{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2023/76  Esas 2025/792  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/76 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/792<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br>BAŞKAN\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ...         ...<br>KATİP\t\t: ... \t...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/40 Esas 2022/664 Karar<br><br>DAVA\t: Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 21/01/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 10/07/2025 <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 11/07/2025 <br>\tTaraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin aracının davalı tarafından rent a car kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, müvekkilinin aracının düzenlenen kira sözleşmesi kapsamında kullanıldığı sırada karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, aracın onarımı ekonomik olmadığından müvekkiline bir kısım tazminat ödemesi gerçekleştirildiğini, yapılan ödemenin müvekkilinin zararını gidermediğini belirterek şimdilik 100,00 TL hasar bedeli ile 413,00 TL ekspertiz ücretinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında hasara ilişkin talebini toplam 24.476,20 TL'ye artırmıştır. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; aracın kaza tarihi itibarıyla rayiç değeri belirlenerek poliçedeki kloz ve muafiyetler düşülerek davacıya ödendiğini, müvekkilinin temerrüte düşmediğini, ancak yasal faiz talep edilebileceğini bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacıya ait aracın kira sözleşmesi ile dava dışı sürücü kullanımındaki iken meydana gelen tek taraflı kaza neticesinde hasarlandığı, söz konusu aracın rent a car kasko sigorta poliçesi ile davalı ... şirketine sigortalı olduğu, davacının davalı ... şirketine başvurusu üzerine davalı ... şirketince aracın piyasa rayiç değerinin 45.000,00 TL olarak belirlendiği, %2 oranında rent a car muafiyeti uygulandığı, aracın sovtaj değerinin 33.338,00 TL olduğu, davalı ... şirketince davacıya bakiye 10.762,00 TL ödeme yapıldığı, davacının dosya arasında mevcut ibranameyi hasar bedelinin gerçek bedeli oluşturmadığını belirterek  fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla imzaladığı ve davalı tarafından yapılan ödemenin yetersiz olduğu iddiası ile eldeki davanın açıldığı, poliçede aracın kullanım amacının rent a car olarak belirtildiği, buna göre mahkemenin davada görevli olduğu, alınan bilirkişi heyet raporu ile dava konusu aracın kaza tarihi itibariyle rayiç değerinin 75.000,00 TL olarak belirlendiği, poliçede %2 genel muafiyet klozu öngörüldüğü ve poliçede yer alan diğer muafiyetlerden bağımsız olarak aracın hasar tarihindeki rayiç değeri üzerinden %2 muafiyet uygulanacağının kararlaştırıldığı, buna göre (75.000x%2=) rayiç değerden 1.500,00 TL'nin mahsubunun gerektiği, başkaca uygulanması gereken bir muafiyet olmadığı, aracın sovtaj değeri ile sigorta şirketince ödenen bakiye tazminat tutarı toplamı 44.100,00 TL'nin mahsubu sonucu davacının bakiye 29.400,00 TL zararının bulunduğu, ancak davacı vekilince hasar bedelinin 24.476,20 TL olarak ıslah edildiği anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak 24.476,20 TL hasar bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği, davalı vekilince ıslah edilen miktarın zamanaşımana uğradığı savunulmuş ise de, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan davaların TTK'nun 1420/1. maddesi gereğince iki yıllık zamanaşımı süresine tabi ve iki yıllık zamanaşımı süresinin  başlangıcının ise alacağın muaccel olduğu tarih olduğu, TTK'nun 1446/1. maddesinde sigorta ettirenin rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildireceğinin hükme bağlandığı, TTK'nun 1427. maddesinde ise sigorta bedelinin rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her halde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan 45 gün sonra muaccel olacağının