{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/2007 Esas<br>KARAR NO:2025/1102 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2019/575 Esas- 2022/559 Karar<br>TARİH:30/06/2022<br>DAVA:İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ:26/06/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin eski unvanının ... Şti olduğunu ve müvekkili şirketin doğalgaz toptan satış lisansı ile faaliyet gösterdiğini, davalı tarafın ise Adıyaman ilinde özel kanunlarla kurulmuş sanayi sitesi içindeki değişik işletmelerin dahil olduğu sitenin yönetim ve organizasyonunundan sorumlu kurum olarak faaliyette bulunduğunu, davalı kurumun tükettiği yıllık miktar itibari ile EPDK mevzuatına göre tüketeceği doğalgazı dağıtım firması dışında temin etme hakkına sahip olduğunu, taraflar arasında 01/01/2016 tarihli doğalgaz alım ve satım sözleşmesi imzalandığını daha sonra 2017 yılı içinde sözleşme süresinin uzatıldığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3.12.maddesi gereğince davalı tarafın 2016 yılı için 2.000.000 Sm3 doğalgaz kullanacağını, 2017 yılı için ise 1.950.000 Sm3 doğalgaz alım taahhüdü yapıldığını, davalı tarafın alım taahhüdü altında miktarda doğalgaz aldığını, davalı tarafın 2016 dönemi olan 01/01/2016 - 31/12/2016 dönemi için toplam 1.379.954,01 Sm3 doğalgaz satın aldığını, sözleşme gereğince yıllık sözleşme miktarının 2.000.000 Sm3, asgari alım taahhüdünün ise sözleşmenin 3.3.1.maddesi göre 1.600.000 Sm3 olduğunu, bu durumda yıllık asgari alım miktarı olan 1.600.000 Sm3'den satın alınan doğalgaz miktarı olan 1.379.954,01 Sm3 düşüldüğünde davalı tarafın 220.046,12 Sm3 eksik doğalgaz aldığını, eksik alınan doğalgaz nedeniyle 198.070,49TL'lik fatura kestiklerini , 2017 yılında ise 01/01/2017 - 31/12/2017 dönemi için yıllık sözleşme miktarının 1.950.000 Sm3 olup, asgari alım miktarının ise sözleşmenin 3.3.1.maddesi gereğince 1.560.000 Sm3 olduğunu, davalının bu dönemde kullandığı doğalgaz miktarının ise 1.281.925,17 Sm3 olması nedeniyle (1.560.000 Sm3 - 1.281.925,17 Sm3 = ) 264.465,64 Sm3 eksik doğalgaz kullanımı gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini bu nedenle asgari alım bedelinin altında doğalgaz alınması nedeniyle davalı tarafa 219.742,15TL'lik fatura kesildiğini, sözleşmenin ilgili maddeleri gereğince sözleşmede yıllık asgari doğalgaz alım yükümlülüğü şartı bulunduğunu, doğalgaz temin sözleşmelerinde \"al yada öde\" klozu olarak ifade edilen hükme göre, sözleşme ile belirlenen miktarda eksik miktarda gaz alınması durumunda alıcının bu eksik miktar gazın bedelini ödemek zorunda olduğunu, sözleşmenin 3.3.1.maddesindeki \"yıllık alım yükümlülüğü\" hükmüne göre \"alıcı herhangi bir sözleşme yılında aşağıda belirtilen yıllık asgari miktardan az olmayan doğalgaz alacak yada bu miktarın alıcıya tedarik etmek üzere hazır edilip de alınmadığı durumda bu miktar için 3.2.2.madde uyarınca ödeme yapılacaktır\" denildiğini, al ya  da öde klozu uyarınca alıcının, bir sözleşme yılı için, yıllık al ya da öde miktarında gazın bedelini, gerçekte teslim alıp almadığına bakılmaksızın ödemeyi taahhüt ettiğini, alım taahhüdünün altında alınan doğalgazlarla ilgili olarak 19/03/2018 tarihli ihtarname ile 2016 ve 2017 yıllarından doğan alacak faturalarının keşide edilerek gönderileceğini belirtildiğini, taraflar arasında bozuk sayaç sebebi ile 2017 yılındaki ihtilaf ve sözleşmenin tarafının kim olduğu ile ilgili yaşanan ihtilafın EPDK'dan yazı ile sorulduğunu, EPDK'nın cevabi yazısında, dağıtım şirketi ile davalı arasında sözleşme bulunmadığı, sözleşmenin 2016 yılı ve 2017 yılı için müvekkili şirket ile davalı kurum arasında yapıldığının tespit edildiğinin bildirildiğinin, EPDK'nın yine sözleşmenin müvekkili şirket ile davalı arasında yapıldığı ve hatalı sayaç ile ilgili uygulamanın ne şekilde yapılması gerektiğini yazısında bildirdiğini, EPDK'nın tespitinden sonra davalı kurumun ihtarname ve faturaları keşide edilerek gönderildiğini, bozuk sayaç sebebi ile 2017 yılında eksik ölçülen doğalgaz miktarının belirlenmesi sonrasında