{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/485 <br>KARAR NO:2025/927<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:17/12/2021<br>NUMARASI:2020/495 E. - 2021/1152 K. <br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar ...,  ..., ... ve ...  vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  banka ile dava dışı-asıl borçlu ... AŞ  arasında genel kredi sözleşmesi ve  şirket kredi kartı üyelik sözleşmesi imzalandığını, müteveffa ... ve ...'ın ise işbu genel kredi sözleşmesini,  müşterek borçlu, müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, söz konusu sözleşmeye istinaden borçlu şirkete kredi kartı kullandırıldığını, çek yaprakları teslim edildiğini,   borçluların borcunu ödememesi üzerine, borçların ödenmesi için Bakırköy ... Noterliğinin 25.04.2016 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtarnamenin, borçlulara tebliğ edildiğini,  ancak ihtarnameye herhangi bir itirazda bulunmayan ve borçları da ödemeyen borçlulara karşı ...sayılı dosyasından genel haciz yolu ile ilamsız takibe geçildiğini, borçluların yetki itirazı üzerine takibe ... sayılı dosyası ile takibe devam edildiğini, takip devam ederken kefiller ... ve ...'ın vefat ettiğini,  mirasçıları olan davalıların dosyaya dahil edilerek bu davalılara   ödeme emri gönderildiğini, ancak davalıların haksız ve kötü niyetli olarak takibe  itiraz ettiğini, takibin haksız olarak durdurulmasına sebebiyet verdiklerini,  borçluların ihtarnameye itiraz etmediği gibi borcun ödenmesi konusunda da herhangi bir girişimde bulunulmadığını, davalıların müteselsil kefillerin mirasçıları olmaları sebebiyle tüm dosya borcundan sorumlu olduklarını,  ... AŞ'nin asıl borçlu olarak diğer müteveffa borçluların ise, müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak genel kredi sözleşmesini  imzaladığını, takibe konu kredi kartı ve çek yapraklarının borçlu şirket adına, genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığını,  davacının söz konusu ürünlerin borcundan kaynaklanan alacağına ilişkin  asıl borçlunun ve kredi kartı borcundan kaynaklanan alacağına ilişkin müteselsil kefiller ile asıl borçlunun sorumluluğu bulunduğunu, bu sebeple müteselsil kefillerin mirasçıları kredi kartından doğan borçtan sorumlu olduklarını ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar  ...,  ..., ... ve ...   vekili, savunmasında özetle; ...’ın müvekkillerinin murisi olduğunu ve hukuki sorumluluğunu doğuracak nitelikte bir sözleşme bulunmaması nedeniyle davacı bankanın husumetinin müvekkillerine  yöneltmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya ve icra takibine konu edilen kefalete ilişkin sözleşmenin davacı tarafından icra dosyasına ibraz edilmediği gibi huzurdaki dava dosyasında da bulunmadığını, her iki dosya kapsamında bulunan ve kaç sayfa olduğu davacı banka tarafından ...’a keşide edilen ihtarnamelerde de belirtilmeyen sözleşmelerin, sadece davacı tarafça seçilmiş kısımları mevcut dava dosyasına sunulduğunu, muris ...'ın  asıl borçlu ... AŞ'nin borcuna yalnızca 07.05.2009 tarihli sözleşme ile bir kez 150.000 TL limitle kefil olduğunu,  davacının sunmadığı başkaca  genel kredi sözleşmelerini asıl borçlu ile imzaladığını,  murisin 07.05.2009 tarihli sözleşmeden sonra  2010 yılında dava dışı-asıl borçlu ...’un ortaklığından ayrıldığını, davacı banka ile ... Spor lehine başkaca herhangi bir kefalet ilişkisi kurmadığını, davacı bankanın ...’ın 07.05.2009 tarihli sözleşme dışında kefalet sözleşmesi akdetmemesine rağmen, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde müvekkiline itiraza konu icra takibinde borçlu, vefatından sonra da mirasçısı olan müvekkillerine ise işbu davada davalı olarak gösterdiğini,  muris ...'