belirtildiği, aynı maddenin 4. bendinde ise borç muaccel olunca sigortacının ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşeceğinin düzenlendiği, eldeki davada hasara konu olay 25/06/2019 tarihinde meydana gelmiş olup, ihbar tarihine ilişkin dosya kapsamında bir açıklık yok ise de, dosya arasında mevcut 30/07/2019 tarihli ekspertiz raporu içeriğine göre en geç 01/07/2019 ekspertiz talep tarihi itibariyle hasarın ihbar edildiğinin kabulü gerektiği ve buna göre sigorta bedelinin 45 günlük sürenin sona erdiği 16/08/2021 tarihi itibariyle muaccel olduğu, buna göre 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan davacı tarafından 26/05/2021 tarihinde Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2021/6676 sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığı ve TBK'nun 154/2. maddesi uyarınca icra takibi yapılması ile zamanaşımı süresinin kesildiği, davalının zamanaşımı savunmasına itibar edilmediği, alacağın 16/08/2021 tarihi itibariyle muaccel olduğu, bu tarih itibariyle davalının temerrüte düştüğü, dava konusu aracın kullanım amacı gözetilerek avans faizi işletilmesine karar verileceği, davacının ekspertiz ücreti talebinin yargılama giderlerine dahil edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 24.476,20 TL bakiye hasar bedelinin 16/08/2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine  karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hasar dosyasında mevcut olmayan, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulduğuna dair belgenin mevcut olduğunun kararda yer aldığını, verilen kararın hatalı bulunduğunu, davalı ... şirketi tarafından gönderilen hasar<br>dosyası münderecatında ki ibraname de fazlaya ilişkin hakları saklı tutulduğuna dair bir ibare bulunduğunu, kasko sigorta poliçesi, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince taraflar arasında hür iradeleri ile düzenlenen poliçeler olup, KTK'nun 11. maddesi hükümlerine tabi olmadığını, davacının hür iradesi ile pert total mutabakatını imzaladığını, herhangi bir şekilde fazlaya ilişkin dava haklarını saklı tutmadığını, KTK'nun 111. maddesinin kasko sözleşmelerinde uygulanamayacağının Kanun incelendiğinde görüleceğini, davacı sigortalının tacir olup poliçe şartlarını kabul ettiğini, poliçe de mevcut kloz ve muafiyetler taraflarca serbest sözleşme ilkesi gereğince iyi niyet ilkesi çerçevesinde belirlendiğini, tüm rent a car poliçeleri rent a car işi ile uğraşan tacirlere yönelik hazırlanmış olup, günün ekonomik şartlarında tüm bu işle iştigal eden tacirler bu poliçelerin muafiyetler ile daha uygun olduğunun bilindiğini, bilirkişi incelemesi ile yapılan rayiç ve sovtaj değerlendirmesinde hasar dosyası hasar kaydı olan 63.940,00 TL hasar kaydı değerlendirilmediğini, aracın kiralama aracı olması piyasa da daha düşük araçların aynı özelliklerdeki araçlardan daha düşük bedele gideceği aşikar iken ve yüksek hasar kaydı dikkate alınmadan anılı hasar dikkate alınmadan değerlendirildiğini, dosyaya sunulu tramer kayıtlarının tekrar incelenmesinin talep edildiğini, dosyaya sunulan kayıtlarda yüksek hasar kaydı olmasına rağmen yokmuş gibi değerlendirilerek rapor düzenlendiğini, somut ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu ile mahkemenin karar verdiğini, hasar dosyasında mevcut tramer kayıtları ve hasar değerlerinin belirtildiğini, dava belirsiz alacak davası olarak nitelendirilemeyeceğini, zaman aşımı itirazı yönünden yapılan hükümdeki ret gerekçesinin ise tamamen yanlış olduğunu, dava basit yargılama ilkesi gereğince yargılamanın yürütülmesi gerekir iken dava dilekçesi delil listesinde olmayan bir delilin davacı tarafından mahkemeye sunulduğunu, sunulan delile muvafakatleri olmadığının bildirilmesine rağmen mahkemenin delili kabul ederek değerlendirme yaptığını, davacının açmış olduğu dava tarihi itibari ile zamanaşımının gerçekleştiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tKasko sigorta poliçesi, yargılama aşamasında makine mühendisi ve sigorta eksperi bilirkişi heyetinden alınan 06/12/2021 tarihli kök, 15/03/2022 havale tarihli birinci ek, 13/09/2022 tarihli ikinci ek rapor, kasko ekspertiz raporu, sigortalı araç ruhsatı, pert total ve rayiç bedel mutabakatı, hasar tazminat ödemesi makbuz, ibraname ve temliknamesi, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü müzekkere cevabı, ödeme dekontları, hasarlı araç fotoğrafları, sigortalı araç Kabis kaydı, kira sözleşmesi, kaza tespit tutanağı, sovtaja ilişkin araç satış sözleşmesi, ... Sigorta A.