{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/519 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1003<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13.01.2025<br>NUMARASI\t\t: 2024/1142 E. - 2025/52 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Hisse Devrinin İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 26.06.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 26.06.2025<br><br>\tMuğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.01.2025 tarih 2024/1142 E. - 2025/52 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davacılar murisinin karaciğer yetmezliği nedeniyle hayatını kaybettiğini, müteveffanın hastalığı döneminde kurucu ortağı olduğu  dava dışı  .... Tic. Ltd. Şti.nde bulunan hissesini hayatın olağan akışına aykırı olarak çok düşük bir bedel karşılığında davalıya devrettiğini, müteveffanın gördüğü ağır tedaviler ve kullandığı ilaçlar idrak ve ayırt etme gücüne ciddi şekilde zarar vererek ve neredeyse ortadan kaldırdığını, davalının müteveffanın bu durumundan faydalanarak dava konusu hisseleri devraldığını,  müteveffa ya da davacılara davalıdan bu devir ile ilgili herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalının müteveffanın zor durumundan ve hastalık sürecinden faydalanarak kötü niyetli ve muvazaalı bir şekilde şirket hisselerini ele geçirdiğini belirterek; müteveffa ... ile davalı kardeşi ... arasında imzalanan..... 9. Noterliği'nin 21.04.2021 tarihli ve 03892 sayılı pay devir sözleşmesinin iptali ile  devre konu ....  Tic. Ltd. Şti hisselerinin müvekkiller adına miras payları oranında tesciline, bu talebin kabul edilmemesi veya kabulünün mümkün olmaması durumunda, devre konu şirket hisse değerinin tespiti ile edimler arasındaki orantısızlığın ve zararının giderilmesi adına fazlaya dair her türlü haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00-TL belirsiz alacağın devir tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, yetkili mahkemenin dava dışı şirketin ticari merkezinin bulunduğu yer olan İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu,  dava konusu hisse devrinin resmi şekilde devir bedelli belli olarak yapıldığı için belirsiz alacak davası açılamayacağını, devre konu hisse değerinin 533.500,00-TL bedelli olduğunu, tutarın bellirlenebilir olduğu davalarda belirsiz alacak davası açılamayacağını, davanın hak düşümü süresi geçtikten sonra açıldığını pay devrinin  davacılar murisinin vefatından 2 yıl önce yapıldığını, Devir Sözleşmesinde devir bedelinin davacılar murisine ödendiğinin sabit olduğunu, yapılan devir sonrası şirketin ortaklar kurulunda karar alındığını ve pay devrinin ticaret sicilinde tescil edilerek ilan edildiğini tüm bu işlemlerin usul ve yasaya uygun olarak yapıldığını ve şirket ortaklarınca da alınan karar ile tescil olduğunu, davacılar murisinin rahatsızlığının ve kullandığı ilaçların iradesini sakatladığını, bu durumdan faydalanılarak paylarının hileli olarak alındığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacılar murisinin hisselerini devrettiği şirkette hiçbir zaman çalışmadığını ve emek mesai harcamadığını, davacıların iddialarının soyut ve dayanaktan yoksun olduğunu, belirterek; davanın  reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava muris muvazaası ve ehliyetsizlik sebebine dayalı hisse devrinin iptali davası olup 6102 sayılı kanunun 4.maddesinde yazılmış mutlak ticari davalardan olmadığı gibi aynı kanunun 5.maddesinde yazılı olduğu gibi nisbi ticari davalardan da olmadığı, bu itibarla ticari dava mahiyetinde olmayan davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu, belirtilerek;  davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine  karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin görevsizlik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,  davanın yetkili mahkemede açılmadığını, ortaklık ilişkisi ile ilgili olan ve ortaklar hakkında ve ortaklara karşı açılacak davalarda, ortak olunan tüzel kişinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğunu, davaya konu edilen ortaklık pay devrinin .... Ltd. Şti. bünyesindeki davacılar murisinin hisse devrine ilişkin olduğunu, adı geçen tüzel kişinin ticari merkezi ....olduğundan huzurdaki davada yetkili mahkeme İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiğini, belirterek; kararın kaldrılmasını talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, şirket pay devrinin iptali olmadığı takdirde alacak istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın görevsizlik nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine  karar verilmiştir.<br>\t1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu  hükümlerine göre: İki mahkeme de görevsizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse bu durum yargı yeri belirlenmesini gerektirir (HMK 21/1-c). Bu halde görevli mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir (HMK 22/2). Bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca verilen yargı yeri belirlenmesi kararı davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar. Bunun yanında kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar da davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar (HMK 23/2). Maddede sözü edilen bağlayıcılık Kanunda dava şartı  olarak da düzenlenen görev (HMK 114/1-c) hususunun kesinleşmesini de ortaya koymaktadır. Bu kesinlik sadece mahkemeyi bağlayan bir kesinlik olmayıp sonraki aşamalarda bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay'ı da bağlayan bir kesinliktir. Bu nedenle artık esas hükmün istinaf veya temyiz aşamasında dahi görev hususunun yeniden incelenip kaldırıp geri gönderme veya bozma nedeni yapılması mümkün değildir. Kanunda bölge adliye mahkemesinin yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verilen kararlar ile yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararlarının temyiz edilemeyeceği (HMK 362/1-c) düzenlenmek suretiyle bölge adliye mahkemesinin bu konuda verdiği kararın kesinliği özel bir önemle de vurgulanmıştır. Bu hükümlerden de anlaşıldığı üzere gerek yargı yeri belirlenmesi kararı ile gerekse görevsizlik kararının kanun yolu incelemesi ile kesinleşmesiyle davaya bakacak mahkeme kesin olarak belirlenmiş olacaktır. Bu kesin olarak belirlenmeye rağmen daha sonra yeniden mahkemenin görevli olup olmadığının  gerek davaya bakan mahkemece gerekse kanun yolu incelemesi yapan bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay'ca yeniden tartışılıp farklı bir sonuca varılabilmesi mümkün değildir. (Yargıtay 6. HD'nin 15.02.2024 tarih ve ve 2024/340 E. 2024/629 K.)<br>\t3.Somut olayda, davacılar tarafından Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan davada mahkemece yapılan yargılama neticesinde görevli mahkemenin Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan bahisle verilen görev dava şartı yokluğundan davanın reddi (görevsizlik) kararına karşı yapılan başvuru üzerine dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde karar yerinde görülerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmekle uyuşmazlığın esasına ilişkin inceleme yapma görevinin asliye ticaret mahkemesine ait olduğu hususu HMK 353/1-a ve 362/1-c maddeleri gereğince kesinleşmiş olup, bu kararın HMK 23/2 maddesi uyarınca bağlayıcı nitelikte bulunması karşısında kesinleşen görev hususunun yeniden incelenip görevsizlik kararı verilebilmesini mümkün değildir.<br>\t4.Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesi tarafından dosya kapsamına uygun düşmeyecek şekilde taraflar arasındaki uyuşmazlığın kaynağının ticari dava olmadığından bahisle asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna dair karşı görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.<br>\tBu itibarla; ilk derece mahkemesince hatalı şekilde karşı görevsizlik kararı verilmiş olması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-3 maddesi uyarınca tarafların istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalının istinaf başvurusunun ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2-Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.01.2025 tarih 2024/1142 E.- 2025/52 K. sayılı sayılı kararının HMK 353/1-a-3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, <br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t3-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-3 maddesi gereğince kesin olmak üzere  26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t\t\t\t<br>.<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f7a80f4932534a12","SID":"a0f103c62bc7e88d"}}