{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 24/06/2021<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:11/06/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Asıl davada davacı vekili; davalı ...'ın ... Bankası Kemer Şubesi'ne ait 23/04/2015 vade tarihli ... çek nolu 30.000,00-TL miktarlı çek sebebiyle müvekkili aleyhine Antalya 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden icra takibine başlandığını, davalı Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nden ... D.İş sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz kararı aldığını ve hacze çıktığını, müvekkillerinin takip konusu çek sebebiyle davalılara hiçbir borcu bulunmadığını, çekte ciranta olarak görünen ... Elektronik-Elektronik ... altındaki imzanın cirantaya ait olmadığını, davalı ...'ın bu hususta savcılıkta suç duyurusunda bulunduğunu beyanla takibe konu çek ve takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitini, müvekkilleri aleyhine telafisi güç veya imkansız zararların doğmaması için başlatılan icra takibinin dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasını talep ve dava ettiğini anlaşılmıştır.<br>Birleşen davada davacı vekili; davaya konu olan ... Bankası Kemer Şubesi'ne ait ... çek numaralı 30.04.2015 tarihli 30,000,00-TL bedelli, ... çek numaralı 07.05.2015 tarihli 25.000,00-TL bedelli, ... çek mumaralı 25.05.2015 tarihli 35.000,00-TL bedelli, ... çek mumaralı 31.05.2015 tarihli 25.000,00-TL bedelli, ... çek numaralı 06.06.2015 tarihli 33.000,00-TL bedelli çekler sebebi ile davacıların davalılarla hiçbir ticari ilişkisi olmadığından icra dosyası ve takibe konu çek sebebiyle davalılara hiçbir borçlarının bulunmadığını, davalılardan ...'ın son ciranta, davalı ...'ın ise lehtar ve ilk ciranta olarak ... Kemer Şubesi'ne ait çekleri bankaya ibraz ederek işlem yaptığını, çeklerin henüz icraya konulmadığını, davacılara ait ... çek numaralı 30.000,00-TL bedelli çekin ise davalılar tarafından icraya konu edildiğini ve bu çek hakkında Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında icra takibi sonrası menfi tespit talepli dava açıldığını, iş bu davanın Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesi gerektiğini, müvekkillerinin dava konusu çek sebebi ile davalılara hiçbir borcunun bulunmadığını, çeklerin davalılar tarafından icra takibine konu edilmemesi, ibrazı halinde ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, davaya konu çekler sebebiyle müvekkillerinin davalılar aleyhine savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını beyanla davaya konu çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Asıl davada davalı ... vekili; alacaklı olarak icra takibi başlatan müvekkilinin çekte ciranta olarak yer alan ... ile aralarındaki bir ticari ilişki sebebi ile takibe konu çeki ve diğer 3 çeki diğer davalı ...'dan teslim aldığını, davacıya ait toplam 4 adet çekin müvekkiline davalı ... tarafından teslim edildiğini, davacıların takibe konu çek ve diğer çeklerin düşürmek, kaybetmek suretiyle zayi olduğundan bahisle çek iptali ve ödeme yasağı talep ederek Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla dava açarak ödemeden men yasağı konulduğunu, davacının çekte imzasından sorumlu olduğunu beyanla açılan davanın reddini, davacılar aleyhine %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>Asıl davada davalı ...; açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, \"her ne kadar davacı yanca davalılarla ticari ilişkisi bulunmadığından bahisle menfi tespit isteminde bulunulmuş ise de kambiyo vasfını haiz senedin illeten mücerret bulunduğu, kaldı ki Antalya CBS ... soruşturma dosyasında davacılardan ...'nin beyanında '' Olayın başlangıcında ben ... inşaat ve elektrik malzemeleri alacaktım. Kendisi bu malzemeleri temin edemediği için İstanbuldan malzemeleri getirteceğini, bu nedenle karşılığını çekle peşin olarak ödemesi gerektiğini söyledi. Çekleri  ...'ın adına yazdırdı.\" şeklinde beyanda bulunarak çeki esasen ... olan ticari ilişkisi nedeniyle ve onun isteği üzerine ... adına keşide ettiğini beyan ettiği, bu çeki çalışanı ... teslim edip ... vermesini istediğini ve ...in çeklerin kaybolduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır. Aynı dosyada şüpheli ...'