{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/1067 - 2025/1297<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/1067 <br>KARAR NO\t: 2025/1297<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t               : 28/04/2025 tarihli ara karar<br>NUMARASI\t: 2025/390 Esas <br><br>DAVACILAR\t: 1- ... <br>\t  2- ...  <br>\t  3- ...  <br>VEKİLİ\t: Av...<br>DAVALILAR\t: 1- ...  <br>\t  2- DETSA TRAFO KAZAN İMALATI VE ÇELİK KONSTRÜKSİYON SANAYİ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - Çerkeşli OSB Mah., İmes Bulvarı No:28-Dilovası/KOCAELİ<br>VEKİLİ\t: Av...<br><br><br>DAVA\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>TALEP\t: Kayyım atanması, İhtiyati tedbir<br>DAVA TARİHİ\t: 22/04/2025<br>KARAR TARİHİ\t  : 08/07/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ  : 08/07/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; haklı davalarının kabulü ile;  duruşma günü beklenmeksizin mümkün olan en kısa sürede davalı Detsa Trafo Kazan İmalatı ve Çelik Konstrüksiyon San. Tic. Aş'ye ait;  a-Aydın İli, Didim İlçesi, ..., ... Ada, | Parsel arsa nitelikli, b-Aydın İli, Didim İlçesi, ..., ... Ada, | Parsel arsa nitelikli, ç-Balıkesir İli, Bandırma İlçesi, Marmara OCB Mahallesi,  .. parsel ... ..., ...,...... plakalı toplam 24 adet araçlarının üçüncü kişilere devrinin önlenmesi  amacıyla ihtiyati tedbir konulmasını, dava sonunda verilecek olan hüküm kesinleşinceye kadar tedbiren geçici olarak davacı müvekkillerinden ...'ın yetkilendirilmesine, bunun mümkün olmaması halinde şirkete davacı ...'ın veya şirket mali müşaviri ...'ün dava sonunda verilecek olan hüküm kesinleşinceye kadar kayyum olarak atanmasına, davacı şirketin 26/06/2019 tarihinde gerçekleştirildiği Yönetim Kurulu toplantısında alınan karar uyarınca aynı tarihte ortaklar pay deferine işlenen kararın butlanla batıl-yok  olduğunun tespitine ve pay defterindeki kayıtların silinmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davacılar vekilinin, hüküm kesinleşinceye kadar geçici olarak davacı  müvekkillerinden  ...'ın yetkilendirilmesi, bunun mümkün olmadığı  takdirde müvekkili ...'ın veya mali müşavir ...'ün  kayyım olarak atanması talebinin REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin şirketin taşıtlarının ve taşınmazlarının devrinin engellenmesi için ve şirket banka hesaplarına tedbir konulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin REDDİNE,  ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının gerekçeden yoksun olduğunu, davacıların davalı şirketin asıl hissedarları olup; davalı şirkette yönetim kurulu başkanı sıfatı bulunan ...'ün yönetim yetkisini kötüye kullanarak davacı bilgisi ve rızası dışında davalı şirketi; herhangi bir hisse devri sözleşmesi bulunmaksızın kendi adına tescil ettirdiğini, taraflar arasında ciddi bir uyuşmazlığın bulunmadığını, davalı şirket yönetim kurulu üyesi olan ...'ün; şirket esas sözleşmesine ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olarak tesis ettiği butlan'ı istenen kararın; aynı zamanda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 395 ve 396 maddelerine de aykırılık teşkil ettiğini, yerel mahkemece; dava dilekçesinde belirttikleri halde; davalı şirkete ilişkin menkul ve gayrimenkul malvarlığı sorgulaması yapılmadığının aşikar olduğu; her ne kadar dava konusu ile illiyet bağı kurulamadığından bahisle reddedilse de; yönetim yetkisini kötüye kullanan şahsın; şirkete ve şirket malvarlığına zarar verme ihtimalinin bulunduğunu, ihtiyati tedbir konulmasını;  şirkete davacı ...’ın veya şirket mali müşaviri ...’ün (...) kayyum olarak atanmasını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar zaman aşımına girmemek amacıyla 14.04.2025 tarihli şirket mali müşaviri ...'