{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2025/167 Esas  - 2025/799 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/167 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/799<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t: 12/09/2024<br>NUMARASI\t\t: 2017/212 Esas 2024/487 Karar <br><br>DAVA\t: Alacak <br>DAVA TARİHİ\t: 20/03/2017<br>KARAR TARİHİ\t: 11/07/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 11/07/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki alacak  istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili olan şirketler ... A.Ş. ve ... Madencilik İşletmeleri A.Ş.'nin halka açık şirketler olup, diğer müvekkil ... İnşaat ve Tic. A.Ş.'nin bu şirketlerin bağlı ortaklığı olduğunu, 1. ve 2. sıradaki müvekkillerinin işbu davayı hissedar sıfatıyla, 3. sıradaki müvekkilinin zarara uğrayan sıfatıyla ikame etttiğini, Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği'nin 26.10.2015 tarih ve 2015/4104 D. İş sayılı kararıyla ...- ... Grubu bünyesindeki toplam 22 şirkete kayyım atanmasına karar verildiğini, bunun üzerine şirketlerin yönetim organlarının yetkilerinin tümünün Kayyım Heyetlerine devredildiğini, devamla Suç fiilinde sorumluluğu bulunanların tüm davalıların olduğunun tespit edildiğini ve haklarında SPK tarafından suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiğini, müvekkili şirketlerin de yönetim yetkisi kayyıma devredilen şirketlerden olduğunu, SPK'nun müvekkili üç şirkete gönderdiği 14.12.2016 tarihli bildirimlerine göre, halka açık iki şirketin doğrudan ve dolaylı bağlı ortaklığı olan ... İnşaat A.Ş. tarafından ilişkili taraf olan ... Medya Grubu Kuruluşlarına 2007-2015 yılları arasında fon aktarılması ve yatırım yapılmasında emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak farklı fiyat, ücret, bedel ve şartlar içeren ticari uygulamalar yapılmak yoluyla halka açık ... ... A.Ş. ve ... Enerji A.Ş. in bağlı ortaklığı ... İnşaat A.Ş. nin ve dolayısıyla ... ... A.Ş. ve ... Enerji A.Ş'nin 01.12.2016 tarihi itibariyle en az 762.359.124,-TL tutarında sermaye ve/veya malvarlığı kaybına uğratıldığını belirterek SPK'na aykırı işlemleriyle müvekkili davacı şirketleri doğrudan ve dolaylı zarara uğratan müvekkili şirketlerin eski yetkilileri ve yöneticileri olan davalıların her birinden zararın tahsiline ve zarara uğratılan müvekkili ... İnşaat A.Ş. ye ödetilmesine karar verilmesini Sermaye Piyasası Kanunu'na aykırı işlemleriyle şirketlerini doğrudan ve dolaylı zarara uğratan davalıların her birinden şimdilik 150.000 TL' nin (ana para ve faize ilişkin fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydı ile) zararın oluştuğu tarihten itibaren işleyecek TCMB Avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile zarara uğratılan ... İnşaat VE TİCARET A.Ş.'ne ödetilmesine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. <br>\tDavacılar vekili 31/05/2023 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; dava dilekçelerinin sonuç ve talep kısmında belirtmiş oldukları talep miktarını ıslah etme zarureti hasıl olduğunu, bilirkişi heyetince dosyaya sunulan bilirkişi kök ve ek raporları kapsamında aleyhe olan hususları kabul etmemekle birlikte; faiz hariç müvekkili şirketler tarafından uğranılan zararın, davaya konu teşkil eden 06.12.2016 tarihli SPK raporunda olduğu gibi nominal 450.993.031,00 TL olduğunu, ilgili dönemde hakim ortak ve yönetim kurulunda yer alan davalıların müteselsilen sorumlu oldukları açıkça belirtildiğini, bu nedenlerle bilirkişi heyetince hazırlanan raporda da faiz hariç müvekkili şirketin nominal 450.993.031,00 TL zarara uğradığının tespit edilmesi nedeniyle; 450.993.031,00 TL'nin, zararın oluştuğu tarihten itibaren işleyecek  avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ederek, dava dilekçesinde belirtilen  her bir davalıdan ayrı ayrı talep edilen 50.000,00 TL (elli bin Türk Lirası) olmak üzere toplamda 150.000,00 TL (yüz elli bin Türk Lirası) olarak belirtilen  talep miktarının 450.993.031,00 TL olarak ıslah edilerek, 450.993.031,00 TL'nin zararın oluştuğu tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavacılar vekili mahkememizin 21.09.2023 tarihli celsesinin 2 sayılı ara kararı gereğince 27.10.2023 tarihli dilekçesinde özetle; söz