ın ise çeki ...den aldığını beyan ettiği, ... adına keşide edilen çekin ... kaybedilmesine rağmen ... eline geçmesi ve ... çekin teslimi için görevlendirilen ... ismini de bilebilecek şekilde ondan aldığını söylemesi nazara alındığında davacının iddialarına itibar edilemeyeceği de açıktır. İspat külfeti davacıda olup davacı iddialarını ispatlayamadığından her iki davanın da reddi gerekmiş, eldeki dava yönünden İİK 72/son şartları oluşmakla, icra müdürlüğü cevabi yazısı uyarınca yetkisizlik kararı uyarınca takibin yetkili icra dairesine gönderilmiş olduğu anlaşıldığından davacı aleyhine yüzde 20 tazminata hükmedilmiş, birleşen dava yönünden verilen tedbir süresi içinde teminat yatırılmadığından kendiliğinden ortadan kalmış ve uygulanmamış olmakla bu dosya yönünden davacı aleyhine tazminat talebinin reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, asıl ve birleşen davada davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların kötü niyetli olduğunu, ciro silsilesini düzenli  kurmak ve kendilerini davacı müvekkilleri ile ticari iş ve işlemler yaptıklarını göstermek maksadıyla maddi gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduklarını, davalılardan ...'ın, diğer davalı ...'ın haksız şekilde eline geçirdiği çekleri tahsil etmeye çalışması üzerine davacılar ile irtibata geçtiğini, davalı ...’ı tanımadığını kendisiyle hiçbir ticari ilişkisinin olmadığını, senetteki imzanın kendisine ait olmadığını söylediğini ve bu sebeple davalı ...'ın Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın  ... Soruşturma sayılı  dosyasında üzerinden davalı ... hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasında 18.05.2015 tarihli  ifadesinde kendisinin lehtar olmadığını, cirosunun ve imzasının kendine ait olmadığını belirterek davacı ve şikayetçi  olduğunu, ifade tutanağı örneğini davacıya getirdiğini, sahtecilik yapılması konusunda isminin kullanılarak  davacıya zarar verilmesi nedeniyle davacıdan özür dilediğini, davalıların daha sonra ortak hareket ederek vekil edenden haksız bir şekilde para tahsil etmeye çalıştığını, sebepsiz olarak zenginleşmeyi amaçlamışlarsa da davacı vekil edenlerle davalılar arasında ticari ilişki olmadığı yönündeki beyanlarına istinaden alınan ... tarihli bilirkişi raporunda davacının davalılara hiçbir borcunun bulunmadığı, taraflar arasında hiçbir hukuki ilişki ve ticaretin olmadığının tespit edildiğini, davacıların 2014 yılına ilişkin ticari defterlerinin incelenmek üzere tanzim edilen ... tarihli bilirkişi ek raporunda; davacıların ... ile ticari ilişkisinin bulunmadığı, dava konusu çeklerin defter kayıtlarında yer almadığı, dava konusu çeklerin semeresiz olduğu ve çekler karşılığı davacıya davalılar tarafından  hiçbir mal tesliminin  yapılmadığı sonuç ve kanaatine varıldığının bildirildiğini, davacı vekil edenlerin davalılarla herhangi bir ticari ilişkisi bulunmadığını, bu nedenle davacıların davalı tarafa borcu bulunmadığını, davacı müvekkillerinin bu çekleri davalı ...'a vermediğini, ticari ilişkisi olan ... Elektrik Ltd. Şti. çalışanı olan dava dışı ... ...’e verdiğini, ... ...'ün de işbu çekleri kaybetmek veya çaldırmak suretiyle zayi ettiğini, bu hususta Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasında çek iptal  davası  açıldığını ve bu  dava konusu çeklerin iptal edildiğini, işin püf noktasının da burası olduğunu, davacı ve davalı taraf arasında ticari bir ilişki bulunmadığı gibi dava konusu çeklerin iptal edildiğini, davalı ...'ın Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasında ifadesi ile bu hususları ikrar ettiğini, çeklerin ... ... tarafından teslim alındıktan sonra kaybedilmiş olduğunun tanık beyanları ve toplanan delillerle sabit olduğu nazara alınmadan Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiğini, çekleri haksız ve hukuka aykırı şekilde elinde bulunduran davalıların müvekkilleri ile ticari ilişkilerinin olmadığını ispatı açısından davalı ... 'ın isticvabı ile 2015-2014 yıllarına ilişkin imza ve yazı örneklerinin çek üzerindeki yazılarla aynı kişinin elinin ürünü olup olmadığının, ciro silsilesinin kopup kopmadığının belirlenmesinin davacının iddiasının ispatı için  önemli olduğunu, çünkü davalı ...'ın yargılama sürecinde çelişkili beyanlarının bulunduğunu, buna karşılık davalı ...'ın isticvap edilmeden davanın reddine karar verilmesi nedeniyle maddi hakikatin ortaya çıkmadığını, Antalya 1. Asliyet Ticaret Mahkemesi'nin her ne kadar davalı ...'