ın kefil olduğu kredi sözleşmesi borçları sona erdiği için davacı bankanın asıl borçlu şirketle yeni sözleşmeler akdetme gereği duyduğunu, müvekkillerinin arabuluculuk toplantısına çağrılmadığını, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1.maddesine göre zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin dolduğunu, muris ile banka arasında kefalet sözleşmesinin varlığının ispat edildiğinin kabulünde dahi ...'ın kefilliği kapsamı dışında kalan asıl borçlunun borçları için itiraza konu icra takibiyle sorumlu tutulmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, sonradan akdedilen sözleşmelerde muris ...'ın herhangi bir imza ve kefaleti bulunmadığını, kefalet sözleşmesi tarafları arasında feri nitelikte bir borç ilişkisi doğurduğunu, bu sebeple sona ermiş asıl borç için önceki tarihli kefalet sebebiyle kefil sorumlu tutulamayacağını, ...’a verilen ve dava dışı-asıl borçlu ... Spor ile akdedilen 19.01.2012 tarihli 300.000 TL tutarlı genel kredi sözleşmesi ve 03.07.2012 tarihli 2.000.000 TL tutarlı genel kredi sözleşmesi yapılması, yeni genel kredi sözleşmelerinde şirketin yeni ortağı olan ...’ın kefil yapılması, davacı bankanın ...’ın kefaletinin sona erdiğini kabul ettiğini açıkça ortaya koyduğunu,Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2001/5542Esas, 2002/1775 Karar sayılı kararında, kefilin sorumluluğuna  gidilemeyeceğinin  açık olarak belirtildiğini, kat ihtarında  17.745,15 TL karttan dolayı sorumluluğun belirtildiğini,  sunulan şirket kredi kartı başvuru formu ve  sözleşmesinde ...’ın imzasının bulunmadığı ve şirket ortaklığından ayrılmış olması sebebiyle kartı kullanmadığının  ortada olduğunu,  asıl borçlu  ile davacı banka arasında çok sayıda genel kredi sözleşmesi bulunduğunu, ihtarnamede söz konusu borcun hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığının belirtilmediğini, davacı bankanın ... sayılı dosyası ile başlattığı ilamsız takip sebebiyle müvekkillere tebliğ edilen ödeme emrinde ise “Alacaklı Banka tarafından, Kredi Sözleşmelerine bağlı olarak borçlular lehine tesis edilen ve kullandırılan kredilerden kaynaklanan ve 25.04.2015 tarihli ihtarnameye konu, varsa ihtardan sonra yapılan ödemeler düşüldükten sonra toplam 19.670,28 TL Banka alacağının” ifadesine yer verilerek birden fazla genel kredi sözleşmesi olduğunu kabul etmekle beraber borcun hangi genel kredi  sözleşmesi kaynaklı olduğuna  bilinçli şekilde yer verilmediğini, bankanın sunduğu  delil dilekçesinde ise sadece 07.05.2009 tarihli genel kredi sözleşmesini dosyaya sunarak sonrasında imzalanan yeni genel kredi sözleşmelerini gizleme gayreti içerisine girdiğini,  gayrinakdi alacağın depo talebinden müvekkillerinin sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddine ve  %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...   Somut olayda; davacı ile dava dışı firma arasında akdedilen ve takibe dayanak kredi sözleşmesinde müteveffa kefillerinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, anılan sözleşmeye istinaden davacı banka tarafından dava dışı kredi lehtarı adına kredi hesapları açıldığı ve bu hesaplar üzerinden nakit ve gayrinakit kredilerin kullandırılmış olduğu, ... Limiti ve Davalı Kefilin Sorumluluğunun, müteveffa kefillerin sözleşmede gösterilen kefalet limitinin (...) 150.000,00 TL ve ...r'ın ise 3.150.000,00 TL olduğu, temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan nakdi kredi asıl borç tutarı 17.745,15 TL'sının kefalet limitlerinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, müteveffa kefillerinin borçtan sorumlu oldukları kanaatine ile, borcun tamamından kefalet limitleriyle sınırlı olarak müteselsilen sorumlu oldukları, bu sebeple takip tarihinden başlamak üzere 19.579,45 tl asıl alacak tutarı ve takip talebindeki faiz oranlarıyla birlikte istenilebilineceği, ancak çek taahhüt bedelinin depo edilmesi talebi yönünden ise, davacının sadece çek taahhütnamesini dosyaya sunduğu, dava dışı ... Tic.A.