{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/856 <br>KARAR NO: 2025/1164<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 21.01.2025<br>NUMARASI: 2023/607 Esas - 2025/48 Karar <br>DAVA: İstirdat <br>Taraflar arasındaki istirdat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin otel işletmeciliği ile iştigal ettiğini, davalının ise seyahat acentesi olup müvekkili şirketin oteli özelinde, davalı ile 09/11/2020 tarihli ''TEK YETKİLİ HOTEL KONTENJAN SÖZLEŞMESİ'' imzalandığını, bu sözleşme ile birlikte davalıya 3 adet teminat çeki verildiğini, sözleşmenin devamında da her yıl için sezon başında teminat olarak yeni çekler keşide edildiğini, bu çeklerden, müvekkili şirket yetkilisi ...'in de şahsi aval vererek keşide edilen ...Bankası Çarşı Şubesi hesabı,... numaralı, 01.11.2021 keşide tarihli, yeri Kuşadası olan 200.000,00 TL bedelli çekin, davalı tarafından henüz hiçbir mutabakat işlemi yapılmaması ve acente ile müvekkil şirket arasındaki nihai alacak/borç ortaya çıkmadan, 08.01.2021 tarihinde bankaya ibrazı ile çek yaprak bedeli dışında kalan 197.330,00 TL kadarlık kısmı için karşılıksız işlemi yapılmasına müteakip Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/73 D. İş numaralı ve 15.11.2021 tarihli İhtiyati Haciz kararı ile Kuşadası İcra Dairesi ... E. Sayılı takip dosyası üzerinden müvekkili şirket aleyhine ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, davalı tarafından bununla da yetinilmeyip müvekkili şirket yetkilisi hakkında Karşılıksız Çek Düzenleme suçundan İstanbul Anadolu 19. İcra Ceza Mahkemesi'ne şikayette bulunulduğunu, Mahkemenin 31.03.2022 tarihli ilk kararı ile hakkında adli para cezasına hükmedilen çek keşidecisi şirket yetkilisinin, ceza ve hapis baskısı altında, borçlu olmadığı ve esas borcundan çok daha fazla bir tutarı, davalıya 10.08.2022 tarihinde ödemek zorunda kaldığını, ödendikten sonra ise aynı mahkemenin 12.08.2022 tarihli ek kararı ile ilk hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verildiğini iddia ile  davalının haksız ve mesnetsiz olarak cebri icra baskısı altında müvekkilden fazladan tahsil ettiği 254.000 TL tutarın fazla ödendiğinin tespiti ile müvekkil şirkete ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak ticari avans faizi ile birlikte iadesine ve İİK uyarınca %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacı müvekkileine verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın, hak düşürücü sürede açılmamış olup, öncelikle  \"hak  düşürücü süre\" yönünden davanın reddini talep ettiklerini, esasa ilişkin olarak da; işlem/takip konusu çekin teminat çeki olduğu iddiasının gerçek dışı olduğu gibi çekin teminat çeki olduğuna dair de ne yazılı bir delil ne de çekin üzerinde herhangi bir kayıt olmadığını, teminat iddiasının yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini,  işlem/takip konusu çekin teminat çeki olduğunun kabulü anlamına  gelmemek üzere, bir an için, çekin, davacının borcuna karşılık teminat  olarak verildiği kabul edilse dahi, davacının, borcunu ödediğini ispat  etmesi gerektiğini, çekin ibraz süresinin 30 gün değil, 10 gün olduğunu, icra takibine dayanak çekin keşide tarihinin 01.11.2021 olup, çekin yasal süresi içinde,  08.11.2021 tarihinde bankaya ibraz  edildiğini, ancak bedelinin ödenmediğini, yani karşılıksız  çıktığını,  işlem/takip konusu yapılan çek ile dahi müvekkili şirketin alacağının  tamamı tahsil edilememiş olup müvekkili şirketin davacıdan halen  alacaklı olduğunu, davacının, çek bedelinin üzerinde talepte bulunmasının mümkün  olmadığını, davacının kötüniyet tazminatı talebinin yasal ve somut dayağı  olmadığını savunarak, davacının, hiçbir somut ve yasal dayanağı bulunmayan, haksız ve dayanaksız davasında, davanın; öncelikle, hak düşürücü süre yönünden, aksi halde, usulden, aksi halde, esastan, reddine, davacının, dava değerinin %20’sinden az olmamak üzere, icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dosyanın incelenmesinde; davacının ödemeyi 11.08.2022 tarihinde yaptığı, davayı ise 31.08.2023 