ın beyanlarına itibar etse de davacının usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defter ve kayıtlarından ve bilirkişi raporlarından anlaşılacağı üzere; davacı vekil edenlerin davalılar ve ... ile ticari ilişkisinin bulunmadığının izahtan vareste olduğunu, Yerel Mahkemenin gerekçesinde varsayımsal çıkarımda bulunduğunu, dosyada bulunan bilirkişi raporunun davacının ... ile ticari ilişki kurmadığını yazılı delillerle ispat ettiğini, davacının savcılık ifadesinin onun aleyhine yorumlanamayacağını, davacının ifadesi bağlamından koparılarak gerekçeli karara konulduğunu, Mahkemenin kararının eksik incelemeye dayalı ve dosyadaki deliller ile uyumlu olmadığını, davalı ...'ın isticvabından ve imza incelemesinden vazgeçilmesinin açıkça yasaya aykırı olduğunu, Mahkemenin bu konuda da bir gerekçe sunmadan kendi kararından vazgeçtiğini beyanla usul ve esas yönünden hukuka aykırı olan Antalya 1. Asliyet Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararının kaldırılmasını, işin esasına girilerek asıl ve birleşen  davanın  kabulüne karar verilmesini, her iki dosya yönünden de asıl alacağın %20'si oranında tazminatın davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Asıl ve birleşen dava, menfi tespit istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, asıl ve birleşen dosyalarda davanın reddine karar verilmiştir. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir.<br>6102 sayılı TTK'nın 818. maddesi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken aynı yasanın 677. maddesi uyarınca; ''bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez'' hükmünü haizdir. İmzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz, ancak ciro zincirini de koparmaz.<br>İmzaların bağımsızlığı ilkesi, ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak menfi tespit davası açılmasına olanak sağlamaz. Diğer bir deyişle, “imzaların istiklali (bağımsızlığı)” ilkesine göre senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Poliçeye imza koyan kişi, diğer imzaların geçersiz veya sahte ya da mevhum kişilere ait olmasının riskini de taşır. Buna göre her imza kendi sahibini, diğer imzalardan bağımsız olarak bağlar. Poliçe üzerinde şekil bakımından tamam ve görünüşe göre sahibini bağlayan bir imzanın bulunması yeterlidir. Kanun yapıcı, 6102 sayılı TTK'nın 677. maddesinde senedin geçerliliğinin, sorumluluktan tamamen bağımsız şekilde mevcut olabileceğini kabul etmiştir. Çekteki imzalar, bu imzalarda ismi geçen şahıslar yönünden herhangi bir sorumluluk yaratmasa bile, senet yine de geçerli kalır. Çekin geçerli kalmasının sonucu ise, diğer imzaların sahiplerinin sorumluluklarının devam etmesidir. (Reha Poroy/ Ünal Tekinalp; Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 17. Baskı, İstanbul 2006, s. 141-142;  Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2.Bası, Ankara 1997).<br>6102 sayılı TTK’nın  686/1.maddesi; “Bir poliçeyi elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa da kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde, yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse son ciroyu imzalayan kişi, poliçeyi beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır” hükmünü içermektedir.<br>Sahte imza bir başkasının imzasının taklit edilmesi hali olup, takip tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 677. maddesi hükmü gereğince; Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse ,diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez. Cirolar arasındaki zincirleme bağlılığın gözlenmesi sadece dış görünüm bakımından  yapılır. Başka bir anlatımla, ciro silsilesinin (zincirinin) muntazam bir şekilde birbirini takip edip etmediğini incelerken dış görünüşü incelemek yeterli olup, cirantalardan birinin imzasının sahte olması veya temsilci sıfatıyla senedi imzalayan şahsın imza yetkisinden yoksun olması ciro zincirini etkilemez (Hulusi Gürbüz; Yargıtay Uygulaması Işığında Ticari  Senetlerin iptali Davaları ve Ticari Senetlere Özgü Sorunlar, İstanbul 1984, s.295).<br>Bu açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirilmesine gelince; davacı keşideci, davaya konu çekin çalışanının elinden rızası dışında çıktığı iddiasıyla davalılara borçlu olmadığın tespitini talep etmişse de, kambiyo senedini hükümden düşürmeye yönelik olarak açılan menfi tespit davasında ispat yükü davacı yanda olup, ciro silsilesinin kopuk olmadığı ve de davacının imzasını inkar etmediği görülmüştür. <br>Davalı ..., dava konusu çeklere ciro yolu ile hamil olup, ilk ciranta davalı ...’dır. Davacı keşidecinin, davaya konu çeklerde cirosu bulunan davalılarla bir ticari bir ilişkisinin bulunmadığını iddia ettiği anlaşılmıştır. Bu durumda imzasını inkar etmeyen keşideci davacının, davalı lehtar ... ile arasındaki şahsi def'ileri hamile karşı ileri sürebilmesi Türk Ticaret Kanunu'nun 818/1. maddesinin (e) bendi yollaması ile aynı Kanunun 687/1. maddesi uyarınca, hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiğinin kanıtlanması koşuluna bağlıdır. Davalı hamil ... davaya konu çekleri lehtar ... ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında aldığını savunarak 06/01/2015 tarihli çek teslim bordrosunu sunduğu, söz konusu çek teslim bordrosunda; davaya konu çeklerin davalı ... adına aralarındaki ticari ilişki kapsamında teslim edildiğinin belirtildiği ve davacı yanca da imzalandığı, İlk Derece Mahkemesince bu hususta davacı asilin isticvabına karar verildiği, davacı yanın isticvabında; \"06/01/2015 tarihli göstermiş olduğunuz belge altındaki imza bana aittir. Kaşe de şirketime ait kaşedir. Gösterdiğiniz belgeyi boş olarak ben düzenledim. İçeriğindeki yazıları ve çekleri ise ... veya ... yazmıştır. Benim dava dışı ... ile ticari ilişkim vardı. Kendisinden elektrik malzemesi almak istediğimi söyledim. ... de satın alacağım elektrik malzemesinin değeri olan 150.000,00-TL karşılığı çekleri ... adına düzenlememi söyledi. Ben de çekleri keşide edip ...'e ... ... vasıtasıyla gönderdim. Ancak, çekler kayboldu. Bu nedenle ... ... çek iptali davası açtı. Daha sonra çekleri ... ciro etmediğine dair savcılığa suç duyurusunda bulundu. Ancak daha sonra bu şikayetini geri çekti. Benim ... ile hiçbir ticari ilişkim yoktur. Az önce de dediğim gibi ... ile aramdaki ticari ilişki nedeniyle onun talebi üzerine ...'a gönderdim\" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmakla davacı yanca davaya konu çekler ve bahse konu çek teslim belgesi altındaki imzanın inkar edilmediği gibi anlaşmaya aykırı doldurulduğuna ilişkin de yazılı bir delil sunmadığı anlaşıldığından davalı lehtar ... yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyasında; müştekinin davacılar, şüphelilerin ise  ... ... ve davalı ... olduğu, dolandırıcılık suçundan soruşturma yapıldığı ve şüpheliler hakkında takipsizlik kararı verildiği, yine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyasında ise; davalılardan ...'ın dava konusu 23.04.2015 tarihli 30.000,00-TL bedelli çek yönünden ciro silsilesi içindeki imzasının sahteliği ile ilgili şikayetçi olduğu ancak sonrasında imzanın kendisine ait olduğundan bahisle şikayetinden vazgeçtiği anlaşılmakla davalı hamilin kötüniyetli olduğu davacı tarafça ispatlanamamıştır. Davalı son hamil, çeki ciro ile devralırken çekteki ciroların düzgün olup olmadığını, ciro silsilesinde bir kopukluk bulunup bulunmadığını incelemeye mecbursa da, önceki cirantaların imzalarının sıhhatini araştırmak zorunda değildir. Davacı, son hamil olan davalının çeki iktisap ederken bile bile davacının zararına hareket ettiğini ve kötüniyetli olduğunu da ispatlayamadığından, çekin çalıntı olduğu ya da davalıdan önceki ciroların gerçeği yansıtmadığı iddialarını da son hamil olan davalıya karşı ileri süremez. Bu sebeple İlk Derece Mahkemesince davalı hamil ... yönünden de davanın reddedilmesi isabetli olmakla davacı vekilinin istinaf talepleri yerinde değildir.<br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacılar vekilinin asıl ve birleşen davada istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacılar vekilinin asıl ve birleşen davada İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden her bir davacıdan alınması gerekli 615,40'ar TL maktu istif karar harcından peşin alınan 59,30'ar TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10'ar TL istinaf karar harcının asıl davada davacılardan ayrı ayrı tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince yazılmasına, <br>3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince birleşen dava yönünden her bir davacıdan alınması gerekli 615,40'ar TL maktu istif karar harcı peşin olarak alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, <br>4-Davacıların istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>5-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgililerine İADESİNE, <br>6-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalılar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>7-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına  Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın  361/1. maddesi gereğince asıl ve birleşen dava yönünden Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle  karar verildi. 11/06/2025<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f2f9084137d7d078","SID":"92e3e1fb857fa6a3"}}