Ş.' ye verilen çek karnesi teslim tutanakları ve çek takip kartonu ekstresini sunmadığı bu sebeple davacının çek taahhüt bedeli ve alacağını ispatlayamadığından çek taahhüt bedelinin depo edilmesinin davacı tarafından istenemeyeceği anlaşılmakla, davanın hesaplanan asıl alacak miktarı yönüyle kabulüne, fazlaya ilişkin taleplerin reddine ile ...mirasçıları ... ve ...' ın mirası reddetmeleri sebebiyle bu davalılar yönüyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş olup, Diğer yandan İİK’nın 67. maddesi uyarınca, itirazın iptali davasında borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir. Bu kapsamda takip ve dava konusu alacak genel kredi sözleşmesine dayalı olduğundan, alacağın likit olduğu açıktır. Bu nedenle, asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının da kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.\"gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile... sayılı dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın ... ve ... hariç 19.579,45 TL'lik kısmı yönüyle iptaline, takibin aynı koşullarla devamına, asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davası kabul edilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davanın, davalılar ... ve ... yönüyle pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden  reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalılar  ...,  ..., ... ve ...  vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar ...,  ..., ... ve ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; muris ...'ın  asıl borçlu ... AŞ'nin borcuna yalnızca 07.05.2009 tarihli sözleşme ile bir kez 150.000 TL limitle kefil olduğunu,  davacının sunmadığı başkaca  genel kredi sözleşmelerini asıl borçlu ile imzaladığını,  murisin 07.05.2009 tarihli sözleşmeden sonra  2010 yılında dava dışı-asıl borçlu ...’un ortaklığından ayrıldığını, davacı banka ile ... Spor lehine başkaca herhangi bir kefalet ilişkisi kurmadığını, davacı bankanın ...’ın 07.05.2009 tarihli sözleşme dışında kefalet sözleşmesi akdetmemesine rağmen, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde müvekkiline itiraza konu icra takibinde borçlu, vefatından sonra da mirasçısı olan müvekkillerine ise işbu davada davalı olarak gösterdiğini, muris ...'ın kefil olduğu kredi sözleşmesi borçları sona erdiği için davacı bankanın asıl borçlu şirketle yeni sözleşmeler akdetme gereği duyduğunu,murisin 07.05.2009 tarihli ve 150.000 TL limitli genel kredi sözleşmesi dışındaki 19.01.2012 ve 03.07.2012 tarihli sözleşmelere kefaletinin bulunmadığını,dosyada alınan  23.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda da ''ayrıca 28.12.2010 tarihli şirket kredi kartı üyelik sözleşmesi imzalanmıştır.Bu sözleşme özel olarak dava konusu şirket kredi kartına münhasır olarak akdedilen bir sözleşmedir.Dolayısıyla şirket kredi kartı işbu sözleşme kapsamında dava dışı şirkete verilmiştir. Bu nedenle takip ve dava konusu alacağı işbu şirket kredi kartı üyelik sözleşmesi kapsamında irdelemek gerekir. Şirket kredi kartı sözleşmesinde müteveffa ...'ın kefalet imzası bulunmamaktadır.Sadece dava dışı kredi lehtarı şirket yetkilisinin şirket adına vazedilen imzası bulunmaktadır. O halde takip ve dava konusu kredinin şirket kredi kartına münhasır sözleşme kapsamında kullandırılmış olması ve bu sözleşmede müteveffa kefil ...'