konusu zararın meydana geldiği tarih olan 26/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan tahsil edilmesi gerektiğini, dolayısıyla dava dilekçeleri ile 150.000,00 TL (her davalıdan 50.000 TL olmak üzere) olarak belirtilen dava değerinin 450.843.031,00 TL artırılarak her bir davalıdan 150.331.010,00 TL olmak üzere toplamda 450.993.031,00 TL olarak ıslah edilmesine ve söz konusu tutarın 26/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalılar ... ..., ... ... ve ... ... vekili  cevap dilekçesinde özetle; Sermaye Piyasasası Kurulunun 14.12.2016 gün ve 4469743-E. 13372-73-74 sayılı bildirim yazıları dayanak yapılmak suretiye davanın ikame edildiğinin anlaşıldığını, kayyım sıfatıyla TMSF tarafından açılan huzurdaki davada dava dilekçesi incelendiğinde zarar iddiasının hangi yönetim kurulu kararları ve hangi yönetim kurulu işlemlerine dayandığının belirtilmediğini, iddiaların somut delil ve gerekçelere dayanmadığını,  davanın Sermaye Piyasası Kurulu'na bildirimlerinde yer alan en az tutar olan 762.359.124,-TL yerine 150.000,-TL üzerinden belirsiz alacak davası olarak açılmasının usule aykırı olduğunu ve davada hukuki yarar bulunmadığını, Yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılacak sorumluluk davasının, genel kurulun vereceği ibra kararlan ile yakından ilgili olduğunu, geçerli bir ibra kararının, yöneticileri sorumluluktan kurtardığını,Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun istendiği bu davada her dönem için geçerli bir ibra kararları olduğunu, bu ibra kararları iptal edilmeden yahut bu kararların batıl olduğu Şirket Genel Kurul kararı olmaksızın Yönetim Kurulu Üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılamayacağını, kayyımların Genel Kurulun yerine geçerek Genel Kurulun yetkisini kullanmasının hukuka aykırı olduğunu, Yönetim Kurulu üyelerine karşı bir sorumluluk davası açılacak ise sorumluluk davası açmak gibi belirli işleri görmek üzere bir temsilci kayyım ataması gerekirken malvarlığını yönetmek için görevlendirilen yönetim kayyımlarının dava açmasının hukuken mümkün olmadığını, Ankara 5. Sulh Ceza Mahkemesi'nin kararına göre \"yönetim kurulunun\" görevine devam ettiğini, kayyımın görevlerinden birinin \"yeni yönetim kurulunu oluşturmak\" olduğunu ifade ettiğini,  zamanaşımın itirazlarının devam ettiğini, yeni yönetim kurulunun oluşturulamadığını,  müvekkillerinin % 100 oranında pay sahibi olarak kurdukları ... ... Holding A.Ş. ne bağlı şirket sayısının 21 olduğunu, ... Ailesi fertlerinin de tüm şirketlerin doğrudan ya da dolaylı hakim hissedarı konumunda olduklarını, bu şirketlerin TTK kapsamında Şirketler topluluğuna ilişkin hükümlere tabi olduklarını, ... ... Holding A.Ş. (Holding A.Ş.) in hakimiyetinde yer alan şirketlerden üçünün davada bahsi geçen halka açık ... Enerji A.Ş. ve ... ... A.ş. Şirketleri ile halka kapalı ... İnşaat A.Ş olduğunu, ... İnşaat firmasının halka açık ... ... firmasıın doğrudan, halka açık ... Enerji firmasının dolaylı ortağı olduğunu, ... İnşaatın bağlı şirket olduğunu, SPK'nın bildirim yazılarında geçen ... Medya Grup şirketlerinin ... Televizyon ve Radyo Prodüksiyon A.Ş.,... Yayın Hizmetleri A.Ş., ... ... Basın Basım A.Ş olduğunu, müvekkilerinin ve ... ailesi fertlerinin % 100 oranında pay sahipliğinde bulunan ... ... Holding A.Ş.'nin ise sayılan şirketleri de içine alan şirketler topluluğunun hakim şirketi konumunda olduğunu, ...-... Grubunda yer alan gerek halka açık şirketler gerekse halka kapalı şirketlerin tüm işlemlerinin SPK'nun akreditasyon listesinde yer alan uluslararası bağımsız denetim kuruluşu ... Bağımsız Denetim ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik A.Ş. tarafından denetlendiğini ve uygunluk raporlarının verildiğini, bu denetim raporlarının halka açık ve halka kapalı ...-... Grubu şirketlerinin iş ve işlemlerine ilişkin her türlü hukuki sorumluluk iddiasına karşı müvekkillerinin ve şirketlerin en büyük teminatı olduğunu, Sermaye Piyasaı Kurulu'nun 09.12.2016 tarihli kararındaki ilgili Şirketlerin sermaye ve/veya malvarlığı kaybına uğratıldığına dair iddiası ile ilgili olarak müvekkilleri hakkında Sermaye Piyasası Kanunu'nun 115. madddesi ve Türk Ceza Kanunu'nun 37'inci maddesine istinaden Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiğini, 01/12/2016 tarihi itibari ile ilgili şirketlerin sermeye ve/veya malvarlığı kaybına uğratıldığı iddia olunan tutarın 762.359.124. TL olarak belirtildiğini; halka açık ... ... A.