ün e-maili ile 26.06.2019 tarihli YK kararı sebebiyle alınan karardan haberdar olduklarını ifade etmiş iseler de bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, devredenlerin hisse devrinden sonra şirketin çektiği kredilere müteselsil kefil oldukları ve kefalet sözleşmesini hissedar olarak değil, üçüncü şahıs olarak imzaladıklarını, bu durumun, devredenlerin artık hissedar olmadıklarını fiilen kabul ettiklerini gösterdiğini, davacılar irade fesadına dayanmıyorlar ise  TTK m. 445 ve 446 gereğince, genel kurul kararına dayalı hisse devri iptali taleplerinin 3 ay içinde açılması gerektiğini, açıklamalar ışığında kredi kefalet akitleri kapsamında bu yönde de zaman aşımının uzun yıllar önce dolduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/04/2025 tarihli ara karar, 2025/390 Esas sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava 26.06.2019 tarihli yönetim kurulu kararlarının batıl veya yok hükmünde olduğunun tespiti ile şirket pay defteri kayıtlarının düzeltilmesi talebine ilişkindir.<br>Talep; davalı şirkete ihtiyati tedbir olarak kayyım atanması ve şirketin malvarlığı değerlerine ihtiyati tedbir konulması taleplerine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davacıların ihtiyati tedbir taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; davacıların davalı şirkette ortak oldukları, davacılardan ...’ın aynı zamanda davalı şirketin yetkililerinden olduğu, davalı şirketin 26.06.2019 tarih ve 2019/2 sayılı yönetim kurulu kararı ile davacıların davalı şirketteki hisselerini davalılardan ...’e devrinin uygun bulunduğuna dair yönetim kurulu kararı alındığı, yine davalı şirketin 26.06.2019 tarih ve 2019/3 sayılı kararı ile de davacılardan ...’ın şirketteki yetkisinin kaldırılmasına karar verildiği, davacıların anılan devirlerden ve yetkinin kaldırılmasından haberdar olmadıkları, bu hususu davalı şirketin muhasebecisi ile yapılan yazışmalardan daha sonradan öğrendikleri, anılan kararların yok hükmünde ve batıl olduklarının tespiti, şirket pay defterindeki kayıtların düzeltilmesi için eldeki davanın açıldığı, aynı zamanda davalı şirkete kayyım atanması ve şirketin malvarlığı değerlerine ihtiyati tedbir konulması için talepte bulunulduğu, mahkemece anılan ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verildiği, karara karşı davacılar vekilinin istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrasında; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" hükmü düzenlenmiştir. Buna göre şartların mevcut olması durumunda ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir.<br>6100 sayılı HMK'nın 390/3. maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.<br>Şirketlere kayyım (denetim, onay veya yönetim) atanmasına dair 6102 sayılı TTK'da açık bir hüküm bulunmamaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 1. maddesinde; TTK'nın 4721 sayılı TMK'nın ayrılmaz bir parçası olduğu hüküm altına alınmakla 4721 sayılı TMK'nın 426. vd. maddelerinin uygun düştüğü ölçüde şirketler için de kıyasen uygulanması gerekir. Nitekim Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemelerince de, şirkette organ boşluğu, şirket ortakların hak ve menfaatlerinin korunması gibi nedenlerle şirketlere yönetim, denetim ve onay kayyımı atanacağı benimsenmiştir.<br>Somut olayda; davacıların ileri sürdüğü nedenlere yönelik olarak dosya kapsamındaki mevcut delil durumu gözetildiğinde; dava dilekçesi ekinde sunulan belgeler dikkate alındığında talebe konu tedbir istemleri  yönünden gerekli olan yaklaşık ispat olgusunun bu aşamada gerçekleşmediği, 4721 sayılı yasanın 426 ve 427.maddelerindeki hallerin mevcut olayda iddia ve yaklaşık olarak ispat edilemediği, davalı şirkette organ boşluğu  bulunmadığı, bu nedenlerle kayyım atanması talebine ilişkin ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığı, yine davalı şirketin malvarlığı değerlerinin yargılama konusu da olmaması nedeniyle 6100 sayılı yasanın 389/1. maddesideki “uyuşmazlık konusu hakkında” tedbir verilebileceği yönündeki şartın da gerçekleşmediğinden ilk derece mahkemesince verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.<br>Karar başlığında; tarafların T.C. kimlik numarasının yazılmaması İİK'nın 260. ve kıyasen uygulanması gereken HMK'nın 391-(2) maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacıların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/07/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c891a228867c065d","SID":"4be3fe50ba15037a"}}