{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2025/502 Esas  - 2025/700 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/502 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/700<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/01/2025<br>NUMARASI\t\t: 2024/475 Esas  2025/13 Karar<br><br>DAVA\t: Şirketin İhyası<br>DAVA TARİHİ\t: 13/05/2024<br><br>KARAR TARİHİ\t: 19/06/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 19/06/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki şirketin ihyası istemli davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik verilen hükme karşı, davalı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı; yeniden tescili istenen \"... İnşaat Emlak Çiçekcilik Otomotiv Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketi\" ile arasında, 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu uyarınca 18729 numaralı finansal kiralama sözleşmesi akdedildiğini, ihyası istenen şirketin sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine şirket aleyhine İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi 2024/3794 Esas sayılı dosyası ile taşınır rehinin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip başlatıldığını, ancak takip devam ederken ... İnşaat... Limited Şirketi'nin Türk Ticaret Kanununun geçici 7 inci maddesi uyarınca Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından, 28/01/2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiğinin öğrenildiğini, şirketten alacaklı olmaları sebebiyle Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesi gereği işbu davayı açabileceklerini, icra dosyasında işlemlere devam edebilmek için söz konusu şirketin ihyası gerektiğini belirterek Ankara Ticaret  Sicili\tMüdürlüğü'nün ... sicilinde kayıtlı şirketin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı; açılan davayı kabul etmediklerini,  ihyası istenen şirketin Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7. maddesi kapsamında 23/01/2024 tarihinde resen terkin edildiğini, şirket merkezinin Çankaya/Ankara'da bulunup adresine kapatılma nedenine ilişkin çıkarılan tebligatın \"taşınmış\" notuyla iade olduğunu, ihtarın ayrınca Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 07/10/2023 tarihli ve 8420 sayılı nüshasında ilan edildiğini, yapılan ihtarın hukuka uygun olduğunu, şirketin terkin tarihinde derdest davalarının, alacak ve borçlarının, şirket üzerine kayıtlı taşınır ve taşınmazların Müdürlüklerince bilinmesinin mümkün olmadığını, iş bu davanın açılmasında kusurlarının bulunmadığını, yasal hasım konumunda olmaları nedeniyle aleyhlerine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın esastan reddini, aksi halde şirketin ihyasına karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; şirket yetkilisine tebliğ bulunmayıp oda kaydının silinmesi nedenine dayalı yapılan terkin işleminin usulsüz olduğu, davalının, dava açılmasına sebebiyet vermesi nedeniyle yargılama giderleri ile vekalet ücretinden sorumlu olması gerektiği gerekçesiyle; \" Davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarası ile kayıtlı iken terkin edilen Tasfiye Halinde ... İnşaat Emlak Çiçekçilik Otomotiv Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin tüzel kişiliğinin İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi'nin 2024/3794 Esas sayılı icra takip dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyası ile ticaret siciline tesciline, ek tasfiye işlemlerinin yapılması bakımından terkin öncesi son ortak ve yetkili ...'nin (T.C. Kimlik No ...) tasfiye memuru olarak atanmasına ve tesciline, kararın TSG'de ilanına\" dair karar verilmiş, karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hukuki yararın bulunmadığı, terkinden itibaren 10 yıl geçtiği,  ihtarın usulüne uygun yapıldığı, ilgili tebliğ hükümlerinin uygulandığı, tarafına kusur yüklenemeyeceği, aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmeyeceğini ileri sürmüştür.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; 6102 sayılı TTK'nun geçici 7.maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğünce re'sen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde tasfiye ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, aynı maddenin 4.fıkrasının \"a\"  bendinde; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/02/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, aynı maddenin 11.bendinde ise;  dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen süresi içerisinde cevap vermeyen veya tasfiye memuru bildirmeyen veyahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtları ile birlikte bildirmeyen şirketin unvanının ticaret sicilinden re'sen silineceği düzenlenmiştir.<br>\tSomut uyuşmazlıkta, şirketin 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise şirketin adresten taşınması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 4/a bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtar usule aykırıdır. Bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin, 23/01/2014 tarihli terkin işleminin hukuka uygun olmadığı açıktır. <br> Öte yandan 5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar Ve Borsalar Kanunun 10/3. maddesinde; \"Oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla ticaret sicil kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna ihbarda bulunulur. İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda kaydı silinmiş sayılır. \" hükmünü içermektedir.