ın kefalet imzası bulunmadığı için davalı mirasçıların takibe konu edilen alacaktan sorumlu tutulamayacakları kanaati edinilmiştir.\" denildiğini, emsal  Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2001/5542Esas, 2002/1775 Karar sayılı kararında, kefilin sorumluluğuna  gidilemeyeceğinin  açık olarak belirtildiğini, ihtarnamede söz konusu borcun hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığının  belirtilmediğini, asıl alacak üzerinden %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin de  usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca, ticari nitelikteki genel kredi  sözleşmesi ve kredi kartı sözleşmesinden  kaynaklanan banka alacağının  dava dışı asıl borçlu ile davalı  müteselsil kefillerden tahsili için başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı,  davalılar  ...,  ..., ... ve ...   vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı banka tarafından, ... sayılı icra dosyası ile asıl borçlu... AŞ ile müteselsil kefiller ..., ..., ...,  ... aleyhine 19.670,28 TL nakti alacağın ve 22.820,00 TL gayri nakti alacağın tahsili için 25.05.2016 tarihinde icra takibi başlatıldığı, tüm borçluların takibe, borca ve yetkiye itiraz ettiği, bu nedenle dosyanın... sırasına kaydedilerek borçlulara ödeme emri gönderildiği, ödeme emrinin, borçlular ...  ve ...'ın vefatı sebebiyle borçlu ...'ın mirasçıları olan ...,  ..., ... ve ...  ile borçlu ...'ın mirasçıları olan ... ile  ...'a  gönderildiği, bunun üzerine  borçlu ... ve  ...'ın mirasçılarının takibe itiraz ettiği, itiraz üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davacı banka tarafından dava dilekçesinde  borcun sebebinin, asıl borçlu ve müteselsil kefillerle imzalanan  genel kredi sözleşmeleri ve  kredi kartı  üyelik sözleşmesi olduğunun belirtildiği, bu çerçevede dosyaya, asıl borçlu şirket ile imzalanan  07.05.2009, 19.01.2012 ve 03.07.2012 tarihli genel kredi sözleşmelerinin  sunulduğu,  kat ihtarnamesinde ise  kredi kartından doğan borç ile çek taahhütlerinden doğan gayri nakti alacak talebinde bulunulduğu görülmektedir. Uyuşmazlık, davalılar ...,  ..., ... ve ...'in murisleri ...'ın takip konusu edilen kredi kartı sözleşmesinden kaynaklı alacaktan dolayı davacı bankaya genel kredi sözleşmesinde yer alan müteselsil kefaletinden dolayı sorumlu olup olmayacağına, kredi kartı üyelik sözleşmesinin genel kredi sözleşmesi kapsamında  tesis edilip edilmediğine ilişkindir.Mahkemece davanın, muris ... mirasçıları davalılar  ...,  ..., ... ve ... yönünden kısmen kabulüne, diğer iki davalı yönünden pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiş, karar davalılar  ...,  ..., ... ve ... vekilince istinaf edilmiştir.Her ne kadar mahkemece,  davanın istinaf eden davalılar yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş ise de eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmaktadır.Şöyle ki; İstinaf eden davalılar  ...,  ..., ... ve ...'in murisleri ...'ın  dava dışı asıl borçlu şirketin hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olduğu, davacı banka ile  asıl borçlu arasında imzalanan 07.05.2009 tarihli genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla 150.000 TL limitle imzaladığı, diğer iki genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak imzasının bulunmadığı, davacı bankanın dava dışı asıl borçlu şirket ile ayrıca 28.12.2010 tarihli şirket kredi  kartı  başvuru formu ve sözleşmesi imzaladığı, bu sözleşmede muris  ...'ın müteselsil kefil olarak veya başka bir sıfatla imzasının bulunmadığı görülmektedir.