{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/760 Esas<br>KARAR NO: 2025/945<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 29/01/2025<br>NUMARASI: 2024/202 Esas, 2025/102 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))<br>KARAR TARİHİ: 03/07/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin davalının Rusya'da bulunan şantiyesinde çalıştığını, bu çalışması ile ilgili İstanbul Anadolu 23. İş Mahkemesi 2021/645 Esas. 2023/562 Karar sayılı ilamı ile  davalının, müvekkiline 5.215,05-USD net kıdem tazminatı, 2.358,98-USD net ihbar tazminatının faizi ile birlikte ödemesine karar verildiğini, müvekkilinin söz konusu ilâm uyarınca, Akyurt İcra Dairesi'nin ... dosyası ile davalı şirket aleyhine ilâmlı takip yaptığını ve takibin kesinleştiğini, ilama dayalı alacakların davalı tarafından ödenmediğini, İİK.177. maddesi uyarınca ilâma dayalı borcunu ödemeyen, borcunu ödememek için alacaklıların haklarını ihlal eden hileli devir işlemlerinde bulunan ve mallarını kaçırıp saklayan borçlu şirketin doğrudan doğruya iflâsını isteme zorunluluğunun doğduğunu belirterek davalı şirketin İİK.177. madde uyarınca iflâsına karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesindeki beyanlarının müvekkilinin iflası için yeterli olmadığını, davacının dilekçesinde İİK 177. Maddesi gereğince hangi sebeple iflas talebinde bulunduğunu belirtmediğini,iflas sebebinin dayandığı vakıalar farklı olduğundan bunların sonradan ileri sürülmesinin iddianın genişletilmesi yasağına tabi olacağını, Mahkemece tensip zaptında doğrudan doğruya 177/4 gereğince işlemler yapıldığını, ancak davacının dilekçesinde Madde 177 nin tüm doğrudan iflas sebeplerine atıf yapıldığını, dava dilekçesinde net olarak 177 /4 den iş bu davanın açıldığının açıklanmadığını, bahsedildiği gibi bir mal kaçırma, hileli hareketin söz konusu olmadığını, müvekkilinin proje almadığı sürece pasif durumda kaldığını,  hileli işlemlerde bulunmak sebebine dayanarak bir şirketin doğrudan iflasını istebilecek olan alacaklının objektif ve sübjektif unsurları ispat etmesi gerektiğini,  iş bu davada objektif ve subjektif unsurların gerçekleşmediğini, esas itibariyle taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçmanın gerçek kişi tacirler açısından bir iflas sebebi olarak düzenlendiğini, müvekkilinin ne bir hisse devri ne de şube kapanışı yaptığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece;  İstanbul Anadolu 23. İş Mahkemesinin 2021/645 E, 2023/562 K sayılı kararın kesinleşmediği, istinaf incelemesinde olduğu, İİK.nun 177/4 maddesine göre iflas davasının kabul edilmesi için kararın kesinleşmesinin gerekmediği,  tehiri icra kararı olup olmadığının sorulduğu, icra müdürlüğünün yazı cevabından olmadığının anlaşıldığı, davanın koşulları oluştuğu gerekçesi ile  davanın kabulüne, davalının iflasına karar verilmiş, ayrıca  kısa kararda sehven İİK.nun 158. Maddesine göre iflas kararı verildiği yazılmışsa da, dayanak maddenin İİK.nun 177/4 maddesi olduğu gerekçeli karar aşamasında farkedildiği ve maddi hata mahiyetindeki hatanın resen gerekçeli kararda düzeltildiği belirtilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; kararın uyap üzerinden harici olarak öğrenilmesi akabinde istinaf dilekçesinin sunulduğunu, haksız ve hukuka aykırı gerekçeler ile verilen kabul kararına konu edilen iş mahkemesi kararının kesinleşmediğini, davacının davasını ispat edemediğini, müvekkili aleyhine Rusya şantiyesinden kaynaklı açılan diğer davalarda istinaf ilamı ile hak düşürücü süre ve zamanaşımından bozulması sonrasında iş bu emsal karar ile yerel Mahkemelerdeki davaların işçi aleyhine davanın reddi ile sonuçlandığını,  davacının dava dilekçesinde, dayandığı doğrudan iflas sebebini açıkça belirtmesi gerekirken İİK 177 gereğince hangi sebeple iflas talebinde bulunduğunu belirtmediğini, iflas sebebinin dayandığı vakıalar farklı olduğundan bunların sonradan ileri sürülmesinin iddianın genişletilmesi yasağına tabi olacağını, bu davada davacının alacağını ve dayandığı doğrudan iflas sebebini ispatla yükümlü olduğunu, Yerel mahkemece doğrudan İİK 177/4. Maddesi gereğince işlemler yapıldığını, davacının dava dilekçesinde 177. Maddenin tüm doğrudan iflas sebeplerine atıf yapıldığını, net olarak bu davanın İİK 177/4. Maddesine dayanarak açıldığının açıklanmadığını, davacının dava dilekçesinde müvekkilinin mal kaçırmaya eylemlerinden bahsettiğini ancak bunu ispat edemediğini, müvekkilinin mal kaçırma gibi bir durumunun olmadığını müvekkilinin faaliyet gösterdiği sektörde yeni proje alamadığı dönemlerde pasif kaldığını, proje aldığı dönemlerde aktif olduğunu, bu nedenle iddia edildiği gibi mal kaçırma ve hileli hareket etme durumunun söz konusu olmadığını, esas itibariyle taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçmanın gerçek kişi tacirler açısından bir iflas sebebi olarak düzenlendiğini, müvekkili şirket tarafından ne bir hisse devri ne de şube kapanışı yaptığını belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK 177 Maddesi gereğince doğrudan doğruya iflas istemine ilişkindir. Davacı iddiasını, işçilik alacağına dair İş Mahkemesi kararının takibe konu edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını,davalının hileli devir işlemlerinde bulunduğunu, mallarını kaçırıp sakladığını,  bu nedenle davalı şirket hakkında İcra İflas Kanunun 177.maddesi gereğince iflasına karar verilmesini talep etmiştir. İİK 174/4.bentte, ilama müstenit alacağın icra emriyle istenildiği halde ödenmemesi durumunda Türkiye'de bir yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlunun dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağrılacağı belirtilmiştir. Dosya kapsamından; davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul Anadolu 23. İş Mahkemesi 2021/645 Esas. 2023/562 Karar sayılı ilamı ile  davalının, müvekkiline 5.215,05-USD net kıdem tazminatı, 2.358,98-USD net ihbar tazminatının faizi ile birlikte ödemesine karar verildiğini,  mahkeme ilamının Akyurt İcra Dairesi'nin ...  E. sayılı takip dosyasında icra takibine konu edildiği, davalı borçlunun takip konusu alacağı ödememesi üzerine mahkemedeki iflas davasının açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece, İİK'nın 177/4 fıkrasında belirtilen şartların gerçekleştiği gerekçesiyle davalı şirketin iflasına karar verilmiş, davalı vekili süresinde karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık, davanın dayanağı ilam gereğince davalının iflasının istenip istenemeyeceği, Mahkeme kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmıştır.İflas davasında yetkili mahkeme, İİK'nın 154/3 maddesi uyarınca borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesidir. Bu yetki, kamu düzenine ilişkin ve kesin olup dava şartıdır. Davalı şirketin muamele merkezi itibariyle işbu dava görevli ve yetkili mahkemece açılmıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2004 sayılı İİK‘nun 177. maddesinde, “Doğrudan Doğruya İflas Halleri“ üst başlığı altında, “Evvelce takibe hacet kalmaksızın İflas”, “Alacaklının talebi” düzenlenmiştir. 177/1.fıkrada, aşağıdaki hallerde alacaklının evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceği ifade edilmiştir. Yasada belirtilen “4” bent ise sırasıyla,”1- Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa; 2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa; 3-308. maddede ki hal varsa; 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse,..” şeklinde sayılmıştır. Bu maddedeki ilam kavramından her türlü ilamı değil, para ve teminat alacaklarına ilişkin ilamları anlamak gerekir. Somut olayda, davacının iddiaları, İİK'nun 177/4. maddesinde ifade edilen\"İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse\" halini içermektedir. Davacı da dava dilekçesinde, ilama dayalı borcun ödenmediğinden bahisle  davalının iflasına karar verilmesini talep etmiştir. Bu nedenle,  dava konusunun doğrudan doğruya iflas sebebine dayalı İİK 177/4 maddesine dayandığı anlaşılmış, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. İİK'nın 177/4 maddesi gereğince doğrudan doğruya iflas davası açmak için kural olarak ilamın kesinleşmesine gerek yoktur. Ancak, takibin dayanağı ilam için istinaf mahkemesinden ya da Yargıtay'dan \"icranın geri bırakılması\" kararı alınması halinde ticaret mahkemesi, ilamın kesinleşmesini \"bekletici mesele\" yapmalıdır (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, sh 726) Sonuç olarak, iflasa tabi borçlunun doğrudan iflas istenebileceği,  icra emrinin davalı şirkete tebliğine rağmen borcun ödenmediği, İİK'nın 177/4. maddesi gereğince doğrudan doğruya iflas davası açmak için kural olarak kararın kesinleşmiş olmasının gerek olmadığı, dosya kapsamında yer alan Akyurt İcra Dairesi yazısından, tehir-i icraya ilişkin herhangi bir karar, evrak veya tevzi formunun mevcut olmadığının anlaşıldığı, davacının iflas avansını yatırdığı, ilanların yapıldığı, şirket temsilcisinin dinlenmek üzere çağrıldığı ve dinlendiği anlaşıldığından mahkemece davalının İİK'nın 177. maddesi gereği iflasına karar verilmesi yerindedir. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkeme kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/202 Esas, 2025/102 Karar sayılı ve 29/01/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf harçları davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, İİK'nın 164. maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.03/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6122cc82fd05367e","SID":"7715ba8d8b452c77"}}