Ş. müzekkere cevabı, sigortalı aracın önceki hasarlarına ilişkin tespit raporu, Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2021/6676 sayılı icra takip dosya sureti dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\tDavacının imzasının yer aldığı bila tarihli pert total ve rayiç bedel mutabakatı, hasar tazminat ödemesi makbuz, ibraname ve temliknamesinden sigortalı aracın pert total işlemine tabi tutulması ve rayiç bedelinin 45.000,00 TL, sovtajın 33.338,00 TL, muafiyetin 900,00 TL, bakiye ödenecek miktarın 10.762,00 TL olduğu kabul edilerek davacı tarafından fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak imzalandığı anlaşılmıştır. <br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi kök raporunda, sigortalı aracın pert total olduğu, araçta 64.741,86 TL hasar oluştuğu, aracın rayiç değerinin 75.000,00 TL bulunduğu, sovtaj satışının 33.338,00 TL, davalının ek ödemesinin 10.762,00 TL olduğu, ödenen 41.662,00 TL mahsup edildiğinde davacının bakiye zararının 24.476,20 TL bulunduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tİtiraz üzerine alınan birinci ek raporda, araç rayiç değerinin 75.000,00 TL olduğu, kasko sigorta poliçesindeki %2 genel muafiyet klozu gereğince 1.500,00 TL mahsup edildiğinde kalan miktarın 73.500,00 TL bulunduğu, poliçedeki onarılmış pert araç klozu nedeniyle %40 muafiyet uygulandığında 29.400,00 TL mahsup edilmesi gerektiği, kalan rayiç bedel olan 73.500,00 TL'den 29.400,00 TL mahsup edildiğinde 44.100,00 TL kalacağı, bu miktarın davacıya ödendiği, davalının poliçeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiği tespit edilmiştir. <br>\tAlınan ikinci ek raporda, araç rayiç değerinin 75.000,00 TL olduğu, kasko sigorta poliçesindeki %2 genel muafiyet klozu gereğince 1.500,00 TL mahsup edildiğinde kalan miktarın 73.500,00 TL bulunduğu, sovtaj ve bakiye ödenen miktarın toplam 44.100,00 TL olduğu, bu miktar mahsup edildiğinde 29.400,00 TL bakiye alacak bulunduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tKasko sigortalı aracın önceki hasarına ilişkin 28/06/2018 tarihli tespit raporunda, sigortalı araçta 44.624,31 TL hasar oluştuğu tespit edilmiştir. <br>\tKasko sigorta poliçesinde genel muafiyet klozunda her bir kasko hasarında poliçede yer alan diğer muafiyetlerden bağımsız olarak aracın hasar tarihindeki rayiç değeri üzerinden %2 muafiyet uygulanacağı, onarılmış pert araç klozunda, poliçe vadesinden önce tam hasara uğrayan ve sigortacıya bildirilmeyen aracın sigorta süresi içinde tam hasara uğraması halinde rayiç değer üzerinden %40 muafiyet uygulanacağı hükme bağlanmıştır.<br>\tAnkara 3. İcra Müdürlüğünün 2021/6676 sayılı icra takip dosyası ile, alacaklı ... tarafından borçlu SS. ... Sigorta Kooperatifi aleyhine 24.376,20 TL asıl alacak olmak üzere toplam 31.288,35 TL bakiye alacağın tahsili talebiyle 26/05/2021 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmıştır. <br>\tDavacı yan kasko sigortalı aracın trafikte seyir halinde iken karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, oluşan zarardan davalının sorumlu olduğunu, davalının eksik rayiç bedel ödediğini iddia etmiş, davalı yan ise yapılan ödeme ile sorumluluğun sona erdiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi ikinci ek raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tTaraflar arasında davacının aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığı, dava