davalı tarafça sözleşme bedelinin altında doğalgaz alınması sebebi ile davalı kuruma 04/06/2018 tarihli üst yazı ile fatura ve ihtarname gönderilerek ödemenin 7 gün içerisinde yapılmasının talep edildiğini, davalı tarafın KEP ortamında verdiği cevapta müvekkilinin taleplerini kabul etmediğini, davalı kurum ile sayaçtaki arıza sebebi ile 2017 yılı eksik ölçülen doğalgaz miktarının tespitinin de davalı kayıtları ve sayaç raporları ile belirlendiğini, davalı kurum tarafından gönderilen mail dökümüne göre, davalı idare tarafından kendi müşterilerine 1.281.925,17 Sm3 doğalgaz satıldığının tespit edildiğini, müvekkili tarafından davalı kuruma fatura edilen doğalgaz miktarının 944.968,03 Sm3 olduğunu, sayaç arızası sebebi ile davalıya, eksik ölçülen 350.566 Sm3 doğalgaz için 345.096,55TL fatura kesildiğini, davalı tarafça kabul edilmemesi nedeniyle Ankara 20 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/480 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, al yada öde kapsamında asgari alım taahhüdünü yerine getirmediği için,  eksik alınan kısım yönünden ise ... sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalının itirazlarının takibi durdurduğunu, davalının sözleşme gereği eksik alım sebebi ile doğan bedeli ödemek zorunda olduğunu, davalı tarafın eksik aldığı doğalgaz miktarının ihtilafsız olması nedeniyle, eksik alınan doğalgaz miktarı ile sözleşmedeki bedelin çarpımı sonucu davalının ödemesi gereken bedel miktarının likit olduğunu dolayısı ile icra inkar tazminatı ödemesi gerektiğini belirterek davalının itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibinde yetkili icra müdürlüğünün Adıyaman icra müdürlüğü olduğunu bu nedenle itirazın iptali davasında da yetkili yerin Adıyaman Asliye Hukuk  (Ticaret) Mahkemesi olduğunu, Asliye Hukuk Mahkemesinin değil Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi borcunun bulunmadığını yine müvekkilli şirketin davacı ile ticari ilişkisinin de bulunmadığını, müvekkili ile  ... Ltd Şti arasında 2016 yılı için sözleşme imzalandığını aynı sözleşmeye göre bile olsa hesaplanan miktar, yöntem telafi hakkı verilmesi ve süre açısından talebin sözleşmeye aykırı olduğunu, konu ile ilgili kayıtların EPDK'da mevcut olduğunu, asgari alım bedeline dayalı faturanın aynı yıl içerisinde kesilmesi gerektiğini, karşı tarafa kesilmeyeceği intibaı verildikten sonra herhangi bir telafi veya alternatif yola gidilmeyerek kesilen fatura ve icra takibinin haksız olduğunu, ayrıca davacı tarafın uygulamasının da mevzuata aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 30/06/2022 tarih ve 2019/575 Esas- 2022/559 Karar sayılı kararında;\"... ait ... sayılı dosya alınıp incelendiğinde, davacı tarafından davalı hakkında (198.070,49 TL 2016 yılı eksik alım bedeli + 219.742,15TL 2017 yılı eksik alım bedeli =) 417.812,64TL alacağın avans faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı takip başlatıldığı, davalı tarafça icra dairesinin yetkisine alacağa ve ferilerine itiraz edilerek takibin durdurulduğu görülmüştür. ....Davalı taraf icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine itiraz etmiş olup, sözleşmenin 15.2.1.maddesi gereğince İstanbul Mahkemeleri yetkili kılınmış olup, HMK 17.maddesi ve yukarıda özetlenen İstinaf kararı da dikkate alındığında yetki sözleşmesinin geçerli olduğu ve dolayısı ile mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmıştır. ...'a ait dosyamıza gönderilen müzekkere cevabı ve ekinde belgeler incelendiğinde, davalı tarafından 2016 ve 2017 yıllarında davalı ile davacı arasında doğalgaz alım satım sözleşmesi imzalandığına dair bilgi verildiği  tespit edilmiştir.Davalı tarafça İstanbul 25 Asliye Hukuk Mahkemesinin (dosyanın görevsizlik ile mahkememize gönderildiği dosya) 2019/575 esas sayılı dosyasının 08/10/2020 tarihinde sunulan dilekçe incelendiğinde, taraflar arasında 2016 yılında geçerli sözleşme imzalandığı, sözleşmenin 11/1.maddesi gereğince 90 gün önceden yazılı bildirimde bulunulmadığı takdirde sözleşmenin 1 yıllık süre ile yenilenmiş sayılacağı