{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2025/646 Esas 2025/722 Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/646 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/722<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t\t  ...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/04/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/675 Esas 2022/288 Karar<br><br>DAVA\t: Alacak<br>DAVA TARİHİ\t: 07/04/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 01/07/2025 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 02/07/2025 <br><br>\tTaraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizce karar verildiği, verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda dosya Dairemize gönderilmiş ve celse açılmak suretiyle gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında akdedilen protokol gereğince Cezayir piyasasında Pvc ve alüminyum profilden pencere, panjur, kapı üretim tesisleri kurulacağını, ithalat ihracat bakımından Türkiye'de bayilikler oluşturulacağını, Cezayir'de kurulan ve davalı adına olduğu beyan edilen ... Şirketinin de %24,5 hissesinin müvekkiline devrolunacağını, bu protokol gereği müvekkili tarafından davalıya elden 25.000,00 Usd ve davalının sahibi olduğu ... Proje Dekor Alüminyum A.Ş. hesabına da 70.000,00 Euro ödendiğini, ancak zaman içinde ne Cezayir'de üretim işinin başladığını, ne bayilikler kurularak ihracat ve ithalat yapılabildiğini, ne de şirket hissesinin müvekkiline devrildiğini, müvekkilinin iş kurmak amacıyla para vermesine rağmen ortada bir işin, üretimin şirketin olmayışı nedeniyle aldatıldığını düşündüğü için haksız yere kendisinden alınan bedelin iadesini talep ettiğini, bu bedel yönünden icra takibi başlatıldığını, davalının ise bu takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu belirterek şimdilik 10.000,00 TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kısmi dava olarak açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, taraflar arasında akdedilen protokol gereğince ödemenin davacı tarafından müvekkiline gönderildiğini,  müvekkili ile davacının fiziken Cezayir'e para sokulması durumunda değerinin düşmeyeceği yönünde bilgi sahibi olduğundan Ankara'da tanıdıkları, Cezayir'de iş yeri bulunan kişi aracılığıyla dava dışı Cezayir'li ...'ye para gönderildiğini, paranın alınmasına rağmen Cezayir'li kişiler tarafından Cezayir'deki iş ve işlemlerin yürütülmediğini, tarafların 2019 yılına kadar birlikte hareket ettiklerini, paranın geri alınabilmesi için uğraştıklarını, ...'den para geri alınamayınca davacını kötü niyetli olarak ödediği bedelin iadesini istediğini, paranın kendi uhtesinde kalmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, protokol kapsamı ile protokol çerçevesinde banka havalesiyle gönderilen ve elden ödendiği tarafların kabulünde olan Euro ve Dolar tutarlı meblağların yüksek oluşu, yapılacak işin kapsam ve mahiyeti gözönüne alındığında her ne kadar davacı vekili tarafından protokolün şahıslar arasında imzalandığı ileri sürülmüş ise de, tarafların yetkilisi oldukları şirketlerinin nam ve hesabına bu para transferlerinin yapıldığının açıkça anlaşıldığı, davalının pasif ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı  vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen protokol ve gönderilen ihtarnameye verilen cevap karşısında dava konusu uyuşmazlığın tarafların müvekkili ve davalı olduğunu, protokolde taraf olarak müvekkili ve davalının gösterildiğini, taraflarca kendi nam ve hesaplarına protokolün imzalandığını, protokolün temsilen veya bir şirketin yetkilisi sıfatıyla taraflarca imzalanmadığını, kendi adlarına asaleten imzalandığını, sözleşmenin sözleşmeyi imzalayanlar açısından hüküm ve sonuç doğuracağını, protokolde kişisel imzanın bir şirketi temsilen atıldığına dair şirket ünvanı yazılmadığını ve kaşede basılmadığını, protokolde imzası bulunan kişinin protokolün tarafı olduğunu, mahkeme kararının hatalı bulunduğunu, mahkemece davanın yöneltilmesi gerektiği belirtilen ... .. A.Ş. Davalıya ait olup 05/01/2016 tarihinde tür değişikliğine giderek ...-... Ticaret şahıs firmasına dönüştüğünü, dava tarihi itibarıyla ... A.