konusu trafik kazası sonucu sigortalı aracın ağır hasara uğradığı, davalı tarafından davacıya 10.762,00 TL ödendiği, sovtajın satılması yoluyla davacıya 33.338,00 TL ödendiği, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak ibranameyi imzaladığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, kasko sigortalı aracın pert total olması nedeniyle kaza tarihi itibarıyla rayiç değerinin ne kadar olduğu, davalının araç rayiç değerini düşük tespit ederek davacıya eksik ödeme yapıp yapmadığı, eksik ödeme var ise miktarı ve davacının davalıdan bu bedeli talep edip edemeyeceği, uygulanması gereken muafiyet klozları hususlarından kaynaklanmaktadır.\t<br>\tDavalı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde; 6102 sayılı TTK'nun 1421. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu, anılan yasanın 1409. maddesinde, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiştir. <br>\tKasko Sigortası Genel Şartlarının B.3.3.1.2. maddesinde; \"onarım masraflarının sigortalı taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşması ve aynı zamanda eksper raporu ile taşıtın onarım kabul etmez bir hale geldiğinin tesbit edilmesi durumunda, araç tam hasara uğramış sayılır. Aracın tam hasara uğraması halinde, sigortacının azami sorumluluk haddini geçmemek üzere, hasar anındaki sigorta değeri ödenir. Bu durumda aracın Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin ilgili maddesi hükümleri doğrultusunda hurdaya ayrıldığına dair hurda tescil belgesi sigorta şirketine ibraz edilmeden araç sahibine sigorta tazminatı ödenmez. Değeri tamamen ödenen araç ve aksamı, talep ettiği takdirde sigortacının malı olur.\" hükmüne yer verilmiştir.<br>\tDavacı yanca, davalı ... şirketince ödenen hasar bedelinin pert total işlemine tabi tutulan sigortalı aracın piyasa değerinin altında kaldığı ve bu nedenle eksik ödeme yapıldığı iddia edilerek işbu dava açılmıştır. <br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi ikinci ek raporunda sigortalı aracın olay tarihindeki ikinci el rayiç değeri 75.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Anılan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece sigortalı aracın pert total işlemine tabi tutulduğu, tam hasara uğrayan sigortalı araç nedeniyle davalının yaptığı ödeme ile davacının zararının giderilmediği, davacının davalının ödemesiyle karşılanmayan zararının bulunduğu, alınan bilirkişi ikinci ek raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu, mutabakatnameyi ihtirazi kayıt ile imzalayan davacının eksik ödenen bedeli davalıdan talep edebileceği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygundur. <br>\tÖte yandan, davacının imzasının bulunduğu ibranamede davalı ... şirketi tarafından 45.000,00 TL rayiç bedel üzerinden %2 muafiyet klozu uygulanarak 900,00 TL mahsup edilerek sovtaj ve bakiye bedel tespit edilmiştir. Yapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere ibranamede davalı tarafından uygulanan tek muafiyet klozu kasko sigorta poliçesinde yer alan %2 genel muafiyet klozudur. <br>\tDavalı yan yargılama aşamasında ise, sigortalı araca ilişkin kasko sigorta poliçesinde yer alan onarılmış pert araç klozu uygulanarak rayiç değer üzerinden %40 muafiyet uygulanmasını talep etmiştir. <br>\tDavacıya ait araca ilişkin düzenlenen kasko sigorta poliçesinde onarılmış pert araç klozunda, poliçe vadesinden önce tam hasara uğrayan ve sigortacıya bildirilmeyen aracın sigorta süresi içinde tam hasara uğraması halinde rayiç değer üzerinden %40 muafiyet uygulanacağı hükme bağlanmış ise de, davacı aracının poliçe vadesinden önce tama hasara uğradığı, sigortacıya bildirilmediği, daha sonra işbu dava konusu kazanın meydana geldiğine ilişkin somut bir delil bulunmamaktadır. Davacı aracı işbu dava konusu kazadan önce karıştığı trafik kazası nedeniyle hasar kaydı bulunmakta ise de, anılan hasar tam hasar niteliğinde bulunmadığı gibi aracın tam hasara uğrayarak