<br>30/12/2012 gün ve 28513 sayılı resmi gazetede yayınlanan \"Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin\"  Tebliğ'in 1. maddesinin \"d\" bendinde; \"18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler.\" ifadesi ile kanunda olmayan bir hali, tebliğ ile düzenlemiştir. <br>6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde; \"01/07/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır\" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen şirketin tasfiyesi TTK hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceği belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilmiştir. Bu nedenle tadadi nitelikteki (numerus clausus)  bu haller dışındaki durumlarda geçici 7. maddeye göre değil TTK veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulünü uygun tasfiye yapılacaktır. Maddenin geçici ve istisnai oluşu göz önüne alındığında anılan maddeki sayılan hallerin tadadi olduğu ve genişletilmeye tabi tutulamayacağı veya genişletici yorumda bulunulamayacağı açıktır. Kanunun istisnai tasfiye usulüne (geçici 7. Maddeye göre) tabi olacağını belirtmediği bir hal ikincil bir düzenleme ile de olsa geçici 7. madde kapsamına alınamaz. Hukuk Genel Kurulu'nun 14/06/2017 tarih ve 2017/4-1358 esas  2017/1193 karar sayılı kararında; \"...Diğer taraftan normlar hiyerarşisi dikkate alındığında daha alt basamakta yer alan ve tamamen idarenin düzenleyici tasarrufu niteliğinde olan yönetmelikle, daha üst basamakta bulunan ve yasama organı tarafından objektif, soyut ve genel nitelikte bir yasama tasarrufu niteliğinde bulunan kanuna aykırı düzenleme getirilmesi mümkün değildir. Yönetmelik kaynağını kanundan alır ve ancak kanunun uygulanmasını gösterir. Kanunda bulunmayan bir düzenlemenin, yönetmelikle ihdası ve bu yolla kanunun önüne geçen bir uygulamanın benimsenmesi hukukun genel teorisine de aykırıdır\" denilmek sureti ile yönetmeliğin kanunla çelişen hükümlerinin değil kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Özetle ikincil düzenlemeler dayandıkları kanun maddelerine aykırı olamaz ve çelişen hallerde ikincil düzenleme hükümleri dikkate alınmaz ve kanun hükümleri uygulanır. Doktrinde de bu çelişkiye dikkat çekilerek tebliğdeki düzenlemenin kanuni dayanağının bulunmadığı ve kanundaki sayımın sınırlı olduğu vurgulanmıştır (Murat Kaderoğlu Anonim Şirketlerin  İnfisahı, sayfa 350-351, dipnot 251 atfı Çalışkan s. 200; Şengül Al Kılıç, Anonim Şirketlerde Tasfiyeden Dönme, sayfa 168 dipnot 418-aynı yöndeki atıf Karaman Coşgun s.316,).<br>Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu, kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işlemi bu nedenle de usul ve yasaya aykırıdır (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06/12/2023 tarih ve 2023/6272 Esas 2023/7130 Karar, 04/12/2023 tarih ve 2023/6185 Esas 2023/7038 Karar sayılı ilamları). <br>Hal böyle olunca mahkemece, davalı ticaret sicil müdürlüğünün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, mahkemece, yazılı olduğu üzere, Tasfiye Halinde ... İnşaat Emlak Çiçekçilik Otomotiv Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin tüzel kişiliğinin İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi'nin 2024/3794 Esas sayılı icra takip dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyası ile ticaret siciline tesciline, ek tasfiye işlemlerinin yapılması bakımından terkin öncesi son ortak ve yetkili ...'nin (T.C. Kimlik No ...) tasfiye memuru olarak atanmasına dair hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br><br>\tDavalının yargılama gideri ve vekalet ücretiyle terkinden itibaren 10 yıl geçmiş olduğuna yönelik istinaf istemine gelince; yukarıda açıklandığı üzere davalı ticaret sicil müdürlüğü yasal kapsamda olmayan bir sebebe (oda kaydı silinen) dayalı olarak ve üstelik 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin etmiştir. Bu durumda mahkemece, davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygundur. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/10/2024 tarih ve 2024/4996 Esas 2024/7128 Karar sayılı emsal) Yine dava tarihi itibariyle terkinden itibaren 10 yıllık sürenin geçmiş olması hususu işbu davanın konusu olmayıp anılan sürenin malvarlığın hazineye intikaline ilişkin süre olması nedeniyle başka bir yargılamanın konusu olabilceği iddianın ileri sürülüş şekline göre davacının hukuki yararının  bulunmakta olduğu Dairemizce değerlendirilmiştir.<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalıdan alınması gerekli olan 615,40-TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/06/2025<br><br>  Başkan-        Üye -                   Üye -\t   Zabıt Katibi-<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9aafd85973aef979","SID":"34a1b978fd50e7d3"}}