{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/756 - 2025/835<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2025/756 \t\t                                        ( KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2025/835<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/11/2022<br>ESAS-KARAR NO\t: 2022/690 E 2022/759 K<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak <br>KARAR TARİHİ\t: 04/07/2025<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 18/07/2025<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Davacı vekili; müvekkilinin davalıya 25/09/2020 tarihinde araç sipariş ettiğini, siparişe istinaden 64.000,00 TL peşinat bedeli istenildiğini, müvekkilinin de aracın tesliminden sonra ödemeden mahsup edileceği düşüncesi ile 64.000,00 TL peşinat bedelini 25/09/2020 tarihinde davalı hesabına yatırdığını, akabinde pandemi döneminin de etkisi ile aracın anahtar teslim fiyatından meydana gelen öngörülemez artış sonrası müvekkilinin aracın siparişinden caydığını, müvekkilinin cayma hakkını kullanması sonrasında araç için yatırdığı peşinat bedelinin iade edilmesi gerekirken, davalının haksız ve hukuka aykırı olarak 25/09/2020 tarihli sipariş teyit formunun 2. maddesine dayalı olarak 15.000,00 TL bedelli kesinti yapıldığını ve buna ilişkin fatura düzenlendiğini, bahse konu sipariş teyit formunun ön sipariş formu niteliğinde olduğunu ve karayolları trafik kanununun 20/d maddesinde düzenlenen şekle uygun olarak düzenlenmediğini, araç alım satımı için resmi şekil şartına uygun olarak noterde sözleşmenin düzenlenmesi gerektiğinin, şekle aykırılık nedeni ile sipariş teyit formunun geçersiz olduğunu, bu sözleşmeye dayalı olarak taraflara hak ve borç yüklenemeyeceğini belirterek peşinat bedelinin müvekkiline iadesi gerektiğini, haksız ve hukuka aykırı olarak kesilen peşinat bedelinin 14.900,00 TL'sinin tarafına eksik ödenen bedelin iadesi için çekilen ihtarnamenin karşı yana ulaştığı tarihten itibaren (26/01/2021) işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Davalı vekili; davacı tarafından dava konusu ve tarafları aynı olan Ankara Batı ATM'nin 2021/367 esas sayılı dosyası üzerinden \"peşinat bedelinin şimdilik 100,00 TL'sinin tahsili talebi ile\" dava açıldığını, açılan bu davada davanın kabulüne karar verildiğini  ve taraflarınca istinaf başvuru yoluna başvuru yapılması neticesinde dosyanın istinaf mercine gönderildiğini, mahkemenin  tespite ilişkin verdiği hükmün kesinleştiğini ve iş bu dosya bakımından kesin hüküm teşkil edeceğini, bu nedenle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, esas yönünden ise taraflar arasında akdedilen sözleşmenin geçerli olduğunu, davacı tarafın basiretli bir tacir olmanın getirdiği yükümlülüğü ihlal ederek haklı neden olmaksızın sözleşmeden dönerek müvekkilinin zararına neden olduğunu bildirerek davanın usulden reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d.maddesi gereğince araç satış sözleşmeleri noter tarafından yapılmadığı sürece geçersiz olduğu,  geçersiz sözleşme gereğince davacının ödediği parayı geri isteyebileceği, taraflar arasında düzenlenen 25/09/2020 tarihli harici araç satış sözleşmesi (geçersiz sözleşme) gereğince davacıya satılan aracın halen davalı adına kayıtlı olduğu ve aracın davalıda bulunduğu dikkate alınarak, TBK'nun sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geçersiz sözleşme nedeniyle, davacının ödediği peşinat bedelinin iadesini talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne 14.900,00 TL'nin 03/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı vekili; davacı tarafından açılan kısmi davanın kesinleşmediğini, davanın öncelikli olarak usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, esasa dair olarak satış sözleşmesinden dönülmesi açıkça menfaatler dengesini bozduğunu, davacının talebinin müvekkili tarafından anlaşmaya uygun bir şekilde zamanında tedarik edildiğini, hiçbir geçerli nedene dayanmaksızın işbu satış işleminden vazgeçildiğini, müvekkilinin operasyon maliyeti, satış primi mahrumiyeti, stok maliyetinden kaynaklanan zararları nedeniyle yapılan kesintinin usulsüz olmadığını bildirerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık; araç satış sözleşmesinin iptali nedeniyle ödenen kaparo bedelinden yapılan kesintinin iade edilip edilemeyeceği hususuna ilişkindir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br> Dava; davacı şirketten haksız ve hukuka aykırı olarak kesildiği iddia edilen peşinat bedeli olan 14.900,00 TL ‘nin 26/01/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>Davacının davalıdan araç satın almak istediği, bu kapsamda davalı tarafça davacı için ... marka 2020 yılına ait  araç sipariş edildiği, 25/09/2020 tarihli sipariş teyit formuna göre aracın anahtar teslim fiyatının 1.282.000,00TL olduğu, aracın teslim tarihinin 2020 yılı Kasım ayı olduğu, davacının, 64.000,00TL para gönderildiği, davacının araç fiyatlarındaki artış sebebiyle satış sözleşmesinden caydığı, davalı yanın da sipariş teyit formunun 2. Maddesi uyarınca 15.000,00TL kesinti yaptığı ve 31/12/2020 tarihli faturayı düzenlediği, davalının kesinti sonrası bakiye kalan 49.000,00TL'yi davacıya iade ettiği, davanın peşinat bedelinden bakiye kalan 14.900,00TL'nin iadesi talebine ilişkindir.