davacıya bildirilmeyen bir hasar durumu bulunduğuna ilişkin bir bilgi ve belge dosyada yer almamaktadır. Nitekim davalı tarafından da işbu dava tarihinden önce düzenlenen ibraname kapsamında davacıya eksik rayiç bedel ödemesi yapıldığı sırada onarılmış pert araç klozu uygulanmamış, sadece genel muafiyet klozu uygulanmıştır. <br>\tBu durumda mahkemece, kasko sigorta poliçesinde yer alan pert araç klozunun somut olayda uygulanma koşullarının oluştuğuna dair bir bilgi ve belge bulunmadığı, davacı aracındaki önceki hasarların tam hasar niteliğinde olmadığı gözetilerek anılan klozun uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tDavalı vekilinin zaman aşımına yönelik istinaf itirazları incelendiğinde; kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan davalar, TTK'nun 1420/1. maddesi gereğince iki yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Nitekim, zamanaşımı süresinin iki yıl olduğuna ilişkin bu düzenlemeye, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının C.10. maddesinde de aynen ve açıkça yer verilmiştir. <br>\tİki yıllık zamanaşımı süresinin  başlangıcı ise alacağın muaccel olduğu tarihtir. Zarar sigortalarında, alacağın muaccel olduğu gün, sigortalının rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği günden itibaren başlayan beş iş günü olan ihbar süresinin son günüdür.<br>\tKTK'nun 109. maddesinin ilk fıkrasında, yine bir haksız eylem niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin tabi bulunacağı zamanaşımı süresi yönünden Türk Borçlar Kanunun'daki haksız fiil düzenlemesinden farklı, özel bir hüküm getirilmiş; bu tür tazminat talepleri için açılacak davalar yönünden zamanaşımı süresi iki yıl olarak belirlenmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, davanın cezayı gerektiren bir eylemden doğması ve ceza kanununun bu eylem için daha uzun bir dava zamanaşımı süresi öngörmesi halinde, bu sürenin maddi tazminat talebiyle açılacak davalar için de geçerli olacağı hükme bağlanmıştır.<br>\tKTK'nun 109/2. maddesindeki uzamış ceza davası zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için, tedavi giderleri ve/veya ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemi gibi, yaralama veya ölüm ile ilişkili bir olaydan (dolayısıyla haksız eylemden) zarar gören tarafın açtığı bir dava olması gerekir. Kasko sigortası nedeniyle maddi tazminat talebinin dayanağı ise, sigorta ettiren ve sigortacının tarafı olduğu sözleşmedir.  Anılan hükümde geçen \"maddi tazminat talepleri\" kavramı ile kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan araç hasarına ilişkin davadaki maddi tazminat talebinin ilişkilendirilmesi mümkün değildir. KTK'nun 109/2. maddesi kapsamında haksız eylem nedeniyle zarar gören üçüncü kişi veya kişiler, zararlarının karşılanması bakımından zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında sigortacıya başvuruda bulunabilirlerse de, kasko sigorta sözleşmesine dayalı olarak hiçbir zaman “sigortacı kasko şirketine”, hukuki sorumluluğuna dayanarak başvuramazlar. <br>\tHaksız eylemin özel bir türü olarak düzenlenen KTK'nun 109/2. maddesindeki yaralamadan veya ölümden dolayı zarar gören üçüncü kişilerin alacak hakkı yönünden açılacak davalarda, haksız eylem aynı zamanda ceza kanunu bakımından suç oluşturmakta ve daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmekte ise, uzamış ceza davası zamanaşımı süresi uygulanabilir ise de, kasko sigorta sözleşmesine dayalı tazminat davaların bu madde kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, uzamış ceza davası zamanaşımı süresi  uygulanamayacaktır. Bu durumda kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan ve araç hasar bedeli, araç mahrumiyet zararı istemine konu tazminat taleplerinde uygulanacak dava zamanaşımı süresi iki yıldır (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 13/02/2019 tarih ve  2016/10047 Esas 2019/1448 Karar sayılı ilamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/12/2010 tarih ve 2010/17-664 Esas 2010/689 Karar sayılı içtihadı).