tarihinde açmış olduğu, davanın kanunda belirtilen hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İİK'nın 72.maddesinde anılan sürenin son günü, kanunda 1 yıl denildiğinden, takip eden yılın aynı takvim günü olan 11.08.2023 olduğunu, yani hak düşürücü süre, 10.08.2023 tarihinde henüz dolmadığını, aynı gün dava şartı arabuluculuğa başvurulmakla HUAK 18/A-15. Fıkrası gereği hak düşürücü sürenin işlemesi son tutanağın düzenlenme tarihine kadar durduğunu, son tutanağın 31.08.2023 tarihinde düzenlendiği, aynı gün davanın açıldığı gözetildiğinde, hak düşürücü süre içerisinde açıldığından davamızın süre aşımı nedeniyle reddinin hukuki isabetten yoksun olduğunu, Somut olaydaki uyuşmazlığın, istirdatı talep edilen borcun, her iki tarafın da ticari işletmesi arasındaki ticari ilişki bağlamında keşide edilen çeke bağlı ve davacı müvekkilin borçlu olup olmadığının belirlenmesi etrafında toplandığını, huzurdaki istirdat davasının ticari dava olduğu ve konusu bir miktar paranın ödenmesi olmakla dava şartı arabuluculuğa tabi olduğu anlaşıldığından, süresi içerisinde arabulucuya başvurulması ile hak düşürücü sürenin durduğu, arabuluculuk süreci müddetince sürenin korunduğu ve nihayet son tutanağın düzenlendiği tarih ile aynı gün iş bu davanın ikame edildiği, bu bilgiler ışığında davanın süresi içerisinde açıldığını, Her ne kadar, dava dilekçesinde söz konusu husus, detaylı açıklamaları ile beraber mahkemenin takdirine arz edilmişse de sayın ilk derece mahkemesince bu açıklamaları dikkate alınmadığını, nitekim gerekçeli kararda dahi yer bulmayan dava şartı arabuluculuk, ticari nitelikli istirdat davası, hak düşürücü sürenin korunması kavramları da bu hususların ele alınmadan karar verildiğini gösterdiğini, hal böyle iken, hukuki isabetten yoksun karara karşı istinaf başvurusunda bulunma zorunluluğu hasıl olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72/ 7 maddesi uyarınca icra baskısı altında ödendiği ileri sürülen tutarın davalıdan  istirdadı  istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine  karar verilmiş; bu karara karşı, davacı  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı yanca ticari ilişki kapsamında davalıya verilen ve teminat olduğu ileri sürülen çekin icra tehdidi altında haksız olarak ödendiği ileri sürülerek, ödenen tutarın davalıdan tahisili istemi ile dava açıldığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesi gerekçesinde işaret edildiği üzere, İİK'nın 72/7 maddesinde  \" Takibe itiraz etmemiş veya itirazın kaldırılmış olması yüzenden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek zorunda mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Somut uyuşmazlıkta davacı yanca ödemenin 11.08.2022 tarihinde yapıldığı taraflar arasında ihtilafsızdır. Eldeki davanın  hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı istinaf konusudur. Yine eldeki davada arabuluculuk sürecinin 10/08/2023 tarihinde başlatıldığı ve 31/08/2023 tarihinde sürecin bittiği ve  davanın 31/08/2023  tarihinde açıldığı da ihtilafsızdır. 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu' nun 18/A maddesinin 15. Fıkrasında \"Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez\" şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre  arabuluculukta geçen süreler de dikkate alınarak yapılan incelemede iş bu davada davacı tarafından bir yıllık hak düşürücü süre geçmeden eldeki davanın açıldığı anlaşılmakla, davanın İİK 72/7  maddesindeki yasal düzenleme kapsamında hak düşürücü süre içinde açıldığı sonucuna varılmış,  ilk derece mahkemesince davalı karşı açılan istirdat davasında  hak düşürücü sürenin   geçmiş olduğu gerekçesiyle kurulan hüküm isabetsiz bulunmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, hak düşürücü süre yönünden davanın reddi usule aykırı olup işin esasının incelenerek bir karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmeştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 26.06.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"656656ce26838fd9","SID":"0e45d43059a95d67"}}