{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>1. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2025/842 <br>KARAR NO\t: 2025/1237<br>KARAR TARİHİ: 03/07/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ ve NUMARASI\t: 16/04/2025 Tarih, 2025/171 Esas 2025/221 Karar<br>DAVA\t: İtirazın İptali<br>TALEP\t: Merci Tayini<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ;<br>Davacı Vekili İddia ve Beyanlarında Özetle; 20.07.2022 tarihinde  ...'ın sevk ve idaresindeki müvekkili şirket nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan ... plakalı araç ile Erzurum, ... Karayolu üzerinde seyir ederken ... küpe numaralı büyükbaş hayvana çarpması sonucu kaza gerçekleştiğini, meydana gelen kazada davalı tarafın olay yerinde tutulan kaza tespit tutanağı uyarınca (hayvanların başıboş bir biçimde yolun ortasında bırakılması yasağına karşı gelinmesi maddesini ihlal ettiğinin tespit edilmesi sebebi ile asli ve tam kusurlu olduğunu, meydana gelen kaza neticesinde müvekkili sigorta şirketi tarafından 26.10.2022 tarihinde ödenen tazminatın 83.476,13TL tutarında rücu edildiğini, müvekkili şirket tarafından ödenen tazminat bedelinin kusuru sebebiyle sorumlu olan davalı taraftan TTK m.1481 kapsamında rücuen tazmin etme zorunluluğu doğduğunu, meydana gelen zarar miktarı ve kusur/rücu durumunun ekspertiz raporu ile tespit edildiğini,Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/12099 E. / 2019/8006 K. Sayılı kararında \"5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 22/17. maddesinde \"...eksperler tarafından düzenlenen raporlar delil niteliğindedir\" düzenlemesi yapılmış olup, davacının delil olarak dayandığı 23.03.2014 tarihli eksper raporundaki tespitlerin, sigortalının beyanlarına ve olaydan hemen sonra mahallinde yapılan gözlemlere dayandığı da raporda kayıtlıdır. Olaydan hemen sonra düzenlenen ve kanun gereği delil niteliği taşıyan bu rapordaki tespitlerin aksini ispat davalılara düşmekte olup, raporda tespit edilen hasar sebebi dışında bir sebeple hasarın gerçekleştiği de davalı yanca ispat edilmiş değildir.\" şeklinde hüküm tesis edildiğini, sigorta şirketi nezdinde bulunan 20220.... hasar dosyası -sigorta poliçesi, ruhsat vb. belgeler, rücu yazısı, ekspertiz raporu,  fatura, servis tutanakları, fotoğraf, kamera görüntüleri, tramer kaydı, trafik kayıtları, mobese kaydı, olaya ilişkin tutanak, ifade, beyan dilekçe ve benzeri belgeler, savcılık, mahkeme dosya evrakları, ödemeye ilişkin ödeme belgesi, dekont, mahsup fişi, makbuz, temlikname, ibraname ve benzeri belgeler, sigortalı ve sigorta şirket kayıtları - davaya konu olay, kusur, zarar miktarı, ödeme tutarı hususunda iddialarını ispatlayacağını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davanın kabulüyle, davaya konu icra dosyasına yapılan itirazının iptaline, takibin 83.476,13-TL (takip toplamı) üzerinden devamı ile 26.10.2022 (sigorta tazminatının ödeme tarihi) tarihinden itibaren işleyecek faiziyle  (ticari temerrüt faizi) birlikte tahsiline,  asıl alacak tutarının %20’sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, dosyanın tensibi ile birlikte davalıların menkul, gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine (Yüksek Mahkemenin (19. HD. 30.9.2004 T. 6914/....; 18.4.2002  2561...7.2.2002 T. 2561/...) kararlarında da belirttiği gibi bu hususu ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için, borçlunun temerrüde düşürülmesi gerekli olmayıp, borcun muaccel olması -yani vadesinin gelmesi- yeterlidir. şeklinde ifade etmiştir. HD. 01.04.2015 T. 1983/... yargılama giderleri, vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı Savunma ve Beyanlarında Özetle; Açılan davayı kabul ve dava dilekçesini kabul etmediğini, olay nedeniyle bir kusurunun olmadığını, söz konusu kazada kendisinin 1 adet ineğinin öldüğünü, kasko şirketinin teminatında olan aracın, kendi hayvanıma çarptığını ve hayvanının öldüğünü, kaza yapılan yerde dikkat hayvan çıkabilir şeklinde 2 adet uyarı levhası bulunduğunu, kazadan sonra 2 ayrı levha sökülüp tek büyük bir levha konulduğunu, zaten yolun tamamen değiştiğini, bu konuda tanıklarının dinlenmesini talep ettiğini, uyarı levhasına rağmen, hızlı sürülerek ve hava ve yol şartlarına uygun sürülmeyen araç nedeniyle kaza meydana geldiğini, kaza raporunu kabul etmediğini, mahallinde keşif icrası ile kusur raporunun tanzim edilmesini talep ettiğini, yine kazadan sonra araçta meydana gelen zararı kabul etmediğini, karşı tarafça belirtilen kadarıyla hasar ve zarar oluşmadığını, hasar nedeniyle oluşan zararın da tespit edilmesini istediğini, zararın likit olmadığını ve kaza tutanağını kabul etmediği için icra emrine itiraz ettiğini, bu nedenle, inkar tazminatının istenmesinin yersiz olduğunu kabul etmediğini, olay nedeniyle istenecek alacağın zaman aşımına uğradığını, zaman aşımı def inde bulunduğunu, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.   <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI;<br>Hınıs Asliye Hukuk Mahkemesi'nce \"Her ne kadar davacı vekilince mahkememize dilekçe sunulmuş ise de ikame edilen talepte görevli Mahkeme; Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 07/07/2021 tarih ve 608 sayılı kararı gereğince \"Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi yargı çevresinin Erzurum ilinin mülki sınırları\" olarak belirlenmiş olduğu ve kararın uygulanmasının 01/09/2021 tarihinden sonra açılacak dava ve sunulacak talepler açısından geçerli olduğu göz önüne alındığında;\t1-Mevcut uyuşmazlıkta Mahkememizin GÖREVSİZ olması nedeniyle davanın REDDİNE,<br>2-Görevli mahkemenin ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ olduğunun TESPİTİNE,\" şeklinde karar verildiği, kararın 08/04/2025 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. <br>Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nce; \"Somut uyuşmazlık, trafik kazası nedeniyle kasko sigorta poliçesi nedeniyle yapılan ödemenin rücuu istemine ilişkin olduğundan ve davalı gerçek kişi olup  tacir olmadığından ve dava konusu araç hususi otomobil olduğundan davanın nispi ticari dava ve yukarıda belirtilen üçüncü grup ticari davalardan olmadığı, davanın mutlak ticari dava olarak da nitelendirilemeyeceği anlaşılmakla, 1-Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine,  görevli mahkemenin Hınıs Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, 2-Hınıs Asliye Hukuk Mahkemesi ile karşılıklı görevsizlik kararı verildiği anlaşıldığından, Mahkememiz kararının kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde, görevli  mahkemenin tayini için dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine gönderilmesine,\" şeklinde karşı görevsizlik kararı verildiği, kararın 03/06/2025 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Her iki mahkeme tarafından verilen yetkisizlik kararları ile çıkan olumsuz yetki uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla dosya HMK 21. maddesi uyarınca re'sen merci tayini için dairemize gönderilmiştir.  <br>Yargı yeri belirlenmesine ilişkin hükümler 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 21 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.<br>HMK'nun \"Yargı yeri belirlenmesini gerektiren haller\" başlıklı 21/1-c bendi uyarınca \"İki mahkeme de görevsizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse\" yargı yeri belirlenmesi yoluna başvurulması gerekmekte olup, aynı Kanunun \"İnceleme yeri\" başlıklı 22/2. maddesine göre \"İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir.\"<br>Dava, kasko sigortası nedeniyle sigortalısına ödenen tazminatın rücuen tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin 2022/.... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>Eldeki davada,  6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1472. maddesi uyarınca, sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın, kusurlu olduğu iddia edilen davalıdan rücuan tahsili talep edilmektedir. Dava, davacı ile arasında sözleşme ilişkisi bulunmayan üçüncü kişiye yöneliktir.<br>TTK'nun 1472. maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir.<br>Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih,....Esas, ... Karar sayılı (03.07.1944  tarihli  Resmi  Gazetede  yayınlanan)  Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında \"sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle halefiyet davası ticari dava sayılamaz. Bu dava aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur\" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir.<br>Somut olayda, davacı sigorta şirketi, dava dışı sigortalı...'ın halefi, davalı ise kusurlu olduğu iddia edilen ... olup, rücu tazminatına konu uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın, asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.<br>O halde, eldeki davanın Hınıs Asliye Hukuk Mahkemesinde genel hükümlere göre görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmaktadır.<br>KARAR:  Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-6100 sayılı HMK'nun 21 ve 22. maddeleri gereğince Hınıs Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,<br>2-Dosyanın yargı yeri olarak belirlenen mahkemeye gönderilmek üzere merci tayini talebinde bulunan mahkemeye iadesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-c maddesi, uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.03.07.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b0694658c905bb1c","SID":"85864fbdad4842ff"}}