kabul edilir maddesi uyarınca sözleşmenin 2017 yılı içinde geçerlilik kazandığının ifade edildiği görülmüştür. ...Toplanan tüm deliller , Ankara 5 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/218 esas, 2020/234 karar nolu ilamı ile mahkememizce talimat yolu ile alınan raporlar ve davacı tarafın ticari defter ve belgeleri ile tüm dosya kapsamı değerlendirilerek yine mahkememizce alınan heyet raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde, taraflar arasında imzalanan sözleşmede al ya da öde kaydının bulunduğu, 2016 yılındaki sözleşmeye göre davalının alması gereken asgari alım yükümlülüğü miktarının 1.600.000 Sm3 olduğu , davalının 2016 yılında aldığı doğalgaz miktarının 1.379.953 Sm3 olup, 220.047 Sm3 eksik alım yapıldığı, 2017 yılı için asgari alım yükümlülüğünün 1.560.000 Sm3 olduğu, davalıya 2017 yılında 944.968 Sm3 fatura edildiği, davalı tarafın 2017 yılında başka bir firmadan gaz tedarik etmemesine rağmen kendi müşterilerine yine kendi kayıtlarına göre 1.281.925,17Sm3 gaz sattığı, davacı tarafından sayaç arızası nedeniyle ölçülmeyen 350.566,50 Sm3 için gaz bedelinin tahsili için Ankara 5 Asliye Ticaret Mahkemesinde 2019/218 esas sayılı dosya ile dava açtığı, Ankara 5 Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda eksik ölçülen gaz tutarı 350.566,50 Sm3 olarak gösterilmiş ise de bunun maddi hatadan ibaret olduğu, talep edilen gaz bedelinin 346.891,17 Sm3 olduğu dikkate alınarak karar verildiği,  asgari alım yükümlülüğü olan 1.560.000Sm3'ten  - davalının kendi müşterilerine satmış olduğu 1.281.925,17 Sm3 (davalı tarafça davacıya gönderilen 28 Şubat 2018 tarihli mailde de , 2017 yılı Adıyaman OSB Tüketici Listesi ve tüketim miktarını gösterir tabloda da 2017 yılında bu miktarda kendi müşterilerine doğalgaz sattığını belirtmektedir) mahsup edildiğinde 278.074,83‬ Sm3 eksik alım miktarı çıktığı, mahkememizce alınan bilirkişi raporunda davacının 2017 yılında 944.968,00Sm3 fatura ettiği bu miktara Ankara 5 Asliye Ticaret Mahkemesince belirlenen sayaç arızası nedeniyle eksik ölçülen gaz miktarı olan 346.891,17 Sm3 ilave edildiğinde toplam miktarın 1.291.859,17‬Sm3 olduğu, 1.560.000 Sm3 asgari alım yükümlülüğünden 1.291.859,17Sm3 düşüldüğünde ise 268.140,83‬ Sm3 olduğu, davacının ise iş bu dosyanın  dava dilekçesinde bundan daha az miktar olan 264.465,64 Sm3 için talepte bulunduğu, davalının mail ekinde gönderdiği tablo da dahil kendi müşterilerine sattığı (başka bir yerden gaz tedarik etmeden) miktarın 1.281.925,17 Sm3 olduğunu belirtmesi nedeniyle Ankara 5 Asliye Ticaret Mahkemesince verilen kararın kesinleşmesinin beklenilmesine  gerek duyulmayarak davacının davasını kabulüne, takip tarihinden itibaren asıl alacağa değişen oranda avans faizi uygulanmasına yine sözleşme hükümleri ve davalının kendi  ticari defter ve belgelerine göre davacıya olan borcunun hesap edebileceği,  alacağın likit olduğu kanaatine varılarak %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir...\"gerekçesi ile,  ''1-Davacının davasının kabulü ile Davalının ... ait ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin,417.812,64 TL asıl alacak üzerinden devamına, Takip tarihinden itibaren asıl alacağa değişen oranda avans faizi uygulanmasına, 83.562,52 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İİK.50.maddesinin atfıyla HMK.6. Ve 10. Maddesi uyarınca;  sözleşmeden doğan davalar için sözleşmenin ifa edildiği veya davalı ya da vekilinin dava tarihinde orada bulunması kaydıyla, sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesinin de yetkili olduğunun belirtildiğini, bu düzenlemelerin özel yetkiye ilişkin  olduğunu, dolayısıyla Adıyaman mahkemesi yetkili olacağından yetkiye itirazlarını yinelediklerini, müvekkil kurumun tüzel kişiliğinin Adıyaman olduğunu, bu nedenle dava ve takipte  Adıyaman mahkeme ve icra müdürlüklerinin yetkili olduğunu,İcra müdürlüğü yetkili olmadığından itirazın iptali davası açısından da yerel mahkemenin yetkisiz olup Adıyaman mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacının yetkili olan