{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2025/681 Esas  - 2025/649 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/681 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/649<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/02/2025<br>NUMARASI\t\t: 2025/90 Esas  2025/101 Karar<br><br>DAVA\t : İstirdat <br>DAVA TARİHİ\t : 07/02/2025<br>KARAR TARİHİ\t: 03/06/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 03/06/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki istirdat istemli davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın dava şartları yönünden reddine yönelik verilen karara karşı, davacı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı; boru ile profil imalatı ve ticareti yaptığını, \"T.C. Merkez Bankasının talimatı kapsamında döviz almama taahhüdünün ihlal edildiği\" gerekçesiyle ... Şubesi aracılığıyla davalı İdare tarafından, 10/10/2024 tarih ve 00000866 202158 işlem no ile idari yaptırım uygulanarak 391.562,50-TL tahsilat yapıldığını, davalı idareye, işlemin iptali başvurusunda bulunduğunu, yapılan işlemin hukuka uygun olduğundan bahisle iade talebinin reddedildiğini belirterek uygulanan idari yaptırım işleminin iptali ile taahhüt ihlali olmadığı halde tahsil edilen 391.562,50-TL'nin, bankalarca uygulanan en yüksek faiziyle birlikte iadesine karar verilmesinin talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tMahkemece, davanın usulden reddine dair verilen karar, tensiben verilmekle  davalı T.C. Merkez Bankası Başkanlığına tebligat gönderilmemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece;  Kamu Hizmeti yürüten davalı İdarenin (T.C.M.B.), bu hizmetin yürütülmesi saikiyle tesis etmiş olduğu tebliğe aykırı faaliyete yönelik olarak tesis ettiği \"idari yaptırım kararı\" doğrultusunda davacı şirketten tahsil edilen bedelin iadesi talebinin incelenmesi kapsamında; kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin ve bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının tespiti gerekmekte olup; söz konusu tespitin ancak İdare Hukuku ilkelerine göre gerçekleştirilmesi mümkün bulunduğundan, Mahkememizin yargı yolu bakımından görevsizliğine ve bu doğrultuda davanın HMK'nın 114/1 (b) ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece idari yargının görevli olduğu belirtilmiş ise de daha öncesinde Ankara 7. İdare Mahkemesi'nin 2024/1924 E., 2024/2006 K. Sayılı ilamıyla adli yargının görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş olduğunu, uyuşmazlığın adli yargı tarafından çözümlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; döviz almama taahhüdünün ihlali sebebine dayalı davalı bankanın talimatı ile ... Şubesi aracılığıyla, davacıdan, 10/10/2024 tarihli, 00000866 20215 işlem nosu ile tahsil edilen 391.562,50-TL para cezasının iptali ile istirdat istemine ilişkindir.<br>6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu da gözetilerek yapılan incelemede; <br>\tYargı yolu kavramı, bir hukuk sisteminde, herhangi bir davaya o hukuk sistemine dâhil yargı mercilerinden hangisinde bakılacağını ifade eder. Uyuşmazlığa hangi yargı kolunda bakılacağı hususu, davanın genel şartlarından olup mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir (HMK 114/1-b maddesi).<br>2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun \"İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı\" başlıklı 2. maddesi: \"(1) İdarî dava türleri şunlardır: a) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdarî eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar, (2) İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.\"  şeklinde düzenlemeler içermektedir.<br>Gerek 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, gerek 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu ve gerekse 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında; İdari Yargı ile Adli Yargı (Asliye Ticaret Mahkemeleri) arasındaki görev sınırları detaylı bir şekilde belirtilmiş olup TTK'nın 4 ve 5. maddelerinde hüküm altına alındığı üzere;  \"Mutlak Ticari Davalar\" olarak adlandırılan ve taraflarının \"tacir\" sıfatı dikkate alınmaksızın 6102 Sayılı Kanun'un 4/1. maddesinde belirtilen bentler kapsamında sayılan işlere ilişkin bulunan davalar ile \"Nispi Ticari Davalar\" olarak adlandırılan ve tarafların her birinin \"ticari işletmesi ile ilgili olan\" davalar Asliye Ticaret Mahkemesi görevine girmektedir. <br>Somut dosya kapsamında; davacı şirket tarafından, \"davalı İdare tarafından tesis olunan idari yaptırım kararının iptali ve anılan idari yaptırım kararı doğrultusunda, davacı şirketten tahsil olunan bedelin iadesi talebi\" istemiyle elde ki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br> Taraflar arasındaki söz konusu uyuşmazlıkta; davacı şirket ile davalı İdare (TCMB) arasında, davalı İdarenin bankacılık faaliyetleri kapsamında akdedilmiş herhangi bir sözleşme bulunmadığı, davalı TCMB tarafından, Ülke genelinde döviz alımının engellenmesi ve/veya sınırlandırılması amacı doğrultusunda kamusal menfaat saikiyle yayımlanan \"Firmaların Yurt Dışı Kaynaklı Dövizlerinin Türk Lirasına Dönüşümünün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ\" hükümleri uyarınca, davacı şirket tarafından, dava dışı ... Bankası A.