Ş. ve halka açık ... Enerji A.Ş'nin sermaye ve/veya malvarlığı kaybına uğratıldığı iddiasının gerçek olmadığını, Halka kapalı ... İnşaat A.Ş.' nin halka açık ... ... A.Ş.' in doğrudan bağlı ortaklığı olduğunu, bu nedenle halka açık ... ... A.Ş.'nin 31.12.2008-31.12.2015 dönemindeki mali tabloları incelendiğinde; Şirketin sermayesinde bir azaltmanın ve kaybın olmadığının, 31.12.2015 tarihi itibariyle 388.080.000,-TL olan Şirket sermayesinin muhafaza edildiğinin, aynı dönemde Şirketin öz varlığında (malvarlığında) artış oranının ise (1.502.162.000,00-324.129.000) = % 364 oranında artış olması sebebiyle Şirketin malvarlığı kaybına uğradığı iddiasının varit olmadığının, aynı zamanda bu Şirketin aynı yıllardaki dönemlerinin sürekli net dönem kârı ile kapattığının görüleceğini, halka açık ... Enerji A.Ş.'in 31.12.2008-31.12.2015 dönemindeki mali tabloları incelendiğinde; Şirketin sermayesinde bir azalmanın ve kaybın olmadığını, 31.12.2015 tarihi itibariyle 259.786.000,-TL olan şirket sermayesinin muhafaza edildiğini, aynı dönemde Şirketin öz varlığında (malvarlığında) oranında artış olması sebebiyle Şirketin malvarlığı kaybına uğradığı iddiasının varit olmadığının aynı zamanda bu Şirketin aynı yıllardaki dönemleri sürekli net dönem kârı ile kapattığının görüleceğini, dolayısıyla SPKr.'nun iddialarının gerçek olmadığının ve yasal dayanağının bulunmadığının uluslararası bağımsız denetim kuruluşlarına yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde görülebileceğini, ... Medya Grubu Şirketleri olan ... A.Ş, ... Televizyon A.Ş. ve ... ... Basın Basım A.Ş. Şirketlerinin ... TV, ... TV, ... Gazetesi, ... Gazetesi, ... Radyo ve İnternet sitesinden ibaret varlıklara sahip olduğunu, 2014 yılında yapılan piyasa araştırması ve değerlendirilmesinde ... Medya Grubunun piyasa değerinin en az 200 Milyon ABD Doları civarında olduğunun tespit edildiğini, dolayısıyla bu yatırımların karlı yatırımlar olduğunu ve bunlara yapılan yatırımlar nedeniyle Grubun mal varlığı kaybına uğratıldığı iddiasının doğru olmadığını, bağlı ortaklıkların gelişmesi ve rekabet ortamında ayakta kalabilmesi için bir yatırım faaliyeti olan sermaye artırımı yoluna gidilebileceğini, bağlı şirket sermayesinin gelişmesi için yapılan sermaye artırımı ve ödemelerin yasal dayanağının TTK'de bulunduğunu, dolayısıyla Grubun en tepesinde bulunan ... ... Holding A.Ş. (Holding A.Ş.) ve bağlı Şirketleri bünyesinde gerçekleştirilen işlemlerin hiçbirisinin Sermaye Piyasası Kanunu'na ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerine aykırı olmadığını, Yönetim Kurulu Üyesi olan Müvekkillerinin almış oldukları kararlarda herhangi bir usulsüzlük, ölçüsüzlük ve yasalara aykırılık bulunmadığını, nitekim bağlı ortaklıklarda yapılan sermaye artırımlarının tamamının nominal değerler üzerinden TTK'nin sermaye artırımı ile ilgili maddelerine göre yapılmış olduğunu ve emsallerine göre farklı fiyat, ücret, bedel uygulanmasının veya örtülü işlemlerde bulunulmasının söz konusu olmadığını, sonuç olarak, davaya konu edilen iddiaların hiçbir somut delilinin ve hukuken savunulabilir tarafının bulunmadığını, yapılan SPK uygulamalarının hukuki değil siyasi ve konjonktüre göre olduğu düşüncesinin hakim bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davacıların Medya Şirketlerine aktardığı yatırım tutarının toplamının 26.10.2015 tarihi itibariyle 450.993.031,-TL olduğu, Sermaye Piyasası Kanunu m. 21/4 gereğince davacıların aktarılan örtülü kazanç tutarı ile kanuni faizini iade ile yükümlü bulunduğu, Kanuni faizin türünün ise se 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 1'inci maddesinde belirtilmiş olup, uygulanacak kanuni faiz oranı / yasal faiz oranı emsal oranı sıfır olması karşısında bu Kanunun 2 ve 5/2. maddelerine göre belirlenip ilan edilmiş faiz olduğu ve HMK m. 26 gereğince talepten fazlaya hükmedilemeyeceğinden Ankara 5. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 26.10.2015 tarihi ve 205/4104 D.İş sayılı kararıyla Holding'in yönetim organının tüm yetkileri kayyım heyetine devredilmiş olduğundan 26.