Adıyaman İcra Müdürlüğü vasıtasıyla yeniden ödeme emri yoluna gitmesi gerekirken yerel mahkemece itirazın iptali davası yürütülerek hükme bağlanmasının bu yönden de hatalı olduğunu beyan etmiştir. Yerel mahkemece dosyanın kapsamının tam olarak anlaşılamadığını,Yerel mahkemece dosya içerisinde bunca çelişki olmasına rağmen apar topar karar vermesinin tek açıklamasının; davaya konu olayın tam olarak anlaşılamadığı, özüne inilerek inceleme yapılmadığı olduğunu, davaya konu olayı açıklamak gerektiğini,Alacaklı- davacı ile müvekkil arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmadığını, müvekkil ile ....şti arasında 2016 yılı için sözleşme imzalandığını, ... A.Ş ile yapılan bir sözleşme bulunmadığını, buna rağmen ...Ltd.Şti ile yapılan sözleşmeye istinaden alacaklının fatura düzenlemiş ise de bu faturanın da içeriğine itiraz edildiğini ve kayıtlı  e-posta ile alacaklıya bildirildiğini, ...Şti ile Müvekkil Adıyaman Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü arasında 1 Ocak 2016 tarihinde başlamak üzere 31.12.2016 yılına kadar 1 yıllık doğalgaz alım satım sözleşmesi yapıldığını ve sözleşmenin 11.Maddesinin 1.Fıkrasına göre 90 gün önceden yazılı bildirimde bulunulmadığı taktirde sözleşmenin 1 yıllık süreyle yenilenmiş olacağının taraflarca kabul edildiğini, bundan dolayı bu sözleşmenin 2017 yılı içinde geçerlilik kazandığını, 01.01.2018 -31.12.2018 tarihleri arasında gaz tedariği için ...A,Ş(...) ile sözleşme yapıldığını, dönem içerisinde gerekli Taşıma Hizmeti Sözleşmesi’nin (TAHİS) ve Teslim Hizmeti Sözleşmesi’nin (TEHİS) ilgili taraflarca imzalanmadığını, Akmercangaz, müvekkil Adıyaman Organize Sanayi Bölge Müdürlüğüne ilk ... okuma tarihi 01.01.2017 son endeks okuma tarihi 31.12.2017 tarihi olan bir fatura kestiğini, bu faturanın neye göre kesildiğinin belirtmeyip ... ile müvekkil arasında bu tarihler arasında bir gaz tedarik sözleşmesi bulunmadığını, söz konusu tarihler arasında Adıyaman OSB ile ... arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığı, söz konusu fatura döneminde ... ile OSB arasında sözleşme bulunduğuna ilişkin;Müvekkilin ; 30/03/2018 tarihli ve 13/04/2018 tarihlerinde EPDK Doğalgaz Piyasası Daire Başkanlığı'na gönderdiği  yazıları ile EPDK'nın verdiği cevaplar,12/12/2018 tarihinde EPDK'ya gönderilen KEP.mesajı ve verilen cevap,31/05/2018 tarihinde EPDK'ya yapılan başvuru ve cevabı,EPDK'nın;EPDK'nın 22/06/2018 Tarihli yazısına OSB'nin verdiği cevap,Sayacın arızalı olduğuna dair tespitlerin eksik incelemeye dayalı ve  hatalı olduğunu,Davacı ile müvekkil arasında yapılan 01/01/2016-31/12/2016 dönemine ilişkin doğalgaz alım sözleşmesinde, sözleşme bedelinde belirtilen miktar azami olarak yıllık 2.000.000 Sm3 olup her halükarda bu miktarda kullanılacağının belirtilmediğini,Davacı ile müvekkil arasında yapılan 01/01/2017-31/12/2017 dönemine ilişkin doğalgaz alım sözleşmesinde, sözleşme bedelinde belirtilen miktar azami olarak yıllık 1.950.000 Sm3 olup her halükarda bu miktarda kullanılacağının belirtilmediğini, Aynı zamanda sözleşmenin 3.3.1 maddesindeki Yıllık Alım Yükümlülüğü hesaplamasına göre;Yıllık Asgari Miktar(YAM)= 0,80 x YSM- D Sm3  olup burada; YSM= Sözleşme yılı için geçerli Yıllık Sözleşme Miktarı olup D= ilgili sözleşme yılında, Alıcı tarafından yapılmayan ödemeler nedeniyle tedarik edilemeyen Gaz dışında, (i) Satıcı tarafından herhangi bir sebeple sağlanamayan(ii) Onarımlar, (iii) Bakımlar ve/veya (iv) mücbir sebep halleri sonucunda Alıcı tarafından alınamayan Gaz miktarlarının toplamı olduğunu, Görüldüğü üzere bu hesaplamaya girişilmeden direkt azami miktar üzerinden hesaplanan (D) değişkenine dikkat edilmeden ve iddia edilen  eksik alınan gazın talebi yoluna gidilmiş olup kendilerinin hazırlamış olduğu genel işlem koşuluna aykırı hareket ettiklerini, Eğer davacının iddia ettiği gibi bir eksik alım var idiyse; sözleşmenin md. 3.3.2’ye göre; Alıcının, sözleşmenin 3.3.1 maddesi almakla yükümlü olduğu ancak almadığı gaz miktarı için asgari ödemenin yapılacağı belirtilmiştir. Ancak sözleşmenin md.8.5’ e göre ise; Alıcı tarafından Satıcıya iş bu sözleşmenin 3.3.2( asgari ödeme) veya 3.3.5 maddeleri uyarınca ödeme yapılması gerekir ise söz konusu bedellerden 3.3.2 madde uyarınca ödenecek olanlarla ilgili sözleşme yılının son ayına ilişkin faturaya ve 3.3.5 madde uyarınca ödenecek olanlar ise ilgili yaz döneminin son ayına ilişkin faturaya yansıtılacaktır.Dolayısıyla sözleşme yılının son ayına ilişkin faturada düzenlenmesi gerekirken üzerinden zaman geçtikten sonra 2018 yılında bu bedelin istenmesi hem kendi düzenledikleri sözleşmeye hem de tacirin basiretli ve dürüst davranma yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğine delalet ettiğini hukuken geriye dönük fatura kesilemediğini, Aynı şekilde eğer söz konusu yıllara ait eksik alımın kendileri tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi, bunun için yine sözleşmenin 3.3.3.maddesi uyarınca ‘telafi’ sinin, en geç söz konusu asgari ödemenin doğduğu yılı takip eden bir yıllık sürede sözleşmenin halen yürürlükte bulunması veya aynı şartlarda uzatılmış olması durumunda talep imkanının tanınması ile müvekkile tedarik edilmiş olması gerekirken,(bunu davacı tarafa yapılan ihtar ve maillerle bildirilmiş olunmasına karşın)sözleşmenin yürürlükten kalktığı dönemde 04/06/2018 ve 25/06/2018 tarihli kıyas faturalarla bu bedellerin haksız bir şekilde istenilmeye kalkılması davacının iyiniyetli hareket etmediğinin de bir göstergesi olduğunu,Tüm bunlara rağmen davacının aynı sözleşmeye göre bile olsa hesaplama miktar, yöntem, telafi hakkı verilmesi ve süre açısından sözleşmeye aykırı olduğunu, sözleşmenin 3.,4. ve 8.maddelerine kesin olarak aykırı hareket edildiğini,Davacı, müvekkilden sayaç arızası adı altında da başkaca bir talepte bulunduğunu, bu konuda Ankara 20.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/480 E. Sayılı dosyasında davalı olduğunu, davacının, gerek icra takibiyle gerekse Ankara'daki davayla ya birinden birini ya da ikisini birden haksız olarak nasıl olsa alırım düşüncesiyle hareket ettiğini, Ankara 20.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin dosyasının da bu dosyada davacının kötüniyeti açısından birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, ancak bu hususun da tamamen göz ardı edildiğini, dosyanın tamamı ve geldiği aşamaya bakılmaksızın davacı lehine olan kısımlarının kırpıldığını, yerel mahkemece Ankara 5. ATM 2019/218 E. Sayılı dosyası birçok bakımdan hem bu dosya ile ilişkili hem de neticeyi etkileyebilecek nitelikte olmasına rağmen bekletici mesele yapılmadığını,davanın kararının aynen bu dosyaya yansıtıldığını, oysa Ankara 5. ATM 2019/218 E. Sayılı dosyasının, istinaf incelemesinde olduğunu, dolayısıyla henüz kesinleşmemiş bir hükmün tamamen bu dosyaya yansıtılarak hükmün gerekçesi haline getirilmiş olunmasının kabulünün mümkün olmadığını,Davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığı, iyiniyetli hareket etmeyip kusurlu davrandığı, satmadığı doğalgazdan hak iddia etmesinin kabul edilebilir bir durum olmayıp hukuk düzeninde karşılığı da bulunmadığını, davacının tek taraflı ve kendi düzenlediği faturaya dayanarak alacaklı olduğunu iddia ettiğini, davacının göndermiş olduğu faturalara itiraz edildiğini, faturanın alacak hakkı bahşetmediği tartışmasız olduğunu, davacının ispat ettiği alacağın varlığını ispatı tarafınca yapılması gerekmekle birlikte, iddia edilen miktarı göz önüne alındığında HMK md.200 gereğince senetle ispat yükümlülüğü altında olduğunu, aynı zamanda HMK md.202 gereğince;” Senetle ispat zorunluluğu bulunan hallerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.”Denilerek tanıkların dinlenilebilmesi dosyaya sunmuş oldukları deliller neticesinde kanun gereğince mümkün hale geldiğini, ancak  dayanmış oldukları tanık delilinin sayaç arızası nedeniyle fatura alacağı davasının Ankara 5 ATM 2019/218 E. Sayılı dosyada görülüyor olması sebebiyle \"bu dava ile ilgisi olmadığından bahisle\"  açıkça yok sayılmasına ve bunlar gibi birçok husus bulunmasına rağmen eksik inceleme ile hukuka aykırı olacak