<br>Mahkeme tarafından davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>Yargıtay HGK’nın 2018/9-148 E. 2021/1183 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere; dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olmadıkça kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez. Kısmi davada saklı tutulan alacak bölümü için gerek kısmi dava karara bağlanmadan önce, gerekse daha sonra ayrı bir dava açılması usulen olanaklıdır. Uygulamada bu ayrı davaya, ek dava denilmektedir. <br>Her dava, kural olarak tespit ve eda kısımlarından oluşur. Davanın kısmi nitelikte olması hâlinde önceden açılan davada kesinleşen kararın tespit kısmı, kalan kısım için açılan ikinci davanın tespit kısmı için kesin hüküm oluşturur ve kuşkusuz bağlayıcıdır.<br> Öğreti ve yargısal uygulamada; kısmi davanın ret ile sonuçlanması hâlinde tüm alacak hakkında kesin hüküm oluşacağı, kısmi dava kısmen kabul, kısmen red ile sonuçlanırsa her iki bölüm yönünden de kesin hüküm oluşacağı, kısmi dava tümüyle kabul edilirse de kararın tespit bölümünün açılan ek dava için kesin hüküm oluşturacağı kabul edilmiştir. Başka bir deyişle; kısmi dava sonunda davalının borcu ödemeye mahkûm edilmesi veya kısmi davanın tamamen veya kısmen reddine karar verilmiş olması hâlinde taraflar arasındaki borç ilişkisinin varlığı ya da yokluğu da tespit edilmiş olur ki; bu tespit zorunlu olarak borç ilişkisinin tümünü kapsar. Bu nedenle kısmi dava sonunda verilen ve kesinleşen kararın tespite ilişkin bölümü, sonradan açılan ek dava için kesin hüküm oluşturur. <br>Kısacası ikinci davaya (ek davaya) bakan mahkeme, kısmi davanın davalının sorumluluğuna ilişkin bu tespit bölümüyle bağlıdır. Burada davalının haksızlığı olgusu artık tartışılamaz hâle gelmiştir. Zira kesin hüküm bulunan bir konuda mahkemenin bu yönün doğruluğunu yeniden araştırma ve inceleme konusu yapmasına hukuken olanak bulunmamaktadır. Bu yön kamu düzenine ilişkin olup mahkemeler ve Yargıtay’ca doğrudan (re’sen) göz önünde tutulmalıdır.<br>Kısmi dava sürerken ek davanın açılmış olması hâlinde davalı ilk itirazda bulunarak birleştirme istememişse, kısmi dava ile ek dava birleştirilemez. Ancak, ek davaya bakan mahkeme kısmi davanın sonuçlanmasını bekletici sorun yapmalıdır. Çünkü kısmi dava tamamen veya kısmen reddedilecek olursa bu karar ek dava için kesin hüküm teşkil edecek, kısmi dava tamamen kabul edilirse de kararın tespite ilişkin bölümü ek dava için kesin hüküm oluşturacaktır.<br>  Kısmi davada alınan ve kesinleşen hükmün dayanağını teşkil eden bilirkişi raporunun kısmi dava tutarını aşan bölümünün açılan ek davada mahkemeyi bağlayacak nitelikte bir kesin delil mahiyetinde olup olmadığının değerlendirilmesinde de yarar bulunmaktadır. <br> Kural olarak, kısmi davada alınan bilirkişi raporlarının açılan ek dava yönünden kesin delil olmayacağı gerek öğretide gerek yargısal uygulamada kabul edilmiştir. Ne var ki, kısmi davada kesinleşen hükme esas alınan rapor tümüyle inceleme ve itiraz konusu yapılıp, tüm yargısal denetim yollarından geçerek toplam alacak miktarını ortaya koyacak şekilde kesinleşmiş ve taraflar yönünden yargısal denetim yolları tüketilerek usulü kazanılmış haklar gerçekleşmişse kesin delil olarak değerlendirilmesi gerekeceği de ortadadır. Bu nedenledir ki, bilirkişi raporlarının takdiri delil oldukları kural ise de, somut olayın özelliklerine göre kesin delil niteliği alabilecekleri de göz ardı edilmemelidir.  <br> Somut olayda; davaya esas olan Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/367 Esas 2021/733 Karar sayılı dosyasında davacının açmış olduğu alacak davasında  mahkemece “davanın  kabulüne karar verildiği, hükme karşı davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 2022/245 esas, 2024/315 karar sayılı ve 25/03/2024 tarihli kararı ile eksik araştırma nedeniyle HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırıldığı anlaşılmıştır.<br>Bu durumda; mahkemece asıl(kısmi) davanın bekletici mesele yapılarak yukarıda gösterilen ilkeler çerçevesinde asıl davadaki belirlenen alacak miktarının bağlayıcı olup olmadığı değerlendirilerek ve usuli kazanılmış haklar gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile asıl davanın kesinleşmesi beklenmeden karar verilmesi doğru olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen eksik incelemelerin tamamlanarak sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/690Esas, 2022/759Karar ve 14/11/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA,<br>2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde yatırana İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 04/07/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br> e-imzalıdır<br><br>Üye<br> e-imzalıdır<br><br>Üye<br> e-imzalıdır<br><br>Katip<br> e-imzalıdır<br><br><br><br><br><br><br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e70bedf89bf9c6f3","SID":"5f400f0e8abcb034"}}