aracın motoru garanti kapsamında değiştirilmekle ayıbın giderildiği nazara alınarak sözleşmeden dönme şartlarının mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Kaldı ki davacı vekili 22/06/2021 tarihli duruşmada aracın teslim alındığını ve kullanıldığını belirmiş bu itibarla da şartları oluşmamıştır. Davacı vekili 20/03/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile, dava dilekçesinde 1.000,00-TL olarak talep edilen menfi zarar tazminatının, ikame araç zararı tazminatı olarak ıslah ettiklerini, taleplerini 6.150,00-TL arttırarak 7.150,00-TL olan ikame araç zararı tazminatının 24/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalı ...den alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, değer kaybı taleplerini de 1.000,00-TL arttırarak 10.000,00-TL'ye yükselttiklerini beyan etmişlerdir. Dava dilekçesi incelendiğinde değer kaybının talep edildiği anlaşılmış ise de; menfi zarar olarak aracın şu an alınmak istese daha fazla bedel ödemek zorunda kalması sebebiyle oluşan zararın tahsilinin talep edildiği anlaşılmıştır.  Davacı vekili bu kez kısmi ıslah dilekçesi ile menfi zarar olarak talep edilen meblağı ikame araç zararı olarak ıslah ettiklerini belirtmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.HD'nin 2019/594 E. 2021/641K. Sayılı ilamında:\"Davacı vekili tarafından ıslah ile ileri sürülen alacak bakımından davanın reddi ne ilişkin kısmı bakımından istinaf başvurusu yapılmıştır. Bilindiği üzere ıslah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur. Öğreti ve Yargıtay kararlarında, ilke olarak ıslah yoluyla davanın değiştirebileceği ve genişletilebileceği, aynı şekilde savunmanın da genişletilebileceği ilke olarak kabul edilmektedir. Bu kapsamda kısmi davada, davanın kalan kısmının ıslaha konu edilmesi mümkündür. Ancak bir dava konusu bizatihi kendisi davayı oluşturuyor ise, burada kısmi dava bulunmadığından ıslah edilebilecek bir dava da bulunmamaktadır. Somut olayda da, dava ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme istemiyle açılmışken, davacı vekili tarafından ıslah yoluyla tamamen ayrı bir dava konusu olan kazanç kaybı ve motor montaj bedeli alacağı talep edilmiştir. Yukarıda açıklanan ilkeler gereğince dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. Bu nedenle ıslah ile ileri kısım yönünden davanın reddi isabetli olup, davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.\" gerekçesi ile dava konusu edilmeyen şeyin ıslah edilmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir. Hal böyle olunca davacının menfi zarar talebinin reddi gerekmiş, kısmi olarak ıslah edilen kısmın ise başta hiç dava konusu edilmediği kaldı ki ... Oto Servis..A.Ş'nin pasif husumetinin bulunmadığı anlaşıldığından reddine karar verilmiştir. Yine taraflar tespit edilen değer kaybına itiraz etmiş ise de; değer kaybının teknik bir konu olduğu, araç kazaya karışmamış olsa da, motor değişimi yapıldığından piyasa şartlarında değer kaybına neden olabileceği ve bilirkişice aracın piyasa şartlarına göre 10.000,00-TL değer kaybına uğradığı tespit edilmiş olmakla mahkememizce rapor uygun bulunmuş, davalı .....Ltd.Şti'nin davacıya sattığı aracın ayıplı olduğu ortaya çıkmakla bu zararı tazmin etmesi gerektiği anlaşılmış,  neticeten davanın kısmen kabulüne davalı ...A.Ş yönünden açılan davanın husumet yokluğundan esastan reddine, diğer davalı ... Soğuk Hava Ltd.Şti'ye yönelik açılan değer kaybı tazmini talebinin ıslah dilekçesi doğrultusunda tamamının kabulüne karar verilmiş, menfi zarar adı altında ilk dava dilekçesinde talep edilen aracın şu an alınması halinde ödenecek tutarın tahsili isteminin her iki davalıya da yöneltildiği fakat ıslah dilekçesinde ikame araç bedeli adı altında talep edilen bedelin yalnızca davalı ...A.