şekilde adeta mevzuat bir kenara alınarak yargılamanın taraflı yürütüldüğünü,Hükme esas alınan müvekkil yönünden incelemede bulunan makine mühendisi bilirkişi ... tarafından tanzim edilen 31/07/2021 tarihli raporun sonuç kısmının savunmaları teyit eder nitelikte olduğunu, Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 31/07/2021 tarihli raporda özetle \"Gerek davacı tarafın gerek davalı tarafın mahkemenize sunmuş olduğu deliller karşılaştırıldığında taraflar arasında beyan edilen; davacı tarafın satışını yaptığı,davalı tarafın ise alımını yaptığı doğalgaz MİKTARLARI UYUŞMAKTADIR. HERHANGİ BİR UYUŞMAZLIK SÖZKONUSU DEĞİLDİR\" görüş bildirildiğini, raporda aleyhe olan hususları kabul etmemekle birlikte bilirkişinin bu görüşü savunmaları teyit eder mahiyette olduğundan raporun bu yöndeki sonuç kısmına bir diyecekleri bulunmadığının kendileri tarafından bildirildiğini,Hükme esas alınıp alınmadığı gerekçelendirilmeyen müvekkil yönünden incelemelerde bulunan Mali Müşavir  Bilirkişi ... tarafından tanzim edilen raporun, genel manada beyanlarını destekler nitelikte olduğunu, Hükme esas alınıp alınmadığı, hükümde ne şekilde yer aldığı dahi gerekçelendirilmeyen, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda aleyhe olan hususları kabul etmemekle birlikte, raporun genel manada beyanlarını doğruladığını, davacının tek taraflı olarak kestiği faturanın müvekkil tarafından kabul edilmediği raporla tespit edildiğini, böylelikle davacının iddiasını ispatlayamadığı tarafların ticari kayıtlarıyla da sabit hale geldiğini, ancak yerel mahkemece HMK md. 222 hükmü göz ardı edilerek rapora zıt olacak şekilde gerekçelendirilmeksizin hukuka aykırı hüküm kurulduğunu, Davacı vekili tarafından bu bilirkişi raporuna 01/10/2021 tarihli dilekçe ile beyanda bulunduktan sonra ve süre geçtikten sonra 26/10/2021 havale tarihli dilekçe ile ayrıca beyan dilekçesi sunulduğunu, sunulan dilekçeyi de kabul etmediklerini bildirmelerine rağmen dosya kapsamı boyunca iddianın genişletilmesi yasağına riayet edilmediğini, mahkemece  bu hususun göz ardı edildiğini, davacı taraf ne derse o yerine getirildiğini, davacı vekilinin bilirkişi raporlarına beyanlarında da aynı yöntemi uyguladığını, bu hususta; davacı vekilince dosyaya süresinden sonra 14/02/2022 tarihinde sunulup taranan tüm belgelerin dosyadan çıkartılmasına karar verilmesini talep etmiş iseler de yerel mahkemenin 7 nolu celsenin 2 nolu ara kararını bilirkişi raporu döndükten sonra dahi değerlendirmediğini, bilirkişi heyet raporunun da bu evraklara göre tanzim edildiğini ve apar topar bu doğrultuda hüküm kurma yoluna gitmeye çalıştığını, Hükme esas alınan davacı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde incelemede bulunulan, 30/03/2022 tarihli bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından düzenlenen rapora ve bilirkişilere itirazlarının  göz ardı edildiğini,Hükme esas alınan tek raporun bu olup, raporun tamamıyla davacının iddialarına yönelik düzenlendiğini, dosyadaki verilerin, önceden alınan raporların, savunmalarının, sözleşme hükümlerinin göz ardı edildiğini, bu belgeler görmezden gelinerek düzenlenen rapor sonucu bildirilen görüşün objektif olma ihtimali bulunmadığını, bilirkişilerin taraflı davrandıklarını, bu nedenle bilirkişilere itiraz etmemize, dosayadaki diğer raporlar ile aralarında açık çelişki barındıran rapora göre hüküm oluşturulması ve hukuki dayanak yaratılması için çabalanmasının kabulünün mümkün olmadığını,Dosyada daha önce mali müşavir ...tarafından düzenlenen rapor bulunduğunu, bu raporla aralarında tamamıyla çelişki bulunmasına rağmen raporda çelişkinin sebebinin izah edilemediğini,Davacının tek taraflı olarak kestiği faturanın müvekkil tarafından kabul edilmediğinin raporda değerlendirilmediğini, önceki raporda faturaya müvekkilinin itiraz ettiği, kabul etmediğinin tespit edildiğini, böylelikle davacının iddiasını ispatlayamadığı tarafların ticari kayıtlarıyla da sabit hale gelmişken her nasılsa davacının lehine sonuç çıkartıldığını,Davacının tacir olup kendi ticari defteri