<br> <br>\tÖte yandan, yargı kararlarında ve öğretide kısmi davada dava edilmeyen alacak kesimi için, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmuş olmasının zamanaşımını kesmeyeceği kabul edilmektedir. Kısmi dava açılması halinde zamanaşımı alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktarı için kesilir (Hukuk Genel Kurulu'nun 20.3.1968 gün  ve 9/210 E., 151 K.; 23.11.1966 E.T/593, 296 K.; 3.7.2002 gün ve 2002/9-564 E., 572 K. sayılı ilamları). <br>\tYukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olaya gelindiğinde, taraflar arasında akdedilen kasko poliçesi uyarınca davacının aracı kasko poliçesi teminatı altında olup, zarara konu olay 25/06/2019  tarihinde meydana gelmiştir.<br>\tDavacının kasko sigorta tazminatı talebi, KTK'nun 109/2. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, eldeki davada uzamış ceza davası zamanaşımı süresi uygulanamayacaktır. Bir başka anlatımla somut olayda dava zamanaşımı süresi alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yıldır. <br>\tTTK'nun 1446/1. maddesinde sigorta ettirenin rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildireceği hükme bağlanmıştır. Kasko sigortası genel şartları B.1. maddesinde ise sigorta ettiren rizikonun gerçekleşmesi halinde rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren en geç 5 iş günü içinde sigortacıya bildirim yapmakla yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Sigorta ettirenin ihbar yükümlülüğüne ilişkin yasada açık bir süre belirlenmeyip gecikmeksizin bildirim yapma yükümlülüğü düzenlenmişken kasko sigortası genel şartlarında bu süre açıkça en geç 5 iş günü olarak hükme bağlanmıştır. Bu durumda somut olayın özelliğine göre sigorta ettirenin lehine olan en geç 5 iş günü ihbar süresinin tazminat alacağının muacceliyeti ve bu kapsamda zamanaşımı süresinin değerlendirilmesinde gözetilmesi gerekecektir. <br>\tTTK'nun 1427. maddesinde ise sigorta bedelinin rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her halde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan 45 gün sonra muaccel olacağı belirtilmiş, aynı maddenin 4. bendinde borç muaccel olunca sigortacının ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşeceği belirtilmiştir (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 13/11/2017 tarih 2016/19039 Esas 2017/10425 Karar, 01/03/2018 tarih 2017/1161 Esas 2018/1453 Karar).<br>\tSomut olayda kaza tarihi 25/06/2019 ile dava tarihi 21/01/2020 tarihi arasında 2 yıllık zaman aşımı süresi dolmadığı gibi, davacı tarafından bakiye zarara ilişkin daha sonra ıslah edilen alacağının tahsili talebiyle yargılama aşamasında, 2 yıllık zaman aşımı süresi dolmadan, 26/05/2021 tarihinde Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2021/6676 sayılı icra takip dosyasını başlatmıştır. İcra takibi başlatılması zaman aşımını kesecektir.  <br>\tBu durumda mahkemece, zaman aşımı süresinin dolmadığı gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\tÖte yandan, mahkeme karar gerekçesinde temerrüt tarihi 16/08/2021 olarak yazılmış ise de, 01/07/2019 ekspertiz talep tarihinden itibaren 45 gün ilave edilmesi gerektiği belirtildiğinden anılan tarihin maddi hata niteliğinde olduğu, hüküm kısmındaki 16/08/2019 temerrüt tarihi ile çelişki oluşturacak nitelikte bulunmadığının bu nedenle de ilk derece mahkemesince maddi hatanın her zaman düzeltilebileceğinin kabulü gerekmiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Alınması gerekli olan 1.671,96 TL istinaf karar harcından peşin alınan 418,00 TL nispi harcın mahsubu ile bakiye 1.253,96‬ TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 10/07/2025 <br><br>Başkan - ...             Üye - ...                   Üye -  ...                Zabıt Katibi - ...<br>...     ...  ...   ... <br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"32059f1aeff02b05","SID":"626f635d2ae81661"}}