Ş. ... olduğundan davanın davalıya yöneltilmesinde usuli bir hata bulunmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, taraflar arasında akdedilen 24/08/2015 tarihli protokole dayalı alacak istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDairemizin 29/01/2024 tarih 2022/1249 Esas 2024/120 Karar sayılı kararıyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulüne, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek incelenmesine yer olmadığına, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/04/2022 tarih 2021/675 Esas 2022/288 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunmasına ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 114/1.a, 115. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiş, anılan karara karşı davacı vekilince temyiz yoluna başvurulmuştur. <br>\t Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 18/02/2025 tarih ve 2024/2761 Esas 2025/980 Karar sayılı kararı ile;   \".... Dava, taraflar arasında akdedilen protokole dayalı alacak istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince protokolün şahıslar arasında imzalandığı davacı tarafça ileri sürülmüş ise de tarafların yetkilisi oldukları şirketlerinin nam ve hesabına  para transferlerinin yapıldığı, davalının bu nedenle pasif ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu  uyuşmazlık, özel hukuk tüzel kişisi ortağı ile şirket hissesini protokol ile devralan arasında bulunması nedeniyle HMK'nın 14/2. maddesi gereğince şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu, MÖHUK'un 40. maddesi, HMK'nın 14 ve 18. maddesi dikkate alındığında ... şirketinin merkezi olan Zırlade/Cezayir mahkemesinin kesin yetkili olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunmasına ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Ancak; davacı vekilinin dava dilekçesi ile yargılama aşamasındaki beyanlarında,  davalının ortak olduğu yurtdışı şirketin %49 hissesinin yarısı olan %24,5 hisseyi taraflar arasında akdedilen protokol ile davacıya sattığını, bu satış karşılığında davalıya avans ödemelerinde bulunulmasına rağmen söz konusu protokolün 6. maddesindeki satış gereği hisse devri yapılmadığını ileri sürerek yapılan avans ödemeleri talep edilmiştir. Taraflar arasındaki  protokolün 8. maddesi uyarınca da protokolden doğan uyuşmazlıklarda Ankara Mahkemeleri ile İcra Dairelerinin yetkili olduğu düzenlenmiştir. Davacı tarafından protokolde adı geçen şirketin ortağı olmaması ve, şirket ortağı olan davalı ile aralarındaki protokolün gerçekleşmemesi sebebiyle vermiş olduğu paranın sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak iadesi talep edildiğinden, taraflar arasındaki uyuşmazlığa ilişkin HMK'nın 14/2 maddesindeki  ''Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.''  hükmü uyarınca bir kesin yetkinin bulunmadığı anlaşılmıştır. İşbu davanın protokolden kaynaklı uyuşmazlık olması ve yukarıda anılan protokolün 8. maddesi uyarınca protokol kaynaklı uyuşmazlıklarda yetkili mahkemeler olarak Türk Mahkemeleri belirlendiğinden, Bölge Adliye Mahkemesince  hatalı ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yukarıda yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.<br>\" gerekçeleriyle bozulmuştur.<br>\tBozma ilamı taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davacı vekili ve davalı vekili duruşmaya katılmış, davacı vekili bozma ilamına uyulmasını talep etmiş, davalı vekili ise direnilmesini istemiştir. <br>\tDairemizce önceki kararımızda direnilmesine oy birliği ile karar verilmiştir.<br>\tDİRENME GEREKÇESİ;<br>\tBozma ilamının gerekçesi taraflar arasındaki ihtilafın protokole dayalı olduğu gerekçesiyle sözleşmedeki yetki kuralına göre çözümlenmesine ilişkindir. Davanın protokolden kaynaklı uyuşmazlık olduğu ve  protokolün 8. maddesi uyarınca protokolden kaynaklı uyuşmazlıklarda yetkili mahkemeler olarak Türk Mahkemelerinin belirlendiği gerekçesini içermektedir.