TTK ve HMK hükümlerine aleyhe kesin delil niteliğinde olduğunu, davacının kendi ticari kayıtlarında yer almayan bir alacaktan dolayı hak iddiasında bulunamayacağını, basiretli bir tacirin ticari kayıtlarında yer almayan bir alacağı talep edebilmesinin mümkün olmadığını,Karşı tarafa asgari alım bedeli kesilmeyeceği intibaı, izlenimi verdikten sonra, herhangi bir telafi veya alternatif yola gidilmeyerek sırf haksız menfaat teminine yönelik yapılan bu fatura ve icra takibinin haksızlığının kesin olduğunu, davacının 2016 yılında asgari alım bedeli ile ilgili bir hususu gündeme getirmediğini, 2017 yılında yine aynı şekilde bunu gündeme getirmediğini, suskun kaldığını, taraflar arasında sayaç arızası bahanesiyle davacının problem çıkarması sebebiyle bu faturaları da sayaç arızası probleminde baskı için kullanmak amacıyla düzenlediğini, Sonuç olarak; davacının iyiniyetli hareket etmeyip kusurlu davrandığı, satmadığı doğalgazdan hak iddia etmesi kabul edilebilir bir durum olmayıp hukuk düzeninde karşılığı da bulunmadığını, itiraz edilen faturanın tek başına alacak hakkı bahşetmediğinin tartışmasız olduğunu,Tüm bunların yanı sıra  sayaç arızası ile ilgili dava halen devam etmesine rağmen kesinmiş gibi yine davacı lehine görüş bildirilmesinin bilirkişilerin taraflı rapor düzenlediklerini göstermekte olduğunu itirazlarında dile getirmelerine rağmen, yerel mahkemece ne şekilde ve hangi hukuki dayanakla itirazlarının reddedildiği anlaşılmaksızın alelacele hüküm kurma yoluna gidildiğini beyanla, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/06/2022 tarihli  2019/575 Esas,  2022/559 Karar sayılı  kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına,  karar icra takibine konu edildiğinden  karar kesinleşinceye kadar  icranın tehirine karar verilmesine, vekalet ücretinin ve yargılama giderinin karşı tarafa yükletilmesine  karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; taraflar arasında akdedilen 01/01/2016 tarihli \"...\" kapsamında davalı tarafından 2016 ve 2017 yılına ilişkin asgari doğal gaz alım yükümlülüğünün ihlal edildiği iddiası ile eksik alınan gaz bedellerinin tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davalı vekili tarafından dava konusu icra takibinin başlatıldığı İcra Dairesi ve yargılamanın yürütüldüğü iş bu Mahkemenin yetkisiz olduğu, yetkili İcra Dairesi ve Mahkemenin davalının yerleşim yeri adresi olduğu savunulmuş ve istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, tarafların tacir olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 15.2.1 maddesi uyarınca iş bu sözleşmeden doğan ihtilafların çözümünde İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılındığı ve geçerli yetki sözleşmesine istinaden Mahkemenin yetkili olduğu, İİK'nın 50. maddesinin yollaması ile HMK' da düzenlenen yetki kurallarının İcra Daireleri açısından da geçerli olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin İcra Dairesi'nin ve Mahkemenin yetkisiz olduğuna dair istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı vekili tarafından davacı ile aralarında dava konusu sözleşmenin akdedilmediği ileri sürülmüş ise de, dava konusu 01/01/2016 tarihli \"...\"nin davalı ile davacının ünvan ve tür değişikliğinden önceki ...Şti. arasında akdedildiği, 04/01/2016 tarihinde bu şirketin ünvan ve tür değişikliğine giderek ... Şirketi olduğu, TTK'nın 180 maddesi uyarınca yeni türe dönüşen şirketin eskisinin devamı olduğu, davacı tarafından gaz satışına ilişkin düzenlenen tüm faturaların davalı tarafından kabul edilerek ticari defterlerine kaydedildiği, davalının sözleşmeleri ...'a bildirdiği anlaşılmakla davalı vekilinin davacı ile aralarında sözleşme akdedilmediğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/218 esas sayılı dosyasında dava konusunun davalıya satışı yapılan doğalgaz miktarını ölçen sayacın bozuk olması ve eksik ölçüm sebebiyle davalının satın aldığı gaz ile kendi müşterilerine sattığı gaz miktarı arasında fark bulunmasından dolayı tespit edilen ve davalının kullanmasına rağmen bedelinin ödenmediği