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da muris ... yönünden  yapılan değerlendirmede,  28.12.2010 tarihli şirket kredi kartı üyelik sözleşmesinin özel olarak dava konusu şirket kredi kartına münhasır olarak akdedilen bir sözleşme olduğu, dolayısıyla şirket kredi kartının işbu sözleşme kapsamında dava dışı şirkete verildiği, bu nedenle takip ve dava konusu alacağı işbu şirket kredi kartı üyelik sözleşmesi kapsamında irdelemek gerektiği, şirket kredi kartı sözleşmesinde müteveffa ...'ın kefalet imzası bulunmadığı, sadece dava dışı kredi lehtarı şirket yetkilisinin şirket adına  attığı  imzası bulunduğu, o halde takip ve dava konusu kredinin şirket kredi kartına münhasır sözleşme kapsamında kullandırılmış olması ve bu sözleşmede müteveffa kefil ...'ın kefalet imzası bulunmaması sebebiyle davalı mirasçıların takibe konu edilen alacaktan sorumlu tutulamayacakları kanaati bildirilmiştir.Dosya kapsamından dava dışı asıl borçlu... Spor  ... AŞ ile davacı banka arasında   07.05.2009, 19.01.2012 ve 03.07.2012 tarihli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, istinaf eden davalıların murisi ...'ın sadece  07.05.2009 tarihli genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla 150.000 TL limitle imzaladığı, diğer iki genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefaletinin bulunmadığı, davacı bankanın asıl borçlu ile  ayrıca 28.12.2010 tarihli  şirket kredi kartı üyelik sözleşmesi imzalandığı,  davacı vekilinin takip konusu borcun genel kredi sözleşmeleri ve  kredi kartı  üyelik sözleşmesinden kaynaklandığını belirttiği, ancak dava ve takip konusu borcunun, istinaf eden davalıların murisinin müteselsil kefil olarak imzaladığı 07.09.2009 tarihli  genel kredi sözleşmesi kapsamında imzalanan 28.12.2010 tarihli kredi kartı üyelik sözleşmesi   ve bu kapsamda tahsis edilen kredi kartından kaynaklanıp kaynaklanmadığı dosya kapsamından anlaşılamadığı gibi  mahkemece de bu konuda bir araştırma veya tespite yer verilmediği görülmektedir. 28.12.2010 tarihli şirket kredi kartı üyelik sözleşmesinin 19.maddesinde  de  hangi tarihli  genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığının yazılı olmadığı görülmektedir. Ayrıca 07.05.2009 tarihli sözleşmenin tüm sayfaları dosya kapsamında bulunmadığından bu hususun Dairemizce de tespiti mümkün olmamıştır. Bu nedenle mahkemece,  belirtilen husus araştırılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece öncelikle 07.05.2009 tarihli genel kredi sözleşmesinin bir örneğinin eksiksiz olarak dosya kapsamına dâhil edilmesi sağlanarak,  dava ve takip konusu borcun istinaf eden davalıların murisinin müteselsil kefil olarak imzaladığı 07.09.2009 tarihli  genel kredi sözleşmesi kapsamında imzalanan  28.12.2010 tarihli kredi kartı üyelik sözleşmesi  ve bu kapsamda tahsis edilen kredi kartından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususu tespit edilerek, bu konuda ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Öte yandan, mahkemece alınan  bilirkişi raporunda, takip ve dava konusu kredinin şirket kredi kartına münhasır sözleşme kapsamında kullandırılmış olması ve bu sözleşmede müteveffa kefil ...'ın kefalet imzası bulunmaması sebebiyle davalı mirasçılar ...,  ..., ... ve ...'in takibe konu edilen alacaktan sorumlu tutulamayacakları kanaati bildirilmesine rağmen, çözümü teknik bilgi ve araştırma gerektiren somut olayda bilirkişi raporunun aksine karar verilmesinin gerekçesinin açıklanmaması da  hatalı olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Davalılar ..., ..., ... ve ... tarafından  yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine, 4-Davalılar ..., ..., ... ve ... tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 29.05.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9012fc947cd9c839","SID":"5ba5ee37e35368bf"}}