Ş'ye yöneltildiği nazara alınarak  davalı ...Ltd.Şti yönünden dava dilekçesindeki talepler değerlendirilerek vekalet ücreti takdir edilmiş, değer kaybı yönünden davalının dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediği ve dava dilekçesinde faiz başlangıcı belirtilmediği dikkate alınarak dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı  ... Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; karar özetinin 1. ve 4. maddelerinde yer alan kararlara ilişkin itirazları olduğunu, davanın konusu turbo motor parçaları üzerinde inceleme yapılmaksızın varsayımsal olarak aracın gizli ayıplı olduğunun kabulü gerçeğe ve hukuka aykırı olduğunu, diğer davalı ..., meri mevzuat ve müstekar yargıtay içtihatları uyarınca garanti veren sıfatıyla ayıba karşı tekeffülden müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağını, mahkeme hükmünün çelişkili olduğunu, (kabul anlamına gelmemek kaydıyla) bir an için dava konusu aracın gizli ayıplı olduğu kabul edilse dahi davacı - alıcı tarafından tbk m. 223/2 uyarınca \"derhal\" ayıp ihbarında bulunulmamış olup davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, HMK m. 180 ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca davacı, dava dilekçesinde talep etmediği değer kaybı tazminatını kısmi ıslaha konu edemeyeceğini, dava sebebinin (kabul anlamına gelmemek kaydıyla) başkanlığınızın aksi kanaatte olması halinde, davacının ıslah dilekçesinde talep etmiş olduğu değer kaybı tazminatı, genel hükümlere göre tazminat talebi olup, kusuru bulunmayan davalıdan değer kaybı tazminatı talep edilemeyeceğini, davalı şirketin değer kaybı tazminatından sorumlu olduğuna karar verildiği takdirde, tazminat miktarının ıslahla arttırılan bakiye kısmı yönünden zamanaşımı süresi geçmiş  olduğundan belirtilen kısım yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketin değer kaybı tazminatından sorumlu olduğuna karar verildiği takdirde, tazminat miktarının ıslahla arttırılan bakiye kısmı yönünden 2 yıllık zamanaşımı süresi geçmiş olduğundan, belirtilen kısım yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, (davacı tarafın kısmi ıslah yapmak suretiyle değer kaybı talep edemeyeceğine ilişkin beyanımız kabul edildiği takdirde) davacı - alıcı tarafından, tbk m. 227 uyarınca satılanın ücretsiz onarılması seçimlik hakkı kullanılmış olduğundan somut olayda semenden tanzilat seçimlik hakkı kullanılamayacak olup davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, tbk m. 227'de düzenlenen seçimlik haklardan ücretsiz onarım hakkının bir kez kullanılmış olmakla, alıcının diğer seçimlik haklardan yararlanması imkanının sona ermiş olduğu dava dilekçesinde değer kaybı tazminatı talep edilmediğinden ve anılan talep kısmi ıslahla birlikte davaya konu edildiğinden değer kaybı miktarına uygulanacak faiz başlangıç tarihi de kısmi ıslah tarihi olması gerektiğini, dava dilekçesinde değer kaybı tazminatı talep edilmediğinden ve anılan talep kısmi ıslahla birlikte davaya konu edildiğinden, değer kaybı miktarına uygulanacak faiz başlangıç tarihi de kısmi ıslah tarihi olarak tespit edilip buna göre hesaplanacak faiz tutarına karar verilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında ayıplı olarak teslim edildiği iddia olunan araç nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sözleşmeye konu aracın ayıplı olup olmadığı ve aracın değer kaybına uğrayıp uğramadığı, davalının değer kaybından sorumlu olup olmadığı noktasındadır. Davaya konu ... plakalı araç  ... San. Tic. Ltd. Şti.'nden 24/07/2017 tarihinde davacı tarafından satın alınmıştır. Davacı tarafça, satılanın ayıplı olması nedeniyle uğranılan değer kaybı ve ikame araç bedeli zararının tazmini istemiyle eldeki dava açılmıştır. Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; \"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.\" şeklinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, ticari satımlarda satılanı incelemek veya inceletmekle, adi satışlarda ise satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur. Somut olayda davacı, davasını ıslah ederek tazminat davasına dönüştürmüştür. Ayıp zararla birlikte öğrenildiğinde ise, TBK'nın 227/2. Maddesi uyarınca tazminat istenebilmesi için ayıp ihbarının bulunması gerekli değildir. Davacı tarafça, davaya konu ayıp iddiası, 15/12/2017 tarihli ... Oto atölye formu ile öğrenilmiştir. Bu nedenle eldeki tazminat istemi bakımından ayıp ihbarında bulunulmasına gerek yoktur. Dava konusu araçtaki arızanın, motor arızasından kaynaklandığı tespit edilerek aracın motoru davalı ... tarafından garanti kapsamında değiştirilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da aracın ayıplı olduğu tespit edilmiştir. Davalı ... tarafından garanti kapsamında değiştirilmesi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde dava konusu aracın satış anıda ayıplı olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle, davalı ... Ticaret Ltd. Şti. Davacının ayıp nedeniyle uğradığı zarardan genel hükümlere göre sorumludur. TBK'nın 112. maddesinde, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlunun, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, satıcının sorumluluğu kusur sorumluluğu olmakla birlikte aleyhe kusur karinesi gereği ispat yükü davalı satıcıya aittir. Davalı satıcıya yüklenemeyen bir halden kaynaklandığının ispatı halinde sorumluluk sona erer. Borçlu, kusursuzluk kanıtını ancak olağanüstü nitelikteki dış olayların sözleşmenin ihlaline sebep olduğunu ispat etmek suretiyle getirebilir. Olağanüstü dış olaylar ise illiyet bağını kesen mücbir sebep, alacaklı ve üçüncü kişinin ağır kusuru gibi olaylardır(Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Gözden Geçirilmiş 8. Baskı, s. 1023). Borcun gereği gibi ifasını engelleyen ve borçluya yüklenemeyecek olan olaylar özellikle beklenmedik hallerin veya mücbir sebebin sonucu olabilir(Safa Reisoğlu, Türk Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 23. Baskı, s. 357). Bu açıklamalara göre, davalı satıcı eldeki davada zararın kendi kusurundan kaynaklanmadığını ispatlayamamış olup, zarardan sorumludur. Davalı satıcının, araçtaki ayıbı bilmemesinin sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bilirkişi heyeti tarafından dava konusu araçta meydana gelen değer kaybı piyasa şartlarına göre belirlenmiş olup, ZMMS Genel Şartlarının eldeki davada uygulanma yeri yoktur. Davalı ... Ticaret Ltd. Şti. vekilince istinaf dilekçesinde, diğer davalı ...'nun da müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürmüş ise de, garanti verenin sorumluluğu garanti süresi ve şartları ile sınırlı olup değer kaybı nedeniyle davacıya karşı sorumluluğu bulunmadığından, davalı ... Ticaret Ltd. Şti.'nin söz konusu iddiası dinlenebilir değildir. Ayrıca, eldeki tazminat istemi genel hükümlere göre talep edilmiş olup 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan talep zamanaşımına uğramamıştır. Bunun yanı sıra TBK'nın 114/2. Maddesi uyarınca haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanacağından, davacı tarafın faize ilişkin itirazı da yerinde değildir. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın davalı ... Ticaret Ltd. Şti. Yönünden hükümde yazıldığı gibi kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından Davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 170,78 TL harcın, alınması gerekli olan 683,10 TL harçtan mahsubu ile bakiye 512,32 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 29/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3084a739470757d4","SID":"f5f0e387e7711714"}}