gaz bedeline ilişkin olduğu, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda bu talebin kabulüne karar verildiği ve kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 2022/933 esas ve 2024/364 karar sayılı istinafın reddi kararı ile istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, davacı tarafından somut uyuşmazlıkta kullanılan ancak bedeli ödenmeyen doğoal gaz bedeline ilişkin herhangi bir talepte bulunulmadığı, bu hususun da dava dilekçesinde açıkça belirtildiği, somut uyuşmazlığın  asgari doğal gaz alım yükümlülüğünün ihlal edilmesinden kaynaklandığı, dolayısıyla sayaca ilişkin istinaf sebeplerinin bu davada değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,Mahkemece davalının satın aldığı gaz miktarının belirlenmesi için zorunlu olduğundan Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/218 esas sayılı dosyası içeriğinin ve ilamının değerlendirildiği anlaşılmakla davalı vekilinin sayaca ilişkin ve derdest talepte bulunulduğuna ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Taraflar arasında akdedilen ve 90 gün önce yazılı fesih bildiriminde bulunulmaması sebebiyle bir yıl uzayan  01/01/2016 tarihli \"...\"de tedarik edilecek ve alınacak azami doğal gaz miktarlarının belirtildiği, bunun yanında ayrıca sözleşmenin 3.3.1 ve 3.3.2 maddelerinde davalının sözleşmedeki hesaplamaya göre belirlenen miktarda yıllık asgari doğal gaz alım taahhüdünde bulunduğu ve dava konusu  yıllık asgari doğal gaz alım yükümlülüğünü kabul ettiği, ancak sözleşmenin 8.5 maddesine göre  3.3.2 maddesine göre ödeme yapılacak bedelin sözleşme yılının son ayına ilişkin faturaya yansıtılacağının belirtildiği, davacı tarafından sözleşmenin 3.3.1 ve 3.3.2 maddelerine göre talep edilen alacağın kar mahrumiyeti (cezai şart) niteliğinde olduğu, bu sözleşmeye göre kâr mahrumiyeti (cezai şart) istenilebilmesi için taahhüdünün ihlâl edildiği dönemden sonra ihtirazi kayıt konulması ve bundan sonra mal verilmeye devam olunması gerektiği, ancak davacı tarafından önceki dönemlere ait asgari alım taahhüdüne uymamasına rağmen ihtirazi kayıt koymadan yeni mal teslim ederek davalıda haklı bir güven oluşturulduğu ve sözleşme hükmüne göre davacı tarafından bu bedelin talep edilen yılların son ayına ilişkin faturaya da yansıtılmadığı anlaşılmakla, davacı tarafından dava konusu edilen kar mahrumiyeti (cezai şartın) talep edilemeyeceği dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetli olmamış, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.Sonuç itibariyle; davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.  <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE,İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 30/06/2022 tarih ve 2019/575 Esas 2022/559 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,2-Davanın REDDİNE,<br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:3-Dairemiz karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 5.046,14-TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.430,74‬-TL harcın kararın kesinleşmesine müteakiben ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından sarf edilen 384,30 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,6-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca tarifenin 13/4 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,7-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde kararın kesinleşmesine müteakiben yatıran tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN:8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 9-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının kararın kesinleşmesine müteakiben ve talep halinde kendisine iadesine, 10-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının ve 92,00 TL posta giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 11-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde kararın kesinleşmesine müteakiben yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 26/06/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dd8508f9b31bbf95","SID":"9bfb8418c02369bd"}}