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranda avans faizi ile birlikte  sorumlu olan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile zarara uğrayan tüm davacılara ödenmesi gerektiği gerekçeleriyle talep gibi 450.993.031,00 TL alacağın 26/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek değişen orandan avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taleplerin zaman aşımına uğradığını, genel kurulun ibra kararlarının TTK'nun 53.maddesine dayanarak sorumluluk davasının açılması yönünde engel olduğunu, genel kurulda sorumluluk davası açılması ile ilgili bir karar alınmamış olup, mahkemece bu eksiklik giderilmeden karar verildiğini, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu, müvekkillerinin şirketi zarara uğratacak herhangi bir eylemlerinin bulunmadığını, şirketin her dönemi kar ile kapattığını, davacının iddialarının gerçek olmadığını ve yasal dayanığının bulunmadığını, sermaye artırımının temel gerekçesinin finansal nitelikte olup, şirketin faaliyet alanı ile ilgili sermaye ihtiyacının karşılanmasına yönelik olduğundan hukuka aykırı bir durum bulunmadığını, yargılama sırasındaki taleplerinin açıkça değerlendirilmediğini, bilirkişilerin emsal incelemesi yapmadığını, değerlendirme yöntemlerinin hatalı olduğunu bildirilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.<br>\tDavalılar vekili tarafından istinaf başvuru dilekçesi ile adli yardım talep edilerek nispi istinaf karar harcı yatırılmamıştır. Adli yardım talebi Dairemizin 07/02/2025 tarih ve 2025/167 Esas sayılı ara kararı ile davalılar vekilinin adli yardım talebinin ... ... yönünden reddine, diğer davalılar yönünden adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Davalılar vekili tarafından Dairemizin davalı ... ... hakkındaki ret kararına yapılan itiraz Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 28/02/2025 tarih 2025/1 D.İş Esas 2025/1 D.İş Karar sayılı kararı ile reddedilmek suretiyle davalı ... ... hakkındaki adli yardım talebinin reddi kararı kesinleşmiştir. <br>\tBunun üzerine  Dairemizce 6100 sayılı HMK'nun 344. maddesi gereğince istinaf kanun yoluna başvuru esnasında alınması gerekli olan nispi istinaf karar harcı ile istinaf kanun yoluna başvurma harcının ikmali için gereği yapılmak üzere ilk derece mahkemesine müzekkere yazılmış, anılan müzekkere üzerine işlem muhtırasının davalı vekiline 26/03/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı ... ... vekilinin muhtırada belirtilen eksik nispi istinaf karar harcı ve istinaf kanun yoluna başvurma harcını verilen 1 haftalık kesin süre içerisinde ikmal etmediği ve  tekrar adli yardım talebi ile başvurduğu görülmüştür. <br>\tTüm bu nedenlerle, her ne kadar davalı ... ...  tarafından yeniden adli yardım talep edilmiş ise de, davalı ... ... hakkındaki adli yardım talebinin Dairemizin 07/02/2025 tarihli ara kararı ile reddedilmiş olması ve süresi içerisinde harç yatırılmadığından Dairemizce HMK'nun 352. maddesi gereğince HMK'nun 346/1 madde kapsamında davalı ... ... yönünden istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verme yetkisi bulunduğu görüşünde ise de, emsal Yargıtay kararı doğrultusunda 6100 Sayılı HMK'nın 346/1. maddesi gereğince davalı ... ... yönünden gerekli kararın verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir (Emsal mahiyette Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 26/01/2021 tarih ve 2021/85 Esas 2021/463 Karar sayılı ilamı).<br>\tHÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davalı ... ... yönünden adli yardım talebinin reddedilmiş olması ve süresi içerisinde harç yatırılmadığından 6100 Sayılı HMK'nın 346/1.maddesi gereğince anılan hakkında gerekli kararın verilmesi ve her halükarda diğer davalıların istinaf itirazlarının incelenmesi için Dairemize yeniden gönderilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE,<br>\t2-İstinaf aşamasında davalı ... ... tarafından yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, <br> \tHMK'nın 352. maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 11/07/2025<br><br>Başkan-            Üye -                            Üye -               Zabıt Katibi -<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"286a8c9062982bda","SID":"1e81c9f48880afe5"}}