Ş. ile akdedilen kredi sözleşmesi uyarınca, kredi kullanımı sırasında, “ithalat ödemeleri için yapacağı döviz alımları haricinde finansman vadesi boyunca döviz satın almayacağı” hususunda verilen taahhüdün ihlal edilmiş olduğundan bahisle idari yaptırım kararı uygulandığı anlaşılmaktadır.<br> Dava konusu uyuşmazlık kapsamında, davalı TCMB'nin, davaya konu edilen işlemi, davalı İdare'nin \"bankacılık faaliyetleri\" kapsamında gerçekleştirilmiş bir işlem niteliği taşımamakta, aksine davalı İdare'nin \"kamusal kimliği\" doğrultusunda ve davacı şirkete münhasır olmaksızın, ülke genelinde döviz alımının engellenmesi ve/veya sınırlandırılması amacıyla kamusal menfaat gereği tesis edilen bir \"idari işlem\" olup tebliğ hükümlerine aykırılık gerekçesiyle davacı şirket aleyhine uygulanan bir idari yaptırım kararı niteliği taşımaktadır. Keza somut olayda taraflar arasında bankacılık faaliyeti ile ilgili akdedilmiş herhangi bir sözleşme bulunmaması da Dairemizce, bu hususa işaret eder nitelikte görülmüştür.<br>Hal böyle olunca, kamu hizmeti de yürüten davalı İdarenin (TCMB), bu hizmetin yürütülmesi saikiyle tesis etmiş olduğu tebliğe aykırı faaliyete yönelik \"idari yaptırım kararı\" doğrultusunda tahakkuk ettirilerek davacı şirketten tahsil edilen bedelin iadesi talebinin yerinde olup olmadığının, keza tahakkuk işleminde hukuka uyarlılık bulunup bulunmadığının denetlenebilmesi için kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin ve bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığı hususlarının tespitinin zorunlu olduğu Dairemizce değerlendirilmektedir.<br>2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi'nin Kuruluşu ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 19. maddesinde “Adli, idari, askeri yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesi'ne başvurur ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesi'nin karar vermesine değin erteler. Yargı merciince, önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyası da temin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderilir ” düzenlemesi yer almaktadır. <br>Dosya kapsamına göre, aynı konuda, davacı tarafça Ankara 7.İdare Mahkemesi'ne açılan davada; 10/12/2024 tarihli, 2024/1924 E., 2024/2006 K. sayılı ilam ile adli yargı yolunun görevli olduğu gerekçesi ile davanın görev yönünden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>\tBu durumda, mahkemece, yukarıdaki açıklamalar ışığında, eldeki uyuşmazlık yönünden idari yargı yolunun görevli olduğu gözetilerek derdest dava dosyasındaki yargılamayı durdurmak suretiyle (UMK m. 19/I), dosyanın kül halinde yargı yolu uyuşmazlığının çözümlenmesi açısından Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderilmesi, bu mahkemece verilecek kararı bekleyerek sonucuna göre bir karar vermesi gerekirken, yanılgılı ve yanlış değerlendirme ile yazılı olduğu üzere yargı yolu yönünden dava şartları bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur.<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında isabet görülmediğinden  davacının istinaf talebinin HMK'nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca kamu düzeni gözetilerek kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-a.4 maddesi gereğince KABULÜNE, <br>\t2- Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/02/2025 tarih ve  2025/90 Esas  2025/101 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın yeniden görülmesi ve UMK 19/1 maddesi çerçevesinde uyuşmazlık çıkarılmak sureti ile sunucunun beklenmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>\t4-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10-TL istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,<br>\t5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>\t6-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.4 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/06/2025<br><br>  Başkan-        Üye -                   Üye -\t   Zabıt Katibi<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"34c4697221274ecf","SID":"518b0e13176928c3"}}