<br>\tYargıtay 11. Hukuk Dairesinin  25/03/2022 gün ve  2021/9104 esas, 2022/2412<br>Karar sayılı kararında da \"....Bu itibarla Dairemizin yerleşik uygulamaları ve yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda dava tarihinden önce şirket ortağı olan ve ancak \"dava öncesi ortaklık sıfatı sona eren\" kişinin, daha sonra ortaklık ilişkisinin mevcut olduğu tarihlerden kaynaklanan hukuki uyuşmazlık nedeni ile ortak veya ortaklığa dava açması ya da bu kişiye dava açılması durumunda HMK’nın 14/2. maddesinde düzenlenen kesin yetki kuralının uygulanması gerektiği\" gerekçesiyle dava tarihi itibarı ile ortaklık sıfatı bulunmayana davacının davasında da HMK'nun 14. maddesinin uygulanacağı karar altına alınmıştır. <br>\tSomut davada, taraflar arasındaki protokol hisse devrine ilişkin olup Cezayir'deki şirket hisselerinin devrine ilişkin olması nedeniyle Cezayir şirketinin ana sözleşmesi ve Cezayir ticaret hukukuna göre sözleşmenin geçerliliği ve hükümleri tartışılacaktır  Bu nedenle de sadece protokol hükümleri ile sonuca ulaşılamayacaktır. Diğer taraftan sözleşmeye dayalı bedelsizlikten kaynaklı iade talepleri de sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre değil yine sözleşme hukukuna göre çözümlenecektir. <br>\tDiğer taraftan protokoldeki yetki sözleşmesi tarafların ancak tacir olması halinde hüküm ifade edecektir. Somut dosyada davalının tacir olduğuna dair ticaret sicil kaydı bulunmakla birlikte davacının tacir olup olmadığına ilişkin bir saptama da bulunmamaktadır. <br>\tBu nedenle somut olayda şirkete ilişkin pay devrini amaçlayan sözleşmeye dayalı açılan davada 5718 sayılı MÖHUK'un 40. maddesi atfı ile uygulanması zorunlu olan (6102 sayılı yasanın ve sadece Türkiye'de kayıtlı şirketlere uygulanacağına dair bir sınırlama bulunmayan 6100 sayılı HMK'nun 14/2. maddesi gereğince yetkili mahkeme ... şirketinin merkezinin bulunduğu Zırlade/Cezayir mahkemeleridir. Anılan gerekçelerle direnme kararı verilerek;<br>\tDava Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle verilen 2021/310 Esas 2021/432 Karar sayılı görevsizlik kararının kesinleşmesi ve davacı vekilince süresinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebi üzerine dosya Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiştir. <br><br>\tProtokol sureti, havale talimatı, ödeme dekontu, Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2020/6054 sayılı takip dosyası sureti, ihtarname suretleri, dava dışı ... Ltd. Şti. tarafından davalı adına ve dava dışı ... adına düzenlenen proforma fatura suretleri, Sarl Mililine Nourhane Ltd. Şti. ana sözleşmesi, ... Ltd. Şti ve ... A.Ş. Ticaret sicil kayıtları, Ankara 56. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/25 Esas sayılı dosyasının Uyap'tan gelen sureti, tarafların yazılı beyan dilekçeleri dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\tTaraflar arasında akdedilen 24/08/2015 tarihli protokolde Cezayir'de resmen kuruluş işlemleri bitmiş olan ... şirketinin ...'a ait %49 şirket ortaklığı hisse payının yarısını yani %50'lik (24,5) kısmının ve bununla birlikte ...'ın Cezayir'de yaptığı, yapacağı bilimum istisnasız ticari faaliyetleri için ... ile tam bir mutabakat sağlanarak taraflar arasında oluşturulan ortaklık protokol maddelerinin protokolün konusu olduğu yazıldıktan sonra 6. maddede ...'ın ... şirketindeki %49 hissesinin %24,5 tutarındaki hissesini 150.000,00 Usd karşılığında ...'a sattığı, bu satış karşılığında ...'ın sahibi olduğu ... Ltd. Şti'nden ...'ın sahibi olduğu ... ... A.Ş.'nin bankada bulunan hesabına 70.000,00 Euro iş avansını 09/07/2015 tarihinde havale ettiği, ayrıca elden 25.000,00 Usd verdiği düzenlenmiştir. <br>\t5718 sayılı  MÖHUK'un  40. maddesinde; Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin edeceği, 6100 sayılı HMK'nın 14/2. maddesinde ise; Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu düzenlenmiştir. <br>\tSomut olayda, davalının ortağı olduğu ve hisselerinin yarısı olan şirketteki %24,5 hisseyi davacı ...'a sattığı ... şirketinin Cezayir'in Zırlade kentinde kurulduğu, şirket merkezinin Zırlade/Cezayir'de olduğu, davalının şirkette %49, dava dışı ...'nın %51 oranında hissedar olduğu anılan şirketin tercüme edilen ana sözleşmesinden anlaşılmıştır. <br>\tDavacı yan şirket merkezi Zırlade/Cezayir olan ... şirketinde davalının sahibi olduğu %49 hissenin yarısı olan %24,5 hisseyi taraflar arasında akdedilen protokol ile kendisine sattığını, bu satış karşılığında davalıya 25.000,00 Usd elden ödediğini, ayrıca 70.000,00 Euro'nun da sahibi olduğu şirket hesabından davalının sahibi olduğu şirket hesabına aktardığını, protokoldeki hususların gerçekleşmediğini, hisse devrinin yapılmadığını ileri sürerek işbu alacak davasını açmıştır. <br>\tDavalının protokol kapsamında düzenlenen şirket hisse devrini gerçekleştirmemesinden kaynaklı olarak hisse devir bedeli olarak ödenen bedelin tahsili istemine ilişkin açılan işbu davada 6100 sayılı HMK'nun 14/2. maddesi gereğince kesin yetki söz konusu olduğundan 5718 sayılı MÖHUK'un 40. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nun 14/2. ve 18.maddeleri gereğince yetkili mahkeme ... şirketinin merkezinin bulunduğu Zırlade/Cezayir mahkemeleridir. <br>\tKesin yetki ise kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemelerce de husumet ehliyetinden önce re'sen göz önünde bulundurulması gereken usul kurallarındandır.<br>\tHal böyle olunca, dava konusu uyuşmazlıkta uyuşmazlık, özel hukuk tüzel kişisi ortağı ile şirket hissesini protokol ile devralan arasında bulunması nedeniyle HMK'nun 14/2. maddesi gereğince şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olması kuralı ile 5718 sayılı yasanın 40. maddesi, HMK'nun 14 ve 18. maddesi dikkate alındığında ... şirketinin merkezi olan Zırlade/Cezayir mahkemesinin kesin yetkili olduğu, bu nedenle milletlerarası yetki söz konusu olduğundan Türk mahkemelerinin yetki şartı olan dava şartı kesin yetkinin dava şartı olup husumet ehliyetinden önce yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği gözetilerek Türk mahkemelerinin yetkisine ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece kesin yetkiden sonra gözetilmesi gereken pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.<br>\tTüm bu nedenlerle Dairemizin ilk kararında direnilmesine, ilk derece mahkemesinin davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddi yönündeki kararında isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulüne, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek incelenmesine yer olmadığına, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın usulden reddine karar verilmiştir. İstinaf incelemesi sırasında açılan duruşma bozma ilamı gereği olduğundan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/03/2021 tarih ve 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı emsal içtihadı gözetilerek taraflar yararına vekalet ücretine hükmedilmemiştir.<br><br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tA)1-Dairemizin 29/01/2024 gün 2022/1249 Esas 2024/120 Karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE, <br>\tB)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek KABULÜNE,  davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek incelenmesine yer olmadığına, <br>\t2-Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/04/2022 tarih 2021/675 Esas 2022/288 Karar sayılı kararının kaldırılmasına,<br>\tC)1-Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunmasına ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 114/1.a, 115. maddeleri uyarınca davanın USULDEN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gerekli 427,60 TL harcın peşin alınan 170,78 TL harçtan mahsubu ile bakiye 256,82 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, <br>\t3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan, kararın kaldırma gerekçesi ve netice itibarıyla verilen karar gözetilerek ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t6-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, <br>\t7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine,<br>\tD)1-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, <br>\t2-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kararın niteliği gözetilerek davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında açılan  duruşma bozma ilamı gereği olduğundan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/03/2021 tarih ve 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı emsal içtihadı da gözetilerek taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>\tDair, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre  içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/07/2025 <br> <br>Başkan - ...              Üye - ...                      Üye - ...              Zabıt Katibi - ...<br>...          ...       ...        ... <br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"99efb24b6e398c09","SID":"fe389cdb8b9edd63"}}