{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/1784 Esas<br>KARAR NO:2025/896<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:11/09/2023<br>NUMARASI:2021/998 Esas, 2023/738 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:02/07/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar aleyhine davalı tarafından ... sayılı dosyasından müteveffa ...'nin borçlusu olarak göründüğü 12/01/2018 düzenleme tarihli ,12/11/2018 vadet tarihli 250.000,00 TL tutarlı bononun dayanak olarak gösterilmek  suretiyle Kambiyo Senetlerine Mahsus ilamsız takip başlatıldığını, mezkur bononun borçlusu olarak görünen müteveffa ...'nin 01/08/2021 tarihinde vefat ettiğini, davacıların müteveffa ...'nin mirasçıları olduğunu, mezkur bonodaki imzanın müteveffa'ya ait olmamama ihtimalinin yüksek olduğunu belirterek davanın kabulü ile davacıların ...sayılı icra takibine dayanak bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine bononun ve icra takibinin iptaline, kötü niyetli davalı aleyhine borçlu olmadıklarının tespit edilerek karar tarihi itibari ile güncel dosya borcu üzerinden %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddiaları kabul etmediklerini, davacı taraf ve davalı arasında delil olarak sunulan araç satış sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere ticari bir ilişki mevcut olduğunu ve davaya konu bononun bizzat borçluların mirasçısı ... tarafından davalıya verildiğini belirterek davanın reddine, takibe haksız yere itiraz eden borçluların %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:\"... takibe konu senette yer alan imzalar üzenleyene yani  davacılar murisine ait olmadığı anlaşıldığından  2.11.2018 vade tarihli, 12.01.2018 düzenleme tarihli ... tarafından ... emrühavalisine düzenlenmiş 250.000,00 TL bedelli senede ilişkin  takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve  takibe konu senedin davalı tarafça bizzat davalıdan alındığı, davalının muristen bonoyu imzalı alması halinde basiretli bir tacir olarak senedin kendisinin nezaretinde imzalanmasına dikkat etmesi gerektiği, imzasız almış ise de ise senedin sonradan doldurulduğu, her iki ihtimalde de davalının takip başlatmakta kötüniyetli olduğu anlaşıldığından kötüniyet tazminatı talebinin kabulü ile davanın kabulüne;Davanın  KABULÜ ile;1-Davacıların ... sayılı takip dosyasında yapılan 12.11.2018 vade tarihli, 12.01.2018 düzenleme tarihli ... tarafından ... emrühavalisine düzenlenmiş 250.000,00 TL BEDELLİ senede ilişkin  takip nedeniyle BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-Kötüniyet tazminatı talebinin kabulü ile davalının takibe  konu 160.000,00-TL bono bedelinin %20'si üzerinden hesaplanacak kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine,\" Şeklinde karar vermiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf isteminde;Davaya konu olan senet üzerindeki imzanın davacıların murisi olan ...'ye ait olduğunu, objektif kriterlere uygun olmayan ve  denetlenebilir olmayan raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, itirazlar incelenmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, mahkemece, ıslak imzalı evrak asıllarının getirtilerek, itirazların değerlendirilmesi için dosyanın yeniden bilirkişiye sonrasında adli tıp kurumuna gönderilmesi gerektiğini, mukayese edilen belgelerin çoğunluğunun fotokopi olduğunu, Borçlu ...' nin imzasının bulunduğu ve bulunacağı yerler mahkemeye bildirildiğini, ATK raporu alınması gerektiğini, İmza incelemesi yaparken  inkar edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan ilgiliye ait imzaların celbedilip ondan sonra bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunda mukayese edilen evraklar arasında 7 yıl gibi çok uzun bir süre olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ve şartıyla, davaya konu olan senetteki imza, davacıların murise ...' ye aitken, ait değildir şeklinde rapor düzenlenmesinin sebebi, müteveffanın psikolojik durumları arasındaki farklılarının imzalarına etkisi olabilirken raporda böyle bir açıklamaya hiç yer verilmediğini, raporu kabul etmediklerini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava,  imza inkarına dayalı menfi tespit  istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İmza defi, mutlak defi niteliğinde olup herkese karşı ileri sürülebilir.Dosyada mevcut bilikişi raporunda; senetten önce tarihli 4 adet, sonra tarihli 1 adet olmak üzere pek çok mukayese evrakının incelendiği, imzalar ilk bakışta benzerlik  olduğu izlenimi edinilmiş ise de, \"...referans imzaları arasında fiziki laboratuvarda ..., ..., diğer optik aletler ve bilgisayar programları yardımı ile karşılıklı detaylı grafolojik ve grafometrik analiz yapıldığında, referans alınan imzaların işlekliği yüksek hatlarla kalem kaldırılmadan, bir hamlede yapılandırıldığı, itiraz edilen imzalardan soldakinde monotonluk, kalem kaldırma, sağdakinde ise duraklama noktalarının saptandığı, referans alınan imzaların başlangıç , gövde ve son kısımlarının yapılandırılma tarzı,  korelasyonu, itiraz edilen göreceli kısımlarının farklı form ve oranları haiz olduğu\" şeklindeki tespitler ile  neticeten keşideci imzasının davacıların murisi eli ürünü olmadığının açıklandığı, raporun yeterli ve denetime elverişli olduğu dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davalı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerkemiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 17.077,50-TL harçtan, peşin alınan 269,85TL ve 3.999,52-TL harcın mahsubu ile bakiye 12.808,13TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,-Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 20TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5dc8e8310e3d3675","SID":"19acf4ed3f28c14f"}}